Ali Osman,
TRT muhtemelen tarihinde hiç bu kadar dindar bir yayın çizgisine sahip olmamıştır. Özal döneminde dahi çok daha normal bir yayın çizgisi vardı. Hatta abartmadan şöyle söyleyeyim, "dinci kanal" diye bir çırpıda sayabileceğimiz tüm kanallardan daha fazla dakika dinsel içerikli yayın yapıldığına kesinlikle eminim. Belki de "dinci kanallar" TRT bu halde olduğu için daha "normal" bir yayın çizgisine geldiler, onu da bilemiyorum.
"Dijitalize" dediğin uygulama benim acayip asabımı bozuyor. O dandik karlama metodu ile milletin ağzında elinde tuhaf şekiller oluşuyor; normalde dikkatimi çekmeyeceği halde filmdeki oyuncunun sigara içtiğini farkediyorum. Bu da beni daha da geriyor. Tek kısıtlama bu da değil, bütün filmlerde, dizilerde falan devamlı bir "bip" sesi geliyor; küfür, kötü söz olarak gördükleri hertürlü sözü de engelliyorlar.
Bütün bu saçmalıklar olurken de hiçbir kanaldaki hiçbir programda buna yönelik muhalif tek ses bile çıkmıyor. Eskiden bazı kanallarda "gülmece" programları olurdu, epeydir onlar da yok, Kanal D'deki "Çok Güzel Hareketler"den başka, yaparsa belki onlar yapar birazcık muhalefet diye düşünüyorum ama Erdoğan biraderlerin herdaim uzlaşmacı, her iktidarla ılık ilişkilerini düşününce geriye yine Uykusuz, Penguen ve Limon kalıyor kala kala.
Sırf bu yüzden Digitürk aldık eve, doğru dürüst film, dizi, program izleriz diye. Nispeten iyi yine de bu platform ama RTÜK denen sansürcü kuruluş buraya da elini atmış vaziyette. Prime time'da gösterilen yayınların bazı "sakıncalı" sahneleri kesiliyor burada da. Yayınların gece yarısından sonra tekrarlanan versiyonlarında "bütün" olarak izleyebiliyoruz ancak. Bu beni daha da gıcık ediyor. Her ay para verip sansürlenen program izlemek daha da saçma geliyor.