Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Özür Diliyor muyuz?
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Özür Diliyor muyuz?

Özür Diliyor muyuz? 15 Ara 2008 08:07 #1084

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Muhtemelen yılbaşından sonra bir kampanya başlıyor. Ayrıntısı
www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=Ra...08&CategoryID=77 linkinde yer alan kampanyadan haz duymadım.

Sanırım bunun üç nedeni var. İlki son derece kişisel. Bu kampanyayı başlatan insanlardan hoşlanmıyorum. Fetullahçılarla gezenlerle, Tarafçılarla, AB bürokratlarının kıçının dibinden ayrılmayanlarla gönül bağımı keseli çok olmuştu, her türlü fikri bağı en aza indirme kararını da son aylarda verdim. Onların su içtiğe dereye uğramam.

İkinci kişisel nedenim, kişisel olarak Ermenilere uygulanan 1915 Katlimanını yıllardır bulunduğum her ortamda kınadım, milliyetçi Türklere karşı Ermenileri elimden geldiğince savundum, çok yalnız kaldığım ortamlar da oldu bu nedenle, epey hakaret de işittim ama olsun içim epey rahat, huzurum tam. Kişisel olarak özür dilemem gereken bir durum olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Sadece benim de değil, Kırım'dan İstanbul'a ve Selanik'ten de Edirne'ye yerleşen büyüklerimin de Ermenilerle herhangi bir negatif ilişkisi olmamış. Üstelik insanlar arasında ayrım yapmamak ve herkese olabildiğince eşit muamelede bulunmak ahlaki bir değer olarak ailemizde mevcuttur. Neden özür dileyelim?

Üçüncü itiraz nedenim ise kampanyanın kurgu ve amacına yönelik. 1915 Olayları gibi son derece netameli, ak ve kara olarak ayrım yaratan bir özgül vakada başlatılması gereken kampanya bu mudur yani? İnsanları özür dilemeye çağırarak mı bu olaylar hakkında duyarlılık yaratılacak? Kamnpanyayı başlatan insanların halkla, sokaktaki insanlarla, sıradan vatandaşlarla hiçbir ilgisinin olmadığı belli. Tüm vakitlerini kendi aralarında, yüksek kültür ve entellekt erbabının içinde ve AB misyon şeflerinin dizinin dibinde geçirdikleri için memleketi buralardan ibaret sanıyorlar.

Özür dilemek yerine, en basitinden "üzgünüz" başlıklı bir metin yazılsaydı çok daha insani olurdu ve amaca hizmet ederdi. Özür dilemeye yöneltmek istediğiniz insanlarda önce bir duyarlılık yaratmak zorundasınız. Tamamen tek taraflı bir bilgilendirmeye yıllarca maruz kalmış ve masum olduğu konusunda hemen hiçbir şüphesi bulunmayan insanları özür dilemeye çağırmak, imzacıların kurmak için çok kelam ettikleri demokratik ve sivil toplum hedefinden daha beyhude bir istektir.

Cvp:Özür Diliyor muyuz? 15 Ara 2008 10:08 #1092

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Kesinlikle yorumlarına katılıyorum Güçlü.

Bu kampanyanın duyurusunu Korotonomedya grubuna yollamışlardı, hemen benzer bir şekilde karşılık vermek geçti içimden. Ama liboş cephe, öylesine bir "siyaseten doğru" tepkiler hegamonyası kurdu ki, bu tür kampanyalara karşı çıkmak hatta şerh koymak solcu/demokrat bir insan için asla tasavvur edilemezmiş baskılanımı yaratıyor.

Geçen Zizek'in bir kitabının Türkçe basımına önsözüne denk geldim. Bu liberal proses'in her yerde ne kadar da tipik olduğunu gösteriyor. Güzel bir yazıydı, bir ara koyarım siteye.

Kültür politikaları, kimlik politikalari, çoğulculuk vs teranelerinin nasıl ortak düşmana asli muhalefeti gölgelediğini çok iyi anlatıyordu..

Türkiye özelinde kürt hareketinin de bu liboş/kütr milliyetçisi propagandanın dümen suyuna iyice girmiş olması çok üzücü.

Cvp:Özür Diliyor muyuz? 16 Ara 2008 07:48 #1097

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Nuray Mert hislerime kısmen tercüman olmuş.



Özür değil, paylaşma
NURAY MERT
Politika / 16/12/2008


‘1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum’.
Bir grup aydın tarafından hazırlanan ve imzaya açılan bu metin bana ulaştığında imzalamadan, üzerine not düşmek ihtiyacı hissettim. İtiraf edeyim, genelde romantik bir insan olmadığımdan olsa gerek, milli duygularım zayıftır. Milli maçlarda heyecanlanmam, Türkiye veya Türkler üzerine söylenen her şeyi üzerime alınmam, yurtdışında bir vesileyle muhatap olduğum, orta tahsilli Batılıların, Türklere dair önyargıları beni yaralamaz, bunları değiştirmek için kendimi paralamam. Aslında tam da bu nedenle, son zamanlarda yaygınlaşan ve özetle, Türklerin, neredeyse,dünya tarihinin en kusurlu milleti olduğu şeklinde tezahür eden abartılı özeleştiri hezeyanını anlamakta zorlanıyorum.
Türkleri, Türklüğü dünyanın merkezi olarak gören, toz kondurmayan, kaşının üzerinde gözün var dedirtmeyen sığ ve kaba milliyetçilik tanıdık bir garabet. Şimdi, tam tersi istikâmette, ‘aydın Türk’lerin ‘tarihsel utanç’lardan sıyrılarak, kendilerini iyi, medeni hissetmek için başlattıkları başka bir garabet söz konusu. Bu ‘iyi ve medeni hissetme ihtiyacı’ndan kastettiğim de, aslında Batılıların gözünde ‘iyi ve medeni’ olmak. Zira, aksi söz konusu olsaydı, Tuzla tersanelerinde ölenler adına da çok utanç duyulup, uluslararası kampanya başlatmak gerekirdi. AB, bu ölçüde büyük bir rezaleti çok mesele yapmadığı için bizde de, o ölçüde tepki gördü, kapandı. Ama, şimdilik bu konuyu bir kenara bırakıp, söz konusu tartışmaya ve metne dönelim.
Öncelikle, Türklerin (eğer öyle homojen bir gruptan söz edilebilirse) tarihin diğer ırk/millet/-grupları (ne derseniz deyin) içinde sıradan bir yeri olduğunu, sevap ve günahlarının da, bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini hatırlamakta fayda var. Ancak bu türden bir soğukkanlılıkla, yakın tarih değerlendirmelerinde milliyetçilerin savrulduğu güzelleme ve kusurları inkâr sığlığının tam tersi istikâmette, ama onun simetriği bir sığlığa savrulma tehlikesinden korunabiliriz.
Ermeni katliamı konusundaki tartışma uzun, kısaca, bu çerçevede imzaya açılan metne dönersek, metne ilişkin tek itirazımın son cümlenin devamındaki ‘özür dileme’ olduğunu belirtmek istiyorum. Özür dileme konusunda tutukluğum olduğu için değil, kimin adına kimden özür dilemek durumunda olduğumu kavramakta zorlandığım için.
Kendimizi nasıl tarif ediyoruz, ‘Türkler’ (veya Türkler ve Kürtler) adına mı özür diliyoruz? Kimden özür diliyoruz? Bu felaketten kurtulanların ailelerinden mi, tüm Ermeni ırkından veya milletinden mi? Bir kere, milli veya etnik aidiyet adına, başka bir milletten özür dileme işi beni çok rahatsız ediyor. Milletiyle övünmekle, milleti adına özür dilemek arasında, insanın kendini etnik aidiyetiyle tanımlaması açısından hiçbir fark yok. Diğer taraftan, sadece Türkiye ve bu konuya mahsus değil genel olarak, bu ‘özür dileme çağı’ veya ‘özür kültürü’ ve kampanyaları başlı başına sorunlu. Batılı emperyalist ülkelerin başlattığı bu türden temize çekmeler, tarihin asıl karanlık noktalarını göz ardı etmekten başka işe yaramıyor.
Son olarak, işin sonunda bir de, ailesi yok olup, bir şekilde Müslüman (dolayısıyla Türk) olmuş Ermenilerin torunların, bugün ‘Türk’ olarak, soyu sopu Ermeni felaketinden hiç zarar görmemiş tuzu kuru Ermenilerden özür dilemesi gibi bir garabet var. Biliyorum, genel tartışma içinde, bu bir teferruat. Ama politik şarlatanlıkların insanlığa dair meseleleri nasıl teğet geçebildikleri, bu türden teferuatlar çerçevesinde daha iyi hissedilebiliyor.
O nedenle dikkate alan olur mu bilmiyorum, ama metni özür kısmı olmadan aşağıdaki şekliyle imzalamak istiyorum.
“1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor(um)”.

www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Ya...08&CategoryID=98
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.32 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44