Şaşırmadım; bu insanların tıyneti uygun; alçaklık klasmanında kıramayacakları rekor yok.
Bana daha ilginç gelen bir soru var; bu Altınok gibiler nasıl Birgün kadroları arasından "sıyrılıp geldi"..
Ya sıradan bir karakter bozukluğu değil ki sözkonusu olan; intihal, yani gasp, yani hırsızlık..Hadi diyelim intihal yok, herif çıktığı yuvaya çemkirebilen yaratılışta biri..
Kendi ikili günlük ilişkilerimizde "bile" böylesi ciddi karakter bozukluklarına sahip birini çevremize sokar mıyız?
İşte ben anlamıyorum, Cemil Ertem, bu Altınok vs gibi adamların iktidar odaklarına yalaklanmak için herşeyi mübah gören karakter yapılanmaları nasıl daha önce hiç farkedilmedi de, üstüne üstlük kendilerine köşe açıldı ve solun dişiyle tırnağıyla kurduğu medyasını sıçrama tahtası olarak kullanmalarına izin verilebildi..Sen, ben, vs bireylerden bahsetmiyoruz ki hadi karakter tahlilini yapmakta zaafa uğradık diyelim..Bahsi geçen kurumsal, organik bir yapı ve sözkonusu olan da sıradan bir kişilik zaafı değil..
Bir soyutlama yapalım; diyelim ki ülkede sağ değil de sol bir yükseliş vardı..Muhtemelen bu kariyeristler de o yükseliş sayesinde Birgün'ü terketmeyecekler ve parti vs yönetimine bile yükseleceklerdi..Yani sahip oldukları karakter bozuklukları demek ki hiç farkedilmeden, en üst yönetim kademelerine kadar geleceklerdi, şimdi müktedirlere dalkavukluk yapma yarışında olanlar en hızlı komunist kanaat önderi olacaktı..Sovyetlerde olan da birebir bu durum değil miydi? Sistem çökünce resmi komunistler bir gecede oligark oluverdi..
İşte bence solun düşünmediği alanlardan biri bu; mevcut sol kadrolaşma mantığı ne çıkarsa bahtımıza yaklaşımından çok öte değil, kavun değil ki kıçını koklayarak karakterini anlayalım perspektifi, ne yapalım solcu karakter testi, ya da solcu yerleştirme sınavı yapacak halimiz yok ya anlayışı..
Bütün bunları düşününce solun kitleselleşme perspektifi sermayeyi kediye yükleme riskini göze almaktan ibaret olduğu ortaya çıkıyor..
Aslında bu hayatın doğasına içkin, ne yapılırsa yapılsın kaçınılamayacak bir durum değil, bence bu gibi marazlar tıpkı Stalin'in durumunda olduğu gibi dar kadrocu yaklaşımdan kaynaklanıyor..Tabandan gelen anonim bir perspektifle değil de, belli bir kaç isimle sol muhaefet yapmaya kalkınca bu gibi karakter bozukluklarının sıyrılıp üste çıkması kaçınılmaz oluyor..
Bu Cemil Ertem'in Altınok'un Birgün'de köşe kapmaları nasıl bir süreç sonucu olmuştur bir düşünelim; çok önemli şeyler üzerine çok iyi yazdıklarını için mi? Muhtemelen hayır..Hasbel kader gazete yönetiminde bir kankaları vardı, o ilişkisini kullanarak kaptılar bir köşe..
Stalin'in parti yönetim anlayışı ile niyet ne olursa olsun mevcut sol yapıların örgüt/medya yönetimleri arasında kategorik olarak bir fark yok..