Yaw Hasan ben sosyal medya olmazsa olmaz, çok önemli dedim de, böyle dokunduğunda kurbayı seksi bir prensese döndüren sihirli değnektir demedim ki..Sana hiçbir zaman tık bahçesi vaatetmedim..Yanlış daha doğrusu eksik anlamışsın.
Facebook'a sınavla ya da parayla almıyorlar ki, isteyen istediği grubu, sayfa açıyor..Onbinlerce sayfa var, insanlar ne yapsın? İstediğin kadar "üret", insanlar senin ürettiğinin bir özgünlüğü, takip edilmeye değerliliği olduğunu nerden anlasın?
Hatırlarsan Emrah uyarmıştı; Edebiyat Haber bugün önemli bir güç haline geldi ama buraya gelebilmek için çok uğraştık diye..Ciddi anlamda disiplinli organize bir çalışmayı gerektirdiğini söylemişti..Bizim daha doğru dürüst bir logomuz, ya da derdimizi bır cümleyle zart diye anlatan bir motto'muz bile yok..Bak Emrah'ların ne güzel bir kedisi var, ilişkilenebilecek bir imge..Biz E-hayalet diyoruz, ama ne iletiyor bu isim, insan bu ismi ilk duyduğunda neyi beğeneceğini nerden bilsin? Böyle de bir handikap var maalesef..Ben mesala bir sayfayı takip ediyorum, adı Ateist Filmler..3 bin küsür takip edeni var..Sayfanın ismi bile yeteri kadar mesaj veriyor..
Sosyal Medya tabii ki çok etkili bir kanal, bizim gibi mini minnacık siteyi geç yüzyıllık medya devleri artık sosyal medyada yeralmak zorunda kalıyor..Bugün hiçbir medya tekeli sosyal medyada olmamayı seçemez, o koskoca devler bile göze alamaz. Ancak Facebook/Twitter sayfası açtım, hadi gelsin çil çil tıklar beklentisi içinde de olmamak lazım..Çok etkili ama o kadar da uzun boylu değil, bir mucize yaratamaz...
Maalesef, toplamda geniş, çok çeşitli ya da çok çeşitli olmasa da ilginç ilgi alanları olan bir grup değiliz..Ne yazık ki hiç yaratıcı olamıyoruz..Yapabildiğimiz şey çok standard birşey; ülkede, dünyada olup bitenler hakkında fikir beyan etmek, sadece yazı yazmak yani..Eeh bu az bulunan, çok değerli bir yetenek değil ki? Herkes yazıyor, herkes fikir beyan ediyor..Ha yazdıklarımızın belki bir farklılılığı bir özgünlüğü vardır ama okuyanlar bunu nerden bilsin? Yazdıklarımızın okunmaya değer olduğunu nerden anlasın? Çok samimi söylüyorum, ben başkasının yerinde olsam kendi yazdıklarımı okumam, sıkılırım, bayılırım..Ağlasak da sızlansak da içine atıldığımız dünya bu..İnsanlar oturup harıl harıl felsefe ya da politika yapmıyor..Ha bu yenilgiyse evet, öyle böyle değil acayip büyük yenildik, bir anda kendimizi başka bir gezegende bulduk sanki..Bu yeni gezegende yaşamayı ya öğreneceğiz ya türümüz yokolacak..
Oturup yazı yazmakla olmuyor bu işler; ortaya çıkan uygunsuz gerçek budur..İçerik portfoyünü zenginleştirmek lazım..Dümdüz yaz yaz nereye kadar?
Sarhoş Atlar Zamanı'nı tanıttım zart zart arka arkaya 4 tane eleştiri/puan gelince ufak çaplı şok yaşadım..Emin olun bu kadar önemli ve çok bilinen bir film olduğunndan hiç haberim yoktu, eleştiriler ardı ardına gelince anladım, "Vay be hedefi 12'den vurmuşum" dedim kendi kendime..4 eleştirinin ardından 10 defa FB Beğen tuşuyla beğenilmiş, 7 defa Tweet'lenmiş..Bizim site için rekor olsa gerek..Düzenli takip eden biz 5 kişi beğenmiş olsak demek bir o kadar da başkaları beğenmiş..Yani benim üyesi olduğum film sitesinde rastgele bulduğum film meğerse çok önemliymiş..
O zaman soru şu; madem bu film bu kadar önemliydi de, madem aramızdan 3 kişi daha önce bu filmi seyretmiş idiydi de neden tanıtılmak, hakkında 3-5 laf edilmek için benim rastgele keşfetmem gerekti? Onbin tane yazı yazın, halklar arasındaki kardeşliğe bu film kadar katkı yapamaz belki de..Bu coğrafyada yaşayan halkların bu tür filmleri seyretmesi sağlansa belki düşmanlık bu kadar büyük olmayacak..Amaneh'i, Madi'yi 75 dakika boyunca tanıyanlar, çektikleri ızdırapları görenler kürtlerden terorist diye nefret etmeyecek belki de..Eh peki, kürt meselesinde 10 tane yazı yazmaktan çok daha etkili değil midir böyle bir filmi tanıtmak?
Facebook oturup senin yerine otomatik olarak Sarhoş Atlar Zamanı filmini tanıtamaz ki..Teknoloji o kadar ilerlemedi...Oh ne güzel, gir tercihlerini, siyası görüşünü, zevklerini yaz, Facebook da çatır çatır senin yerine bütün içeriği oluştursun, otomatik olarak senin tercihlerine göre kitap, film tanıtsın, hatta makale yazsın falan..
Sözkonusu film üzerine yazdığı eleştiri de Ali Osman'ın kendi profilinde hatırı sayılır derecede beğenilmiş..Demek ki iyi malzeme sunarsan insanlar kıymetini biliyor. "O kadar emek veriyoruz insanlar ilgi göstermiyor" falan çok doğru yaklaşımlar değil..Maalesef itici de gelse, bir kapitalist pazarlamacı gibi düşünmek lazım..Talep ne, neyi ne kadar arz etmek lazım, nasıl bir reklam kampanyası yürütülmeli vs.vs..
Senin analojisini devam ettirirsek, Facebook Semt pazarına gidip, bir tane tezgah açmak malını satmayı garanti etmiyor, çığıracaksın, "Gel Abla Gel, Domatesin iyisi burda" diye, gerekiyorsa şaklabanlık bile yapacaksın..
Maalesef yok öyle 3 kuruşa 5 köfte..Şu Gönül Adamı duygusallığından çıkıp, fırlama olmak durumundayız..