Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

H.Cleaver'in Grundrisse ve "Marx Ötesi Marx" Hakkındaki Yorumları
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Grundrisse
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: H.Cleaver'in Grundrisse ve "Marx Ötesi Marx" Hakkındaki Yorumları

H.Cleaver'in Grundrisse ve "Marx Ötesi Marx" Hakkındaki Yorumları 17 Tem 2009 15:53 #2533

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Cleaver'ın Grundrisse ve Marx Ötesi Marx hakkındaki yorumları:

Negri'ye göre Grundrisse "Marx'ın devrimci düşüncesinin doruk noktasıdır" ve devrimci politik pratik için güçlü bir te­mel sunabilir. Negri, Grundrisse'yi tutucu politikaları haklı çı­karmak üzere genellikle nesnelci ve belirlenimci bir yöntemle yorumlanan Kapital ile karşılaştırır. Negri bu tür bir yorumun Grundrisse üzerinden yapılmasının daha zor olduğunu ileri sürer. Bu elyazmalarında, daha az gösterişli ama 1857 krizinin karanlık ıssızlığında hararetle yazan daha tutkulu bir Marx keşfediyoruz. Grundrisse Kapital'e giriş, daha sonra olgunlaşacak bir çalışma­nın bir taslağı değildir.

Aksine daha kapsamlı ve tamamlanmış bir çalışma olan Grundrisse' dir ve Marx'ın kapitalizmi hem kuran hem de so­nunda yıkan bir sınıf mücadelesi anlayışının en tamamlanmış ve zengin halini Grundrisse' de buluruz. Bu anlamıyla Negri'nin Grundrisse yorumu, daha önce E. Hobsbawm veya Roman Rosdolski gibi Grundrisse üzerine çalışmış olanların yorumla­rından farklıdır ve onlara karşı çıkar.


Böylece, Grundrisse ile Kapital arasındaki, -diğer başka alıntılarla birlikte- ilk temel ayrım yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Kapital tarihin zorunlu, kaçınılmaz akışını savunanlara, yani Marx'taki Hegelci mirası sahiplenenlere daha çok malzeme sağlıyor. Grundrisse ise işin öznellik kısmına, iradeci boyutuna vurgu yapıyor.

Sosyalizmin kaçınılmaz olduğu, tarihin mutlak yasaları sonucu gelmek zorunda olduğu düşüncesine soğuk duran biri olarak, kendi adıma Grundrisse'in hanesine bir gol yazıyorum.

Geleneksel Marksistler politik eğilimle­ri ile uyumlu bir tercih olduğu için her zaman Marx'ın nesnelci düşünceleri üzerine yoğunlaşmışlardır. Eleştirel teori, kriz dönemlerinin neden olduğu kökleşmiş bir kötümserlik nedeniyle, Marx'ta özne olarak işçi sınıfı teori'sini yok sayma eğilimi taşır. Devrimci pratiğin yeniden kurulması gerektiği konusunda Negri ile aynı düşünceye sahip olan bizler, kendi mücadelemizi besle­mek üzere Marx'ın düşüncelerinin bu yönlerini vurgulayabiliriz. Nesillerdir Marksistler, bize tahakküm mekanizmalarını kavra­ma alışkanlığını verdiler. Bugün ihtiyacımız olansa özgürleşın mekanizmalarını keşfetmek için Marx'ın düşüncelerinden yararlanmaktır. Negri'nin Marx üzerine söylediklerının gerçekle" doğru olup olmadığını tartışma işini Marksizm uzmanlarına bı­rakabiliriz. Negri'yi Negri olarak okuyabilir, Negri'nin yorum­larının keskinliğini kendi içinde değerlendirebiliriz. 5. bölümün sonunda Negri kendi yorumlarının doğruluğunu sorguladığında, fark etmez demek isteriz. Eğer Marx aslında Negri'nin yüklediği anlamı kastetmemişse, bu Marx'ın sorunudur. Bu bana aslında "Marx'ın ötesine" geçebileceğimiz bir Marksist patikaya girmemizi sağlayacak yegane ruh hali gibi geliyor.


Marx Ötesi Marx'ın ilk bölümlerinden itibaren, iktidarın bir eleştirisi olarak Marx'ın para analizi üzerine yaptığı çalışmada Negri içın Marx'ta ayrı bir "politik" alan tarifi olmadığını görürüz.Sınıl mücadelesinin alanı olarak anlaşılan polıtıka her zaman her yer dedir; tüm kategoriler politiktir. "Politik" pasajlar bulmak için Marx Ötesi Marx'ı didik didik aramaya gerek yoktur. Her satır politik bir uğraktır. Okuyucuyu okumaya, zor pasajlardan ge­çerek sınıf mücadelesinin somut analizlerine doğru ilerlemeye davet eden politik bir heyecan vardır.
Bu yaklaşım, politikayı diğer alanlardan, özellikle ekonomi­den daima ayrı görmeye eğilimli olan ve politikayı üstyapının tavan arasına sıkıştıran geleneksel Marksizmden radikal biçim­de farklıdır. Marksizm yıllarca böyle algılandı ve kapitalist he­gemonyanın ve "hareket yasaları"nın eleştirisine indirgenerek kısırlaştırıldı.


İşte sonuna kadar katıldığımı pasaj bu. Marxism içindeki ana yarığı dile getiren de bence. Yani sorgulayan marxismle, işi tarihin zorunluluğuna havale edip, sırt üstü yatan ortodoks marxism arasındaki fark.
Son Düzenleme: 17 Tem 2009 16:03 Düzenleyen onder.

Cvp:H.Cleaver'in Grundrisse ve "Marx Ötesi Marx" Hakkındaki Yorumları 17 Tem 2009 18:01 #2539

  • Erkan Okay
Marks'ı bin türlü okumak mümkün. Cleaver, Marks'ı politik olarak okumaktan yana. Zaten Marks da işçi sınıfına, "siz hayal görmüyorsunuz, sizi harbiden sömürüyorlar, işte kanıtı" diyerek "tuğla gibi" ciltleri sunuyor. Yani onun amacı da politiktir. Klasik deyişle, işçi sınıfına, ona gerekli olan bilimselliği sunmaktadır. Diyeceğim, Marks'ı okumanın nihai hedefi de onu politikaya uygulamak olmalıdır, yoksa ne güzel felsefe yapmış demek değil.

Bu yaklaşım, politikayı diğer alanlardan, özellikle ekonomi­den daima ayrı görmeye eğilimli olan ve politikayı üstyapının tavan arasına sıkıştıran geleneksel Marksizmden radikal biçim­de farklıdır. Marksizm yıllarca böyle algılandı ve kapitalist he­gemonyanın ve "hareket yasaları"nın eleştirisine indirgenerek kısırlaştırıldı.


Katılıyorum. Perry Anderson, adını hatırlayamadığım bir kitabında, Gramsci'den sonra Marksizm'in akademik dünyanın sınırları içinde kaldığını söylüyor. Bence de doğru. Akademik Marksistlerimiz; Marks'ın onbirinci tezini unutup Marksist teoriyi, Dünya'yı yorumlamak için kullanıyorlar (Onları suçlayabilir miyiz bilmiyorum, çünkü özünde bizler de aynı şeyi yapmaktayız).

Burada durayım. Grundrisse'yi okuyana kadar.

Cvp:H.Cleaver'in Grundrisse ve "Marx Ötesi Marx" Hakkındaki Yorumları 18 Tem 2009 21:01 #2543

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
1.
"Negri'nin dikkat çektiği gibi Marx, sermayenin artı eme­ğe zorla el koyma gücünün, kendi etkin öznelliği sermayenin tasarımlarının boyunduruğuna sokulması gereken "öteki"nin üzerine uygulanan bir güç olduğunun son derece farkındaydı. Marx bu öznelliği inceledi ve bunun sınıfların ilkel birikimiyle savaştığını gördü: zor yoluyla emek piyasasının yaratılması ve insanların işçi gibi yaşamaya boyun eğmeye zorlanması. Marx bu öznelliği inceledi ve bu öznelliğin çalışmaya zorlanmaya karşı mucadele ettiğini gördü."


2.

Çelişkileri derinleştiren ve krizi yaratan, işçi sınıfının sermaye üzerine yaptığı sürekli baskıdır. Sermaye işçilerin taleplerine sabit sermayeyi genişleterek ve emek süreçle rini yeniden düzenleyerek heryanıt verdiğinde, işçi sınıfı yeni bir mücadele döngüsüyle kendisini politik olarak yeniden oluşturur. Bu sürecin tam anlamıyla açılımları Negri'nin, Marx'ın maki­neler üzerine yazdığı kısma dair okurnasında belirgin hale gelir. Çılgınca artan sabit sermaye birikiminin, sermayenin çalışmayı dayatma ve artı çalışma elde etme olanaklarını gittikçe daralttı­ğını ve böylece çok temel kapitalist komutayı nasıl baltaladığını görürüz. Sermaye ne kadar çok değeri hareketlendirirse, el koya­bileceği artı değer oranı da o kadar azalır. Günümüzde sermaye, hem tehdit altındaki hem de kendisine yönelik bir tehdit unsu­ru olarak gördüğü sanayi işçilerinin yerine robotları yedekleme yolunda ilerken, Marx'ın Grundrisse' de görmüş olduğu sorunla karşı karşıya kalır: İnsanları toplumsal olarak denetim altına al­mak için onları çalışmaya itecek yeni yöntemler bulmada karşı­laşılan ve giderek artan güçlük.


3.

Kapitalist güce ilahiler söyleyen geleneksel Marksiz­min monoton nakaratlarını dinlemek, kıyamet günü tellallığı yapmaktır. Negri'yi ve Negri'nin gözünden Marx'ı okumak, işçi sınıfının hareketi ve dinamizmi ile güçlenmektir. Bu, kapitalist denetimin zayıflığını ve bu denetimi yıkmanın somut ve gerçek olanaklarını görmektir!


4.

Geleneksel Marksist dilde, yeni bir toplumun oluşması ve devrim, daima sosyalizm yoluyla komünizme "geçiş" soru­nu olarak algılanmıştır. Negri, ısrarla bu düşüncenin Marx'ın Grundrisse'de yaptığı analizle tam bir tutarsızlık içinde olduğu­nu savunur. Bu çalışmadaki tek "geçiş", devrimci özne tarafın­dan tüm kapitalist belirlenimlerin devrilmesi ve yıkılmasıdır. Sermayenin temel toplumsal tahakküm aracı, işin ve artı çalışmanın dayatılması, gerekli emeğin artı emeğe tabi kılınması olduğu için, Negri işçi sınıfı mücadelesinin iki temel boyutundan birini işe karşı mücadele olarak görür. Kapitalist gelişmenin ve denetimin ölçüsünün kar olduğu yerde, Negri işin reddini, ser­mayenin dışına çıkmanın ölçütü olarak ele alır. Kapitalist ilişkinin tersine çevrildiliği ve artı emeğin tamamıyla işçi sınıfının ih­tiyaçlarına tabi kılındığı yerde işin reddi, yeni bir üretim biçimi yaratan kurucu praksis olarak ortaya çıkar.


5.

Devrimci mücadelenin ikinci pozitif boyutu, işin kendisini dönüştürme ve işten özgürleşme sürecinde işçi sınıfının öz­belirlenimli çoklu projelerinin olgunlaşmasıdır. Negri işçi sınıfının bu öz-belirlenimli projesine kendini değerli kılma (self-valorization) adını verir. Yani komünizm, hem sermayenin dayattığı bütünlüğü yıkan işin reddi hem de farklılığı ve "zengin, bağımsız çok taraflılığı" oluşturan kendini değerli kılma tarafından kurulur.


6.

Buraya kadar anlatılanlardan Negri'nin en iyi ihtimalle kapitalizmin en gelişmiş biçimi olarak "sosyalizmi" reddetti­ği anlaşılmış olmalıdır. Negri'nin emel itirazı şudur: Gelir ve mülkiyetin planlı yeniden dağıtımı olarak anlaşılan sosyalizm, ne yazık ki işin planlı olarak dayatılmasını her zaman korur ve böylece artı çalışmaya kapitalist el koyma dinamiğinden ve ihti­yacın birikime tabi kılınmasından kaçınma konusunda başarı­sız olur. Varolan herhangi bir sosyalist rejim veya sosyalist parti örnek olarak alınabilir. Fakat buradaki mesele, Sovyet çalışma kamplarını veya İtalyan Komünist Partisi'nin kemer sıkma uy­gulamalarına destek vermesini eleştirmenin daha ötesindedir. Bu, sosyalizm kavramının gerçek meseleyi, yani işin ortadan kaldırılmasını veya toplumun üretim fetişizminden özgürleşti­rilmesini asla kavramamış olduğunu doğrular. Sosyalizm ancak piyasa kapitalizminin çöküntüsüne karşı baskıcı bir alternatif kurar- kapitalist planlamanın devlet düzeyinde gerçekleştirilen en gelişmiş aşaması. ABD' de ulusal planlama, endüstrinin ulus­laştırılması ve "daha çok iş" yaratılması için çağrı yapan "sos­yalist" hareketin büyüdüğü günümüzde, Negri'nin argümanları daha yakın bir ilgiyi hak ediyor.

7.
Negri aynı zamanda kapitalizmin sonu kavramsallaştırma­sına dayalı ütopik yaklaşımları da reddeder. Marx'ın ütopyacılık eleştirisi geleneğine sadık kalan Negri, her ne kadar övgüye de­ğer olsa da, önceden belirlenmiş bir amacın gerçekleştirilmesi anlamında bir geçiş fikrine karşıdır. Bu noktada bilimsel Mark­sizm bugünden bir hareketin geleceğe yönelmesini gerektir­mekle kalmadığı gibi, Negri'ye göre bu hareketin aynı zamanda belirlenim ve teleoloji olmaksızın ortaya çıkacağını da fark et­memiz gerekir. Bu Marx yorumunda, hem ütopyanın körleştirici romantizminden hem de belirlenimciliğin felç eden ağırlığından eşzamanlı olarak özgürleşiriz. Geleceği kuracak bugünden bir hareket, sermayenin belirlenimlerini tersine çeviren ve kendi­ni değerli kılan devrimci öznenin hareketi olacaktır. İşçi sınıfı antagonist ayrılma mantığı, sermayenin diyalektiğini yıktığı ve havaya uçurduğu zaman sonuca ulaşacaktır. Negri'nin söylediği gibi, bu mantık diyalektik kabuğu yırtarak; insan ihtiyaçlarının ve projelerinin sürekli değişimini ve çok boyutluluğunu özgür­leştirerek tüm ikili formülleri yıkar.


8.

Devrimci öznenin hem zengin çok taraflılığını hem de ken­di kendini kurma potansiyelini keşfettiğimiz zaman geleneksel parti örgütlenmesi biçiminden de özgürleşiriz. Burada devrimci elitlerin yorumlayacağı sınırlayıcı "sınıf çıkarı" formülasyon­larına yer yoktur. [u][size=4]Sadece otonom olarak belirlenen ihtiyaçların ve projelerin çeşitliliği vardır.[/size]/u] Negri burada devrimci örgüt me­selesini ele almamasına rağmen -bu noktada Negri'nin projesi bu değildir- parti konusuda belli bir biçimi şiddetle reddeder:
Devrimci bir yerden kendini değerli kılmanın maddi temelle­ri üzerinden örgütlenmiş olmayan ve kapitalist şiddeti sadece olumsuzlayan volontarist bir şiddet, terörizm kategorisine girer.


9.
Özetle Negri, Marx'ın Grundrisse'de geliştirdiği argümanı şöyle ifade eder: Kapitalizm, bir öznenin (sermaye) diğerini (işçi sınıfı) işin dayatılması ve artı çalışma yoluyla denetlediği, için­de iki öznellik barındıran, toplum bir sistemdir. Bu denetimin mantığı, kapitalist kendini gerçekleştirme sınırları içinde insan gelişimini sınırlandıran diyalektiktir. Bu nedenle, bağımsız bir özne olarak işçi sınıfının mücadelesinde temel olan, işin reddi yoluyla kapitalist denetimin kırılmasıdir. İşin reddinin mantığı antagonist ayrılma mantığı ve bunun gerçekleşmesi sermaye­nin diyalektiğinin altını oyar ve yıkar. İmha ile elde edilen bu uzamda, devrimci sınıf kendi bağımsız projelerini kurar -kendi­ni değerli kılar. Demek ki, devrim eşzamanlı olarak sermayenin yıkılması ve yeni bir toplumun kuruluşu, yani komünizmdir. İşin reddi, çok boyutlu yeni bir toplum üreten yeni bir biçimin kuru­luşu temelinde işin planlı olarak bozulmasıdır.


10.

Sınıf mücadelesinin içinden Marx'ı politik olarak okuduğu­muzda ve kendi ihtiyaçlarımıza göre Marx'ı değerlendirdiğimiz­de, "Marx'ın ötesinde" Marx'ın yol nu izlemi oluruz. Negri'nin yapmaya çalıştığı şey tam da bu tür bir okuma ve eleştiridir. Onun çalışmasını değerli ve heyecan verici kılan da budur.

Cvp:H.Cleaver'in Grundrisse ve "Marx Ötesi Marx" Hakkındaki Yorumları 18 Tem 2009 21:13 #2544

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Yukarıdaki 10 çok önemli pasada Negri'nin temel kavramları belirmeye başlıyor; Toplumsal sermaye/toplumsal işçi, kendi kendini değerli kılan devrimci özne.

Özellikle (self-valorization) kendi kendini değerli kılan devrimci özne kavramının altını çizmek isterim. Kendi okumalarımda buna sık sık not düşeceğim. Bu marxist düşünce de radikal anlamda yeni bir perspektiftir.

İkinci olarak, ortodoks markxismin çok ihmal edilen, kanımca son derece yerinde bir eleştirisine de dikkat çekmek lazım; gelir ve mülkiyetin yeniden (ama bu sefer daha adil) bir dağıtımı olarak anlaşılan sosyalizm.

Gelir ve mülkiyetin planlı yeniden dağıtımı olarak anlaşılan sosyalizm, ne yazık ki işin planlı olarak dayatılmasını her zaman korur ve böylece artı çalışmaya kapitalist el koyma dinamiğinden ve ihti­yacın birikime tabi kılınmasından kaçınma konusunda başarı­sız olur


Reel sosyalizmi insanların gözünden düşüren, kapitalizmden pek bir farkını görmemelerine yol açan, tam da bu değil midir? Bu bir anlamda Yalçın Hoca'nın "boş zamanı hoş zamana çevirememek" dediği şeyle alakalı değil midir?

Benim bu iki çok önemli konuda söyleceğim çok şey olacak..Ama bunu işyerinin ölü zamanlarımda yapabilirim..Şimdilik heyacanla "Marx Ötesi Marx" gözlüğüyle Grundrisse okumaya devam.
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.41 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44