Çok tepki çekebilirim ama Taraf'ın bildik geyiklerinin çizgisinde yer alan Zülfü Dicleli ile şu Neşe Düzel röportajında "maalesef" doğru olduğun düşündüğüm satırlar var;
http://www.taraf.com.tr/makale/6633.htm
Bunlardan en önelisi bir "Büyük Fabrikaların Bitmiş" olması.
Bunun çok önemli çağrışımları var; bütün bir sosyalist sol mücadele/örgütlenme perspektfi "büyük fabrikayı" vasayıyordu. Büyük fabrika ortadan kalkınca, sol da sözsüz kaldı. Büyük fabrika sınıf bilincinin oluşmasında merkezi öneme sahipti bence. Üstadın "Kapitalistin kendi mezarını kazması" dediği şey de, bence işçilerin kitlesel oranlarda "büyük fabrikalarda" toplanmasına gönderme yapıyordu..Devrimci toplumsal fail büyük fabrikada kuruluyordu..Şimdi bu avantaj kayboldu..Egemenler sınıf bilinci kurucu üretim biçimlerini parçaladı, ya da çevreye attı..
Şimdi çok sınıf var. İşçi sınıfının içinden bile on beş tane sınıf çıkar bugün. Çünkü işçilerden biri yol kazıyor, biri fabrikada çalışıyor, biri bilgisayarla çalışıyor. Bunlar farklı dünyaların insanları artık. Eskisi gibi aynı ruh halinde değiller. Geçmişte 10 bin, 20 bin kişilik fabrikalarda çalışırlardı.
Dünyada büyük fabrika kurulmuyor mu şimdi?
Kurulmuyor ve bir daha hiç kurulmayacak. Büyük fabrika bitti. En son büyük fabrika, son dünya krizinde General Motors’ın iflasıyla bitti. Üstelik sadece işçi kesimi değil, burjuvazi de renk renk bugün. Türkiye’de on beş kişilik atölyeden Brezilya’ya mal satıyor adam bugün. Kendisi büyük patron değil ama ‘büyük’ iş yapıyor. Türkiye ekonomisinde de böyle çokluk var. Ama Çetin Altan’ın özetlediği gibi bu ülke otuz yıldır cami ile kışla ikilemine takıldı kaldı. Başka hiçbir şey yokmuş gibi davranılıyor. Aslında bu bir oyun bir yerde.
Dicleli, bu röportajında bu şurekanın bildik tezlerini yineliyor. Bu gibi "doğru" saptamalardan geçerek vardığı yer, kapitalizmin asla aşılamayacağı sonucu..
Mesala hiç şunu sormuyor; Büyük fabrika bitmiş bile olsa kapitalizm baş belalısı azalan karlar yasasından kurtulmuş değil. Büyük fabrikada değilde İkitelli'nin 15 kişilik atölyesinde de üretiyor olsan, pazarın rekabet koşullarına açıksındır. Bir başkası çıkar 10 kişiyle aynı malı üretir ve satar.
Burdan son tahlilde aynı kapitalist açmaza gelinmez mi? Azalan karlar yasası ile birlikte meta fiyatları ve onlarla birlikte reel kazançlar da düşer..Pazar aşırı üretim fazlasının ucuz metaları ile dolarken, bu mal stoğunu tamamen eritecek toplam bir satın alma gücü hiçbir zaman oluşmaz..Bu kapitalizmin asla kaçamayacağı fiziksel sınır bağlayıcılığında bir sınırdır. Dolayısıyla kapitalizm son tahlilde her zaman çözümsüzlük üretir.
Yani kapitalizmin ekonomi-politik tahlillerinde marxismin hala bir krizinden bahsedilemez. Ancak, iş toplumsal öznelliğin kurulması sürecinde kriz yaşıyoruz.
İşte düşünmemiz gereken bu alanlarda, yeni yaklaşımlar getirmek yerine "büyük fabrika" vs gibi kavramlara takılıp kalarak, oyunu bu adamlara karşı kendi sahamızda kabul ediyoruz, onların yarı sahasına doğru oyunu yıkamıyoruz.
Büyük Fabrikanın bitmiş olduğu tezi, yeni bir toplumsal öznelliğin kuruluşu açısından değerlendirilmesi gerekirken, boş bırakılarak Dicleli gibi adamların liberal teorilerine hegemonize etmesine müsade edilmiş oluyor.