Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Türkiye'de İktidar Doğanlar
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Medya Eleştirileri
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Türkiye'de İktidar Doğanlar

Türkiye'de İktidar Doğanlar 08 Kas 2009 21:57 #2713

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Şu anda, (Pazar 8 Kasım 23:45 ), SkyTurk'de Gürkan Hacır'ın "Şimdiki Zaman" adlı programında Tayfun Er adlı bir yazarla yapılan röportajı dinliyorum.

Yazarı ilk kez duyuyorum, ama söyledikleri son derece mantıklı geldi bana. Kendisi bizzat dile getirmeden, ve açık açık ifadeler kullanmamışken sosyalist olduğunu anlamıştım.

Tayfun Er, Yalçın Küçük'ün açtığı yoldan gidiyor anlaşılan. Yalçın Hoca'ya haksızlık yapıldığını düşünmemi sağladı. Tezlerin ne minvalde olduğunu göstermesi açısından birkaç örnek vereyim;

"Türkiye'de insanı iktidara getiren 6 güç kaynağı vardır:

1. Aile
2. Evlilik
3. Okul
4. İş Ortaklığı
5. Cemaat
6. Masonluk"

"Hangi mezarlığa gömüldüğünüz nasıl bir ilişkiler ağı içinde hayatınızı geçirdiğinizi gösterir. Mezarlığınız hayatınızın özetidir"

"Gazetecilik bir aile mirasıdır. Beş kuşaktan Genel Yayın Yonetmeni Olur mu? Umur Talu'nun ailesi beş kuşaktır Genel Yayın Yönetmeni çıkarır".


Tayfun Er 'in genel duruşu anladığım kadarıyla şu: Türkiye'de yukarıdaki 6 güç odağından birine sahip değilseniz, belli aile ve cemaat ilişkilerine sahip değilseniz belli bir yere gelmeniz mümkün değildir.

Verdiği ilginç örneklerden biri daha:

"Başka yerde Hamlet oynamak her tiyatrocunun hayalidir. Tiyatronun en yüksek noktasıdır. Okuldan yeni çıkmış bir gence Hamlet oynatılır mı? Muhsin ertuğrul Engin Cezzar'a oynamıştır."

"Türkiye'de gazeteci İzmir'de doğar, Ankara'da pişer, İstanbul'da şöhrete kavuşur."

ODTÜ'den mezun olmakla sınıf atlayacağım ham hayaline kaptırmıştım. Zira başarılı olmak için üzerime düşeni yaptığımı sanıyordum. Tabii hayatın gerçeklerini gördükçe bunun ne kadar çocukça bir beklenti olduğunu anlamaya başladım. Tayfun Er'in düşüncelerini de duydukça anlıyorum ki, ODTÜ'den sonra Harward bir de ara sıcak olarak Oxford'u bitirmiş bile olsam, gerekli ilişkiler ağına girmedikçe hiçbirşey olunamayacağını görüyorum.

Cvp: Türkiye'de İktidar Doğanlar 08 Kas 2009 22:13 #2714

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Beğendiği yazarlar arasında Melih Pekdemir ve Mahir Çayan'ı saydığına göre, hangi okuldan geldiği de belli oldu.

Cvp: Türkiye'de İktidar Doğanlar 10 Kas 2009 10:45 #2715

  • emrahpolat
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 315
  • Karma: 8
Ben de biraz izledim, ama yorgundum biraz uykum geldi; bazı yerlerini kaçırdım programın.

Fena tespitler değildi; en azından meseleyi abartılı ve magazinel bir sabetayistlik tartışması gibi, ucu yahudi düşmanlığına gidebilecek bir zeminden kurtarıp "nesnel" bir yerlere oturtmaya çalışıyor.

Programı izlerken aklıma temel bir sosyolojik doğru geldi: Her toplumsal katman (kent yoksullarından, büyük sermayeye kadar) ancak belirli ilişkiler içinde "hayatını sürdürebilir/tutunabilir". Bu anlamda yorucu bir çalışma içinde olan Tayfun Er, "Entelektüel enerjisini başka alanlarda kullansaydı keşke" diye hayıflanmadım değil. Gerçi, 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili polisiye bir çalışma yapacakmış, demek ki başka alanlara da girecek. Bakalım?

Konunun boyutlanması için Sosyal Sermaye tartışmalarına ve bu bağlamda özellikle Pierre Bourdieu'ya bakılabilir. (Birçok sermaye biçimi vardır: ekonomik sermaye (servet), kültürel sermaye (diploma veya sertifikalar, bilgiler), sembolik sermaye (onur ve prestij) ve sosyal sermaye (toplumsal bağlar, itimat. Kuşkusuz hepsinin önem dereceleri ve belirleyicilikleri farklı oluyor fakat hepsi de birbiriyle belirli düzeylerde ilişkili oluyor.

Cvp: Türkiye'de İktidar Doğanlar 10 Kas 2009 11:52 #2716

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Evet Emrah; Tayfun Er bende de meseleyi magazinel zeminden çıkarıp materyalist/nesnel hatta marxist bir zemine oturtmaya çalışıyor izlenimi bıraktı.

Başka bir açıdan da aslında haklısın galiba; tamam böyle iktidar odakları olabilir ama bu kapitalizme içsel, malum ilişkiler de olabilir. Entellektüel enerjisini malumum analizine ayırması gerekli mi sorusu var.

Ancak ne bileyim, Umur Talu'unun ailesinin 5 nesildir genel yayın yönetmeni çıkarması yine de ilginç bir bilgi.

Plaza yazarlarını ben mesala tipik bir Faust sürecinden geçen tipler olarak düşünürdüm; mesleğe idealist olarak başlayıp uygun fırsat çıktığında ruhunu satan tipler olarak.

Bir de ilginç bir gözlem aktarayım; Fehmi Koru, Er'in kitabını köşesine taşımış. Kendi yeni güç odağı olma iddiası açısından uygun malzeme. Lakin ben programı dinlerken, güç kaynağı olarak 6 maddenin sayıldığını hatırlıyorum. Hatta onlar saymaya başlamadan, benim aklıma ilk olarak cemaat gelmişti. Bakalım sayacaklar mı diye kendi kendime sorduğumu bile hatırlıyorum. Ama yine de kitabı okumadan kesin olarak iddia edemem. Fehmi Koru'nun yazısına bakalım;

http://yazmaz32005.blogspot.com/2007/05/erguvaniler-trkiyede-iktidar-doanlar.html
http://yazmaz32005.blogspot.com/2007/05/erguvaniler-trkiyede-iktidar-doanlar.html


Fehmi Bey güç odakları listesinden cemaati çıkarmış.

Cvp: Türkiye'de İktidar Doğanlar 12 Kas 2009 10:55 #2717

  • emrahpolat
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 315
  • Karma: 8
Cemaat meselesinde haklısın Önder.

Fehmi Koru yazısında Tayfun Er'in çalışmalarını AKP'nin "iktidar" mücadelesinde barut yapmış resmen. Demek ki bu tür çalışmalar farklı ellerde farklı amaçlar için kullanılma potansiyeline sahip.

Bence şu da kritik bir soru olabilir: Neden Korkut Boratav değil de başkaları ekonomiden sorumlu devlet bakanı oluyorlar? Korkut hoca'nın bilgisi mi az? İlişkileri mi az (onun kadar; başbakana, bakana, müsteşara... ders veren ve istese bu ilişkileri "kullanabilecek" insan sayısı çok fazla değildir herhalde) Bilmiyorum ama akrabaları da "fena" değildir diye düşünüyorum. Ama şöyle bir gerçek söz konusu: Hoca; IMF ile ilişkilerin kesilmesini istiyor, bütçenin farklı kullanılmasını vb. istiyor, bunları istersen ne allame-i cihan olman ne de sultan süleymanın torunu olman fayda eder; ekonomiden sorumlu bakanı olamazsın.
Fakat hastaneye veya benzeri yerlere düşersen, cüzdanın kabarık ve çevren genişse sırtın yere gelmez elbette. Herkes bunun "olumlu/olumsuz" örneklerini gündelik yaşamda tecrübe ediyor zaten.
Son Düzenleme: 12 Kas 2009 10:58 Düzenleyen emrahpolat.

Cvp: Türkiye'de İktidar Doğanlar 12 Kas 2009 15:14 #2718

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Emrah,

Hassas olduğun konuyu anlıyorum. Ancak, ikincil görüngülerden ziyade asli açımlayıcı, nesnel analizlere odaklanmak şeklinde algıladığım yaklaşımını biraz uç noktaya götürüyorsun gibi. Şöyle ki;

Tamam asli toplumsal maddi süreçler bellidir. Ama bu temel süreçler, bireyin günlük varoluşunda nasıl bir izdüşüme sahiptir.

Aslında bu konu Murat'ın yazısında konuştuğumuz konuyla çok ilgili.

Nesnel düzlemde çok bariz toplumsal sorunlar var. Ve insanlar bu sorunları da buz gibi biliyorlar. Ama sinizmle bu sorunları çözmektense onları kendi lehine çevirmeye çalışıyorlar, çalışıyoruz. Daha önce de pekçok kez dile getirdiğim gibi Zizek bunu Marx'ın ideoloji tanımını tersine çevirerek dile getirir; Post-modern zamanlarda "Yapıyorlar ama bilmiyorlar" değil "Biliyorlar ama yine de yapıyorlar" geçerlidir.

Kapitalizm, çok ama çok küçük bir azınlık için iyi bir yaşam olanağı sağlıyor olmasına rağmen neden insanlığın büyük bir çoğunluğunu kendine bağlar. Murat'ın yazısında gündeme getirdiğim Negri/Foucault'un "biyo-iktidar"ı kendini nasıl kurar? Basitleştirerek söylersek "Nazar etme ne olur, çalış senin de olur" şiarı ile değil mi? "Eğer çok ama çok çalışırsan, alanında en iyi olursan sen de sınıf atlayabilirsin, sen de ayrıcalıklılar arasında yerini alabilirsin" miti değil midir, biyo-iktidarı kuran süreçlerden biri. Yani sopa göstermekten daha çok havuç göstermek biyo-iktidarı kurmaz mı? Altangillerin patriarkı'nın 50 yıllık temel tezi bu değil midir? Çoçukken de Vehbi Koç'un, Hacı Sabancı'nın nasıl zengin olduğu anlatılırdı bize. İşte bir elma almış satmış, sonra iki elma almış, böyle böyle koca bir holding kurmuş.

İşte bence Tayfun Er'in yazdıklarını biraz bu açıdan okumak lazım. Onun yazdıkları kapitalizmin bu kof mitini deşifre etmeye yarayan çalışmalar da olabilir.

Kapitalizmde doğuştan gelen avantajlara sahip değilsen, ne kadar çalışırsan çalış hiçbir bok olamazsın. Karar doğduğun dakikada verilmiştir. Zarlar sen doğmadan çok önce atılmıştır. Anladığımı kadarıyla, Tayfun Er görece önemsiz ayrıcalıklı pozisyonların bile, ne bilim falanca gazetede bir spor yazarı ya da anadolu muhabiri olmak, dandik bir TV dizisinde rol kapmak vs gibi, öyle tarafsız bir seçilme süreci sonunda değil, sahip olduğun ilişkilerle, ait olduğun cemaat ile, kısacası güç ilişkileriyle belirleniyor. Şöhret yönü olanları geçelim, kendim iş hayatından biliyorum; büyük şirketlerde bir takım kulüplere, masonik yapılara vs ait olmadan sıradan kıçıkırık bir müdürlük almak bile çok zordur. Ama elbette istisnaları vardır. Ama norm, güçün ait olunan iktidar yapılarına dahil olmakla kazanılmasıdır.

Böyle bir "ikincil" çözümleme elbette temel maddi çözümlemelerin hilafına çalışmamalı. Ancak ben kendi adıma kapitalizmin nasıl en küçük bir sızıntı yapmaya izin veren ufacık bir delik bile barındırmayan, alt sınıflara tamamen kapalı kesif bir iktidar bloğu olduğunu deşifre etmek de önemsiz değildir. Ben kendi adıma Tayfun Er ve Yalçın Küçük'ün bu tür çalışmalarını, kapitalizmde bireysel kurtuluş yoktur, sınıf atlamak mümkün değildir mesajını veriyor olarak okuyorum.

Roger Waters'ın "The Music From Body" albümünden bir mısra;

Your child is growing fast
His future is your past


Korkut Boratav meselesi iyi bir örnek olmuş. Tabii ki haklısın. Sistemi sorgulamaya başlarsan tabii ki şansın olmaz güç ağı içinde. Ancak neden-sonuç ilişkisini kaçırıyorsun gibi; sözkonusu güç ilişkileri içine verilmiş isen bir Korkut Boratav olamazsın. Eğer Korkut Boratav olmuş isen de o güç ilişkilerine dahil değilsindir artık. Zira o güç ağlarının tanımı, ontolojik tanımı, sömürü mekanizmalarından nemalanmaktır. Eğer o mekanizmaları sorguladığın anda güç ağlarının dışına çıkmışsın demektir, çünkü asli tanımı redediyorsun.
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.36 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44