Bu iki alıntıdan benim anladığım "Metada Somutlaşan Emeğin İki Yönlü" bir niteliği olduğu.
Aynen öyle. Aldığım çok kısa notlarda şöyle yazmışım: Bu da [Değindiğin, metada somutlaşan emeğin iki yönü, soyut ve somut emek]Grundrisse'te geliştirdiği büyük buluş sayesinde, yani hem üretilen metaların değişim değeri ve kullanım değeri olarak ayrılması hem de metaların meta ve para olarak ayrışmasının zorunlu, mantıksal sonucudur.
Bir sonraki adımda, benim anladığım kadarıyla, şöyle bir durum ortaya çıkıyor: Metaların niteliksel özdeşliği ve niceliksel farklılığı arasında oluşan çelişki, mübadele aşamasında yukarıdaki ikinci sonuçla çözülüyor. Yani metaların niteliksel özdeşliği kavramı aslında ekonomik faaliyet olarak mübadelenin varlığına aykırı bir durum ortaya çıkartıyor. Mübadelenin olabilmesi farklı kullnaım değerlerine sahip, farklı gereksinimleri karşılayan metaların değişimine bağlıdır. Dolayısıyla metaların niteliksel aynılığını ifade eden değişim değeri ile kullanım değeri arasında bir çelişki ortaya çıkar. Bu çelişki de metaların meta ve para olarak ayrışmasıyla çözülür. Benim için zor olan da bu ikinci süreç. Yukarıda dikkat çekmeye çalıştığım, Marx'ın ilk çalışmalarına para dolaşımı ile başlaması ve ardından değer ve artı-değere geçişi de bununla ilişkili olmalı aslında. Her metanın mübadelede çelişki yaratan niteliksel özdeşliğini çözecek olan para ile mübadele edilebilir olmasıdır. Yani para meta için bu ikinci sürecin sonunda aldığı şekille nihai bir değer ifadesidir.
Ama burada da çelişki bitmez. Yeni çelişkiler türer. Şöyle açıklıyor Marx (birebir alıntı değil, anladığımı not etmişim): Para mübadele sürecinin aracı olmaktan çıkar, metanın değişim değerini temsil etmesi gerekirken metayı değişim değerinden koparır, bir amaç halini alır."
Konu emeğin ikili yönüydü. Emeğin ikili niteliğini ortaya çıkaran bu iki önemli süreç işte Grundrisse'te ele alınıyor. Bu iki sürecin sonucunda da Marx'ın değer teorisinin özü olan ve onu Ricardo'dan geri dönüşsüz koparan emeğin ikili niteliği, Marx'ın Engels'e Kapital için yazdığı mektupta belirttiği gibi, teorisinin en önemli özgül kısmıdır:
"The best points in my book are: 1. (this is fundamental to all understanding of the facts) the two-fold character of labour according to whether it is expressed in use-value or exchange-value, which is brought out in the very First Chapter; 2. the treatment of surplus-value regardless of its particular forms as profit, interest, ground rent, etc."
www.marxists.org/archive/marx/works/1867/letters/67_08_24.htm
Senin alıntıda belirttiğin gibi, duvarcı, eğirici ya da başka türden bir emek yani niteliğinden bağımsız, yalnızca ve yalnızca nicelik olarak farklı, soyut emek; terzicilik, dokumacılık örneğinde verdiği gibi nitelik olarak farklı somut emek. Bu somut emeğin toplumsal niteliği özel mülkiyet altında direkt olarak bulunmaz. Somut emeğin, yani özel emeğin toplumsallaşması, belirli bir üretim faaliyetinden sıyrılması ve genel olarak insan emeği halini almasıysa soyut emeğe dönüşmesiyle mümkün olur. Fakat soyut emek insan emeğinin doğal bir özelliği olarak ortaya atılmıyor. Vurgulamak gerekir ki tamamen meta üretimi kategorizasyonuyla ilişkili bir kavram, bir soyutlama. Yoksa kapitalist üretim biçiminin dışındaki toplumsal üretim düzenlerinde her somut bireysel, özel emek aynı zamanda toplumsal emek kabul edilir. Soyut emek kavramıyla, artık duvarcı ve eğiricinin emeği toplam toplumsal emeğin yalnızca birer parçasıdır.