Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Oğuz Atay Tartışmasına Dair
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1
  • 2

BAŞLIK: Oğuz Atay Tartışmasına Dair

Oğuz Atay Tartışmasına Dair 20 Tem 2011 05:01 #3191

  • hasever
  • ÇEVRİMİÇİ
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Şavkar Altınel'in, Oğuz Atay için, "sığ ve yapay" demesinden bu yana, bir hayli taş yerinden sökülmüş bulunuyor. Doğrusu, bunu, biz e-haylet taifesi olarak nasıl değerlendiriyoruz merak ediyorum.

Kendi adıma; kızgınlık, öfke'den ziyade tuhaf ve tatlı bir şaşkınlık içindeyim. Şavkat Altınel'i tanımam; Oğuz Atay'ı dosya konusu yapan iki aylık dergiyi (Notos) de bilmem; her ikisinin niyetlerinden bihaber olmakla birlikte, Altınel'in, Radikal gazetesindeki değerlendirmesinin/savunmasının samimiyet taşıdığını düşünüyorum...

(Herhangi) bir şekilde Atay'ın tartışılmasını güzel bulmakla birlikte, durumu tam olarak nasıl ele alacağımı bilemiyorum.

Var mı bir değerlendirmesi olan?
Son Düzenleme: 20 Tem 2011 05:02 Düzenleyen hasever.

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 20 Tem 2011 10:16 #3192

  • Murat
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 415
  • Karma: 8
Durumdan facebook'ta Emrah sayesinde haberim olmuştu ama derinlemesine okumamıştım. Hatta sitelerinde Hepimiz Oğuz Atay'ız başlıklı kısa bir yazı var ama inceleme ve eleştiriye rsatlamadım. Bir de daha önce TRT'de yayınlanan Oğuz Atay belgeselinin videosunu koymuşlar.
Son Düzenleme: 20 Tem 2011 10:17 Düzenleyen Murat.

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 20 Tem 2011 15:18 #3193

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Hasan,
Senin temkinli yaklaşımını görünce ben de "kızmamaya" çalışarak okudum..Yazıda bahsi geçen şahsı tanımam..Ama hiç makbul biri olamayacağının ibareleri sırıtıyor yazısında..Birincil kadar ikinci veriler de var;

"Bir süre Sydney'de bulundum" mesajı vermek ister gibi, yazar olan kişi Japon turisti pozu vermez yabancı bir şehir arkaplanına karşı..Atay'ın kendisi olmadığını düşnüyormuş; peki kendisi kendisi mi?

Altınel, ayrıca Atay’ın ‘kendisi’ olmadığını düşünüyor: “Bana göre ‘Tutunamayanlar’ bir küçük burjuva krizinin, mühendis olmanın, ‘salon salamanje’lerde yaşamanın, ‘bir kadınla iki çocuğun sorumlu saymanlığı’nı yapmanın hikâyesi. Bunda bir sorun yok: bir Flaubert bu malzemeden büyük bir roman çıkarabilirdi.



Hangi topraklardan geliyorsun da, hangi kültüre dayanıyorsun da Oğuz Atay'dan Flaubert romancılığı bekliyorsun? Erdal Öz Edebiyat Ödülü aldı diye kendisinin istese yapabileceği sanısına kapılmış galiba. Fikret Kızılok bizim kriterlerimize göre iyi bir müzisyendi, ama tutup J.S.Bach türü eserler vermedi diye eleştiremezsin, keza Blutsuzluk Özlemi de bir King Crimson olamıyor diye

"Tutunamayanlar" elbetteki edebiyatın başyapıtları ile kıyaslanamaz..Karamazov Kardeşlerin arkasında 200 yıllık, olgunlaşmış bir edebiyat geleneği var..Daha da önemlisi Dostoyevsky yazarken, Tolstoy, Gogol vs gibi devleri arkasına almıştı..Atay'ın buldu[u malzeme ne? Namık Kemal..

Japon bahçe sanatından alınıp kullanılan bir kavram var; wabi-sabi..Bu gibi estetik eleştirilerinde çok başvuruluyor.

"The aesthetic is sometimes described as one of beauty that is "imperfect, impermanent and incomplete"

Hatalı olanın, kusursuz olmayan güzelliği, tam da hatalı olduğu için güzel..Yani normal koşullarda çirkin, itici olanın bir esetik unsur olarak etki bırakması..Hani çok bilinen örneği eski Top Model Cindy Crawford'un ünlü "beni"dir mesaqla..Normal koşullarda kimse yüzünün ortasında bir et beni istemez, ama belli bir arkaplana oturursa iyi bir etki bırakır..Bir başka wabi-sabi örneği Pisa Kule'sinin eğriliğidir..Bir başkası yanlış basılan paralardır..Belli sayıda basılmış hatalı paralar/pullar, kolleksiyonların en değerli parçasıdır..

Atay'ı eleştirerek aklı sıra yürürlükteki putları kırma seferberliğinin edebiyat alanındaki öncülüğüne soyunan bu şahıs da "Tutunamayanlar"daki "wabi-sabi"leri eleştiriyor, ama farkında değil ki tam da o wabi-sabi'lerdir Tutunamayanlar'ın bu kadar sevilmesinin nedeni..Adam Pisa kulesi eğri diye eleştiri yapıyor farkında değil...Nasıl karanlık bir ruha sahip olduğu, "Tutunamayanlar" deyince aklınıza gelen ilk şey ne oluyor sorusuna verdiği cevapta saklı; Başarısızlık..Ulan eh be adam, eğer "başarılı" olunuyorsa edebiyata ne gerek var; kriz,bunalım, depresyon vs ile gübrelenmiş "başarısızlığin" toprağında açan bir çiçektir Edebiyat..Başarılı kişi CEO olur, şarkıcı, türkücü olur, Anchorman olur, Sinan Çetin gibi emlak alıp satar vs..Raskolnikov yaşlı bir kadını öldürmeye kalkar, eline yüzüne bulaştırır; 3 Karamazov birader bir babalarını öldüremez..Kolera Günlerinde aşk 50 yıl sonra erkeğin penisi, kadının kukusu buruştuktan sonra nihayetine erdirilebilmiş bir aşktır. Gregor Samsa başarısızlıktan böcek olur...Bay K., "Şato"nun koridorlarında kaybolur da Senyör'e bir çift laf etmek için ulaşamaz.. Daha sayalım mı?

Hafiften dokundurmuş, sonradan bunda bir sakınca yok diye düzeltiyor görünmesine rağmen,

[quote]‘Tutunamayanlar’ bir küçük burjuva krizinin, mühendis olmanın, ‘salon salamanje’lerde yaşamanın, ‘bir kadınla iki çocuğun sorumlu saymanlığı’nı yapmanın hikâyesi.[/quote]

Ne olacaktı? Holding Pazarlama müdürü olmayı başarbilen birini mi yazacaktı? Asıl o hayatlardan bir roman çıkmaz..

Bir "başarı" pathosu geçer akçe akçe yapılmaya çalışılıyor; bu adamın söyledikleri de bu ülkede ta Özal'a kadar giden uzun bir çizginin son örneği; ne demişti Özal "Zenginleri Severim"..Elif Şafak neyi rasyonalize etmeye çalışmıştı, Edebiyatçıların da Holywood yönetmenleri kadar kazanabilmesini..Sinan Çetin kimi düşünür diye kakalamaya çalışıyor; Ayn Rand'ı..Ki bu mahlukatın düşünce adına söylediği tek şey eğer başarılı olmanı sağlıyorsa yaptığın herşey doğrudur..Emre Aköz'ün bu bağlamda tavrını ne güzel ele almış sevgili Onur Caymaz;

Ücretsiz eğitim istiyoruz! Siz ulusal bir gazetede yüzünüz kızarmadan köşe yazarı sıfatıyla yazabiliyorsanız biz niye en doğal hakkımızı istemeyelim! Bakın 'ücretsiz' dedim, ne yapalım. Kelime olarak bile dokunuyor değil mi 'ücretsiz'; herhangi bir şeyin bedavalığına dair talep bile delirtiyor sizi.


Emre Aköz'e birşeyin ücretsiz olabilmesi nasıl dokunuyorsa, bu adama da birşeyin başarılı olmak için yapılmıyor olabilmesi dokunuyor..Elif Safak, Emre Aköz, Sinan Çetin; bu adam da o soyun sopu işte..Sanki biz farkında değiliz "Tutunamayanlar" edebi-estetik gücünün başyapıtlarla kıyaslanmayacağının..Tutunamayanlar'ın ana "güzelliği" birşeyler yapmaya çalışıp da batılı insanın sıradan günlük işlerini bile başaramayan bu ülke insanın zorunlu "becerisizlikiğinin" destanıdır..Hatta bu anlamda romanın kendisi ele aldığı konuyu bizatihi örnekler kendi metinsel/kurgusal "beceriksizliği" ile..Yaşanan trajedi, hapsolunan Doğu kültürünün sığlığından, nobranlığından çıkıp Batı kültürünün eşsiz eserlerini anlayabilen bir entellektüelliğe doğru serüvendir; başarısızlığa mahkumdur..Tutunamayanlar zaten bu başarısızlığa mahkumluğun romanıdır, gerekli donanımıma sahip olamamayı betimler..Biri çıkıp bu "başarısızlığı" pejoratif olarak ele alırsa, ne demek gerekir? Kardeşim Pisa Kulesi'nin eğriliği mimarının eşekliğinen kaynaklanmıyor..Bu adam böylesi içsel bir aksaklığı, wabi-sabi öğesini anlayabilecek çapta değil..Başarıya odaklanmış..Türdaşi Sinan Çetin gibi, romanlarındaki mekanları da satmaya çalıştığı emlaklarının etrafından seçiyordur herhalde..

Bu ülkede roman başyapıt olmak zorunda değildir; olamaz zaten..Bir başyapıt çıkaracak toplumsa dinamikler yok..Bir Kasımpaşalı'nın 50% desteklendiği bir yerde edebiyat kendini aşamaz..Sadece niyet yeterlidir..Hangi niyetle yazılmıştır romana/şiir? Edebiyat eleştirisinin ana öğesi bu olmadılıdır bizim kültürümüzde..
Son Düzenleme: 20 Tem 2011 15:55 Düzenleyen onder.
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: Murat, hasever

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 20 Tem 2011 15:35 #3194

  • hasever
  • ÇEVRİMİÇİ
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Eyvallah Hocam...

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 25 Tem 2011 04:04 #3201

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 25 Tem 2011 04:42 #3202

  • hasever
  • ÇEVRİMİÇİ
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Ben de tam onu okuyordum.

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 25 Tem 2011 04:45 #3203

  • hasever
  • ÇEVRİMİÇİ
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Önder,
Yazdığınla birlikte bu iki yazıyı bir dosya yapıp ön sayfaya alalım mı?
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: AliOsman

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 25 Tem 2011 11:04 #3204

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
"Put kırıcı" olmaya çalışan zatı hiç tanımıyorum ama ayıptır söylemesi bana en azından çok da "sevimli" gelmedi. Herşeyden önce, "Put" diye tanımladığın kişi Oğuz Atay yahu. Yazdığı romanlar adamın ölümünden nerdeyse 20 sene sonra okunmaya başlanmış bir yazardan söz ediyoruz. Üstelik adama "Put" yani "Haketmediği halde tapılan" muamelesi çeken kim, ben şu ana kadar hiç görmedim böyle bir kişi. Hem bu ülkede "Put" muamelesi gören bir edebiyatçı var mı? Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk gibi uluslarası düzeyde bilinen yazarlarımız dahi yerli yersiz, haklı haksız bir sürü eleştiriye ve hatta saldırıya sık sık maruz kalırken, bir de "Putumuz" mu varmış?

Hadi canım sende...
Son Düzenleme: 25 Tem 2011 11:55 Düzenleyen guclu.
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: onder

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 26 Tem 2011 01:40 #3205

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Hasan sormana gerek var mı? İyi olur diyorsan tabii ki koy..Ne olacak sanki?

Ancak bu tür, 3.üncü şahısların yazısını benim yaptığım gibi genel "hayalet" kullanıcısı ile girmeni salık veririm..Kendin girerek haksız site puanı kazanmamış olursun böylece...

Ha bu arada çok erken 5 yıldıza ulaşmış olduğun için, çıtayı yükselttim, 5 yıldızın minumum puan limitini arttırdım.Yıldızın düşmüştür haberin olsun..
Son Düzenleme: 26 Tem 2011 01:40 Düzenleyen onder.

Cvp: Oğuz Atay Tartışmasına Dair 26 Tem 2011 02:47 #3206

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Güçlü al benden de o kadar;

Hani ta 20 yıl önce tek bir kitabını okuduğum bir yazarı bu yaşımda savnduğumdan değil, zaten kızlara hava atmak için Oğuz Atay'cı görünmeye çalıaşacak adolesans mentalitesini de geride bıraktık ama bayram değil seyran değil, bu adamlar durup duruken neden Oğuz Atay'ın üzerine gidiyorlar diye sormadan edemiyorum..Neden Peyami Safa, Necip Fazıl Kısa Kürek ya da çok daha önemlisi günümüzde yazar diye piyasaya sürülen, "edebiyatçılar da yönetmenler kadar para kazanabilmeli" iddiasındaki, geçmişin bohemleri şimdinin tasavvufçuları, "kendini arayıp bulma" derdindeki bireyci yazarları değil de Oğuz Atay..

Tutunamayanlar'dan haliyle ODTÜ'de haberim oldu..Sırf meraktan alıp okudum ve gerçekten hoşuma gitti, zira kendi açmazlarımı orda buldum..O klasik, hiçbir baltaya sap olamama, yani tutunamama sendromundan dolayı değil..Kendi özel, farklı kişiliğinden, otantikliğinden vs dolayı sisteme yaranamayanların kolayca özdeşleşmelerine yarayacak bir model gibi alınara kullanılmasından dolayı "Tutunamayanlar"ın istismar edildiği doğrudur. Bir yazarı böyle istismar etmenin bir başka çok iyi örneği de Nietzsche'dir mesala..Aforizmaları çok kullandığı için taciz edilmeye çok uygundur vs..Ama aslında kendi kafalarına göre eğip büktükleri o popüler aforizmlarından çok fazlasıdır Nietzsche..Onun kadar olmasa da Oğuz Atay da istismar edilir..Ancak ben adamı samimi buluyorum, edebi değerinin, uslubunun ötesinde..Bir derdi varmış adamın ve bu dert iddia ettikleri gibi samimi omasa bile, en azından böyle bir derde kendi adıma sahibim..Adamın derdi temel olarak içinde bulunduğu kültürün/düşünsel geriliğine rağmen kendini aşma diye kolay yoldan betimleyebileceğimiz bu ülkeye özgü bir nevi ergenlik sorununu dile getirmek..Üzerinden çok uzun zaman geçti hayal meyal hatırlıyorum, ama mesala beni çok güldüren, kültürel "mirasımızı" anlatan, epey uzun bir bölüm vardı, orta asya steplerindeki göçebe türklerle ilgiliydi falan, şu bir ara Lombak'taki "sen türksün di mi" karikatür serisi gibiydi..Yani neyse uzatmayayım, adam olmak istediğiyle gerçekte olduğu durum arasında bir açıklık görüyor, mesala koca bir kitaplığın önünde duruyor, birgün bunların hepsini okuyacağım diyor, ama okusa da bu kültürde bir işe yaramayacağını biliyor, hayran olduğu başyapıtların örneğini kendi kültüründe bulamıyor ve bu gibi durumların çelişkisini yaşıyor, hepsi bu..İyi ya da kötü, yeterli ya da eksik, başarılı ya da başarısız Tutunamayanlar içinde bulunulan kültürün geneline yönelik bir eleştiri içerir..İşte ben de bu yüzden bir hayli kuşkuluyum, acaba her noktada yerleştirilmeye çalışılan muhafazakar statükoya yaranmak için mi böyle bir çıkış yapıldı diye..Herşeyden kuşku duyarım ama İslamcı muhafazakarların Tutunamayanlar'dan nefret edeceğinden hiç kuşku duymam, zira yere göğe sığdıramadıkları en yüksek nokta olarak gördükleri Arap/İslam kültürü içinde boğulan karakterlerin çelişkisini anlatır..Hiç sevimli gelmeyeceği kesin..
Son Düzenleme: 26 Tem 2011 02:52 Düzenleyen onder.
  • Sayfa:
  • 1
  • 2
Sayfa oluşturulma süresi: 0.43 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44