Arda'nın da oynamayacağını duyduğumda rüya bitti demiştim kendi kendime. Akşam maçı izlesem mi izlemesem mi diyordum . Dayanamadım, izlemeye başladım.
Korktuğum başıma geldi. HSV çok baskılı oynuyor ve bizim defansdan gıcırtılar gelmeye başladı. Derken oyunu dengeledik. Hadi ardından bir penaltı ve goool. İçimden, bu turu artık geçeriz dedim.
İkinci yarı ve Baros, goool. Lakin bir iki dakika sonra, iyi de oynamamıza rağmen içie bir kurt düştü. Ardı ardı iki gol birden yemeyelim diye düşünürken, dakika 57 ve 59... Kaynar sular tepemden akmaya başladı. Maçın sonu yaklaşırken, bizim forvetler artmaya, orta saha ve defans kenara çekilmeye başladı. Maçın 2-2 bitme ihtimali neredeyse kalmamıştı. Ardından Oliç aşırttı ve 2-3...
Bu sefer yine rüya bitti diye düşünmeye başladım. 2-0 dan 2-3... Kahroldum, birkaç saat uyuyamadım. Üstüne üstlük evde bira ve rakı stokları da tükenmiş... Darbe üstüne darbe.