Honduras’ta olan biteni iyi özetleyen ve darbenin ABD ile bağlantısını açıklayan yeni bir yazı da Rusya’dan.
(Not 1: Yazıyı mot à mot çevirmedim)
(Not 2: Benzer konuda Korkut Boratav'ın yazısı da okunabilir:
haber.sol.org.tr/yazarlar/korkut-boratav...darbesi-ve-abd-15856 )
en.fondsk.ru/article.php?id=2313
Uzun yıllar bölgede ABD kontrolünde bulunan, ekonomisi ABD şirketleri ve dış politikası Washington tarafından belirlenen Honduras, sömürge geleneği doğrultusunda Washington’u rahatsız edici hiçbir girişimde bulunmamıştır. Latin Amerika’nın en yoksul ülkelerinden biri olan ve bölgedeki diğer ülkelerin bağımsızlık taleplerine karşı kullanılacak bir araç olarak görülen Honduras’ın siyasi ve asker elitleri de bu durumdan fayda sağlamaktaydılar. Latin Amerika’da sosyal adalet ve kapitalizm karşıtı sol yönelimler güçlenmeye ve iktidar sol hükümetlere geçmeye başladıkça, Honduras’ın bu “kale” olma özelliği daha da çok önem kazandı. Bölgenin birçok ülkesinde görüldüğü gibi 1980’ler Honduras için de ilerici güçlerin katledildiği kara tarihler olarak anıldı, bu dönemde tüm muhalif güçler baskı altına alındı.
ABD ve Honduras arasındaki bu “uzlaşı”, Zelaya’nın başkanlığının ilk dönemlerinde de geçerli oldu. Zelaya seçim kampanyasında kendisini neo-liberal olarak tanımlamış ama halkının yaşam standartlarını yükseltme amacını taşıdığını da beraberinde dile getirmiş bir politikacı izlenimi vermişti. Ancak başkanlığının ilk yıllarında bu amaca neo-liberal politikalar ile ulaşılamayacağını görmüş, serbest piyasa anlayışıyla ekonomik büyümenin sağlanamadığını, tersine yoksulluğun artmakta olduğunu tespit etmişti. Ülkede baş gösteren petrol kriziyse Zelaya’nın rotayı değiştirmesi için son gösterge oldu. Ülkeye petrol ithal eden ABD tekelleri fiyatları manipüle etmiş, ülkede yapay bir kıtlık yaşanmasına neden olmuştu. Bunun üzerine gerçekleşen protestolar ve grevler, Zelaya’nın yeni bir açılımla ABD’nin sahip olduğu petrol depolarını kamulaştırmasına yol açtı. Zelaya’nın bir sonraki adımıysa ALBA liderleriyle yakın temas kurmak ve Venezuela ile düşük fiyattan petrol alımı, diğer ticari ortaklıklar ve ulaşım altyapısıyla ilgili birçok anlaşmaya imza atmak oldu. Önemli bir işbirliği de hava taşımacılığı alanında yapılmış ve ABD Soto Cano Air Base’in zapt etmiş olduğu alanda modern bir havaalanı oluşturmak üzere ALBA ülkeleriyle yardımlaşma kararı alınmıştı. Bölgede hakimiyeti altında bulunan bir hava sahasını daha yitirme korkusu ABD’nin darbe planlarına da aciliyet kazandıran önemli bir etmen olmuştur.
Daha Bush yönetiminde, ABD neo-conlarının bölgedeki sol eğilimli politikacıların göründüğü kadar güçlü olmadıkları ve bölgede yapılacak bir darbenin bu iktidarların çöküşünde domino etkisi yaratacağı yönündeki inanışları, müdahale için hazırlık yapılmasına da zemin oluşturmuştu. Chavez’in bölgedeki etkisini yok etmek için en önemli araçlardan biri olarak görülen Honduras’ta bu müdahalenin zamanlaması konusunda plan yapılmaya başlanmıştı. Bir seçenek, ABD’nin tüm bölgelerdeki büyük hak iddiasını göstermek üzere Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırısıyla aynı anda gerçekleşmesiydi. Ancak bu fikir yaklaşan seçimler göz önüne alınarak ABD’nin en güvenilir şahinleri tarafından fazla uç bir görüş olarak değerlendirildi. Bunun yerine, darbenin ertelenmesine karar verildi ve bu riskli girişim Demokratlara bırakıldı.
Bush döneminde başkan yardımcılığı yapmış J. Negroponte’un, Obama göreve başladıktan hemen sonra Honduras’ı ziyaret etti ve Honduras’ta birçok muhalif politikacı ile görüşüp muhalefet partisi başkanı R. Micheletti’nin seçim kampanyasına destek verileceğini garanti etti. Aynı güvence Micheletti’ye, Honduras iş çevreleri, Katolik Kilisesi, medya kuruluşu sahipleri ve ordu elitleri tarafından da verildi.
H. Clinton’ın takımında çalışan bu danışmana ABD dış politikasında oldukça güvenildiği bilinmektedir. 2008 yılı boyunca Negroponte, ABD’nin bölgede kaybettiği pozisyonunu yeniden kazanması ve sol hükümetler ile ALBA entegrasyonunun gücünü yok etmek üzere Orta Amerika’da istihbarat ve diploması ağlarını geliştirmeye çalışmıştır. Şu anda bazı Latin Amerika ülkelerinde, Honduras, Nikaragua, El Salvador, Guatemala, bulunan ABD elçileri Negroponte’nin “adamı” olarak bilinmektedir. Bu elçilerin tümü de ABD’ye düşman siyasi rejimlerde propaganda kampanyaları ve kurulan türlü sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri aracılığıyla istikrarı bozma ve bu rejimleri devirme uygulamaları içinde bulunmaktadırlar. Bu tür kuruluşlardan biri olan "Sivil Demokrat Birliği" Honduras’ta da kurulmuştur. Bu kuruluş Katolik Kilisesi, Honduras Özel Sektör Konseyi, sağcı öğrenci grupları gibi Zelaya düşmanlarını bir araya getirdi.
Zelaya yönetiminin orduyla anlaşmazlığı ve Zelaya’nın ordu baş generali Romeo Vasquez’i bu görevinden alma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması Honduras’taki siyasi krizin kızışmasına neden oldu. Vasquez, ABD’nin bölgede desteklediği Amerikalar Okulu’nda eğitilmiş, ABD askeri misyonuyla yakın ilişkili, düzenli olarak ABD’den parasal yardım alan ordunun önemli bir görevlisiydi. Dolayısıyla, Honduras ordusunun elitlerinin ABD yandaşı olduğu ve Zelaya’ya muhalefet etmesi şaşırtıcı değildir. Devrik Başkan geri dönerse, çok iyi bilinmektedir ki bu, ordu elitlerinin varlığı için tehdit oluşturacaktır.
Resmi olarak Washington, Honduras’ta uzlaşma istediğini vurguluyor. Ancak gerçekte Zelaya’nın ülkeye dönüşünü engelleyerek Micheletti’ye yardım etmektedir. Bu süreç içerisinde, Zelaya’nın sahip olduğu desteğin azalmasını ve güç kaybetmesini, Micheletti’nin ise güçlenmesini istemektedir. Bunun için de bu tür darbelerde kullanılan en geleneksel araçlar kullanılmakta. Devrik Başkan Zelaya’nın tarafında olan medya kapatıldı, sansür uygulanmaya başlandı ve sol hükümetlerden gelen gazeteciler sınır dışı edildi. Zelaya’ya karşı bir karalama kampanyası, Honduras büyük medyasınca yürütülmeye başlandı. Soğuk Savaş döneminin kampanyaları yürürlüğe sokuldu, Zelaya petrodolar düşkünü, ülkenin ulusal çıkarlarına ihanet eden bir yolsuz olarak lanse edilmeye başlandı. Halen güçlenerek sürdürülen bu kampanyanın önemli bir vurgusu da Zelaya’nın düşürülüşünün tek nedeninin iç meselelerle ilişkili olduğu ve ülke dışından hiçbir gücün etkisinin bulunmadığı yönünde olmaktadır.
Resmi takvime göre Honduras seçimlerinin Kasım ayında yapılması planlanmaktadır. Bu takvime uyulursa, darbeyi tezgâhlayanlar ve hepsinden daha fazla da ABD, seçime kadar bu kampanyalarla Zelaya’nın yenilgisini garantilemek istemektedir.