Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

"Büyük Fabrika Bitti" - Zülfü Dicleli
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: "Büyük Fabrika Bitti" - Zülfü Dicleli

"Büyük Fabrika Bitti" - Zülfü Dicleli 27 Tem 2009 12:32 #2577

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Çok tepki çekebilirim ama Taraf'ın bildik geyiklerinin çizgisinde yer alan Zülfü Dicleli ile şu Neşe Düzel röportajında "maalesef" doğru olduğun düşündüğüm satırlar var;

http://www.taraf.com.tr/makale/6633.htm

Bunlardan en önelisi bir "Büyük Fabrikaların Bitmiş" olması.

Bunun çok önemli çağrışımları var; bütün bir sosyalist sol mücadele/örgütlenme perspektfi "büyük fabrikayı" vasayıyordu. Büyük fabrika ortadan kalkınca, sol da sözsüz kaldı. Büyük fabrika sınıf bilincinin oluşmasında merkezi öneme sahipti bence. Üstadın "Kapitalistin kendi mezarını kazması" dediği şey de, bence işçilerin kitlesel oranlarda "büyük fabrikalarda" toplanmasına gönderme yapıyordu..Devrimci toplumsal fail büyük fabrikada kuruluyordu..Şimdi bu avantaj kayboldu..Egemenler sınıf bilinci kurucu üretim biçimlerini parçaladı, ya da çevreye attı..



Şimdi çok sınıf var. İşçi sınıfının içinden bile on beş tane sınıf çıkar bugün. Çünkü işçilerden biri yol kazıyor, biri fabrikada çalışıyor, biri bilgisayarla çalışıyor. Bunlar farklı dünyaların insanları artık. Eskisi gibi aynı ruh halinde değiller. Geçmişte 10 bin, 20 bin kişilik fabrikalarda çalışırlardı.

Dünyada büyük fabrika kurulmuyor mu şimdi?

Kurulmuyor ve bir daha hiç kurulmayacak. Büyük fabrika bitti. En son büyük fabrika, son dünya krizinde General Motors’ın iflasıyla bitti. Üstelik sadece işçi kesimi değil, burjuvazi de renk renk bugün. Türkiye’de on beş kişilik atölyeden Brezilya’ya mal satıyor adam bugün. Kendisi büyük patron değil ama ‘büyük’ iş yapıyor. Türkiye ekonomisinde de böyle çokluk var. Ama Çetin Altan’ın özetlediği gibi bu ülke otuz yıldır cami ile kışla ikilemine takıldı kaldı. Başka hiçbir şey yokmuş gibi davranılıyor. Aslında bu bir oyun bir yerde.


Dicleli, bu röportajında bu şurekanın bildik tezlerini yineliyor. Bu gibi "doğru" saptamalardan geçerek vardığı yer, kapitalizmin asla aşılamayacağı sonucu..

Mesala hiç şunu sormuyor; Büyük fabrika bitmiş bile olsa kapitalizm baş belalısı azalan karlar yasasından kurtulmuş değil. Büyük fabrikada değilde İkitelli'nin 15 kişilik atölyesinde de üretiyor olsan, pazarın rekabet koşullarına açıksındır. Bir başkası çıkar 10 kişiyle aynı malı üretir ve satar.

Burdan son tahlilde aynı kapitalist açmaza gelinmez mi? Azalan karlar yasası ile birlikte meta fiyatları ve onlarla birlikte reel kazançlar da düşer..Pazar aşırı üretim fazlasının ucuz metaları ile dolarken, bu mal stoğunu tamamen eritecek toplam bir satın alma gücü hiçbir zaman oluşmaz..Bu kapitalizmin asla kaçamayacağı fiziksel sınır bağlayıcılığında bir sınırdır. Dolayısıyla kapitalizm son tahlilde her zaman çözümsüzlük üretir.

Yani kapitalizmin ekonomi-politik tahlillerinde marxismin hala bir krizinden bahsedilemez. Ancak, iş toplumsal öznelliğin kurulması sürecinde kriz yaşıyoruz.

İşte düşünmemiz gereken bu alanlarda, yeni yaklaşımlar getirmek yerine "büyük fabrika" vs gibi kavramlara takılıp kalarak, oyunu bu adamlara karşı kendi sahamızda kabul ediyoruz, onların yarı sahasına doğru oyunu yıkamıyoruz.

Büyük Fabrikanın bitmiş olduğu tezi, yeni bir toplumsal öznelliğin kuruluşu açısından değerlendirilmesi gerekirken, boş bırakılarak Dicleli gibi adamların liberal teorilerine hegemonize etmesine müsade edilmiş oluyor.

Cvp:"Büyük Fabrika Bitti" - Zülfü Dicleli 27 Tem 2009 13:30 #2578

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Zülfü Dicleli 70'lerde MESS'e karşı örgütlenen büyük işçi direnişinin önderidir. Tüm eylemleri TKP adına yönetmiş ve koordine etmiştir. Tarihin ironisi mi diyelim yoksa kazığı mı, buna siz karar verin, 1990 sonrası dönemde engin sendikacılık ve sınıf bilgisini MESS için kullanmış, metal işverenlerine bol sıfırlı maaşlarla danışmanlık yapmıştır. Patronları adına toplu iş sözleşmelerine dahi katılmıştır. Tam anlamıyla bir dönektir. Tüm bilgi birikimini kapitalistlere sunmuştur.

Bu bilgi çerçevesinde, Dicleli'nin dedikleri bana fazlasıyla kötü niyetli geliyor. Hani derler ya "Allah bir dese inanmam" diye, benimki de o hesap.

Büyük fabrika bittiyse bitmiştir. Kapitalizmi aşmak isteyen bütün muhalif akımlar bunu radikal/devrimci bir çerçevede değerlendirip buna uygun politik sonuçlar çıkarırlar ya da çıkarmazlar. Bu, Dicleli'yi zerre kadar alakadar etmez.

Argümana dönecek olursak: Şükrü Argın'ın tespitiydi sanırım; fabrikanın göz önünden kalkması ama bütün toplumun bir fabrika haline dönüşmesi. Daha ileri bir argüman daha: Kapitalizmin buharlaşması, yani görünmez olarak her yeri kaplaması; dolayısıyla da sömürü ve artı değerin görünür kategoriler olarak kaybolmaları. Olmamaları değil, görünür olmaktan çıkmaları. Okuduğum vakit bana oldukça etkileyici gelmiş bir argümandı.

Cvp:"Büyük Fabrika Bitti" - Zülfü Dicleli 27 Tem 2009 13:46 #2579

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Bu röportaja kadar Zülfü Dicleli kimdir bilmiyordum bile..Eski TKP'den olup da dönek olmayan var mı zaten bilmiyorum.

Olay Dicleli alakadar eder etmez, konu o değil zaten.

Mesele solun bu tür tartışmaları bu tür aamların ağzına düşmeden önce yapıp yapmadığıdır.

Bu alanlarını boş bırkarısan bu adamlar dolduruyor, kapitalizme angaje ediyor işte.


Şükrü Argın bu tespiti yapmış çok güzel. Ne zaman yaptı bilmiyorum. Ama bunların birebir aynısını Negri 1970'lerde dile getirmiş..

Aslında Negri'yi geçelim, Marx daha 19.yüzyılda bunları söylemiş. Kapital'in her nedenle orjinal planında yer almasına rağmen çıkarılan, bazı baskılara göre 6., bazı baskılara göre 7. bölümü tam da bu konuyu işler.

"fabrikanın göz önünden kalkması ama bütün toplumun bir fabrika haline dönüşmesi."

Marx'ın rekabetçi kapitalizm dönemine uygun "Formel Subsumption of Labor"una karşı, küreselleşmiş, bütünleşmiş kapitalime uygun "Real Subsumption of Labor" derken kasettiği de tam olarak budur.

Buna paralel olarak rekabetçi kapitalist dönemde, topumsal fail "kitlesel işçidir". Yani bildiğimiz klasik sol teorideki işçi sınıfı. Buna karşın bütün toplumun farbika haline geldiği aşamadaki toplumsal fail ise "toplumsal işçidir. Yani bütün toplumun fabrika haline gelmesine mütekabil bütün toplum da işçi sınıfı haline gelmiştir.

Negri'nin "Marx Ötesi Marx"ta da işlediği konular bu eksende..
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.36 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44