|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
Grundrisse
|
BAŞLIK: Grundrisse Kapital'e Karşı
Grundrisse Kapital'e Karşı 20 Tem 2009 09:00 #2555
|
M.Nicolaus, Grundrisse'nin İngilizce çevirisine güzel ve uzun bir önsöz yazmış. Benim dikkatimi çeken ve paylaşmaya değer bulduğum iki konu var bu önsözde: İlki, bu mesajın konusu olan Kapital ile Grundrisse arasındaki ilişki, diğeri ise başka bir mesajda vereceğim Marks'ın Hegel'den aldıkları ve yöntemde ayrıldıkları noktalar.
Alıntılar maalesef İngilizce olacak. *** They [Grundrisse, E.O] cast a fresh light on the inner logic of Capital, and are a sourcebook of inestimable value for the study of Marx's method of inquiry. Ve burada Grundrisse'yi okumamız için gerekli en büyük nedeni buluyoruz: The beauty of first drafts generally, and of this one in particular, is that one may see, by their evidence, something of how their author worked out in his mind the ideas which later take the form of ready-made, polished, quotable conclusions. In every science there is a difference between the method of working and the method of presentation. It is the difference of form between the laboratory and the lecture hall. Very little about the physical world, say, would be widely understood if the only 'presentation' of results came in the form of a film or diary displaying the scientist working. Conversely, relatively less would be understood about the scientific method of working if the only source of knowledge about it were papers presenting results. In this respect, the Grundrisse is unique. No other published text from this period of Marx's life allows so direct an inquiry into his most important achievement and legacy, namely his method of working. The manuscript 'comes like a veritable revelation'; it 'introduces us, so to speak, into Marx's economic laboratory and lays bare all the refinements, all the complex bypaths of his methodology' (Rosdolsky). The Grundrisse is the record of Marx's mind at work, grappling with fundamental problems of theory. This is the manuscript's most valuable distinguishing characteristic. The inner structure [of Capital, E.O] is identical in the main lines to the Grundrisse, except that in the Grundrisse the structure lies on the surface, like a scaffolding, while in Capital it is built in; and this inner structure is nothing other than the materialist dialectic method. In the Grundrisse the method is visible; in Capital it is deliberately, consciously hidden, for the sake of more graphic, concrete, vivid and therefore more materialist-dialectical presentation...What is not visible in, cannot be understood directly from, Capital is the method of working by which the whole was built. The fact that much content in the Grundrisse is not carried over into Capital - particularly the directly, outspokenly 'revolutionary' passages - is due precisely to the requirements of the method of presentation employed in Capital. Very little is stated in the latter work, especially its first volume, which is not embedded in several layers of historical illustration and documentation. The point on which the effect of the work crucially depended was its acceptance by the most conscious elements among the working class, directly, without requiring to be filtered down through professional economics journals of the bourgeoisie. To achieve this effect, the presentation had above all to be concrete. Unfortunately there were in 1867 no examples in history of a successful proletarian revolution to employ as illustration and documentation for the 'revolutionary passages'. The Grundrisse and Capital I have opposite virtues of form. The latter is the model of the method of presentation, the former the record of the method of working. To imitate the Grundrisse as a 'style' of presentation would be an absurd affectation. The fact that one can read the Grundrisse at all today, and understand it, is due solely to Marx's labours in working its basic concept out, in presenting the content in a form accessible to a public in a position to act on it. Sonuç olarak; Grundrisse, bizi Marks'ın kafasının içine, 'ekonomi laboratuarı'na götürecek. 'Çalışma yöntem'inin ne olduğunu anlamanın çok önemli olduğu açık. Engels'in Katkı'nın başında sorduğu "Bilim nasıl yapılır?" sorusunun mükemmel bir örnekle verildiği çok ayrıntılı bir cevabıdır demek ki Grundrisse.. |
|
|
Cvp:Grundrisse Kapital'e Karşı 20 Tem 2009 13:41 #2558
|
Bu karşılaştırmada sözü biraz da Negri'ye verelim;
Grundrisse'nin taslağında biçimsel olarak öngörülmüş olan ücret üzerine bu özel cilt, yine Grundrisse' de işçi sınıfı ve devrimci öznellik kavramlarıyla ilişkilendirilen ücret kavramı. Bu bağlantıları gerçekten Kapital'in birinci cildinde bulabilir miyiz? Bu soruyu yanıtlamalıyız. Hemen söyleyelim, çok ünlü yorumcular tarafından genellikle izlenen yol bize doğru gelmiyor. Hazırlık taslaklarında ileri sürüldüğü gibi, Marx'ın tematik bütünlüğü içinde Kapital sadece bir bölüm ve temel olmayan bir bölüm olamaz mı? Tam olarak geliştirilmiş tek bölüm olması nedenıyle aşırı değer verilmiş ve bundan daha basit nedenlerle, kısmi doğası yüzünden, sınırlandırılıp Marx'ın çalışmasının bütününün ruhuna göre temel olarak yetersiz kalan bır yorum alanına sürülmüş bir bölüm olamaz mı? Marx'ın tüm elyazmalarını elınde tutan Kautsky Einletung'u (Grundrisse'nin Giriş bölümü. Ö.K.) 1903'te (Neue Zeit, XXI, ı) yayımladı (kaba yanlışlarla), fakat Grundrisse'nin geri kalan bölümlerini yayımlamadı. Bu bir rastlantı olabilir mi? Belkı. Ama devrımcı hareketin içinde gelişen olaylar daha ziyade karşıtını doğruluyor. Gerçek şudur ki, Grundrisse, sadece Kapital'in kuruluşu üzerine dilbilimsel açıdan çalışmak için kullanılabilecek bir metin değildir; aynı zamanda "yaklaşan kriz" in yarattığı devrimci olanakların taktiri ile bu krizle karşılaşan işçi sınıfının komunıst eylemlerini uygun biçimde sentezlemeye yönelik teorik iradeyi birleştiren politik bir metindir; Grundrisse işte bu ilişkinin dinamiklerinin teorisidir. Grundrisse'yi okumak bizi Marx ın dıger metinleri ile özellikle Kapital'le türdeşliğinden çok, farklılıkları üzerinde düşünmeye zorlar. Tersine belki de Kapital, Marx'ın analizinin gerçekten sadece bir bölümüdür. Az ya da çok önemli olsun, her durumda Kapital'in etkililiği, kategorik olarak sunuluşu yüzünden genellikle sınırlandırılır ve dönüştürülür. İtalyan yoldaşlarımız, Kapital' de "yöntemin büyüleyiciliği"nin yetersiz olduğunu fark ettiler ve bunun "araştırmayı kapadığı" sonucuna· vardılar. Kapital'de kategorilerin nesnelleştirilmesi, devrimci öznelliğin eylemini kapatır. Peki Grundrisse -bunu daha sonra kısaca göreceğiz- devrimci öznelliğe adanmış bir metin değil midir? Grundrisse, Marksist geleneğin parçaladığı şeyi, yani işçi sınıfının öznelliğinin stratejik projesi ile kuruluşun birliğini yeniden kurmaz mı? Diğer metinler Marx'ı parçalayıp tek taraflı tanımlamalara tabi tutarken Grundrisse Marx'ı bir bütün olarak sunmuyor mu? Negri'nin temel duruşu ortaya çıkıyor; mekanik materyalist, "bilimci"/"pozitivist" ortodoks pozisyona karşı, iradeciliğe, "kurucu praksise", devrimci failin öznelliğine vurgu. Negri Marx'taki bu yönleri öne çıkarmaya çalışırken, ortodoks marxistler Marx'taki, belirlenimci, determinist, teleolojist Hegelci yöne vurgu yapar; bu ortodoks poizsyona göre işte tarihin zorunlu, kaçınılmaz bir mantığı vardır -Herşey Mutlak Tinin kademe kademe kendini realize etmesinin aşamalarıdır- vs. Marx'taki Hegel'e karşı Negri Spinoza/Nietzsche/Deleuze çizgisinden geliyor. Yukarıda yazdıkları bu teorik kökenleri gözönüne alınırsa daha iyi anlaşılabilir. Örneğin devrimci failin öznelliğine, kurucu pratiklerin merkeziliğine vurgu bende Nietzsche'nin "Will To Power"/Güç İstenci'ni çağrıştırıyor. Keza ne kadar doğru olur bilmiyorum ama Negri'nin sınıf savağımı algılayışı bende Nietzsche'nin reaktif güç vs. aktif güç, yani tepkisel negatif güç vs. olumlayıcı, affirmative, pozitif güç (Will To Power) ayrımını çağrıştırıyor. Nietzsche'nin güç analizinin politik çağrışımları açısından iki mükemmel kitap var; Biri Deleuze'ün "Nietzsche" monografisi, diğeri Michael Hardt'ın "Deleuze: Felsefede Bir Çıraklık" kitabı. Negri'nin Spinoza üzerine yine koca bir kitabı var: "Yaban Anomali". Bu kitaba yazdığı önsözde de Michael Hardt, Spinoza'daki kurulu güç / kurucu güç (Constituted Power / Constituent Power ) ya da İngilizce'ye ancak Power/power diye çevrilen ayrıma gönderme yapar. (Latincesi Potestas/potenza). Devrimci fail, kurulu güç -Potestas/Power/Constituted Power- karşısında sürekli eylemde bulunan "kurucu güç"tür -Potenza/power/constituent power. Spinoza'nın bu Potestas/Potenza ayrımı üzerine Hardt'ın önsözü şurda bulunabilir; http://www.generation-online.org/p/fpnegri17.htm. İşte Negri'nin bu bağlamda Grundrisse ve Kapital'i karşı karşıya getirip, ilkinde kurucu gücün -potenza-nın dile getirilişini görürken, ikincisinde bir nevi çökelmenin, bir kriztalize olmanın ifade bulduğunu düşündüğünü sanıyorum. Ki yine Negri'deki Spinoza'cı/Nietzsche'ci perspektife göre, kurucu güç bile dinamizmini, devrimci öznelliğini kaybederse nesnelleşir, çökelir ve kurulu güç haline gelir. Kapital için bunu söylemek yersiz olsa bile, Kapital'in ve Genel Olarak marxismin ortodoks marxistler arasında yaygın olan algılanışında yaşananın şahsen ben tam da bu olduğunu düşünüyorum. Onyıllardır süren marxist tıkanmanın kökeni de belki de bu; teorinin kurucu güç olma özelliğini kaybedip çökelmesi, yani kendi paradigması içinde kurulu güç haline gelmesi. Yalnız bu tabloda bir türlü kavrayamadığım temel bir sorun var; Spinoza bildiğimiz kadarıyla olumsallığı kategorik olarak mutlak anlamda dışlayan bir filozof. Panteist evreninde, bir yaprağın kımıldaması bile zorunlu yasalara göre olur. Evrende olumsal olarak meydana gelen tek birşey yoktur. Spinoza bu. Negri Spinoza'cı. Peki iradeceliğe, kurucu pratiğe bu kadar vurgu yapan birinin öncülü nasıl olur da olumsallığı mutlak olarak rededen bir filozof olur? Bu da yıllardır kafamda açık duran bir sorudur. Tembelliğimden oturup anlamak için hiçbir şey yapmıyorum.. Umarım e-HayalEt'teki bu tür tartışmalar vesile olur da benim yıllardır devam eden merağım da son bulur. |
|
|
Cvp:Grundrisse Kapital'e Karşı 20 Tem 2009 15:35 #2559
|
Negri'yi hiç okumuşluğum yok. Yalnız, daha önce de söylediğim gibi çok farklı bir Marks okuması yapıyor. Önder'in yazısı benim için Negri'nin nasıl düşündüğünü anlama yolunda iyi bir adım oldu.
Hazırlık taslaklarında ileri sürüldüğü gibi, Marx'ın tematik bütünlüğü içinde Kapital sadece bir bölüm ve temel olmayan bir bölüm olamaz mı? Tam olarak geliştirilmiş tek bölüm olması nedenıyle aşırı değer verilmiş ve bundan daha basit nedenlerle, kısmi doğası yüzünden, sınırlandırılıp Marx'ın çalışmasının bütününün ruhuna göre temel olarak yetersiz kalan bır yorum alanına sürülmüş bir bölüm olamaz mı? Negri bence fazla zorluyor. Grundrisse 1857-58 yıllarında yazılıyor. 1867'de Kapital'in birinci cildi çıkana kadar Marks, bu elyazmasının üzerinde epey oynuyor. Başlangıçta amacının altı ciltten oluşan bir Ekonomi Politiğin Eleştirisi yazmak olduğunu biliyoruz ama sonra değişiyor. Velhasıl o ham malzeme, Kapital'e dönüşüyor (Rosdolsky bütün bunları, 'Making of Marx's Capital' kitabında, 'Structure of Marx's Work' bölümünde enine boyuna anlatıyor.) Öte yandan bu, hiç önemli değil. Grundrisse'nin sonraki bir eser için alınan notlar olması onun tek başına değerlendirilmesine neden engel olsun? Negri'nin yaptığı da bu bence, ama Kapital'e "temel olmayan bir bölüm" demek biraz fazla olmuş. Batılı Marksist düşünürlerin tabi elinde SSCB gibi Çin gibi deneyimler var. Sadece Marks'ın yazdıkları değil, Marks'tan ilham aldığını söylenen sistemlerin yalpalaması ve çökmesi de onların etkilendiği bir şeydir zannederim. Son olarak da Hegel, Spinoza'ya karşı konusunda Negri'ye hak vermediğimi söyleyeyim. Grundrisse'nin Giriş'ini, yani altı üstü 27 sayfayı okudum, tüm yapıtı da Althusser'in 'sondaj yöntemi'yle bir test ettim In my method of working it has given me great service that by mere accident I had again leafed through Hegel's Logic - Freiligrath found some volumes of Hegel which originally belonged to Bakunin and sent me them as a present. |
|
|
Cvp:Grundrisse Kapital'e Karşı 20 Tem 2009 16:15 #2561
|
Negri'ye Hegel konusunda hangi açıdan hak veremediğini anlamadım Erkan.
Aktardığım pasajda Negri Hegel ilgili herhangi birşey söylemiyor. Marx'taki Hegel kökenlerine karşı Negri'deki Spinoza yorumlarını dile getiren benim. Ki ben de Marx'ta Hegel etkisi yok demedim tam aksine, ortodoks marxismde itiraz edilen yer Hegelci determinist etkilerdir dedim. Grundrisse'nin sonraki bir eser için alınan notlar olması onun tek başına değerlendirilmesine neden engel olsun? Burda da bir yanlış anlama var galiba. Negri de tamı tamına Grundrisse'nin bir elyazması, taslak metin olarak ele alınamayacağını, hatta önceki alıntılarımdan birinde söylendiği gibi, Kapital'den bile daha bütünsel, daha fazla "tek başına ele alınabilecek" bir eser olduğunu söylüyor. Negri'nin pek zorladığını sanmıyorum. Biliyoruz ki Kapital şu anda elimizde olandan çok daha kapsamlı, son derece tutkulu bir projeydi. Bu projenin başlangıçta planladığı kapsamda yapılamadığını, planın sürekli revize edildiğini okuyoruz. 6 ciltten, 3 cilte inmesi anlatılmak istenilenlerin tümünün bağlangıçta planlandığı gibi 6 cilte değil de 3 cilte sığdırılmasının başarılmış olması nedeniyle olduğunu sanmıyorum. Bu bir takım zorunlulukların dayatması sonucu da olabilir. Kaldı ki biliyoruz ki, mevcut 3 ciltten sadece ilkine Marx tarafından son hali verilmiştir. Engels ne kadar mükemmel ve aslına sadık bir derleme yapmış olursa olsun, bunun Marx'ın istediği gibi sonuçlandırılmış olduğunu asla bilemeyiz. Kesin bir olgu olarak önümüzde duran şey, Kapital denen devasa yapıta yazarı tarafından son hali verilememiştir. Ha bu Kapital'in büyüklüğüne gölge düşürür mü? Bence tabii ki düşürmez. Kapital, hala kapitalizm denen üretim biçimini en iyi çözümlemiş eserdir. Ancak mesele de bu, sanıyorum Negri'nin bahsettiği de bu; Kapital elimizde olduğu haliyle "çözümleyici" bir kitaptır. Araştırma nesnesini çözümler. Ama burdan bir politik program çıkmaz. 3.cilti okumadım, orda yapılıyorsa bilemem. Ama ilk iki cilt kapitalizmin ne olduğunu anlatır, nasıl aşılacağının günlük reçetelerini değil, oysa bugün karşımızda duran mesele bu. Başka bir ifadeyle sömürü mekanizmalarını bilimsel çözümlemelerle en ince detayına kadar serimlemiş olmak, kurtuluşun reçetesine yönelik somut bir politika önermez. Yani artı-değer analizinden, bugün yaşadığımız dünyada nasıl bir politik mücadele içinde olmamız gerektiğine dair, somut bir politik program ortaya konmaz. Arada ciddi bir dolayım vardır. Ki bu dolayım yüzünden tek bir marxism değil, bir marxismler çoğulluğu vardır. Belki de bu yüzden değil mi, "Kapital'i Politik Olarak Okumak" türü tercüme kitaplar yazılır. Buna karşın Grundrisse "politik" bir eserdir. 1857'nin somut bir kriz anında proleteryanın devrimci mücadelesinin mekanizmasını anlama yönünde bir çabadır. (Şimdiye kadar okuduğum ilk 50 sayfadan çıkardığım sonuç bu-Grundrise değil, Negri'nin kitabında). Bu kitapta çözümleyici değer analizleri, praksis ile bağlantıları içinde ele alınır. Negri'nin söylemek istediği, Grundrisse'nin bu anlamda başlangıçtaki o çok kapsamlı, 6 ciltlik orjinal planın "taslağıdır". Grundrisse, nasıl bir şey olacağını asla bilemeyeceğimiz, Marx 20 yıl daha yaşasaydı Kapital'e verceği son hal hakkındaki tek ipucudur. Ben böyle anladım. Elimizdeki Kapital, o daha kapsamlı Kapital'in temel olmayan bölümlerinin bitmiş halidir. Eğer yaşasaydı belki 5, 6 ciltlerde Grundrisse'de ele aldığı işin politik boyutuna girecekti.. Tabii bu söylediklerim sadece spekülasyon. Okuyup bakmak lazım. Tabii dileyen istediği gibi yaklaşır konuya ama ben Kapital'in bitmiş, son hali verilmiş herşeyi açıklayan, başka bir kaynak aramaya gerek bırakmayacak bir kitabı mukaddes gibi yaklaşmak istemiyorum. |
|
|
Cvp:Grundrisse Kapital'e Karşı 20 Tem 2009 17:11 #2562
|
Önder, altı ciltlik planın dört cilde indirilmesine karar veren Marks'ın kendisi. Yani beşinci ve altıncı ciltler diğer ciltlerin içinde içeriliyor. Dediğim gibi bunun hikayesi Rosdolsky'nin kitabında anlatılıyor. O kitaptan 'Structure of Marx's Work'u okuyup buraya alıntılamak benim ev ödevim olsun. O zaman Grundrisse'nin macerası daha iyi anlaşılacaktır.
Grundrisse'nin sonraki bir eser için alınan notlar olması onun tek başına değerlendirilmesine neden engel olsun? Burda da bir yanlış anlama var galiba. Negri de tamı tamına Grundrisse'nin bir elyazması, taslak metin olarak ele alınamayacağını, hatta önceki alıntılarımdan birinde söylendiği gibi, Kapital'den bile daha bütünsel, daha fazla "tek başına ele alınabilecek" bir eser olduğunu söylüyor. Yanlış anlama yok. Ben de zaten Grundrisse'yi Kapital'den tamamen bağımsız olarak ele alabiliriz demek istemiştim. Ama ilk iki cilt kapitalizmin ne olduğunu anlatır, nasıl aşılacağının günlük reçetelerini değil, oysa bugün karşımızda duran mesele bu. Başka bir ifadeyle sömürü mekanizmalarını bilimsel çözümlemelerle en ince detayına kadar serimlemiş olmak, kurtuluşun reçetesine yönelik somut bir politika önermez. Yani artı-değer analizinden, bugün yaşadığımız dünyada nasıl bir politik mücadele içinde olmamız gerektiğine dair, somut bir politik program ortaya konmaz. İnsanın insanı ezerek yamyassı ettiği bir dünyada yaşadığımız aşikar. Bunun kanıtlanması, tek Tanrının Sermaye olduğunun ispatı da çok önemli bir konudur. İşçiye sömürüldüğünün bilimsel bir yolla kanıtlanmasının politik bir amacı mutlaka vardır. Kaldı ki, Grundrisse de Kapital gibi "kapitalist üretim tarzının eleştirisini" yapmaz mı? Yani "politik olarak" okunması mümkün olan kitaplar ama işçi sınıfına bir politika önermek birincil işlevleri değil bence. Tabii dileyen istediği gibi yaklaşır konuya ama ben Kapital'in bitmiş, son hali verilmiş herşeyi açıklayan, başka bir kaynak aramaya gerek bırakmayacak bir kitabı mukaddes gibi yaklaşmak istemiyorum. Marks'ın Hegel'e bakışı neyse, tabi ki bizim Marks'a bakışımız da öyle olmalı, ama, kendi adıma konuşuyorum, aklımda sadece bir tortu varken, doğrulamam veya yanlışlamam mümkün değil. Negri, Kapital için "temel olmayan bir bölüm olabilir mi?" diyerek zorluyor. Engels'in toparladığı diğer ciltleri bir kenara bırakalım. Birinci ciltteki içerik ve yöntemi Marks'ın hangi yapıtında bulabiliriz? Bu cilde, "temel eserlerinden biri olmayabilir" demek çok zorlamak oluyor. |
|
|
Cvp:Grundrisse Kapital'e Karşı 20 Tem 2009 19:08 #2563
|
Erkan,
Negri'nin Kapital için "temel olmayan bir bölüm olabilir mi?" diye sormasının ne Marx'ın ne de Kapital'in önemini azaltan bir ifade olduğunu düşünmüyorum. Aksine temel olmayan bölümü bu olan bir eser, en baştaki tutkulu planına göre yazılsaydı kimbilir nasıl olurdu sorusunu akla getiriyor. Marx'ın 6 ciltten 4 cilde inilmesine kendisinin karar vermesi benim demek istediğimi pek değiştirmiyor. Aslında ilk mesajımda da 4 ciltte karar kılanlar Marx'ın editörlerinden biridir demek istememiştim. Marx'ın kendisi kötüleşen sağlık durumu vs yüzünden başlangıçtaki devasa planı uygulayamayacağını görmüş olabilir. Negri'nin demek istediği, -"bence"-, Marx'ın bütün hayatına yayılan teorik faaliyetinin bütünsel bir çatısı vardı; bu çatı kabaca hem analizi, teşhisi, hem de çözümü içeriyordu. Teşhis/analiz kısmı bütünsel bir yapıya ulaştırılabildi. Ancak çözüm, politika, öznellik vs gibi subjektif kısımlar aynı bütünsellikle işlenemedi. Ki Marx'ın yaşadığı zamanları gözönünde bulundurursak bunda şaşırılacak bir yön de pek yok. Unutmayalım ki Marx'ın kendisi herhangi bir proleter devrim göremedi (Paris Komününü saymazsak). Teorisinin mantıki sonucu olarak da devrimi gelişmiş sanayi ülkelerinde bekliyordu. İleri kapitalist ülkelerde değil de ilk proleter devrimi hiç sevmediği rivayet edilen geri/köylü Rusların yapmış olduğunu görecek kadar yaşasaydı, tepkisi ne olurdu. Negri'nin vurgu yapmaya çalıştığı konu, Grundrisse'nin daha bütünlüklü, işin öznel boyutunu da hesaba katan planın kanıtladığı gibi, Marx'ın kafasında işin nesnel çözümleyici boyutu kadar, öznellik boyutuna yönelik de bir teorisi olmasına rağmen bunu ilki kadar derinlikli işleyememiştir. Marx uzmanı olmaya gerek yok. Marx'ı üstünkörü okumuş biri olarak ben bile, Negri'nin söylediklerinin haklılığını kendi yaşamımda görüyorum. Kapital'de hemen şu anda somut bir özne olarak ben neler yapabilirim sorusuna cevap bulamıyorum. Sömürünün olduğunu bilimsel olarak kanıtlamış olmak, praksise yönelik bir açılım sunamıyor. Yani daha da somuta inmek gerekirse, 2009 yılında AKP denen bir partinin iktidarı altındaki bir Türkiyede, ve liberaller ile ittifak halindeki cemaatler tarafından ele geçirilmiş bir günlük hayat içinde ne yapabilirim sorusunun cevabını artı-değer analizleri bana sunamıyor. Çünkü bu doğrudan ekonomi-poltiğin etki alanına giremiyor. Yani Kapital bize ne gibi politik bir program sunar. Politzer gibi yapıp, işçileri etrafımıza toplayarak artı-değer teorisini mi öğretmeliyiz onlara? Buna karşın Negri'nin söyledikleri, kendi somut hayatımda çok fazla karşılığını bulduğum konular. Yeterli enerjiyi bulabilirsem dillendirmeye çalışırım ama Negri'nin söyledikleri bana son derece somut bir politik strateji sunuyor. Bu Marx öldü yaşasın Negri demek kesinlikle değildir. Basitçe Negri, Marx'ın yaşamadıklarını yaşamış çağdaş bir düşünürdür. Ve Marx'ın el atmaya fırsat bulamadığı konuları, daha fazla somut veriye sahip olduğu için işleyebilmiştir. Grundrisse üzerine bir kitap -daha doğrusu dersler dizisi- yayınladığına göre aslında Marx'ta bulduğu bir pozisyonu daha da işlemiştir. Neyse bakalım bundan sonraki okumalar ne gösterecek.. |
|
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.38 saniye

