Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1
  • 2

BAŞLIK: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE

TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 12 Ara 2011 22:08 #3427

  • kankardeş
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Torun
  • Gönderiler: 18
  • Karma: 3
Herkese sevgiler saygılar. Uzun zamandır güzel sitemize vakit ayıramıyordum. "Ulan Erkan 2 dakika girip bir film tanıtımı da mı yazamıyorsun, bu da bahane mi şimdi" diye hayıflananlar çıkabilir; ancak emin olun bir konuya motive olduğunuzda geriye kalan her şey "bir süreliğine" anlamını içeriğini yitirebiliyor. Bu sene bütün motivasyonumu Lisans tezim üzerinde yoğunlaştırmaya başladım. İki aşamada gerçekleşecek olan tezimin birinci bölümü kuramsal bir başlık; ikinci aşaması bu kuramsal başlığı destekleyen tematik düzeyde, aynı paralelde olan bir uzun metraj film senaryosu. Araştırma konusunu uzun ve sancılı bir sürecin sonunda "Türkiye'de Cemaat ve Tarikat İlişkileri" şeklinde belirledim. Bu çok özel ve dikenüstü konuya dair E-hayalet'in muhalif düşünme eğilimine sahip değerli üyelerinin açıkçası ne düşündükleri benim için çok değerli.Cemaatlerle ilgili fikirleriniz nelerdir. Cemaatlerin dünü bugünü ve yarını üzerine ne biliyor / ne düşünüyorsunuz / ya da bana ne gibi okumalar önerirsiniz. Sizce cemaatlerin aktif siyaset içinde, devletin çeşitli organlarındaki rolü ve etkisi ne? Bugün polis teşkilatından orduya kadar yaşamın her safhasına sirayet eden bu kamplaşmanın doğurduğu sonuçlar nelerdir. Danışman Hocamla elbetteki bütün bu sorularımı paylaştım / paylaşmaya da devam edeceğim. Ancak gerçekten düşüncelerine ve entellektüel birikimlerine çok güvendiğim e-hayalet ailesinin bu başlık altında güzel yazılarla tezime destek vereceğini umuyorum. Teşekkür ederim.
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: AliOsman

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 12:44 #3428

  • Murattı
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Amatör
  • Gönderiler: 49
  • Karma: 1
Merhaba Erkan, öncelikle, ehayalette buluşanlar açısından içimizde en mantıklı işi(sanat, sinema) senin tuttuğunu, dolayısıyla biraz kıskandığımı söylemeliyim. Zamanının çoğunu antine ayırıp kuntine kafa patlatmak bir yerde şizofren kimliğin zeminini hazırlıyor, derken ruhunla ve bedeninle orta yerden cartdanak bölünüyorsun. Bu noktadan itibaren kendi adıma devam etmeliyim ama etmiyorum ve kesiyorum, konumuz bu değil. Sana, benimkinden çok daha enteresan ve işlevsel olacağını düşündüğüm yaşamında keyifli zamanlar dilerim, doğru tercihinden ötürü de kutlarım. Tez konun kuram ve pratik boyutlarıyla oldukça mühim ve detaylı. Hakikaten resmi ulusal konjonktürden ötürü “sakat” bir konu. Günlük siyasi yaşamın genel seyrine baktığında aslında pek çok konu -öteden beri- sakat. Cemaat meselesi kurumsallaşması ve devletle entegrasyonu bağlamında resmi ideolojinin revizyonudur, dolayısıyla evet yineliyorum sakat konulardandır. Benim açımdan yeni bir tespit olmadığını ve cemaat sorunsalı karşısında paniğe kapılmadığımı belirtmeliyim. Bilhassa 3. Dünya/doğu alışkındır bu tür ilişkilere. Afrikada, dağlarda ya da kutuplarda çetin koşullarda bir arada yaşamak zorunda kalan doğal birlikteliklerden ayırıyorum cemaati zira metafizik boyutu ve aşkınlık normu belirleyicidir, en kötüsü de bugün sermayeye bağlı olduğundan her türlü çıkar ortaklıklarına yatkındır. Adam ekranda ağlayarak “ulvi” bir takım laflar ediyor, tebası piyasada mangırları cebe indiriyor, zaman zaman liderle teba bir araya geliyor ve birlikte ağlıyorlar. Sevimsiz itici zararlı... Birey olarak kendi içkin kudretimizi açığa çıkaramayınca aşkın olana sarılmak gibi bir temayülümüz tarihsel ölçekte hep oldu. İktidar sahipleri kendi alt siyasi kimlikleri bağlamında ‘gericiliklerinden’ ötürü üst siyasi kimlikleri bağlamında da ‘liberalliklerinden’ ötürü sivilleşme ve bu yolla siyaseten önlerini açma ama daha çok cukkayı doldurma adına cemaat ve cemaat ilşikilerine açıktan onay vermekteler, liberaller de kendi siyasi ve ticari rantiyeleri açısından kolayca pragmatik ilişkiye girebilecekleri büyük cemaat şantiyelerine su taşımaktalar. Bu mesele bu yanıyla bugün içinden çıkılmaz haldedir çünkü yapısal ontolojik bir beraberlik söz konusudur. Aslında statüko karşıtlığı ve sivilleşme adına yaşama yedirilen, hakkını vermek lazım belli yol alınan ancak sermayeden bağımsız olmayan, tabiatı gereği olamayan, hatta “kendi” sermayesini yaratarak kurumsallaşan, yapısallaşan ve meşrulaşan bir taktik gerici olgunun yaşama yedirilmesi, ilerici devrimci evrenselci velhasıl özgürlükçü anlayışın karşısına kadim bir engel olarak yeniden ve yeniden konuluyor. Reel siyaseti ve gündelik hayatı belirlediğini ve “sıradan” bireylerin varoluşlarına da sızdığını bildiğimiz tespitler gözlemler bunlar, en azından malum gerici pragmatik kanadın gerçekliğini ve öznelliğini tanımlayan malum kıstaslar. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta başka: Dahil olduğumuz/yakın durduğumuz kısaca kabaca adına Sol dediğimiz örgütlenme anlayışında ve örgüt içi ilişkileri belirlemede, dahası politika ve politik dil üretmede aynı “virütik” etki ve semptomlar sözkonusu. Asıl bunu çözmek lazım. Hassas ve derinlikli bir okumayla gidersen bütün bildiklerini tekrar sorgulamak durumunda kalabileceğini, inandığın ya da inanmaya başladığın politikfelsefi görüşü sarsabilecek derecede temel-yapısal bir meseleye temas ettiğini, şayet bağlamı reel ülke siyasetiyle sınırlı tutmazsan etik/estetik/siyasi dışavurumunu ve tavrını bütün ortadoks anlayışlardan ve hiyerarşik örgütlenme modellerinden bağımsız biçimde koymak durumunda kalacağını hatırlatmak isterim. Kuşkusuz vasat bir tavsiye ve öngörüdür benimki. Vasat lafıma kuşkuyla bakıp tezini derinleştirmen ve insanlık tarihinin içinde açabildiğin kadar açabilmen, en güzeli de bu çabanı tematik bir dışavurumla ve kapsayıcı bir dille kapatabilmen mühimdir. İlaveten “keşke daha kapsayıcı bir başlık olsaydı” dedim. İnancıma ve kanıma göre cemaat sorunsalı Türkiye ile sınırlandırılamaz; sınırlandırılırsa, sorunsallaştırma tam anlamıyla gerçekleşmez ve seni/biz izleyenleri hayatı bütüncül şekilde ele alan ve tekbir ‘içkin’ değere ve motivasyona tutunabilmemize olanak tanıyan buna rağmen otonom kalabilmemizi sağlayan ‘bütünü’ algılamamız güçleşir. Özetle demek istediğim; içe kapalı her ideolojik söylemin ve hiyerarşik ilişki ağının karşılığıdır cemaat. Sol ya da sağ fark etmez. Devlet dediğimiz mekanizma yapısı ve onu oluşturan bütün organları itibarıyla legal kurumsal bir cemaattir, kendi varlığını tehdit etmeyen tersi besleyen bütün cemaat tarzı oluşumlarla entegrasyona, akreditasyona ve bir hareket etmeye meyillidir, dahası bu aksiyonlara kuruludur; reel iktidarın sahip olduğu erke göre devletin mülkiyeti cemaatlere ya da örneğin Tüsiad ya da Müsiada da ait olabilir ki öyledir. Yapısal ortaklıklarının dışında belli dönmelerde devlet-cemaat çıkar birliktelikleri kurulur, bozulur, kurulur, neticede üretim ilişkilerinden mütevellit tarihsel flörtleri bakidir. Tezini evrensel norma göndermeyle bitirmeni arzu ederim, gene de sen bilirsin. Çıkar gruplarının cirit attığı, bireyin ontolojik manada deforme olduğu ve doğal yaşamla ilişkisinin yıprandığı, geri dönüşü imkansız bir bir dekadans sürecinin ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü dünya bahçesi başka türlü çiçeklenmez... Daha söylenecek çok şey var ancak mesaiden çalarak bu kadarını yazabildim. Özlü teknik tavsiyelerde bulunamadıysam kusura bakma. Elbette Önder’ in defalarca söylediği adeta tekerlemeye dönüşen Spinoza, Nietzsche, Deleuze, Negri vb. düşünürlerin kitapları veya bunları çözümleyen yazarların kitaplarını öneriyorum. Naçizane sadece bir iki anarşist, Marx, Spinoza ve Nietzsche’ nin dikkatlice okunması, dahası tematik olarak hissedilmesi pek çok sorunsalın tespiti açısından müthiş bir epistemoloji sunacaktır. Yoksa bir cemaat gider öteki gelir, soluz derler sağdan giderler...
Son Düzenleme: 14 Ara 2011 13:19 Düzenleyen Murattı. Sebep: redaksiyon
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: kankardeş, hasever

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 13:43 #3429

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Murat,

Teşekkür ediyorum. Kendi adıma, Erkan'ın sorusu havada kalmasın diye bir yanıtın telaşına girmişken, yazdıkların hızır gibi yetişti. Gerçi Erkan bu kadar hızlı bir yanıtı hak etmemişti ya neyse büyükleriyiz. ("ulan"la başlayan samimi özeleştirisini yapmış zaten). Hem sinemacımız, "yanlış yaparsak" kendimizi beyaz perdede görme riski var

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 14:21 #3430

  • Murattı
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Amatör
  • Gönderiler: 49
  • Karma: 1
Rica ederim Hasan, bu yaşa geldik bişey olamadık, bari genç sinemacımıza "kıyak" yapıp dikkatini çekeyim, filminde bir cemaat lideri rolü kapayım dedim. Artık top Erkan' da. Cemaatin muhtemelen İsviçre ayağı da olur. Bilmiyorum sen mi konuşursun ben mi kendisinden rica edeyim?

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 14:46 #3431

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10

Sen beni güldürdün, Erkan da seni güldürsün. Bu da ilaç gibi geldi. Şurda büroda, güneş desen hak getire, yağmur desen ipini koparmış, salak saçma bir iş günü yaşıyor(d)um.


Rica işi için de ayrıca teşekkür ederim. Fakat tiplerimizi gözlerimin önüden geçiriyorum da, Ali Osman'a sakal bıyık taksak en karizmatik "şeyh"imiz olur gibime geliyor Sanırım ben müritlikte kalırım

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 15:08 #3432

  • Murattı
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Amatör
  • Gönderiler: 49
  • Karma: 1
Ya hasan düşündüm de ben bu sinema işinde yokum; çoluğum çocuğum var benim...
kendi cemaatimizi mi kursak ne?.. evet evet düşünelim bunu.

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 15:31 #3433

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Murat,

Olur diyorsan neden olmasın; ama biz e-hayalet olarak en fazla "kadro cemaati" oluruz, gibime geliyor

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 15:38 #3434

  • Murattı
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Amatör
  • Gönderiler: 49
  • Karma: 1
Hasan kitle cemaati kadro cemaati fark etmez, nicelik olarak farklı nitelik olarak aynı. gittiği yere kadar gider. mesai bitti ben de eve gidiyorum yarın da Adana' ya. Hadi iyi akşamlar.
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: hasever

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 15:45 #3435

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
İyi yolculuklar... Adana'ya selam.

Cvp: TÜRKİYE'DE CEMAAT VE TARİKAT İLİŞKİLERİ ÜZERİNE 14 Ara 2011 16:04 #3436

  • kankardeş
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Torun
  • Gönderiler: 18
  • Karma: 3
Konuma olabildiğince makro düzeyde yaklaşmam gerektiğini bana hatırlatan bu etraflı ve derin katkın için çok teşekkür ederim Murat Abi. Dikkat çektiğin noktalar emin ol bende yepyeni perspektifler açmış durumda. Özellikle uzun metraj senaryoda yaratacağım baş karakterin peşine düşmüş olduğum bu sancılı günlerde bu yazı iyi geldi. Okyanus ötesinden de gerekli katkıyı bekliyoruz =) Hasan Abi merak etme rolleriniz hazır, senaryo bir sahte Şeyh'in üzerine kurulu. Güven Kıraç'ın Takva^daki performansını bekliyorum senden = )
  • Sayfa:
  • 1
  • 2
Sayfa oluşturulma süresi: 0.45 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44