Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

İşsizlik....
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1
  • 2

BAŞLIK: İşsizlik....

İşsizlik.... 18 Kas 2008 09:56 #917

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Geçen cuma akşamı Akbank tek vuruşta en az 1000 kişiyi işsiz bıraktı; işsiz kalanların sayısının 1200 ve 1500 de olabileceği telaffuz ediliyor. Borusan'ın da 700 kişiyi sessiz sedasız gönderdiğinden bahsediliyor. Citi Group bu sene 75000 kişiyi işten çıkartacakmış. Belli ki eli kulağında, bütün şirketler sırayla eleman azaltımına giderek "krizden korunacaklar".

Hep aynı hikaye bıkmadan, usanmadan tekrarlanıyor. Çıkan krizde hiçbir sorumluluğu bulunmayan insanlar kendilerini kapının önünde buluveriyorlar. Kapitalizmin insanlık düşmanı, çirkin yüzü, iğrenç mekanizması yine devrede. Kafanı, vücüdunu mesai saatleri içinde üretime/hizmete kiralamak, üstelik bunun için de minnet duymak zorundasın. İnsanlar nasıl olsa uyanmazlar, hiçbir alternatif nasıl olsa yok!

En çok da 1989 sonrasında sevinçten çılgına dönen yavşak liberallerden tiksiniyorum; hani o piyasanın her şeye çözüm olacağını, tarihin artık sona erdiğini, kapitalizmin insanlığa en uygun sistem olduğunu zırvalayanlardan...

Cvp:İşsizlik.... 18 Kas 2008 10:00 #918

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
Üstelik insanlar bu durumu mesai saati bitimine yakın aldığı bir mail ile öğrenmişler. Mealen, 'Pazartesi gelmenize gerek kalmadı' gibi bir ifadeyle.

Cvp:İşsizlik.... 18 Kas 2008 10:23 #919

  • emrahpolat
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 315
  • Karma: 8
hadi ya, rezillik. İnsanın işini kaybetmesi zaten yeterince rezil bir durum, bir de böyle haber almak... ne demeli bilmiyorum.

Cvp:İşsizlik.... 18 Kas 2008 12:24 #920

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Geçen "Çin İşi" diye bir haber gördüm..

Çin'deki bir Kariyer Fuarı'ndan görüntüler idi..İnanın katıksız bir dehşete kapıldım..Sanırım Hürriyet'te idi..Şu galeri bölümlerine bakarasanız denk gelebilirsiniz..Sadece bu yıl 6 milyon üniversite öğrencisi iş bekliyormuş..

Geometrik olarak büyüyen nüfus, aritmetik olarak büyüyen kaynaklar..Malthus yine de haklıymış..Noolacak bu kadar nüfusun sonu..

Bazen züürt tesellisi olarak şimdi çalıştığım firmada bir Çin'li olarak çalışmadığım için şükrediyorum..İnanın kışla disiplininde küçücük bir basamak da iyi olurdu..

Cvp:İşsizlik.... 19 Kas 2008 10:22 #921

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Ümit Kıvanç güzel yazmış. Bu abinin "Taraf"ta ne işi var, hiç kafama yatmıyor.
------------------------------------------------------------------------------------

Neden bilmiyorum, siyasî, toplumsal olaylarda, meselenin başka birçok yönü varken, hayatımızı etkileyen kararları alan kimselerin neler hissettiğine kafayı takmaya başladım. Şöyle diyor mudur, kendi başına kaldığında, şöyle düşünüyor mudur, şunu kendine nasıl açıklıyordur... yok yere üstüme vazife ediniyorum.

Genelkurmay başkanı bizi azarladığında da bunları düşünüyorum, başbakan esip gürlediğinde de. Millî Savunma Bakanı sıfatı taşıyan kişi “oh ne güzel, imha ettik, kovduk, şahane millet olduk” açıklaması yaptığında da. Ya da işte, son günlerin heyecanlı mevzuu, Can Dündar o yazıyı yazdığında da.

Kendimi bütün bu muktedir zevatın yerine koyup düşünmeye çalışa çalışa sonunda çok kişilikli çok kompleksli çok bunalımlı bir ucubeye dönüşmem tehlikesi var elbette. Lâkin ne yapayım, kendimi tutamıyorum. Öyle dalıp gidiyorum. Ve kendimi bu muhterem şahıslardan birinin yerine geçmiş düşünürken bulabiliyorum.

Bizim iş âleminin tepesindekilere pek özel bir muhabbetim zaten vardır, son günlerde iyice arttı, bu yüzden, tam çayımı yudumlayacağım sırada birden banka yöneticisi oluveriyorum. Tam tuvaletten çıkarken otomotiv sanayii CEO’suna dönüşüyorum. Bu yazıyı yazmadan az önce de köklü bir holdingin insan kaynakları departmanı ana bilim dalı başkanıydım. Sanırım makamda bir karışıklık oldu ama herhalde çoğu heykeli dikilesi insanlar olan rektörlerimizin yerine düşünmeye çabalarken o durumdan tam çıkamamışım, ondan olmuş.

Evet, son günlerde, adına hissetmeye, düşünmeye çalıştığım insanlar, işadamları. İşadamı deyince de, kapitalistlerden çok, onlar adına işleri idare edenler. Çünkü evine, çiftliğine beş ayrı home-theater sistemi kurup sekiz ayrı ciple dolaşsa da, bir CEO nihayetinde “bir çalışan”dır. İnsan kaynakları bilmemnesi de o şirketin çalışanıdır. Kendisinden bir yukarıdaki muhteremin gadrine uğrarsa, büyük ihtimalle o ana kadar kuyusunu kazdığı sendikaya da sığınamayacaktır.

Düşünüyorum kendi kendime: “Kriz yaklaşıyor” işaretlerini alınca ilk iş oturup kaç kişiyi işsiz, kaç aileyi perişan bırakacağını hesaplama konumunda olmak, nasıl bir ruh hali, nasıl bir duygu dünyası yaratmış olmalıdır? Diyelim Akbank’ın bu işlere karar veren değerli ve primli, yüksek maaşlı elemanısın. Dün öğrendiğimiz üzre, bin kişiyi işten atma kararı verdin. Herhalde tek başına değilsindir, ama önemi yok. En fazla üç-beş kişisiniz bu mühim işlerde. Evet, verdin kararı. Dedin ki: Bir tarafta çalışan insanlar, aileleri, şunlar bunlar var. Öbür tarafta bankanın kârları. İkisinden birinden feragat edilecek. Kabul edilemez olan, bankanın kârlarının azalmasıdır. Ayrıca benim, eşimin, öbür yöneticilerin jipleri, çocukların iPod’ları, patronların yalısı, halısı şunları bunları bir tarafta, zaten emekliliği yaklaşmış herifin/karının ya da yeni işe aldığımız cahil cühelanın şusu busu öbür tarafta. Güç bizde, elbette onlar kaybedecek. Kriz diye attım da demem, “performans düşüklüğü”nü bahane ederim.

Peki. Ettin. Attın insanları. Yalanı da söyledin. Sonra?

Sonrası var mıdır? İşte bunu merak ediyorum ben. Yani, demek istiyorum ki, krizi öne sürerek insanları çaresiz, umutsuz, kapının önüne koyan ve zaten bugüne kadar defalarca koymuş olanlar tarafından takdir ve takdis edilerek bu kararı verebilecek makamlara yükselmiş olan bu insanlarda hangi insan duygularından ne kadar vardır?

Lütfen yani, sayın CEO’lar, yöneticiler, insan kaynakları şeyleri, hemen protestoya kalkışmayın. Düzgün bir sorudur ortaya attığım. Size kapitalizmden komünizmden, mazallah sendikadan, sınıf eşitsizliklerinden, bütün insan ilişkilerini kökünden bozan, yozlaştıran, her şeyinizin dayandığı sömürüden, bunu korumak için kurduğunuz baskı düzenlerinden, hapishanelerden şundan bundan sözetmiyorum. Bin kişiyi tak diye işten atıp sonra home-theater sisteminizin karşısına kurulduğunuzda hangi filmi seyrediyorsunuz, diye soruyorum.

Ey Akbank, emin ol, biz hangi filmi seyrettiğimizi çok iyi biliyoruz.

www.taraf.com.tr/makale/2732.htm

Cvp:İşsizlik.... 20 Kas 2008 07:29 #922

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
Kimya sektörünün, 74 Milyar dolar yıllık cirosu ile, 1 numaralı devi olan Alman BASF firması,dünya üzerinde 80 fabrikasını kapatacağını ve 20.000 çalışanının iş aktini iptal edeceğini açıkladı. Toplam çalışan kişinin 100.000 olduğu BASF firması, böylelikle tek kalemde %20 çalışanını sokağa atmış oldu.

Citibank 50.000 çalışanının çıkartacağını anons etti. %14'e denk gelen çıkartılma oranı ile % 20 masraflardan tasarruf etmeyi planlıyormuş.

Krizin olası etkilerini öngörerek çalışan kıyımına başlayan bu 'iyi gün dostu' firmalar, bir taraftan eleman atarak diğer taraftan ürün satışındaki karlılıklarını arttırarak krizi en az hasarla atlatmayı planlıyorlar. Timur Selçuk'un Ekonomi Tıkırında adlı şarkısında söylediği gibi krizin hafiflemesi ile beraber... 'Nerden geldi bu karlar, aman kimse duymasın' .

Cvp:İşsizlik.... 20 Kas 2008 08:18 #923

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
'iyi Gün Dostu' Kavramını biraz açmak istedim.

Kriz yönetimi, gereksiz yanan lambayı kapatmaktan başlar, ürün ve rakip analizleri, lojistik farklılaştırmalar, ertelenebilecek ve kısılabilecek masraflar... vs ile devam eder.

Bir CEO'nun yılsonu primleri 5-10 milyon dolardan başlayıp, 500 milyon dolara kadar çıkabiliyorsa, keza yüksek kademe yöneticilerinin prim ve harcamaları inanılmaz boyutlarda olduğu bilinirken; bu harcamlar ile ile ilgili her hangi bir kıstılama yapılmadan akla ilk gelen, her zaman olduğu gibi, çalışan çıkartma yöntemi, gayet ucuz ve aşağılıktır.

Bu aktardığım Yüksek Yönetici pozisyonları içindi. Bir de genel için uygulanabilecekler var. Firma kendi içinde bir anket yapsa, %10 mu çıkartalım, 2009'u zamsız mı geçirelim ? dese... Muhtemelen büyük çoğunluk zamsız bir yılı tercih edecektir. Şirketlerin kullandığı arabaların bir çoğu 3 yılıığına kiralanıyor. Yenileri ile değiştirmek yerine kontratlar 5 yıllığa uzatılsa... örnekler çoğaltılabilir. Ama benim derdim onlara yol göstermek değil. Derdim yapılabilecekler varken işin kolayına kaçılmasının altını çizmek.

Yapılmaya çalışılan şey şu : Çalışanlar para kazanmaya ve tasarruf yapmaya devam etsin, çalışamayan evine market alış-verişi yapmakta zorlansın/yapamasın ! Madem zor zamanlar geçiriyoruz, muhemelen daha kötü olacak, o zaman bu aşağılık çalışan çıkartma politikaları sona ermeli... Önce sen, içişleyişinde düzenlemeler yap, yapılacakları tüket, daha sonra gelişmelere göre varolan durum tekrar gözden geçirilir.



Bu fırsatçılar, kan emiciler her yerde teşhir edilmeli.

Cvp:İşsizlik.... 20 Kas 2008 08:29 #924

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
İşten çıkartma yöntemi, her zaman ama her zaman emekçiler üzerindeki hakimiyetin yeniden ve yeniden tesis edilmesi yöntemidir ve maliyetleri kısmakla doğrudan bir ilgisi yoktur. Emekçilerin her çeşit yöntemle baskı altına alınması bu sistemin temel dinamiğidir. CEO'nun yıllık primi muhtemelen çalışanların toplam yıllık maaşlarından fazladır ama mecbur kalınmadıkça asla CEO işten çıkarılmaz, onun yerine bin kişiyi işten çıkarırlar. Emekçiler standardize ve yerleri hemen doldurulabilir vida başı olarak görülürler. Malesef 12 Eylül sonrasında bir hakaret ve aşağılama sıfatı olarak "amele" sözü çok kullanılır oldu bu ülkede. Ne emeğe değer veren var ne de onunla ilgilenen. Solcuların bile azımsanmayacak bir bölümü bu mesele hakkında kafa yormuyor. Halbuki emek meselesi, emeğini satmaya mecbur olmak hali hala ortada durup duruyor...

Cvp:İşsizlik.... 20 Kas 2008 08:37 #925

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
Benim de teşhir etmeye çalıştığım şey bu zaten. Yapılabilecekler varken, kimi bilinçli, kimi genel kabul gördüğü için ilk refleksi 'işten çıkartma' oluyor.

Cvp:İşsizlik.... 20 Kas 2008 09:22 #926

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Güçlü bu aralar hep lafı ağzımdan kapıyorsun..

Yüzde yüz haklısın..Yeni yazılanları adım adım okurken ben de tamamen aynı şeyleri söylemeye hazırlanıyordum..Bu kesinlikle bir tahakküm aracı..İşe de yarıyor..

HR diye bir bölümün icat edilmesi, çalışanlar üzerinde baskı kurmanın bir aytgıtı olarak tasarlanmasındandır..İki kuş vurulur, hem atılanlar bir sonraki alımda çok daha uysal olur gelir, hem de kalanlar içine sokuldakları yapay minnet duygusu ile Allah'ın nasıl sevgili kulları olduklarını düşünür..Çalıştıkları şirketlerle gönül bağına giren lavukları bilirsiniz..Şirketimiz, biz şöyle böyle bir şirketiz, biz bir aileyiz geyiklerini duymuşsunuzdur..

Ancak burda çok mistik bir boyut var; bütün bu zekice yöntemleri düşünen kim? Lost'vari senaryoları çağrıştırıyor; bir birey değil desanki kollektif bir akıl sözkonusu..Özne kim burda? Nerde oturup bu meseleleri konuşuyor..Yani X-Files 'da olduğu bir takım karanlık yüzlü adamlar karanlık kasvetli bir odada biraraya gelip bu adamları nasıl daha da köleleştirebiliriz diye mi düşünüyor..Yani demek istediğim, sanki adeta tıpkı X-files farklı ülkelerin derin devlet temsilcilerinin biraraya gelmesi gibi, yani devletler üstü ultra bir küresel derin devlet olması gibi, bir de şirketler üstü bir derin şirket kurulu mu var? Bu adamlar toplanıp ortak köleleştirme stratejileri mi belirliyor?
  • Sayfa:
  • 1
  • 2
Sayfa oluşturulma süresi: 2.75 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44