|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
|
BAŞLIK: Kultur Konusunda ODP'nin DURUMU
Kultur Konusunda ODP'nin DURUMU 22 Oca 2008 07:29 #74
|
Kultur Konusunda ODP'nin DURUMU--M.Polat'la Diyalog-II
Simdi ilk yazida dile getirdigim klasik orgutlenme perspektiflerin tarihsel kokenleri isiginda, ODP'nin durumu hakkinda goruslerimi dile getirmeden once, bu tarihsel kokenleri bir kez daha listelemek ve bunlarin hagilerinin hala gecerli olarak Turkiye kosullarina gore uygulanabilecegi hakkinda goruslerimi ozetlemek istiyorum. SOSYALIST PARTILERIN ORGUTLENME PERSPEKTIFLERININ TARIHSEL KOKENLERI 1..1848 dunya devrimleriyle herhangi bir orgutlenem icinde olmadan baskladiran sinif bilince ulasmis PROLETERYA'nin yenilgisi Marxistler acisindan onemli bir ders omustur..Dolayisiyla bu hareketi yonetecek/organize edecek duzenli bir Sosyalist Parti ihtiyaci kendini dayatmistir. 2..Klasik teorinin analiz ettigi sinifsal kosullari RUSYA'da bulamayan Lenin, farkli siniflari biraraya getirmek icin iradeciligi/gonullugu/voluntarizmi on plana cikarmistir. Bu amacla askeri-hiyerarsik-merkeziyetci bir orgutlenme stratejisini "Rusya icin" bir cozum olarak one surmustur..Ancak Rusya'nin ozgun kosullarinda ortaya cikan bu "cozum" bicimsel olarak butun dunyanin egemen sol orgutlenme tarzi olmustur. 3. 20.yuyzilla birlikte ulusal-kurtulus mucadeleleri en etkin politik baskaldiri modeli olmustur. Bu hareketleri kendine angaje etmeye calisan sol, bu yonde orgutlenme perspektifini/politika yapma tarzini belirlemistir. Benim mutevazi, sol'un orgutlenme modelinin tarihsel kokenleri hakkindaki goruslerim bunlardir.. Simdi de bu uc kokenin hangileri hala gecerligini korumaktadir ona bakalim.. Benim gorusum odur ki bu tarihsel kokenden ancak ikincisi, yani Lenist irade ve kuraldisi "anomali"'leri ele alma kararligi hala gecerliligini korumaktadir. ( Kesinlikle Sol'un miras aldigi merkeziyetci-hiyerarsik orgutlenme tarzi degil..Lenin 100 farkli tarihsel kosullarda 100 farkli ulkede dunyaya gelmis olsaydi 100 farkli strateji belirlerdi..Bir tane Lenin oldugu icin solcular da o tek bir cozume kilitleniyor..) Simdi benim bu "varsayimlar"im uzerinden ODP'nin somutunda duruma bakabiliriz.. ODP'nin ORGUTLENME PERSPEKTIFI UZERINE YORUMLAR. Her ne kadar ulkede yasanan durumun ozgunlugunu gormus ve daha once denenmemis politika yontemlerini uygulama istegiyle kurulmus olsa da ODP hala: Bir gun uyanacak ve uyandiginda sahipsiz kalmamasi istenen Marx'taki klasik proleterya "varsayimi" uzerine kurulmustur..20 sene sonra mi uyanacak, 100 sene sonra mi uyanacak belli degildir..Ama illa ki uyanacak ve uyandiginda yani basinda partisini bulmalidir.. Ama sunlari gormuyor: 1848'deki gibi bir proleterya ayaklanmasi mumkun gorunmemektedir. O caglarda proleterya gercekten gucluydu, sinif bilinci vardi ve hepsinden onemlisi burjuva kulturunun su anki muazzam kulturel manipulasyonuna tabii degildi..Bu burjuva kulturel atagiyla kirlenmis degildi, ideolojik manipulasyon bu kadar yogun degildi..Sadece televizyonun varligi bile son derece muazzam cagimiza ozgu bir durumdur..Bunun uzerine post-modern INTERNET ve iletisim teknolojilerini eklerseniz ezilen siniflar tarihin hicbir doneminde olmadigi kadar demogojiye ve kulturel manipulasyona tabiidir. Bu tezler bana gokyuzunun maviligi kadar acik ve kesin olarak gorunuyor. O yuzden detaylarla kafa sisirmek istemiyorum..Ayri bir tartisma konusudur, ilgilenen arkadaslarla onyargisiz ve degisime acik olarak arastirma yapmaya hazirim..Ama o zamana kadar ben su varsayim uzerinden ilerliyorum: MARX'IN KAPITALDE ANALIZ ETTIGI ANLAMDA, "ZORUNLU OLARAK" EKONOMIK CIKARLARININ PESINE DUSECEK, "PRANGALARINDAN BASKA KAYBEDECEK BIRSEYI OLMAYAN" VE BU AMACLA SOSYALIST BIR PARTIYE ENGAJE OLACAK BIR PROLETERYA ARTIK YOKTUR HELE HELE TURKIYEDE HIC YOKTUR. Bunun ampirik bir kanitinin da elimizde oldugunu dusunuyorum: Eger ODP'nin bir istatistiksel veri tabani varsa, uye profili cikarilsin. Ben sahsen, universite mezunu veya univeriste ogrencisi ya da kendini bireysel olarak gelistirmis uye sayisi %80-90'in altina duserse cok sasiririm..ODP kendi gercek hedef kitlesini bile tanimiyor Daha onceki yazilarimda da israrla belirttim -ama pek ilgi cekmiyor ve karsi bir gorus bildirilimiyor-, prolteryanin sosyalist mucadele icin merkezi onemde olmasi onun sosyalistler olmasa da kendiliginden bir hareketle sinif bilincine ulasabilme kapasitesine sahip olmasidir. O yuzden proleteryayi hedef kitlesi olarak ele alan bir partinin cok fazla bir arastirma teorik calisma yapmasina gerek yoktur. Isler kesin ve tartismaya yer birakmayacak denli berrak ilerler..Somuren sinifa karsi, kendi haklarini savunan bir kitle. Daha fazlasina gerek olmayacak kadar sade iki aktorlu bir senaryo.Bu noktadan sonra yapilmasi gereken artik bir strateji ve Taktik savasidir..Teoriye cok fazla ihtiyac duyulmaz, iyi taktisyenler ve stratejistler, hedef belli oldugu icin rahatca liderlik yapabilirler..Bu durum M.Polat'in anladigi anlamiyla "politik" mucadele ile cozulebilir artik..Bu anlamda "politika" bir gunluk taktik ve manevralardan ibarettir..Nerde bir "proleterya" kalkismasi varsa orda pozisyon alma anlamina gelir..Sonucta is, turke karsi turk propagandasi yapmak gibi sosyaliste karsi sosyalist ajitasyon yapmaya, hamaset edbiyatina doner.. Ama eger benim varsayimim dogruysa ve bir "proleterya" yoksa, "kitle" ile parti arasinda zorunlu-dogal-kacinilmaz bir iliski ongoremezsiniz. Cunku proleter olmayan her toplumsal kimlik sosyalistleri kendi zorunlu kurtuluslari olarak gormek zorunda degildir. Sosyalistler ayni yarista kosan atlardan biridir sadece, ki bu yarisin icerigi onceki yazimda belirttigim Aydinlanmaci/liberal daha iyi maas, daha iyi egitim vb.vb. gibi vaatlerdir. O yarista bahiste bulunanlarin bu vaatleri sadece sosyalistlerin yapabilecegini dusunmeleri icin, proleterin dusumunda oldugu gibi, nesnel zorunluluga dayanan bir temel yoktur..Nerden bilsin adam senin daha farkli oldugunu..Senin vaat ettiginin aynisini hepsi vaat ediyor..Ben yoksulluk, issiz, sefalet getirecegim diyen bir politik anlayis olabilir mi? Bu konuda soyleyecegim daha baska seyler de olacak ama once su kalan iki kokeni de inceleyelim.. Ikincisi, yani Leninisit anomalilere cozum arayisi iradesi konusu yine benim dusuncelerimde, yani kulturel bir tavir alma konusunda merkezi onem tasidigi icin sona sakliyorum ve ulusal-kurtulus mucadelesi boyutuna bakiyorum.. ULUSAL KURTULUS ve ANTI-EMPERYALIZM Ulusal kurtulus mucadelesinin Turk solu uzerindeki mirasi bilinir..Bunu bir baska tartismaya birakabiliriz..Klasik emperyalizmin hala var olup olmadigi konusu da ap ayri bir tartisma konusudur isteyenle bu konuda da arastirma yapma hazirim..Ancak benim varsayimim sudur ki, Turkiye solu ne direk bir ulusal-kurtulus ruhuyla, yani halkcilik/milliyetcilik ruhuyla hareket etmek durumundadir, ne de tankiyla topuyla gelen klasik anlamda bir emperyalist gucu varsaymak durumundadir.. ( Farkindayim butun bunlar apayri kocaman tartisma konulari, boyle kesin ifadelere yer yok, tartisilmasi lazim..Eeh benim de dedigim tam da bu iste..Tartisilmiyor..Kulturel mucadele bu iste, bunlarin taraflarin hicbirinin kesin ifadelerle gelmedigi sorgulama, arastirma, tartisma platformlari yaratmak..Yoksa basitce ve bir zafer edasiyla, kaldirma kuvvetini kesfetmenin gururuyla evreka evreka diye bagirarak "Irak'taki ABD varligi" gosterilerek "iste al buz gibi de klasik emperyalizm var" denebilir..Ben yok demiyorum zaten, bilmiyorum diyorum, emin degilim diyorum, karsi gorusler var bunlari incelemek lazim, bunlar yapilmiyor ve bir sosyalist gundem teori icine yerlesitirilemiyor )..Ama en azindan ABD'nin Turkiye'ye cok acik klasik bir emperyalist bir savasla gelmesine gerek olmadigini biliyoruz..Kucak aciyoruz zaten..Yabanci sermaye gelsin diye atmadigimiz takla yok.. Sonucta en azindan kisa/orta vadede klasik anlamda bir proleter mucadelenin veya anti-emperyalist mucadelenin olmadigini varsayabiliriz.. Peki ODP'nin sadece prolteryayi varsaydigi baska emekci kesimleri onemsemedigini soylemek haksizlik degil mi? Kismen hayir..Elbette pekcok insan proleter olup olmadigina bakmaksizin farkli toplumsal gruplarin taleplerine kulak verme cabasi icindedir..Bundan kuskum yok, hatta bunu goreceli olarak en iyi yapanin yine ODP olduguna inaniyorum..Escinseller konusunda gosterdigi empatik yaklasimlarda oldugu gibi..Ancak benim iddiam su: ODP FARKLI TOPLUMSAL GRUPLARA DA, PROLETERYA'YA YAKLASTIGI GIBI YAKLASIYOR. PROLETERYA ICIN TASARLANMIS ORGUTLENME MODELINI DIYELIM ESCINSELLERE DE UYGULAMAYA CALISIYOR: VE BU ORGUTLENME MODELI DE TEMELDE SUNU DEMEKTIR. SIZI SEVIYORUZ, BUYRUN PARTIMIZIN KAPISI SIZE ACIK Bu proleterya icin tasarlanmis tavirdir..Bu tavir proleter de tutar cunku uretim iliskileri icinde bir temeli vardir. "Beraber ayni mekanda calismak zorunda" olan proleterler sen caba gostermesen de bir sinif bilinci gelistirir. Iste boyle bir temel uzerinde "sizi seviyoruz" "sizin icin calismak isitoyruz" dediginiz zaman tutar..Ama ayni yaklasimi diger toplumsal gruplara gostermeniz yetmez, cunku o gruplarin uretim iliskileri icinde biraraya gelip ayni mekanda calisma sanslari olmadigi icin bir sinif bilinci gelistirmeleri zordur..Ornegin cok bariz bir kadin sorunu vardir, ancak bu cok bariz olma durumu zorunlu olarak bir "kadinlik bilinci" gelistirmek anlamina gelmez..Cogu kadinin maruz kaldigi siddeti "dogal bir veri" olarak kabul etmesi gibi..Bu yuzden siddete maruz kalan kadinlara "gelin biz sizi bu siddetten kurtaracagiz" dediginiz zaman sizi anlamaz..Kadinlarin proleterler gibi ayni mekan icinde ortak bir amac icin bir araya gelmeleri gibi bir durum olmadigi icin, ortak bir bilinci de kendiliginden gelistirmeleri mumkun degildir..Keza isportacilik baba meslegi olacak kadar kurumsallasmis insanlara "gel senin cikarlarini en iyi ben savunurum " diye cagrida bulunmaniz bir anlami yoktur cunku o cagrinin kulaklara gitmesini saglayacak uretim iliskileri icinde sinifsal bir temel eksiktir..Bir isportaci, kaportaci, gundelikci, sofor bunlar emekci olsa bile "birarada" uretim yapan, kitlesel olarak binlercesinin yanyana gelme sansi olmayan "yalniz" calisan bireylerdir..Aralarinda ortak bir sinif bilinci gelistirmelerine imkan vermeyecek bir rekabet vardir..Keza bu durumun en ideal ornegi, muhendisler, doktorlar, avukatlar..Kimileri cok iyi paralar kaznsa da bu insanlar da emekcidir.. Ve siz toplumun ezici cogunlugunu olusturan bu tip "yalniz" calisan bir sinif bilinicini kendiliginden gelistirme sansi olmayan insanlara, proleterlermis gibi seslenirseniz simdi oldugu gibi cagriniz havada kalir..Basitce o cagrinin yankilanacagi sinifsal temel yoktur bu insanlarin uretim iliskilerinde aldiklari pozisyonda..Baska yontemler denemek zorundasiniz.. Peki herhangi bir teorik calismanin gerekmedigi, zorunlulugun dogalligi icinde proleterde yanki bulan bu cagrinin yukarda listelenen tarzi insanlara ulasmasi icin ne yapmak lazim? Iste bu kulturel mucadele basliginda ele alinmasi gereken konudur..Benim kulturel mucadele konusunda cok temel ve elzem bir onerim var..Bu olmadan olmaz: TEORI..Dolayisiyla teorinin gundeme gelecegi bir DERGI bu size kendinizi anltamanin ve sosyalist dunya gorusunuzun sadece liberal refah devleti vaatleriyle sinirli olmadigini gostermenin bilinen yegane yoludur..Butun devrimci cabalar goruslerini once uzun yillar bir iletisim kanaliyla bir dergiyle, kitaplarla yaymistir..Olusan kulturel iklim yeteri kadar yaratici kadrolar urettikten sonra toplumsal donusumler baslamistir..Tipki Fransiz devriminin arkasinda koca bir Aydinlanma hareketi, Voltaire, Rousseau, Ansiklopedicler vb.vb oldugu gibi..Tipki Lenin'in ISKRA'si gibi..Tipki butun guclu sol hareketlerin bir teorik yayin organin olmasi gibi..Bu 2 kere 2 dorttur..Bu kadar kesin ve nettir..Teori yapmayan bir sosyalist hareket ben algilayamiyorum. Algilayabilen varsa allah icin bana bir zahmet aciklasin...Neyse bu konuya daha sonra donmek istiyorum.. Gelelim isin benim dusuncelerimde asil onemde olan Leninist miras konusuna..Her ne kadar tum sol olusumlar Leninist oldugunu kabul etse de ben Leninistliklerini sadece merkeziyetci orgut modelinde gouyorum..Bu anlamda istedigi kadar soz hakki oldugu soylensin, tuzuk'un demokratik oldugu soylesin ODP'nin yapisi da bence Leninist'dir..Ama bu sefer de galiba ben Leninist kavramini cok genellestiriyorum..Bu anlamda MHP'nin orgutlenme modelinin bile Leninist oldugu soylenebilir..Neyse konuyu dagitmayalim..Bu merkeziyetci parti, ve oncu kadrolar disinda Leninist degil kimse..Lenin'in en ozgun yani uzerine kimse dusunmuyor..1900'lerin baslarinda Lenin'in karsi karsiya kaldigi teorik acmazlar uzerine pek fazla insan dusunmuyor..Oysa onun karsiya karsiya kaldigi teorik acmaz bizimkine cok benziyordu..O zamanlarin Rusya'sinda guclu bir Proleterya yoktu, su anda bizde de yok..Bu yuzden farkli kesimleri ortak bir hedef atrafinda birlestirmek zorundaydi ayni zorunlulukla bizde karsi karsiyayiz..Ama iki ulke arasinda ve iki tarih arasinda bunlarin otesinde cok buyuk farklar vardir..Lenin'in kendi kosullari icin buldugu cozumun bize uymayacagini soylemek cok iddali olmaz..Ama kullanilan sorun cozmeye yonelik yaklasimdan ogrenecegimiz cok sey vardir..Siz Marx'i daha iyi anlamak icin son derece yogun devrim kosullarinda Hegel gibi en zor filozoflardan birini calismaya baslayan bir Turk sosyalisti tasavvur edebilir misiniz? Birakin devrim kosullarini, su son derece gevsek-yilisik ortamda bile teori tartismak bu ulkede abesle istigal sayiliyor, hemen "birakin bu bos islerle ugrasmayi" sesleri yukseliyor..Siz Lenin'in "Rusya'da Kapitalizmin Gelismesi" gibi bir calismayi sosyalist bir hareketin lideri olarak yapabilecek ve bir "Turkiyede Kapitalimzin Gelismesi" gibi detayli, kendi politik perspektifi icin sonuclar cikarmak icin bir calisma yapacak "sosyalist lider" taniyor musunuz? Ya da "Materyalizm ve Ampiryokritisizm" gibi turk solunun BOS isler olarak gordugu islerin ideal bir ornegini teskil edecek bir calisma yapan? Durmadan sagda solda, herbir konusma metni teorik acilimlar iceren konusmalar yapan, parti kongrelerinde soyledikleri teorik birer eser sayilabilecek liderler.? Felsefe calismasi yapiyor mu bilmem ama kendi gorusleri acisindan bu tipolojiye uyan hareketler icinde bulunan bir tek Dogu Perincek'i biliyorum ben..Herhangi bir orgutsel angajmani olmayan bir de Yalcin Kucuk var.. Elbette degerli arastirmalar yapan akademisyenlerimiz vardir. Ama benim kastettigim bu degil..Ben bir Politik-orgutsel perspektifi olan arastirmalardan bahsediyorum..Iste bu benim kultur mucadelesi derken kastettigim yonlerden biridir.Yeri geldikce kulturel mucadeleye gonderme yapacagim..Surekli bir teorik gundemi olmayan, surekli bir atesli tartisma pratigi olmayan bir politik hareket olmaz..Eger bunlari yapmazsaniz, Sisyphos gibi merkezi orgutun gunluk rutin isleri icinde tas tasir durursunuz..Ha bu teorik tartismalari yaptiginiz zaman da oyunuz bir anda %30-40'lara vuracak diye birsey yoktur..Ama bu tartismalar bir birikim olusturur ve nasil Lenin'in kulliyati bize birseyler ogretiyorsa bu tartismalar da gelecek kusaklara yol gosterecek bir kultur hazinesi olacaktir..Eger bu sureclerden gecerse bir partinin 20-30 yillik tarihi birsey ifade eder..Yoksa Sisyphos'un o kayayi milyonlarca kez tepeye tasimaya calismasinin bir anlami yoktur..Soz ucucudur yazi kalici.. Bir acilim/atilim yapmak isteyen bir hareket bunun icin once kafa patlatmak durumundadir..Gole yogurt calma mantigiyla bir gun golun maya tutacagini beklemnin anlami yoktur.. Turk Solunun aceleciliginin hemen sonuc alma hastaligini en somut ornegi bizzat ODP'nin kurulmasidir..Gelin biran sunu varsayalim: ODP 1996'da degil de bugun kurulmus olsaydi sonuc ne olurdu? Simdi elimizde yipranmis, kirilmis, hayal kirikligina ugramis bir yapi ve kaybolup gitmis hayaller var..Bu kirik hayallerin ustune yeni bir baslangic yapma enerjisini, heyacanini-motivasyonu bulmak cok zordur..Kimseyi ikna edemezsiniz..Yorgun insanlari tekrar cagiramazsiniz..Cunku size sans taninmistir ve siz o sansi tuketmissinizdir.. "Son bir sans demeniz" cok zordur..Boyle yaparak ODP kendi soyundugu son derece yerinde hedeflere ve politika yapma tarzlarina da buyuk zarar vermistir..Cunku tekrar bu hedefle cikildigi zaman, ortodoks-geleneksel marxistler son derece demogojik "Iste o tarzi ODP denedi basaramadi, bunlar bos isler" propagandasini yapabilmek icin gereken cephaneyi biriktirmislerdir.. Gelin simdi 1996'ya ODP'nin kurulus gunlerine gidelim..O donem de birileri cikip sunu soyleseydi tepki ne olurdu? "Arkadaslar lutfen ulkenin butun bir gelecegini belirleyecek olan bir ise soyunuyoruz, gaza gelip naifce heyacanlara kapilmayalim..Boyaci kupu degil, koskoca turk sol'unun birlesme projesidir bu..Bunu aceleyle bir kalemde harcamayalim..Bu is devasa bir projedir..Birlesmek niyetiyle biraraya gelmis anlayislar olarak hangi temelde birelesecgiz, bunun teorik ve orgutsel zemini ne olcaktir..Turkiye tahlilimiz hangi teorik temellere dayanmaktadir..Su anda boyle alelacele bir "birlik" kurmamiz gerektirecek cok acil bir politik durum mu vardir?..Su anda bir devrim kosullarinda miyiz? Bu ulke bir sosyalist teoriye ne kadar hazirdir..Sunun surasinda yogun darbe kosullarindan cikali 10 yil bile olmuyor, ustune ustluk daha 6 yil once butun dunyada sosyalist kampin cokusunu yasadik..Tarihsel olarak sosyalizmin en buyuk krizini yasiyoruz..Liberaller zafer nidalariyla, yeni dunya duzeni safsatalariyla beyinleri yikiyor, bir ideolojik/kulturel bombardiman altindayiz..Nesnel kosullar yeni bir sol atilim icin henuz olgunlasmadi..Gelin bu durumu firsat bilelim once uzun bir teorik calisma projesine soyunalim..Maruz kaldigimiz ideolojik-teorik bombardimana karsi ayakta kalmamizi saglayacak bir teorik yenilenme arayisi icine girelim..Ancak boyle bir teorik cabayladir ki hayal ettigimiz atilimi yapabiliriz..Gelin belki de bize son bir kere daha verilebilecek birlesme cabasimizi heba etmeyelim..Teorik bir yenilenme icin once bir dergi cikarip goruslerimizi karsi karsiya getirelim..Bir vakif kuralim bu faaliyetleri orgutleyelim..Bu birlesme projesine emek verecek her insanin gorulerini alabilecegimiz platformlar kuralim..Kisacasi once uzun bir hesaplasma ve tartisma pratigi yasayalim..Ulke burda, kacmiyor, insanlar da kacmiyor..Sakin sakin ne istedigimizi tartisalim, bunlara nasil ulasabilecegimiz uzerine kafa yoralim..Kamuoyunda bir gundem yaratalim, halk bu tartismalari takip etsin, kurulacak parti icin uygun zamani dort gozle beklesin" Evet boyle bir konusma yapsa biri noolurdu? Muhtemelen yuhlanarak asagi indirilirdi..Ama 7 yillik saglikli bir tartisma platformundan sonra, birikmis dergi sayilariyla, konferans/seminer tutanaklariyla, cilt cilt konuyla ilgili arastirmalarla kisacasi buyuk bir teorik tartisma birikimiyle su zamanlarda Parti kurulmus olsaydi ne olurdu? Bence inanilmaz buyuk bir fark ortaya cikardi ortaya.. Iste bu tarihsel birikimdir, iste bu kulturel mucadeledir, iste bu afislemekten, egitim-sen toplantilarina katilmaktan ote bir politika yapma tarzidir..Ama yok bizim sol hemen "eeeksiin" ister, hemen harekete gecip daglari fethetmek ister, caba gosterme, ince ince dantel orer gibi politika yapmak yoktur.. Ben soruyorum. TURK SOLUNUN STANDARD ONGORU MENZILI NE KADAR BIR SUREYI KAPSAR? YANI KAC YILLIK KALKINMA PLANLARI YAPAR? Bence yil bile degil..Haftalik plan yapar.. Alin iste simdi de bir gazete heyacani sarmis gidiyor.. Boyle bir gazete nicin istenir, bu gazeteyle hangi sorunlarimiz cozeriz, su anda yillardir yapmadigimiz teorik calismalari duruken bu gazete hangi soruya cevap bulacak..Hani ben dediydim bak gordunuz mu pozisyonuna dusmek istemem , ictenlikle bir sol gazetenin tutmasini istiyorum..Ama 100000'lik bir kitleyi onceden kulturel olarak, teorik olarak hazirlamadiginiz icin tutmadiginda kayip cok daha buyuk olur..Su anda hazir boyle bir kitle olmadigini gormek icin de insanin sosyolog olmasina gerek yok..Eger piyasada boyle buyuk bir bosluk varsa , hedeflediginiz ve Can Kozanoglu'nun nasil yapacaginizi gosterdigi bu populer hedefi Sermaye niye size biraksin..100000'lik pazari size yedirir mi? Can Kozanoglu'nun dedigi formata mukemmel uyan bir gazete var iste: Radikal..Onca sermayeye ragmen ancak 40.000 basiyor..Sayin Kozanoglunun formulunu uyguladiginiz zaman hitap edeceginiz kitle zaten su anda kapilmis durumda..Millet ahh solcular gazete cikarmis diye saldiracak mi? Oyle bir gazeteyi, yani biraz sifatta-celiski (oksimoron) olacak ama, 100000'lik "populer sol" bir gazete kitlesi yok arkadas, alim olmak lazim degil bunu ongormek icin..Oldugunu iddia eden varsa ya naiflik duzeyinde hayalperesttir ya da kendi ulkesini ve insanini tanimiyordur..Ha ama boyle bir kitle yaratilamaz mi? Kesinlikle yaratilabilir ama bunu yeterince uzun sakin sabirla islenmesi gereken bir on-hazirliginin olmasi gereklidir..Insanlarin oncelikle boyle bir ihtiyaci yogun olarak hissetmeleri gereklidir..Bu da bir kulturel/teorik mucadeleyle olur ancak.. Bunu yapmaya daha onceki yazilarimda isledigim nedenlerden dolayi gazete formu uygun degildir..Ancak o soylediklerime bir iki ilaveyle neden uygun olmadigini hatirlatmak istiyorum.. Can Kozanoglu onceki deneyimlerde yazilari/haberleri yayinlanmayan insanlara aciklama yapmak icin ayrilan zamanin, gazetenin kendine ayrilan mesaiden fazla oldugunu soyluyor..Dogru boyle bir pratik sorun var..Ancak pratik sorunlarin yarattigi acmazlar bir ilkeden odun vermeyi gerektirmez..Bizlerin uzerine dusen bu pratik sorunu cozmektir..Yoksa asla taviz verilmemesi gereken "katilimcilik" degil..Gazete formu kacinilmaz olarak "yazar"in iktidarini "okuyucu" uzerine kurar..Bir "yazar" istedigi kadar iyi niyetli olsun, butun iktidarlarda oldugu gibi sahip olunan bu "yazar iktidar"i tarafindan kirlenir..Bu kirlenmenin, sahip olunan iktidarin bozucu orneklerini saymaya gerek bile yok sanirim..Ama akillari dumura ugratacak bir ornek istiyorsaniz lutfen su linketeki yaziyi bir okuyun www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=81659 (Link calismazsa Perihan Magden Arsivinden 16 Temmuz 2003 tarihli "Kucuk Kopekli Kadin" adli yazi..Bu yaziyi en 3-4 defa okudum..Bunlar bu kadar haddini bilmez olabilecek cesareti nasil bulabiliyorlar diye, Dumura ugramali miyim yoksa sadece bir ironi mi sozkonusu olan diye..Ironi mironi..Arkadas ben senin sahsi ironilerinlerle ugrasmak zorunda miyim? Para veriyorum bu gazeteye, kamuyu ilgilendiren bir yorum isterim ben..Kamusal olan o koseyi hasbel kader isgal ediyorsun, senin bireysel nefretlerin, nevrozlarin benin ilgilendirmiyor.. Baska bir tanesi de uzun uzun siskologunun uzerine kafa yormus ( Ismet Berkman )) Konudan cok uzaklasiyormusum gib gelebilir ama degil..Bu ulkenin kulturel ortamini bu gibi insanlar belirlemektedir..Edebi degeri cok tartisilacak romanlari cok satar..Sahip olduklari kose sayesinde ele gecirdikleri ve saklamaya bile gerek duymadiklari guc sarhoslugunun etkisiyle herkes hakkinda hersey soyleyebilirler..En ideal ornegi de Leman'daki Nihat Genc'tir.. Nasil olsa karsidakinin soz hakki yok..Ustelik asil aci olan bunlarin pekcogunun bu iktidari guya "ilerici" bir yazar huviyetinde yapmalari..Hanfendinin mahsun profilden cekilmis potresine baktiginiz zaman biz fanilerin yaptigi "hatalardan" dolayi onlara aciyan, onlar icin uzulen bir Pallas Athena havasi vardir..Sorunlarimiz o kadar kucuktur ki, birbirimiz yiyislerimiz, dalasmalarimiz onda ancak bir annenin yaramaz cocuklarina karsi gosterdigi "yapici" azarlamalara neden olabilir..Zaman zaman Olympos'tan inmeye tenezul eder ve bize 'dogru yol'u gostermek icin biriki sey cizkitiriverir iste.."Kucuk Kizi" kopegiyle ugrasmak cok daha saygin bir eylemdir onun icin..Nerdeyse minnet duymak zorundayizdir tenezul edip bize bir iki satirini bahsettigi icin.. Iste Sayin Polat bu ulkenin kulturel gundemi bu ve bunun surekasindan 2500 yildir aranan gercegin bilgisine 2-3 yilda ulasmis tiplerin egemenligi altindadir..Bizler sadece onlar icin birer seyirciyizdir..Bizim dusuncelerimiz yoktur, onlar ne derse hayranlikla agzimiz acik dinlemeliyizdir..Genclerin Holywood yildizlarina hayran olmalari gibi, onlarin sahip oldugu bu "yazar" iktidarina sahip olmayi hayal ederiz..Bunu da "devrimci" / "sol" rasyonalizasyonlarla yapariz..Eger "emek"in lehine dusunceler ifade ediyorsak, sahip oldugumuz iktidari gonul rahatligiyla kullanabiliriz..Dile getirdigimiz dusuncelerin hesabini vermek durumunda kalmayiz..Bir karsi dusuncenin kamusal olarak bildirilme sansi olmadigi icin de soylediklerimizin "mutlak" dogruluguna kendimiz de inanmaya baslariz..Boylece sol adina mevcut iletisim kaliplarini yeniden uretmekten baska birsey yapmayiz.. Sol bu tehlikelerden muaf degildir..Can Kozanoglu'nun gazete icin bulundugu tavsiyelere bir bakiniz..Mevcut iletisim kaliplarini aynen tekrar etmenin sol adina nasil basarilacaginin formullerini deneyimli bir iletisimci olarak veriyor..Amac mevcut kaliplari sorgulamak ve tumden redetmek ve yerine radikal gercekten "sol" olan iletisim kaliplari koymak degildir..Sadece mevcut formlar icinde kendimize nasil bir yer kapacagimiz sorgulanir..Bu sol'u ehlilestirmek ve duzenin basit bir "karakter oyuncusu" yapmaktan ote birsey degildir.. Sol'un ihtiyac duydugu partik olarak uygulanir olup olmadigina bakmaksizin radikal, en ust duzeyde katilimci, dogrudan demokrasi uygulayan yapilari bulmaktir.."Iyi de hayatin gercekleri var" bahanesini kabul etmiyorum..Teknolojinin ulastigi su seviye ile en ust duzeyde cogulcu, demokratik iletisim formlari bulmak ve yaratmak sol'un gorevi olmalidir..Kisacasi kendi kulturumuzu, kendi iletisim formlarimizi yaratmak zorundayiz..Yoksa bu sistemi farkli duzeylerde tekrar etmekten ote gidemeyiz.. Iste bu kulturel mucadeledir, ve ekonomik kazanimlara yonelik politik mucadeleden en azindan su konkokturde cok daha onemlidir..Kendi politik cabamla, kendi paramla Yeni Gani Mujde'ler, Perihan Magden'ler, Cezmi Ersoz'ler, Nihat Genc'ler, Cem Yilmaz'lar, Zulfu Livaneli'ler yaratmak istemiyorum.."Muhaliflikleriyle" sistemden beslenenlerin kontrolunde bir kulturel ortam istemiyorum..Mutlak/Odunsuz tam demokratik yazar/okur hiyerarsisinin olmadigi bir kulturel ortam istiyorum..Bu da tek tek bireylerin cabasiyla olmaz..Cunku sistem ne kadar iyi olursa olsun, her bireysel dusunce uretimini eninde sonunda kendine yamiyor..Bu konuda cok buyuk yetenekler gelistirdi, sahte kahramanlar degil, toplumsal bir hareketin perspektefinde bir kulturel mucadele ile bunu altedebiliriz ancak.. Yazinizi son bir kere daha okuyacagim eger, bu yazdiklarimdan sonra tek tek sizin soylediklerinize yanit verme ihtiyaci dogarsa son bir bolum daha yazacagim.. Saygilar ve Sevgilerle |
|
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.40 saniye
