Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Site için biraz aksiyon...
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Site için biraz aksiyon...

Site için biraz aksiyon... 29 Oca 2011 12:22 #3086

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
E-Hayalet'in misyonunun gelişmesi ve genişlemesi baştan beri konuştuğumuz konulardan biriydi. 3 yılı geride bıraktık ve güzel denebilecek bir çok şey başardık. En büyük başarı belkide siteyi 3 yıldır ayakta tutabilmektir herhalde. Gerek forum gerekse, yazıların takibi istenen düzeyde olmasa da kötü de denemez.

Sitemizin kullanımındaki en büyük eksiklik bence yeni ve genç arkadaşların katılımındaki eksiklik. Üniversiteli genç kuzenler ve tanıdıklarım mevcut. Onlar ile konuşurken fark ettiğim en önemli nokta : Gençlik içerisinde hatırı sayılır bir grup dünya ve memleket meseleleri ile ilgilenmek ve okumak istiyor ama nereden ve nasıl başlaması gerektiği hakkında sıkıntıları var. Siteden konu ile ilgili yapılabilecek bazı şeylerin olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kitap bölümünde kitap tanıtımları yapsak da "Yeni Başlayanlar için" köşesi sanki bu arkadaşlar için iyi olacak gibi görünüyor. Bizim yaşadaığımız kötü deneyimlerin yaratacağı hassasiyetin farkındayım. Felsefenin Temel İlkeleri ile yetişmiş bir kuşak olarak, bu tarz tavsiyeler genelde pek hoş karşılanmıyor ama ben bunun gerekli olduğu kanısındayım. Bu amaçla Yeni başlayanlar için Tarih, Sosyoloji, Psikoloji, Siyaset Bilimi ve Felsefe diye bir köşe yaratıp her bölümde 20 veya 30 Kitap ismi verelim derim. Bunlar için yararlanabileceğimiz arkadaşlar da mevcut.

Diğer öneri İlkbaharda Öykü Yarışması, Sonbaharda da Fotoğraf yarışmalarının 2.lerini düzenleyelim. Bu siteye hareket getirdiği gibi sitenin takibini de arttırıyor.

Bir başka aklıma gelen Can Dündar ile belgesel çalışmaları yapan ve ardından kendi belgesel şirketi ile 3-5 belgesele imza atan bir arkadaşımız var. Geçen aylarda Saidi Nursi konulu YOLCU adlı bir belgesel yaptılar. Tabiki konuya objektif yaklaşınca ne İsaya ne Musaya yarandılar. Her neyse kaç zamandır aklımda olan ODTÜ Siyasi Tarihi Belgeseli çekme konusunu arkadaşa açtım. Bir miktar konuştuk. 3 Bölümlük bir belgeselin bu kadar uzun süreci ancak anlatacağı konusunda ilk fikirler oluşmaya başladı. İşin bütcesi ise tahmin edeceğiniz gibi değişken, 50-60 bin Lirada başlayıp 300-400 bin Liraya kadar çıkabilir dedi. Bu durumda bizim için optimum rakam 100-150 bin lira olabileceğini düşündüm. İşin finans tarafını 2-3 kelli felli eski ODTÜlü ile çözülebilir. Lakin işin bu şekli bana pek sıcak gelmedi. İlk aklıma gelen 150 kişi 1000 lira kampanyası oldu ( Yada 300 Kişi 500 Lira). Bunun için Facebookta ODTÜ BELGESELİ İNSİYATİFİ adı altında bir grup kurulabilir ve işin finansal tarafı için nabız yoklanalabilir. Her neyse işin finasal tarafından ziyade öncelikli olarak bu iş yapılması gereken bir şey mi ? Buna karar vermek lazım. Ve kaç kişi bu işe sıcak bakar. Hadi ben de sorayım : Kaçımız bu konuya sıcak bakarız ?
Şu kullanıcılar Teşekkür etti: onder

Cvp: Site için biraz aksiyon... 31 Oca 2011 06:18 #3087

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Ali Osman,

Zürich'e geldiğinde bu konuyu da konuşmuştuk. Şahsi tavrım "yarışmalara" karşı olmaktır; bunun herhangi bir teorik altyapısı yok daha ziyade kişisel bir istemezlik. Hep sınavlardan ve yarışmalardan nefret ettim lakin ne önerirsin dersen onu da bilemiyorum; dolayısıyla "şiddetli" bir muhalefet içinde olamıyorum. Yapalım kararı ağırlık kazanırsa desteğimi esirgemem...

ODTÜ için düşündüğün belgesele gelince. Benim elimde projeye katkı sunacak herhangi bir belge yok; fikir olarak iyi, tabii ki yapılması lazım; ama kim tarafından ve nasıl bilemiyorum. Etraflıca konuşalım belki somut önerileri olan birileri vardır. Haberin vardır gerci, www.izinsizgosteri.net sitesinde yazanlarla ilişkiye girilebilir. Sanırım Nurettin Çalışkan'ı hatırlıyorum; onunla ilişkiye geçebiliriz. Orada da ODTU konusunda malzeme var.

Selamlar.
Son Düzenleme: 31 Oca 2011 16:03 Düzenleyen hasever.

Cvp: Site için biraz aksiyon... 02 Şub 2011 01:12 #3088

  • kankardeş
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Torun
  • Gönderiler: 18
  • Karma: 3
Hasan Abi yarışmaları sevmeyişini anlıyorum, aslında bakarsan son 2 senedir ulusal çaptaki öykü yarışmalarının bazılarına katılmış biri olarak şunu söyleyim, yarışmaları benim de çok benimsediğim söylenemez, bu bir ölçü değil, bizler yarış atı değiliz, edebiyat zaten böyle bir şey değil. Şunu çok samimi ve dürüstçe söylüyorum, bir öğrenci olarak para sıkıntısı çektiğim zamanlarda öykü veya mektup yarışmaları imdadıma çok defa yetişti. Hiç unutmuyorum 2 sene önce hayatımda ilk kez bir yarışmada üçüncülük kazandığımda oradan aldığım altını İzmir'de bozdurup bir dijital kamera almıştım. O kamerayı hala kullanıyorum. Bu ayıp mı bilmiyorum. Sinemada para için popüler film çekme durumuyla aynı teraziye konacak bir şey değil. Ürünleri oluştururken kaliteden ödün vermemeye çalışıyorsun. Sinemada da iyi filmler çekebilmek için önceleri reklam filmi çekmeyi bile göze alan sosyalist yönetmenler olduğunu söyleyebilmek mümkün. Bunların başında da Godard geliyor. Parasız kaldığı bir dönemde bir kot reklamı bile çekmiş. Yarışmaları bir motivasyon aracı olarak önemsiyorum ve tabi bana maddi katkıları da yadsınamaz. En azından ürün vermeye teşvik ediyor kişiyi. Kazanamazsanız bile özenle yazılmış bir hikayeniz oluyor elinizde. Hal böyleyken yarışmalara karşı nankörlük yapamıyorum. Şu var, yarışmalar bir ölçü değil, bir basamak hiç değil; ancak kişiye özel bir motivasyon sağlıyor burası bir gerçek. Ayrıca benim e-hayaletle tanışma serüvenim burada yapılan yarışmayla başlamıştı. Yani her yarışma buraya yeni üyeler kazandıracak, dikkatleri buraya çekecektir bundan emin ol.

Cvp: Site için biraz aksiyon... 02 Şub 2011 04:28 #3089

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Ali Osman,

Bu konuyu açman çok iyi oldu; siteye aksiyon getirecek her projede yeralırım.Ama bu sefer üzerinde daha fazla düşünelim, daha özenli olalım derim..

Öykü ve Foto yarışmaları sayesinde geçen bahsettiğiniz gibi Alexa istatistiklerine göre dünyada ilk 1 milyon, türkiye'de de ilk onbin site arasında olmanın kapısından dönmüştük. İyi bir istim yakalanmıştı ama onu devam ettirecek, düzenli takılan müdavimler olmadeığı için arkası gelmemişti.

Tek çekincem de burda çıkıyor zaten; başlangıçta da yoktu ama siteye düzenli takılan, emek ve zaman ayıran daha az insan var şimdi..Ne kadar amatörce de olsa, Foto ve Öykü yarışmaları ciddiye alınması gereken önemli organizasyonlar, sallapatiye gelecek eften püften işler değil. Bir takım çalışması gerektirir, belli mininum sayıda düzenli yazar/eleştirmene olmalı falan..Yarışmaları düzenleyip sadece sen, ben ve Hasan eleştiri/yorum yazacaksak bu çok gayri-ciddi bir site izlenimi yaratır ve bir kez yaratılıldıktan sonra da kırmak çok zor olur, ağzımızla kuş tutsak kimse tarafından ciddiye alınmayız bir daha..Kendi açımızdan düşünelim, sadece 2-3 kişi tarafından dikkate alınacağımız bir platforma angaje olabilir miyiz?

Tamam ilk yarışmaları kervan yolda düzülür mantığıyla organize ettik, beklediğimizin çok çok üstünde pekçok insan da katıldı ama bir süreklilik sağlanabildi mi? Bir tek Erkan yadigar kaldı o yarışmalardan; gerçi tek başına yeterli bir kazanım site açısından ama daha çok olabilirdi ve olmalıydı..Pekçok faktör rol almıştır böyle bir başarısız sonucun ortaya çıkmasında ama gönderilen eserleri yeterince ciddiye alıp, değerlendirme yapma zahmetine girmemek -eğer insanları bir yarışmaya davet ediyorsan, istediği kadar kötü olsun hepsini tek tek değerlendirmeye söz veriyorsun, belli bir yükümlülüğün altına giriyorsun demektir ama bizde en çok değerlendirilen foto/öykü toplam 8 ya da 9 kez değerlendirilmişti-, en ufak bir kitle görünce amirlik yapma dürtülerini dizginleyememek, sanki herkes başyapıt göndermek zorundaymış gibi kötü bir ürün gönderildi diye karşıdakinin daha çok genç biri olduğunu dikkate almadan fırçalamalar, -katılımcı eğer çok iyi ürünler verecek duruma gelmişse e-hayalet gibi minik bir platformda niye harcasın- vs.vs gibi bizim hanemize yazılan özensizlikler gelen insanları kaçırıp, sürekliliği engelledi.Eğer benzeri olacaksa bence sitenin olgunlaşmasını beklemek, düzenlemektense ertelemek daha hayırlı olacaktır..Dolayısıyla herhangi bir organizasyon yapalım mi diye sormadan önce, ne kadar amatörce de olsa, bir "organizasyon" düzenliyor olmanın yükümlülüğünü alacak, bu işin faydasına inanmış ve o yönde adanmış bir kadro var mı diye sormak lazım bence..Bu soruyu ben kendime sorunca olumlu bir yanıt veremiyorum..Yeteri kadar hazır olmadan kamusal alana çıkmak zararı uzun vadede kendini gösterecek sonuçlar veriyor..Bir düşü kırmaktan daha yıkıcı pekaz şey vardır; düşlerin artık çok zor kurulduğu bir dünyada bu çok daha öyle..Bir ara siteye gelip de, kötü bir foto/öykü gönderdi diye sert bir şekilde fırçalanan, ya da ürününe hiçbir ilgi gösterilmeyen insanların, kafalarında oluşmuş e-hayalet'e yönelik negatif izlenimeri silip yeniden gelmelerini bekleyemeyiz artık. Bana sorarsanız, Öykü/Fotoğraf yarışması gibi belli bazı sorumluluklar gerektiren organizasyonlar e-hayalet'e bir hayli büyük gelir; bu tür organizasyonların hakkını verebilecek bir kadro yok ortada..Laf olsun diye düzenleyeceksek hiç düzenlemeyelim daha iyi..Bu tür bizim için büyük organizasyonlara girmeden önce gerekli altyapıyı hazırlamak lazım derim; ikili ilişkilerde kulis yapıp çevremizdeki insanları bu tür organizasyonların gerekliliğine ikna edip, gerekli desteği vereceklerine dair söz almak lazım bence öncelikle..İnsanlardan, duygusal yatırımlarıyla yüklü eserlerini önce isteyip ardından kayıtsız kalmak beni çok mahçup eder şahsen.


"Yeni başlayanlar için" türü bir köşe fikri bence bizim sikletimize çok daha uygun; ama aslında ondan bile kuşkuluyum. Önceden de "aşk mektupları" gibi bir köşe açmıştık, tek bir tane bile gönderilmedi hatırlarsanız..Köşe açmak, yeni öneriler getirmek tabii çok iyi de, ne kadar küçük çaplı olursa olsun, her proje ışık ister, su ister, sevgi ister, emek ister..Maalesef yaşadığımız zamanlarda bu tür faaliyetlerin yararına inanıp angaje olabilecek insanlar pek görülmüyor; kesif bir sinizm çağı bu..

"Yeni Başlayanlar İçin" türü bir köşe açmak teknik açıdan 10dk'lık bir iş; hangi formatta olur? Mevcut Kitap tanıtımları gibi..Ama ayrı, görülebilen bir yerde kendi menüsü olur, kendi ayrı sayfası olur vs..Ama bu bölümü ciddiye alıp, gerekli emek ve zamanı ayırarak kaç kişi yeni tanıtımlar ekler? Sütten ağzımız yandı diye yoğurdu üfeleyerek yemek de manasız olur tabii..Başarana kadar denemek lazım..Köşe açılır, mevcut girdilerden uygun olanlar da oraya transfer edilir..Yok "Mevcut kitap tanıtımı formatı uygun değil başka birşey deneyelim" deniyorsa tartışalım nasıl bir format uygulayabiliriz diye..Joomla'nın resmi sitesinde rating'i yüksek bir kütüphane uygulaması vardı sanırım..Belki onun kullanımı daha kolaydır..Deneyebiliriz..

"Felsefenin İlkeleri" meselesine gelince;

Bir kitabı sözkonusu eser için örtük olarak yapılageldiği gibi "Bunu okuyun, Marxismi ve bütün bir felsefeyi A'dan Z'ye öğrenmiş olursunuz, bırakın Hegel'i, Kapital'i bile okumanıza gerek kalmaz, Marxim'in fast-food'u, hiç emek vermeden Marxistim diyebilmenin en kolay yoldu budur" diye pazarlamak başka, onu gerekli eleştirileri yaparak, ne gibi gerekçelerle kötü bir kitap olduğunu anlatarak bir kitap tanıtım köşesinde tanıtmak başka..

Bir kişi çıkar kitabı yere göğe sığdıramaz, ama ötekisi de çıkıp yerin dibine sokar..Böylece araştırma yapan gençler farklı bakış açılarının farkındalığıyla kitabı okur..Bu yüzden "Felsenin Temel İlkeleri"nin bahsi geçen bölümde tanıtılması bu kitabı son derece berbat bir eser olarak gören biri olarak beni zerre bozmaz.

Ha ama hep yapılageldiği gibi, "kitabı el üstünden tutalım, Marxisme mükemmel bir giriş kitabı olarak öybirliği ile tanıtalım" deniyorsa tabii ki ona yokum..Sözkonusu eser Marxisme karşı yapılmış görkemli bir vulgarizasyondur, materyalist düşüncenin rezili rüsvan edilmesidir..O kitaptaki gibi vulgar bir "materyalizm" bugün sadece Amerikan akademesinde uygulanmaktadır ve adı da pozitivizmdir..Materyalizm kisvesi altında insan denen organizmanın ölçülebilir bir takım biyolojik ve kimyasal tepkimelerin cerayan ettiği bir et ve kemik yığını, bir laboratuar faresi derekesine indirilmesidir. Bu "materyalizm" sayesinde, bugün sistem düşünce okuma, sinir merkezlerine konacak implant'larla her türlü tepkinin manipule edilmesini sağlama noktasına gelmiştir..

Oh ne güzel; insanlığın zihinsel faaliyetinin doruk noktası olan devasa Marxist külliyatın bütün zenginliği es geçilsin, Marx'tan sonra yapılan çok değerli katkıları ve birincil kaynaklarını geçelim, ustanın kendi temel eserlerinden bihaber olunsun, sonra da ortamlarda Marxist Aydın'ım diye racon kesilsin..İşte bizim topraklardaki bu kolaycı zihinsel altyapı nedeniyle "Felsefenin Temel İlkeleri" son derece yıkıcı bir etkide bulunmuştur; bu mentalitenin devamlılığını sağlamış ve kornikleştirmiştir..Hepimizin çok iyi bildiği üzere bu ülkenin solcusu "sadece" sözkonusu eser ve benzerlerini okuyarak "Marxist"/"Materyalist" olur; çok çok bir de Nikitin okunur.. Neyse konu "felsenin temel ilkeleri" değil tabii ki..Önemli olan gençler için bir rehber katalog oluşturma fikri ki sonuna kadar destekliyorum..

ODTÜ Belgeseli önerisi ise şahsen beni motive etmedi. İki ODTÜ'lü biraraya gelip birşeyler yapmak isteyince ya ÖTK der ya da ODTÜ tarihi. Bizzat muhattapları dışında kime ilginç gelir sorusu var ma ortada?

Bu tür çalışmalar çok denendi ve yeni kuşaklarla bir köprü vazifesi görmedikleri ortaya çıktı.."İzinsiz gösteri" bu tür bir çalışmayı yıllardır yapıyor..Takip edilme oranı E-hayalet'in bile çok gerisinde..

300 kişinin imecesinden bahsetmişsin..Mümkündür, kotarılabilir; gerçekten böyle bir projeye destek çıkabilecek 300 insan bulunabilir..Ama o 300 kişiden başka seyreden çıkabilir mi? Bana çıkar gibi gelmiyor..Ama belki de ben karamsarım..Yapılmasın mı? Ne münasebet..Çok kapsamlı ve ciddi bir proje..Yapılırsa ben de ancak memnun olurum..Fikirsel ve ilkesel olarak hiç angaje olamayacak olsam da teknik açıdan sitede yapılması gereken birşeyler varsa, elimden gelen desteği veririm..Bu proje için site bağlamında ne yapılması gerektiği konusunda bir fikir oluşursa uygulanması için katkılarımı sunarım.Mesala en azından başlangıç aşamasında site içinde bu amaçla bir grup kurulabilir..

Bu proje özelinde değil ama genel olarak, biz solcuların artık geçmişte yaşamayı bırakıp içinde bulunulan zamanda, içine atıldığımız ortamda ne yapılabilir sorusu üzerine odaklanması gerektiğine inanıyorum..ODTÜ'lüler gibi belli özel bir gruba hitap edecek projelerdense herkesi ilgilendirebilecek projelerden yanayım..Böyle bir projeye elimden gelen teknik desteği veririm ama aktif görev alma ya da fikren destek verme anlamında angaje olmam, ki bunda da anormal bir durum olmasa gerek..Herkes her projeyi benimseyecek ve katılacak diye birşey yok..
Son Düzenleme: 02 Şub 2011 05:04 Düzenleyen onder.

Cvp: Site için biraz aksiyon... 02 Şub 2011 05:47 #3090

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Hasan,

Erkan gibi ben de yarışma konusundaki çekincelerini anlıyorum ama bu çekincelere göre davranma konusunda senden ayrılıyorum.

Sağolsun Erkan benden önce davranıp gerekçesini de açıklamış..Onun söylediklerine tamamen katılıyorum. Ben de tam kendisini örnek verecektim ama kendi ağzından duymak çok daha güzel oldu.

Sen tahmin ediyorum sol vicdana ve sol değerlere göre yarışma fikrine karşısın; kapitalizmin südur ettiği ana pınar değil midir özel mülkiyet ve ona doğru yönelen "yarışma". Sonra yarışma Ego'yu besleyen ana damar değil midir?

Eğer bu gibi kaygılar ise tabii ki paylaşıyoruz o kaygıları.

Ama bizim -olumlu anlamda- safça değerlerimizin karşısında duran koca da bir gerçeklik var. O gerçekliği hesaba katmadan, salt belli bir etik koda göre davranarak arzuladığımız etkileri bırakmamız mümkün mü?

Artık çok iyi farkında olduğunu tahmin ettiğim üzere, benim kendi solumuza yönelik en büyük eleştirilerimden biri romantizmdir. Romatizm ise, malum, tanımı gereği içinde bulunulan somut gerçeklikten yabancılaşıp, sahip olunulan koda göre ideal bir varoluşa sahip olunduğu yanılsamasıdır. Solun değerleri elbette ki temel kerteriz noktasıdır ama ya o kerterizi alabilecek bir konumda değilsek, burnumuzun ucunu bile görmemizi engelleyen bir sis çökmüşse üzerimize?

Rakiplerimizin herhangi bir etik koda bağlılık gibi bir dertleri yokken, tam bir Machiavellizm içinde politika yaparken, neden biz solcular, Doğrucu Davut olmak ya da "fakir ama onurlu genci" oynamak zorundayız?

En kesin, en otoriter, en sekter ahlaki koda dinciler "sözde" sahiptir değil mi, üstelik sözkonusu kod otoritesi tartışılmaz ulvi bir kaynaktan gelir; onlar mesala bu kadar "masum" birşeyde bile vicdani bir hesaplaşmaya girer mi? Angelopoulos ile ilgili aranıyorum geçen internette, baktım Zaman'da bir eleştiri, büyük ustanın son filmi vs diye..Normalde böyle bir "gavur" hakkında, İslamcı bir yayın organında böyle bir övgü yeralabilir mi? Alamaz..
Aksine kimse beni ikna edemez..

Bizler iki dünya arasında zihinlerimizi kurduk; lakin İnternet'in ilk yaygınlaştığı zamanlarda dünyaya gözlerini açmış insanların artık 20'li yaşları yaşadığı, bütün bilinçleri İnternet dünyasında oluşmuş ve artık yetişkin hale gelmiş koca bir kuşak var karşımızda. İnternet'e vurgu yapıyorum çünkü zihinlerin yapılanışında merkezi role sahip bir medya bu..

Sürekli ele aldığım konuları bir kez daha yinelemek istemiyorum, sanıyorum nereye gelmek istediğimi çok iyi tahmin ediyorsundur..Sinemadan Recep İvedik, Kurtlar Vadisi, müzikten Serdar Ortaç ve birsürü benzer süprüntü anlayan, pornoya, futbola, dogmaya boğulmuş koca bir nüfus var artık..Bu devasa kitleye yüksek ideallerle, tutarlı etik kodlarla ulaşmak bana mümkün görünmüyor..Ha elbette genel seviye bu kadar düşük diye bizim de sırf reyting toplamak için siteye pornografik içerik ekleyecek halimiz yok..Ama içinde bulunduğumuz koşulların realitesi, kendi çıtamızı hangi yüksekliğe koymamız gerektiği konusunda da bir fikir vermeli..İstersek sonsuza kadar doğruları, olabilecek en güzel uslupla dile getirelim, içinde bulunduğumuz toplumun geneline ulaşması bana kendiğliğinden olacak gibi gelmiyor..İnsanlara iletişim kurabilmek için elbette birebir aynı dili kullanmayacağız ama en azından ortak bir paydanın, içeriğe yönelik olmasa bile biçime yönelik bir ortak paydanın olması gerekir..İstediğimiz kadar yırtınalım, istediğimiz kadar çatlak ses olmaya çalışalım kanıksanmış iletişim kalıplarının dışında kalarak bir etki yaratmamız bana artık hiç mümkün görünmüyor..Sol bildiği söylemle, kendi romantizmiyle aynı kadroların farklı permutasyonlarıyla hep aynı rituelistik yöntem içinde kalarak tırmalayıp duruyor ama atı alan bırak Üsküdar'ı artık Gerede'yi geçiyor..

Özel Mülkiyet ile, Ego ile ve tabii doloayısıyla yarışma ile mobilize olan bireylerden kurulu bir toplum var karşımızda. Bu sert gerçekliği kabul edip, onun içinde yeralarak bir etkide bulunabiliriz ancak..Öbür türlü yel değirmenlere karşı taaruza geçmekten başka birşey yapmış olmayız bence..

Kaldı ki yarışmanın oyunla ilintilendirebilecek bir yönü de var; bir halı saha turnuvasında bile herhalde kimse sonuncu olmayı istemez, ama olunca da hayata küsmez..

Sonra yarışma bizim asıl odağımıza yerleşmiş değil ki; bir bahane sadece. İşte Erkan ortada..Kendisi dereceye girememişti ama en beğenilen öykülerin yazarlarıyla hiçbir iletişimimiz kalmamışken Erkan'la bir diyalog kurabildik..

Bence bu konu üzerinde kafa yormaya değer ama sıkmayayım..Daha sonra fırsat çıkarsa devam ederiz..
Son Düzenleme: 02 Şub 2011 06:00 Düzenleyen onder.

Cvp: Site için biraz aksiyon... 08 Şub 2011 07:30 #3093

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Önder,

Dediğim gibi, yarışmalarla bir sorunum var ama yerine ne ikame edersin diye sorarsan bir yanıtım yok. Hal böyle olunca, herhangi bir şey de "dayatamıyorum". Daha önce yapılmış, bir deneyim ve birikim mevcut. Yapalım denirse elbetteki katkımı esirgemem... Yine de derim ki sinema bölümünün etinden sütünden faydalanalımç Örnek, eğer sorun olmayacaksa, Altyazıları yükleyelim... Bu da bir hayli "tık" alır bakarsın gelmişken kalan olur...

Cvp: Site için biraz aksiyon... 08 Şub 2011 18:03 #3094

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
O ya da bu farketmez Hasan; siteye hareket gelsin de nasil gelirse gelsin artik..

Benim butun soyledigim, 2-3 ortayasli adamin biraraya gelip eski gunleri yadetmesi ya da bir takim prensiplere gore yasayip, yazmaktan ote birsey yapmamasi, bric kulubu "toplumsalligindan" farkli degildir. Herhangi politik bir etkisi yoktur..3-4 ayda bir toplanip raki muhabbeti yapmakla, 3-5 kisinin bir sitede toplanip yazi alisverisinde bulunmasi arasinda hicbir fark yok, aslinda bir "Parti" kurup orda toplanilmasinin da farki yoktur. Hepsi de kendi uzerine kapanan sen ben bizim oglanci yapilanmalardir. Bugun uzaktan yakindan, hayatinin su ya da bu doneminde soyle ya da boyle solculukla bir gidim iliskisi olmus butun herkesi tek bir cati altinda toplasan, Turkiye solunun buyuk birlik dusunu gerceklestirsen kac yazar? Politikayla, felsefeyle, sanatla, kulturle, bilimle zerre alakasi olmayan devasa bir nufus yaratildi..Nasil ulasacaksin bu devasa kitleye?

Yani demem odur ki, solun puriten ahlakciligina bagli kalinarak bu ulkede ya da dunyada degistirebilecegi birsey kalmamistir; sol icinde bulundugu gercek durumdaki gercek insanlarin realitesine, begenilerine, varoluslarina gore mucadele gelistirmek zorundadir. kendi realitesine gore degil zira sol tarihin hicbir doneminde toplumdan bu kadar kopmamisti..

Cvp: Site için biraz aksiyon... 10 Şub 2011 14:07 #3099

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
Mart ayıyında becerebilirsek Ankara'ya ODTÜde okuyan arkadaşlar ile buluşmaya gideceğiz. Merhaba demekten öte bir maksat yok. Bu maksatla daha önce siteye Yeni Başlayanlar için sosyoloji, felsefe, tarih ve siyaset bilimi kitap tavsiyeleri için ben düğmeye bastım. ODTÜ siyaset bilim ve sosyoloji mezunu arkadaşlara başlangıç kitabları tavsiyesi konusunda görüşmelerim oldu. Tarih içinde birarkadaş ile temasa geçmeyi planlıyorum. Felsefe için ise bakacağım. Buralardan gelen her konu başlığı için 15-20 kitabı yukarıdaki ya da başka bir başlık altında sitede sunmayı düşünüyorum. Yemek esnasında öğrenci arkadaşları siteye davet etip yeni ye ada başka yerlerde yazdıkları yazıları buraya aktarmalarını da isteyeceğim. Kitapların önemli bir kısmı Şubat sonuna kadar hazır olacağını düşünüyorum. Siteden katkı yapmak isteyen arkadaşlar olursa pek bir memmun da olurum. Buradaki niyet tabir-i caizse binanın subasmanının çıkılmasına yardım etmek. Binanın boyu, rengi, biçimine kendileri karar versinler.
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.47 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44