Bu ülkede yaşamakta zorlanıyorum artık. Bu demek değil ki, çekip giderim. Gitmem.
Bu savcılarla aynı dersleri mi okuduk biz? "Hukukun üstünlüğü" sözünü dillerine pelesenk etmiş bu adamlardan benimle aynı amfide oturan var mıydı? Aynı TCK değil midir okuduğumuz, aynı CMK, aynı Anayasa'da yer edinmiş "suçsuzluk karinesi"... "Yasa"yı uygulayan bu kadar açıkça çiğniyorsa, biz neyin kavgasını veriyoruz?
Son dalganın zamanlaması yine şahaneydi...
2009 büyüme hedefinin yüzde dört nokta küsur yerine eksi üç nokta altı olarak açıklandığı, Ermeni sınırı n'olacak, Obama geldi, ne istedi sorularına cevap arandığı bir dönem. Ben bu adamların zamanlamasına, hedef şaşırtma konusundaki başarılarına (bu hedeflerinin ne olduğuna sonra geleceğim), halkı aptal yerine koyma, olta atma, atılan oltanın tutması gibi aklınıza gelecek türlü çeşitli cambazlıklarına, hilelerine, köylü kurnazlıklarına, iş bitirici zihniyetlerine gerçekten, ironi yapmıyorum, gerçekten hayranlık duyuyorum. Üçkağıdın bile "mükemmel"ini başardılar, marifet iltifata tabidir ve ben gıpta ediyorum.
Hedeflerine gelince: Tüm bu tiyatro oyunu aslında tek bir amaca hizmet ediyor. Türkiye Cumhuriyetinin kimyasını, devlet yapan DNA larını (laik-demokratik-sosyal-hukuk devleti) kökünden değiştirmek.
Biz susuyoruz. Onlar gibi bilmiyoruz ali cambaz oyunlarını, "hukuk devletini" korumak için önce hala bir hukuk devleti olduğuna inandırmaya çalışıyoruz kendimizi. Belki de sorun burda.
"There's no spoon" bundan böyle...