Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Nasıl Bir ÖDP'ye İhtiyaç Var
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi

BAŞLIK: Nasıl Bir ÖDP'ye İhtiyaç Var

Nasıl Bir ÖDP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 04:49 #89

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
YAZAR: Orhan KARACA 9-Ocak-2005


nasil bir odp'ye ihtiyac var

ÖDP Türkiye solunun birlik,mucadele ve yenilenmenin araci olarak kuruldu. ÖDP
program ve tüzügü solun son yillarda ürettigi en önemli politik açilimdi.
Solda büyük destek bulan ÖDP, misyonunu yerine getiremedi.

Kendisini yenilemekte zorlanan 12 eylül oncesi guruplar,80 öncesi kör
dögüsünü ÖDP'ye dayatti,Solun birlik ve yenilenme süreci zaman sürecinde bu
guruplarin misyonuna son verecektir. Solun birlik ve yenilenme süreci devam
edecektir,ÖDP bu misyonun partisi olma potansiyelini halen tasiyor.

SBKP'nin iktidari kaybetmesi,tüm dünya solunda ve türkiyede yogun
tartismalara yol açti.Sosyalizmin demokrasi olmadan olamaz ve kitlelerin eseri
olacagi
vurgulandi,Demokratik sosyalizme, demokratik yapisi güçlendirilmis bir partiyle
gidilebilecegi, demokratik merkeziyetci gerçekte yanlizca merkeziyetci parti
ve sosyalizim anlayisi artik bitti.ÖDP turkiyede bu misyonun öncülügünü yapmaya
calisti.

Bu donem; Küresellesme,ultura emperyalist dönem ABD ve AB nin öncülük ettigi
ve uluslar arasi güç sahibi olan emperyalist tekellerin,ulusal devletleri
giderek yok ettigi,törpüledigi bir süreç yaratti. Ulusal devletin klasik
sahipleride bu sürece uyum saglamakta zorlanirken,sol da bu sürece uyumda
zorlaniyor.Solun gecmiste aldigi anti emperyalist açilimina bagli kalan ulusalci
sol akim
kendini alternatif olarak sundu,geçmisin fasist, gerici güçleri ile ulusallik
ve anti emperyalistlik adina gerici bir blok olusturmaya çalisti.Bu blok
gerici,emegin ve insanin özgürlesmesi ,sosyal devlet,sosyal haklarin korunmasi
ve
insan merkezli demokrasiyi ve sosyal devleti savunmaktan uzaktir.

Anti emperyalist olmak artik yanlizca emegin özgurlesmesini savunmakla
mümkündür,olmayan milli burjuvazi,devlete çöreklenmis gerici fasist,dinci kesim
anti
emperyalist tavir koyamaz.

Ultura emperyalist guçler tüm dunyada sosyal devlete ve sosyal haklara
saldirmaktadir,Neo liberal pazar ekonomisi tüm dünyada hakim kilinmak
istenmektedir,Büyük orta dogu projeside bu neo liberal politikalarin,ultura
emperyalizmin
projesidir,Bu saldiri projesi geçmisin isbirlikci gerici,fasist,dinci güçleriyle
birlikte püskurtülemez. Bu anlayisin sola, sosyalizme,emege önderlik etmesi
düsünülemez.

Türkiye sol haraketi tüm dünyadaki emek güçleriyle sosyal haklari savunan ve
sosyal devleti hedef alan stratejiye tabi olmak zorundadir ve bunun baska bir
sol yoluda yoktur.Ne ultura emperyalist neo liberal açilimlarin pesine takilan
sol ne de ulusal devletin gerici güçleriyle blok olusturmaya calisan kesim
sosyalizmin yürüyüsünün yolunu aydinlatamaz.

AB, basini Fransa'nin çektigi ve Almanya'nin da sonradan öncülüge savundugu
neo liberal ve sosyal demokratlarin sag kesiminin ultura emperyalist
politikasindan baska bir sey degildir, Türkiye'nin AB' ye girme tartismasi
emperyalist
metropol pazarindami,periferikdemi yer alacagi tartismasidir, Türkiye'de ki
isbirlikcilerin AB ile yatip kalkmasi dogaldir, sol adina bu politikalarin
desteklenmesi ise kabul edilir bir tavir degildir. Avrupa'da kendi
metropollerinde
on yildir sosyal haklara ve sosyal devlete her gun saldiran Brüksel iktidari
ile avrupa isçi sinifi gibi bizimde yanlizca görülecek hesabimiz vardir.

AB'li emperyalistler türkiyede ki azinliklar politikasiyla elini
güçlendirmeye çalisiyor,Bize azinliklar konusunda ders vermeye çalisan bu blok
önce kendi
çöplügünü temizlesin, Fransa'nin Korsika, Guedolop,Martinik,Guyan,Reniyon,Yeni
Kalodoni sorunlarini çözsün,Fransa sömürgesi olan Fil Disi'nde katliama varan
saldirilari bu günlerde bunlarin gerçek yüzünü bin kere daha gösteriyor.

Kürt halkinin özgürlük mucadelesinden,ülkemizdeki tüm kültürel ve dini
kimliklere sözde sahip çikanlar,gerçekte ülkemizdeki ellerini
güçlendirmektedir.Irakta Barzani ve Talabani ABD isgalcileri ile isbirligi
yaparken ve pratikte
muhbircilige, Direniscilere karsi operasyonlara isgal ordulariyla beraber
katilmaya kadar götürürken,Türkiye'de AB ile kol kola yeni parti kurma
girisiminde
bulunuyorlar,Emperyalizmin halklari özgurlestirdigi nerde görülmüstür,Bize
demokrasi, özgürlük, esitlik dersi verenlerin bu günlerde FIL DISI
CUMHURIYETI'nde
neler yaptigina bakmak yeterlidir ve onlarin gerçek yüzü gün isigi gibi
ortadadir.Gecmisin sömurgeci politikalarindan bile vaz geçmeyenlerin ülkemizde
halklarin özgürlesmesinden söz etmeye hakki yoktur.Manda himaye ile özgürlük
mücadelesi yürütülemiyecegi tarihde bin sefer görülmüstür.

TÜSIAD ekibi AB politikalari ile Türkiye politikasini belirliyen bir siyasi
güç olmustur,Anadolu kaplanlari MÜSIAD olarak adlandirilan islami sermaye artik
uluslar arasi tekellerin temsilcileri oldu ve TÜSIAD'la politik hatta
birlestiler,TÜSIAD bu gün tartisilan AB politikalarini on yildir hazirladigi
raporlarla açiklamisti,bu gün uygulamaya geçis söz konusudur.

Afganistan'da taliban "ögrenci" okullari Iran, Türkiye, Pakistan'da imam
hatip okullari açan ABD ve isbirlikci, gerici, fasist güçler, bu yesil kusak
politikalari ile AKP iktidarinin, Fetullahcilarin bu gunlerini
hazirladilar,Türkiye'de her yil 980 000 ögrenci bu okullarda yesil kusak
politikasi ile
egitildi,on yilda 9 000 000 milyon kisi bu okullardan mezun oldu,AKP iktidari bu
kitle
temeli ile iktidara geldi,Islamci sermayenin milli yapisida isbirlikci yapiya
dönüsmesi ile bu politika tamamlanmis oldu.Milli görüsten ilimli müslümanliga
isbirlikcilige terfi eden bu siyasi akim,Büyük orta dogu projesi,Irak isgali ve
AB politikalarinin Türkiye temsilciligini yapmasi dogal bir durumdur,AKP nin
alternatifi vardir,olmalidir, halkimizin özgürlük,demokrasi,sosyal
adalet,sosyal devlet özlemini AKP nin lambasi karartmaktadir.

Ultura emperyalizmin kuresel saldirisina karsi,küresel direnisin örgütlenmesi
gereklidir,bu itibarla uluslar arasi iliskiler ve emegin enternasyonalist
iliskisi ve birligi düne göre dahada önem kazaniyor.

Geçmisin Çin,Rus,Arnavutluk,Ero kommunist,Trockist vb bloklasmalarin devri
bitmistir.12 eylül öncesi bir kesimin bunu anlamakta ve uygulamakta zorlandigi
ortadadir.Bu güçler solun birliginin önunde de engeldirler,Yeni dünya duzeni
enternasyonalist iliskileride köklü bir dönüsüme ugratmistir,Tüm dünya ilerici
güçlerini bir cephede toplayan yeni olusumlar vardir. Türkiye sol haraketi bu
yeni bloklasmanin içindeki yerini almalidir.

Sosyal haklari koruyan,yenilerini kazanmaya calisan ve sosyal devleti
hedefleyen güçlu bir partiye Türkiye'nin dünkünden daha fazla bu gün ihtiyaci
vardir,Emegin kurtulusu,kültürel ,cinsel, kimliklerinden baskiya ugruyanlarin
özgürlük mücadelesini siyasi alanda yürütecek güçlü bir partiye ihtiyacimiz var.

Kapitalizmin kar hirsiyla dünyayi kirlettigi,yasanmaz bir dünyaya gidise son
vermek için,sendikalar,kitle örgütleri, ögrenci, kadin hareketi,kimliklerin
özgürlük haraketini potasinda toplayan güçlü bir siyasi harakete ihtiyaç
vardir,ÖDP gibi bir partiye ihtiyaçta burdan dogmaktadir.

Solda birligin,sosyal haklari savunan,sosyal devleti hedef alan
,küresellesmeden zarar gören tüm sosyal mücadelelerin siyasi çatisi
olmalidir,Türkiye solu
zengin ve onurlu bir mücadele geçmisine sahiptir,solun bu günkü durumu solun
bu geçmisine layik degildir.

Sosyal reform mu,sosyal devrim mi tartismasina girmeden uzun bir sürecin
sosyal reformlar için mucadele dönemi olacagi görünmektedir, Sosyal haklari
koruyan ,sosyal devleti hedefleyen kitlesel bir parti,kitlesine dayanarak
kadrolasan, demokratik bir iç isleyise sahip,mucadele etmek isteyen her kesimin
rahatlikla yer aldigi,belediyelerde,il genel meclislerinde, parlementoda yer
alan,birligin ve mucadelenin partisine ihtiyaç vardir.

ÖDP tüzük ve programiyla boylesi bir parti olmaya en yakin partidir,
Türkiye'nin ÖDP gibi bir partiye dünkünden daha fazla ihtiyaci vardir.
Orhan KARACA
Son Düzenleme: 10 Oca 2009 13:37 Düzenleyen HayalET.

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 04:51 #90

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Bu ODP de ne talihsiz parti ya..Her gecen tamamen zit saiklerle bir tokat
atiyor..Simdi sevgili Orhan hocam ben de seninkinden tam zit bir pozisyondan
ODP'yi elestiriyorum..AB'ne girme surecinde neden lehte kesin bir pozisyon
almiyor diye..Ve yanilmiyorsam AB'ye destek vermek gibi yeni cag'in gereklerine
uygun hareket etmedigi icin de ODP'den ayrilmis bir dolu insan da var..Eeh
noolacak simdi? ODP ne yapsin, kime yaransin? Sadece bir ornek olmasi anlaminda
soyluyorum; ben AB'ye karsi cikan bir partiye uye olmam..Ama ben liberal
sifatini da kesinlikle redederim, anti-kapitalist oduguma inanirim..Eeh simdi
benim gibi solcular ne etsin, nerelere gitsin?

Sen israrla solda birlik olmali diyorsun..Hos ve iyi niyetli bir talep..Peki
ama ornegin senin gibi AB karsiti biriyle, benim gibi kesin AB yanlisi
"solcular" nasil bir birlik'i surderebilirler..Bu tur ayrimlari dusununce genis
ve gevsek bir birlik'in bir anlami olabilir mi? Ben de kesin birlik
taraftariyim, ama birlik genis anlamdaki renklerinin asgari musterek zeminlerde
birlesmesi seklinde,tek bir birlik'ten ziyade kimi temel ayrim hatlariyla
bolunen saglikli birkac birlik seklinde olmali diyorum..Simdi biraz indirgemeci
olma riskini goze alarak mantikli gorunen temel ayrim hatlarini cizmeye
calisalim, solun makul sepektrumunun ne olabilecegine bakalim:

1. OKUL: ISCI SINIFI -PROLETERYA DIKTATORLUGU TABANLI ORTODOKS MARXISM

"Saglikli" ayrisimdaki temel "okul"lardan biri budur degil mi? Nedir bu bakis
acisi?: Marxist teorinin yeserdigi 19.yuzyil ve erken 20.yuzyil'dan bu yana
dunya toplumunun sinifsal yapisinda ozsel hicbirsey degismemistir. Ayni temel
proleterya-burjuvaji tabanli ikili sinifsal dinamikler aynen yururluktedir.
Dolayisiyla bu bakis acisinin zorunlu projeksiyonu olan devrim-devlet iktidari
yonelimli mucadele hatti da aynen devam etmektedir. Bu okul uluslararasi
sistemi de bir somuren uluslar-somurulen uluslar ikililiginde gormeye devam
eder. Zorunlu cikarimlarindan biri de cikarlari kesin hatlariyla ayrilan ve
carpisan farkli ulusal-sermayeleri varsaymaktir. Dunya bu ulus-sermayelerin bir
savas alanidir..Bu okulun temel hedefi, emperyalist zinciri en zayif
halkasindan koparacak bir "ulusal" sosyalist devrimdir. Yegane "enternasyonal"
projeksiyonu ise, bir zincirleme reaksiyonla ard arda gelen ve ulus
kimliklerini koruyarak yapilan tek tek sosyalist devrimlerin birligidir.

2.OKUL: HALA BURJUVA DEMOKRATIK DEVRIM ASAMASINDA OLDUGUMUZU KABUL EDEN
ULUSALCI SOSYALISTLER

Bu okulun malum temsilcisini biliyoruz. Nedir tezleri?: Sonal amac
sosyalizmdir. Ama Turkiye bir sosyalist devrim asamasinda degildir. O asamaya
gelmek icin ulus olma ve yerli sermayenin birikim sureci tamamlanmalidir vs.vs.
Hepimizin malumu oldugu icin detaya girmeye gerek yok.

3.OKUL: SOSYAL-DEMOKRASI

Bu okulu da fazla tahlile gerek yok.

4. IKILI SINIFSAL TAHLILIN TOPLUMU ANLAMAKTA YETERSIZ KALDIGINI DUSUNEN "YENI
MARXISM" ya da "POST-MARXISM" ya da "OZGURLUKCU/LIBERTER SOL"

Bu okulun temel ayrimi, toplumsal kurtulus icin "yegane" toplumsal failin
proleterya olmadigidir. Toplumsal sinifsal yapinin parcalandigini, hizmet
sektorunun/maddi olmayan emegin "baskin" (en kalabalik degil ) emek sektoru
oldugunu kabul eder. Bir "secim" nedeniyle "degil", uretim surecinde aldigi
rolun zorunlu bir "dayatmasi" sonucu devrim yapmaya yazgili olan "proleterya"
fikrinin terkedilmesi, butun bir mucadele projeksiyonunu degistirmistir. Artik
fabrika yegane mucadele alani degildir. Toplumsal hayatin butunu bir mucadele
hatti haline gelmistir. Izole, kendinde bir yapi olarak "iktidar aygiti",
iktidarin yegane formu degildir artik. Iktidar heryerdedir. Iktidar karsiti
mucadele de heryerdedir. Bu bakis acisinin zorunlu sonucu olarak "devrim"
perspektifi gecersizlesmistir. Cunku ortada ele gecirielebilecek tek bir
iktidar odagi kalmamistir. Yani gunluk hayat icindeki iktidar iliskileri de
kaldirilamadan yapilan bir "coup d'etat" vari "devrim" toplumunun dokusunu
gercek anlamda degistirebilen bir devrim olmaz. Goruldugu uzere yikilmaya
mahkumdur. Bu okulun enternasyonal duzlemdeki temel ayrimi da, dunya kapitalist
sistemi devam ettigi surece hicbir "tek ulkede sosyalist" devrimim
yasayamayacagidir. Kapitalizm kuresel bazda yenilgiye ugratilmadan da kurtulus
mumkun degildir..Sermayenin zorunlu kuresel gelisimi ulus-devletler otesi bir
enternasyonal emek muhalefetinin yukseltilebimesinin gerekli maddi kosullarini
yaratmistir..Dolayisiyla sosyalist muhalefet de, yerel degil, ulus-otesi bir
perspektife sahip olmak durumundadir..

Bu siniflandirma kuskusuz tum solu kapsamayabilir. Ancak benim gorebildigim
temel ayrimlar budur. Ben 4.okuldanim ama en dogrudur diye sunmuyorum.. Derdim
su, senin yukselttigin "birlik" talebi bu 4 ayrim cizgisini silen bir talep
olmamalidir. Boyle bir birlik, birlik olmaz. Birlik bu 4 sinir cizgisinin
ardinda gerceklesen 4 ayri birlik seklinde olmalidir..

Simdi temel soru su: ODP kendini bu sinifilandirma nereye koyuyor? Bu ayni
zamanda baska pekcok insanla birlikte benim ODP'ye yonelik en buyuk
elestirimdir. Ve kanimca ODP'nin 45000 uyeden 2000 uyeye dusmesinin en temel
gerekcsi de senin savundugun politikalari yerine getirememis olmasi degil, ta
en basta kendini bu 4 okuldan hangisine yerlestirecegine karar verememesidir.
4.okuldan "gibi" gorunurken, liderliginin gelenekci yapisindan dolayi 1.okuldan
da vazgecemiyor. Bu iki "marjinal" okul arasinda gidip gelirken de, pragmatist
bir populizm kaygisiyla, AB konusunda ya da SHP ile ittifakda goruldugu gibi
2. ve 3. okullarla bile flort edemeden de duramiyor. Herkese mavi boncuk
dagitmaya calisirken, kacinilmaz olarak 4 okulun da tabanina hitap
edemiyor.."Ozgurlukcu" olmayla "Mevlana Tekkesi" olmayi biribirine karistirdigi
icin tutarli hicbir politik perspektif sunamiyor..Oysa "ozgurlukcu solcu" olmak
"kararsiz kasim" olmak degildir. Nasreddin Hoca gibi herkese "Sen de haklisin"
demek degildir. Boyle oldugu icin ODP sozkonusu oldugunda acayip, super ucubik
bir elestiri bombardimani alip basini gidiyor. Birbirine tamamen zit
kamplardan, tamamen ayri politik kimlikler, ODP'ye stem edip duruyor..Bambaska
politik perspektiflerin birbirine girdigi bir arena haline geliyor..Dolayisiyla
elestirilerin carpip geri donecegi, yararli bir geri besleme yaratabilecegi bir
teorik yuzey de olusturulamiyor. Herkesin kendi kafasina gore bir ODP resmi
var, onla hesaplasip duruyor..Kimisi neden sinif politikalarini layikiyla
yapmiyorsun derken, baskasi da cikip "yahu bu cagda hala proleterya-devrim
politikasi mi yapiyorsunuz" diyebiliyor, ustelik tek bir ODP'li
kimligiyle..Yeryuzunde ODP'li olmaktan daha az gondereni olan, somut referans
duzlemi olmayan bir ikinci "kimlik" var midir acaba?

Maalesef ODP bu dengesiz-kararsiz konumlanisi nedeniyle de, Turkiye solunda
taslarin yerine oturabilmesinin onundeki en buyuk engeldir. En buyuk zarari da
4.okula veriyor..Bu okulun politika yaptigi alana yonelik varolma taleplerinden
vazgecmeyerek, ortodoks bakis acisiyla post-modern politika yapmak gibi
imkansiz bir ise yonelmis oluyor..

ODP'nin Turkiye soluna yapacagi en buyuk iyilik politik spektrumdaki yerini
tespit edip kendisini net olarak tanimlamasidir..Bunu yapmadigi takdirde
Turkiye solunun yenilesme cabasinda layikiyla yerine getiremedigi gorevi
suruncemede birakmaya devam edecektir. Cikip kesin bir tavirla, ya "Biz
toplumun proleterya eksenli sinifsal tahliline dayanan klasik marxist bir
partiyiz, amacimiz proleterya diktatorlugunu kuracak sosyalist bir devrimdir"
ya da "Toplumun sinifsal yapisi parcalanmistir. Proleterya pekcok olasi
toplumsal failden biridir, Toplumsal ozgurlesme pekcok farkli toplumsal
kimligin dayanismasi sonucu olacaktir. Bu ozgurlesme bir ulusal devrime
endekslenmek zorunda degildir. Yasanan an icinde de ozgurlesme projesi devam
etmektedir. Sermaye ulus devlet sinirlarini asmis, kuresel bir bicim almistir.
Tarihte hic olmadigi kadar pekcok ulustan pekcok emekcinin cikarlari
yakinlasmistir. Bu tarihsel bir firsattir. Enternasyonal bir muhalefet sansi
dogmustur. Farkli ulkelerin dayanismasini engelleyen, etnik dusmanliklari
korukleyen, milliyetciligi yukselten ve kapitalizmin dogus/birikim asamasina
tekabul eden emperyalizm tezleri uluslararasi toplumu aciklamakta yetersiz
kalmaktadir. Biz marxism'den esinlenmekle birlikte gunumuz toplumunun
dinamiklerini saf/bozulmamis bir marxist teori ile aciklanamayacagini
dusunuyoruz. Bilgi/arti-deger uretim ve paylasim surecleri degismistir vs.vs."
diyebilmelidir.

Bu tavir alis sergilenmedigi surece sen ve ben bambaska argumanlarla bir ve
ayni ODP'yi elestirmeye devam ederiz..Bunun da kimseye faydasi yoktur..

Ben senin ODP'en degil, benim ODP'em gercek ODP'dir demiyorum..Sorun hangisinin
gercek ODP oldugunun bilinemesidir. Proleterya bazli sosyalist perspektifle,
coklu kimlikli sosyalist perspektif ayni cati altinda saglikli politikalar
uretemez..Herkes kendi politik evreni,algilayisi icinde politika yapmalidir..

Mesala ben senin neden TKP ve digerleri icinde degil de ODP'de politika
yaptigina bir turlu anlam veremiyorum. Zira asagidaki yazinda dile getirdigin
dusunceleri bir TKP, ODP'den cok daha tutarli bir sekilde yapmaktadir.

Birlik talebine saygiyla yaklasiyorum. Ama senin aradigin birlik bence ODP'deki
4.okula daha yakin insanlara yonelik bir birlik olmamalidir. CUnku boyle bir
birlik yasamaz..Bu basit bir gorus farkliligi degildir. Bu butun bir politik
evreninizi belirleyen ozsel, temel bir ayrimdir. Cok kesin olarak teorik
oncullerde bir ayrimdir. Zaten ODP teorik oncullerini kesin bir dille ortaya
koyamadigi icindir ki, ici bos bir "ozgurlukcu"e mahkum oluyor. Teorik
oncullerdeki ozsel, temel ayrimlari, cok farkli goruslerin biraradaliginin
zenginligiyle karistiriyor.. Herkesin ODP'yi kendi kafasina gore yorumlamasi
bir "fikir zenginligi" degildir. Basbayagi bildik bir kafa karisikligidir.
Elbette ne kadar cok insan ne kadar "farkli" dusunurse o kadar iyidir. Ancak bu
zenginlik temel ortak teorik oncullere dayanmak zorundadir.

"Toplum temel olarak proleterya ve burjuvazi'den olusmustur" demek bambaska bir
politik evrendir, bambaska bir politik mucadele hatti cizer, "Toplum "zorunlu"
olarak "devrimci" olmak durumunda olmayan,uretim surecindeki rolu "kacinilmaz
olarak" ozgurlesme talebi yukseltmesini "gerektirmeyen", "etik/iradi bir
secimle" ozgurlesmeyi "tercih edecek" bagimsiz pekcok toplumsal kimlik'ten
olusmustur" demek de bambaska politik bir evrendir, ilkinden tamamen alakasiz
bir mucadele perspektifi ongorur...Bu ikisini biraradaligini talep etmek,
olmayacak duaya amin demektir..Ici bos bir romantizmdir, gonderisi olmayan bir
iyi niyet, "wishful thinking" dedikleri seydir..ODP'nin bunca yildir yaptigi
tam olarak da budur. Sen tut hem isminde "sosyalizm" kelimesine yer vermeyecek
kadar populist ol ama diger taraftan da yeri geldiginde "devrim" politikasi
yap, en bildik ortodoks bakis acisini devam ettir..

Umarim temel ayrim cizgileri ardinda bir saflasma/birlik gerceklestirilir de
herkes nereye ait olduguna karar verebilir ve bu anlamsiz araf durumu da
asilir..ODP de artik araf'ta yeralarak kimseye yaranamayacagini
gormelidir..ODP'nin hitap ettigi bir toplumsal ozne kalmamistir. Cunku her
toplumsal oznenin sadece bir yonune hitap ediyor,ve hicbir ozneyi kendi
varolusu, kendi kimliginin butununde kavrayamiyor. Dolayisiyla da ozneler
kendilerine daha kapsayici bir sekilde ifade eden partilere yoneliyorlar ya da
politikanin tamamen disinda yeraliyorlar..Ornegin bir insan ortodoks marxismin
oncullerine inaniyorsa, bu oncullerle iliskisi flort ya da zevahiri kurtarmak
babinda olan bir partiye gitmez. Tutar TKP'ye gider..Ayni sekilde diyelim AB'ye
karsit bir insan da IP'ye ya da kemalist partilere gider.

ODP'nin toplumsal kumesi bos bir kumedir. Kendi israrci uyelerinin disinda
kapsadigi hicbir toplumsal fail yoktur..

Saygilar..

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 04:55 #91

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Umut İleri


Sevgli Önder

Yanıtım geciktiği için özür dilerim.Son yazında ortaya koyduğun,sol
sınıflaması,bana göre iradi bir zorlama sonucu yapılmış.Sen kendin görmek
istediğin biçimde,birazcık da yer aldığın okulu ön plana çıkartmak
adına,yaptığın bir sınıflama.Lütfen yanlış anlama,bunun art niyetli bir çabanın
sonucu olduğunu düşünmüyorum.

Ortadoks Marksistler olarak tanımladığın ve 1 ci okul olarak nitelediğin kesim
içersinde de,çok temel noktalarda düşünce farklılığı içersinde olan kesimler
var.Her kes kendi bulunduğu noktadan,bu tür sınıflamalar yapabilir.Ancak bu
sınıflamalar,her zaman gerçeğin nesnelliğine aykırıdır. Amaç genelde
küreselleşme,özelde de AB karşısında solun aldığı tavrı tartışmaksa, ayırımda
esas alınacak temel nokta,küreselleşmeye ulus devletlerin yanında yer alarak
ulus ve toprak temelinde karşı çıkanlarla,bu süreci sermayenin varması gerekli
zorunlu bir süreç olarak görerek,bu sürece ulus devletlerin yanında direnmenin,
tarihsel anlamda gericilik olduğunu söyliyenler arasında olmalı.Gerek
Kıbrıs,gerekse AB konusu,bence bu esas temelinde tartışılmalı.

Tabiki,küreselleşmeye ulus temelli karşı çıktığında,beraberinde ulus devlet
merkezli bir sosyalizm anlayışını da savunmak zorundasın.Oysa senin tanımlaman
PD ve Devrim konusunu temel aldığı için,Sosyalizmi tek bir ülkede olası
görmeyen,bir dünya sistemi olan kapitalizm dünya üzerinde ortadan
kalkmadan,sosyalizmin kurulamıyacağını savlıyan,bu arada da PD den ve Devrimden
yana olan guruplarıda,birinci okul kapsamı içersine sokuyor.Oysa PD ve Devrim
konuları bir başka ayırımın temel kıstası.PD ve Devrim, Marksist sol ile
diğerleri arasında,bir ayıraç bir anlamda turnusol kağıdı.

Gerek Marks,gerekse Lenin PD yi,marksist olabilmenin olmazsa olmaz koşulu olarak
görürler.Proleterya tanımına gelince,bence kavramlar üzerinde fazlaca
durmamalı.Özellikle,içinde yaşadığımız dönemde,yabancılaşmanın,toplumun
çoğunluğu üzerinde olan etkisi,baskı ve sömürünün,buna bağlı olarakda ,yaşamın
her alanında erk odaklarının oluşması,proleterya kavramının sınırlarının,eskiye
oranla daha bir genişlemesi gerektiğini bize gösteriyor.Eğer sınıf mücadelesini
temel alıyorsak,Toplumsal Proleterya kavramını kullanmanın,bir sakınca
yaratacağını sanmıyorum.Çünkü,sınıf mücadelesi,artık üretim alanlarının dışına
taşmış durumda,sınıf mücadelesi yaşamın her alanında hükmünü sürdürüyor.

Erkin,tüm yaşam alanlarını kapsaması,merkezi erki yadsımamız anlamına
gelmemeli.Eskinin disiplin toplumlarından,bio politik erke bir geçiş süreci
yaşanıyor.Artık sömürü ve baskı,merkezin dışına taşmış,tüm yaşam alanlarında
bizleri kuşatmış durumda.Tabiki bu durumda,bizde bu erkler karşısında,kendi erk
odaklarımızı şimdiden oluşturmalıyız.Ancak yinede ,tüm bu erk odaklarını
toparlıyacak,koordine edecek bir merkezi erke her zaman burjuvazinin
gereksinmesi var.Bu nedenlede bizlerin,sonuçtaki hedefi,bu merkezi erk
olmalı.Merkezi erki yok sayarak,buradan yola çıkıp devrimi yadsıyamayız.

Sevgili Önder! Dördüncü okul olarak nitelediğin ,kendinide dahil ettiğin okul
konusunda da ,bir şeyler söylemek isterim.Behsettiğin okulu,yeni marksizm olarak
nitelerken,bence bir yanılgı içersindesin.Belirttiğin okulunda,tarihsel süreç
içersinde dayandığı bir gelenek var.Bu anlamda yeni değil.Tabiki,Kautsky den
bahsediyorum.Oda tıpkı,bundan yüz elli yıl önce,Marksın ortaya
koyduğu,kapitalizmin küreselleşme eğilimini,mekanik bir biçimde yorumluyarak ,bu
eğilimi,sınıf mücadelesinin önüne koydu.Ona göre,bu gelişim sonucu,giderek
kapitalizm tek bir dünya pazarına evrilecek,bunun sonucu olarakda,kapitalistler
arası çelişki ortadan kalkacak.Artık,bu süreç,kavgaların ve çatışmaların
dışında,barışçıl biçimde sosyalizme yönelecekti.Kapitalizmin bu seyri,sınıf
mücadelesinin de önüne geçen ve onu aşan bir süreçti.Daha sonra bu düşüncelerin
temsilcileri,düşünceleri temelinde ilerliyerek,savaş döneminde,kendi
burjuvalarının yanında saf tuttular.

İçinde bulunduğumuz dönem dede ,Marksı Kautsky gibi okuyanlar,her ne kadar
kendilerini yeni olarak da niteleselerde,varlıklarını sürdürüyorlar.Bana
göre,doğru olan Marksı Lenin gibi okumak.Tabiki Lenini,Stalin gibi okumamak
koşuluyla!

SAYGILARIMLA

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 04:56 #92

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Sevgili Umut,

(Oncelikle yazi uzun oldugu icin kusura bakma..Deginilen konularin cetrefilligi
yuzunden kisa ve ozlu ifade etmek cok guc oluyor..)

Yaptigim siniflandirmanin cok kabaca oldugunu biliyorum..Zaten dikkat edersen
bu siniflandirmanin cok indirgemeci oldugunu belirtmistim..Indirgemeci bir
ayrim oldugunu bile bile niye boyle bir siniflandirma yaptim?: Orhan arkadas
sol icin uzun zamandir birlik cagrisi yapiyordu, ben de bu cagrinin birarada
calismasi mumkun olmayan farkli okullari bir cati altinda toplamaya yonelik
olmamali demek istedim sadece..Kendimce bir birligin dikkate almasi gereken en
temel, en genel ayrimlarin ne olabilecegini gostermeye calistim..Ayrimlar "en
genel ayrimlar" olunca kuskusuz solun her rengini kapsamasi mumkun degildi..Ama
bu en temel ayrimlarla bolunmus hareketlerin birarada calisabilecegini iddia
ettim..

Kabul etmek gerekir ki, post-modern durumun dinamikleri ve sovyetlerin yikimi
ile birlikte sol cok buyuk bir kan kaybina ugradi..Sanirim kimse bunu
gormezlikten gelemez..Sol'un pastasi kuculdu..Dolayisiyla en detayli ayrimlarla
solu daha da bolup, dilimleri iyice kucultmemek lazim..

Haklisin benim 1.okul olarak gosterdigim "ortodoks marxism" icinde pekcok ciddi
ayrim vardir..Ama post-modern dunyada bu ayrimlari one cikartmayi mesru kilacak
bir zemin yok artik..Dolayisiyla sol hareketler karsilikli odunler vererek,
temel onculler uzerinden, "olmazsa olmazlar" uzerinden biraraya gelmeli ya da
ayrismalidirlar diye dusunuyorum..

Bu baglamda ben hala dile getirdigim ayrimin, solun bu en temel farkli
oncullerine dayanan bir siniflandirma oldugunu dusunuyorum..

Aslinda tartismamizin amacini da yanlis anlamis oldugunu dusunuyorum. Amac
"genelde küreselleşme,özelde de AB karşısında solun aldığı tavrı tartışmak"
degildi..Kuresellesme ve AB konulari sadece birer ornekti..Asil amac
kuresellesme ve AB konularinda cok bariz bir sekilde ortaya cikan, solun temel
ayrim cizgilerini cizmekti..Eger yasanan konjukturde sol'un pastasi iyice
kuculdu ise, bunu daha fazla bolmemek, ayrismalari sadece her hareketin odun
veremeyecegi onculleri uzerinden cizmek gerektigini dile getirmekti....Ben bu
tur odun verilemeyecek oncullerin temel felsefi cikis noktalari oldugunu
dusunuyorum..

Peki "odun verilemeyecek" onculler neler olabilir? Ya ornegin Diyalektik, Isci
sinifi tabanli analiz, senin de belirttigin gibi ML'nin temel ozu olan
proleterya diktatorlugu pekcok ortodoks hareket icin asla vazgecilmeyecek
oncullerdir..Ha elbette bu ayni oncullerden binlerce farkli ortodoks marxist
yorum cikabilir ve masallah bizde bayagi cikti da...Sonucta toplumsal bilimler
doga bilimleri gibi kesin yasalara dayanmaz..Ama bizim tartismadaki amac, bu
gibi temel oncullerde uzlastiktan sonra farkli yorumlarin birarada hareket
edebilecegini, etmesi gerektigini gostermekti..Eger solda birlige inaniyorsak
ortak temel oncullerden cikan farkli yorumlarin birarada hareket edebilmesini
istemek gerekir..Birligin referansi bu olmalidir..

Ama eger oncullerde uzlasilmiyorsa gevsek birliktelikleri de surdurmemek
lazim..Zira artik, yukarida belirttigim ortodoks onculleri sorgulayan, rededen,
farkli analiz yontemleri arayan okullar da var..Bu okullar mesala diyalektigi
rededer..Isci sinifini yegane toplumsal fail olarak gormez.. PD'nu kesin bir
dille rededer vs.vs..Ama bu okullar gene de marxist orijinlidir ve
anti-kapitalisttir..Cunku sinifsal analizi terketmezler, kapitalizmin reformunu
degil, asilmasini hedeflerler..Lakin bunlar PD tabanli ortodoks hareketlerle
birarada olamazlar..

*************
Oysa senin tanımlaman PD ve Devrim konusunu temel aldığı için,Sosyalizmi tek
bir ülkede olası görmeyen,bir dünya sistemi olan kapitalizm dünya üzerinde
ortadan kalkmadan,sosyalizmin kurulamıyacağını savlıyan,bu arada da PD den ve
Devrimden yana olan guruplarıda,birinci okul kapsamı içersine sokuyor
*****************

Dogrusu bu ayrimin bana biraz "celisik" gorundu. Eger benim ayrimim PD ve
Devrim konusu temel alarak cizildiyse (ki oyle), ve tek ulkede sosyalizmin
yasayamayacagini dusunen (diyelim Trockist) akimlar da PD ve Devrim yanlisiysa,
niye benim siniflandirmamdaki 1.okula girmesin..Dogru ben 1.okulu, yani
ortodoks marxismi, PD ve Devrim temelli olarak cizdim. Biliyorum cok genel bir
ayrim..Bu PD ve Devrim temelli 1.okula, birbirinden nefret eden Stalinist ve
Trockist okullarin da girdiginin farkindayim..Ama Benim siniflandirmami temel
alacak bir birligin ne kadar "realistik" oldugunu tartismiyoruz
sanirim..Elbette Stalinistleri ve Trockistleri ayni catida altinda toplamak cok
hayalci geliyor. Ama senin gozden kacirdigin nokta su: Bir Stalinist, benim
siniflandirmamdaki 4.okula, yani post-/yeni-marxisme, bir Trockiste oldugundan
cok daha uzaktir. Stalinist ve Trockist klasik marxism icinde cok farkli tezler
ileri surebilseler de, son tahlilde temel onculleri ortaktir..Ancak yeni
marxism, 4.okul, bu ikisiyle birlikte butun PD ve Devrim temelli hareketlerden
paradigmatik bir kopusu ifade eder..Bir ornek verelim: Negri.

Klasik marxismin felsefi temeli Hegel ve diyalektir. Ama Negri Hegel'i ve
diyalektigi disliyor, yerine Spinoza'nin pantheist evrenini ve "ickinligi"
koyuyor..Negri'nin kopusu cok radikaldir..Dolayisiyla sol icindeki ayrimlari ne
kadar genel cizersen ciz, Negri'yi PD ve Devrim tabanli klasik marxism okulu
icine koyamazsin..

*********
Gerek Marks,gerekse Lenin PD yi,marksist olabilmenin olmazsa olmaz koşulu
olarak görürler.
*********

Bu saptamandan cok emin olmamak lazim bence..Lenin icin degil ama Marx icin
kusku duymak lazim..Okudugum bir yorumda proleterya diktatorlugu taniminin
marx'da sadece 1-2 yerde gectigi, dusuncesinin temel ozu olmadigi, bunu
"marxismin temel ilkesi" haline getirenin Engels oldugunu okumustum ( Yani
resmen Lenin'den sonra en buyuk "revizyonist"in Engels oldugu iddiasi var )..Bu
kavram tutarli teorik bir analiz sonucu yapilan bir cikarim olmaktan cok,
sanirim o donemim konjukturunde yapilmis guncel/gunluk bir yorum gibi..Mesala
arti-deger analizi icin ayni seyi seyi soyleyemeyiz..Cunku bu kavram butun bir
teorik catinin temel cikarimidir..Ama PD'yi ornegin bir arti-deger kavrami gibi
devasa bir teorik catinin ozsel ogesi olarak koymak mumkun degil..Arti-degeri
cikarirsan marxist teori coker, o kadar ozseldir..Ayni seyi PD icin yaparsan
teorik catida butunlugu bozacak bir eksilme olmaz..PD Marxist teorik govdede
havada asili duran bir eklentidir..


PROLETERYA KAVRAMI GENIS TUTULABILIR MI?
********
Proleterya tanımına gelince,bence kavramlar üzerinde fazlaca
durmamalı.Özellikle,içinde yaşadığımız dönemde,yabancılaşmanın,toplumun
çoğunluğu üzerinde olan etkisi,baskı ve sömürünün,buna bağlı olarakda ,yaşamın
her alanında erk odaklarının oluşması,proleterya kavramının sınırlarının,eskiye
oranla daha bir genişlemesi gerektiğini bize gösteriyor.
*********

Uzgunum ama bu yukardaki tezlerine katilmam mumkun degil..Lutfen yanlis anlama
ama bu bakis acisinin icine girdigimiz post-modern duruma karsi getirilen en
temel "savunma mekanizmasi"/"refleksel tepki" oldugunu, ve bizzat bunun
sosyalist solun icine girdigi "ortacag karanliginin" nedeni oldugunu
dusunuyorum. Neden?

Su sormuyoruz kendimize: Marx'in isci sinifini/proleteryayi devrimci ozne
olarak sunmasinin gerekcesi nedir? Neden proleterya neden ? Kafada zonklayana
kadar bu soruyu sormak lazim bence..Eger bu soruyu sorup, bir yanit
bulabilirsek "proleterya kavraminin sinirlarini neden genisletemeyecegimizi" de
goruruz. Ben kendi yanitimi soyle ozetleyebilirim: (Eger gerekirse tartisma
ciddiye binerse, biraz arastirma yaparak Marx'tan alintilar sunabilirim. Zira
su asagida soyleycegim seyleri destekleyen alintilar hatirliyorum) ).Once
Marx'in yasadigi 19.yuzyil dunyasini bir tasavvur etmeye calisalim.Bu yuzyilin
dunyasinin kapitalizmi nasil birseydi?; Kapitalizm henuz toplumun tamamini ele
gecirmemisti. Koylulugun aleyhine surekli disari dogru vahsi sekilde buyuyordu.
Yani "kati olan herseyi buharlastirip havaya karistiriyordu" Surekli artan bir
sanayilesme, durmadan buyuyen olceklerde uretim yapan devasa fabrikalar,
yerlerinden yurtlarindan olan koyluler, proleterlesen kucuk ureticiler vs.vs.
Kisaca kapitalizm adeta toplumun tamamini bir fabrika haline
getiriyordu..Proleterlesen genis kitleler fabrika catisi altinda toplaniyordu,
yagmur olup fabrikalara yagiyorlardi..Devasa isci gettolarinda toplaniyor,
birarada yasamak zorunda kaliyorlardi..Kapital'in birinci cildinde sanirim
ikinci anabolumdu, Calisma Saati/Working Hour ( ya da Working Day) diye bir
bolum vardir..Kapital gibi teorik bir eserde siritan cok uzun, Ingilizce
baskida 100 sayfadan fazla olan bir bolumdur bu..Neden siritir?..Cunku
Kapital'in diger butun bolumlerinin aksine bu bolumde "teorik" bir analiz
yoktur..100 sayfa boyunca Ingiltere'deki isci sinifin yasam kosullarini
anlatir..Devlet organlarinin raporlarina dayanarak Yuzlerce ornek verir..Yani
sadece roman gibi bir betimleme bolumudur..Peki Marx neden agir teorik bir
kitabin temel uslubuna uymayan, romanvari cok uzun bir betimlemeye girer.?
Neden? Kapitalizmin proleterlesen kitlelerin artan bir sekilde agir sefalet
kosullarinda "BIRARADA" yasamak zorunda birakisini anlatir..Benzer sekilde,
kapitalist uretim tarzinin kacinilmaz yasalari sonucu, fabrikanin "olceginin"
nasil hep artmak zorunda kaldigini ortaya koyar..Fabrika buyumek zorundadir,
fabrika buyudukce de daha once birbirleriyle alkasi olmayan genis yiginlari
biraraya getirir..Izole tek tek bireyler, daha once dar koy cemaatine kalmis
koyluler, devasa olceklerdeki fabrikalarda biraraya gelir ve "ayni gemiye
binerler"..Sosyallesirler..Hem farbikada hem getto'da hep beraber yasamak
zorunda kalirlar..BOYLECE ORTAK SINIF bilinci ve proleter kulturu dogar..Iste
benim yanitim budur: 19.yuzyildaki korkunc boyutlardaki proleterlesme, ayni
mekanlarda uretim sureclerinde yeralmak, ayni gettolarda birarada yasamak
zorunda olmak, bir sinif bilinci olusturabilecek yegane ozne olarak
proleterya/isci sinifini dogurur..

Bu teori oylesine etkili olmustur ki, devrim yapan koylu Sovyetler, yasamsal
oncelik olarak, isci sinifini yaratmak icin hizla sanayilesmeye, tarihte esi
gorulmemis bir sanayii buyumesine gitmislerdir..Iscilerin ortak yasamalarini
tesvik etmek icin 19.yuzyilin gettolarina benzer, dev gibi kocaman ortak yasam
site'leri kurmuslardir..O kadar abartmislar ki, tuvaletleri, mutfaklari ortak
yapmislar bu site'lerde..

Yani gerek Marx'in Ingiltere gozlemlerinde, gerek sovyetlerin isci sinifin
yaratma deneyimlerinde goruyoruz ki,bir sinif bilincine sahip yegane toplumsal
katman olarak isci sinifinin "aynilasmasi", genis kitleler halinde "BERABER"
hem uretim yapmalari, hem de ortak mekanlarda yasamalari cok
onemlidir..Poleterya'nin sinif bilincini gelistiren bu ortak yasama ve ortak
uretme pratikleridir..Baska hicbir sinifin boyle bir ortak yasam ve ortak
uretim deneyimi yoktur..ERGO proleterya devrimi yapacak ONCU SINIFTIR.

Simdi bu cizdigim tablo ortodoks marxism'in senaryosu mudur yoksa degil midir?
( Bu tabloya proleter sinif bilincinin olusmasinin onune engel olarak dikilen
kitle kulturunun/pop-kulturunun 19.yuzyildaki yoklugunu ekleyelim..Yani uretim
sureci icinde kendiliginden olusan sinif bilincini bozan kitle kulturu gibi
dissal ogeler yoktur..Uretim surecine dissal kulturel mudahale yoktu, en
azindan bugunku gibi yaygin degildi )

19.yuzyildan gunumuze gelelim..Simdi soru su: Proleterya'yi/isci sinifini
devrimci ozne olarak one cikartan, bir isci sinifi kulturunu doguran, bu genis
kitleler olarak bir arada uretme ve yasama dinamikleri ne kadar gecerlidir.?
Proleterya'ya "ozgunlugunu" veren bu dinamikler hala yururlukte mi? Elbette
ucup gitmedi..Ama bunlar artik 19.yuzyildaki gibi etkin olabilir mi? Henuz
cagimiza ozgu diger sinifsal kimliklere gecmeyelim..19.yuzyildaki anlamiyla
klasik proleterya'nin gunumuzdeki durumuna bakalim..Birkere, ongoruldugu gibi
proleterya'nin toplumun en kalabalik kesimi oldugunu soylemek mumkun mu? Bunu
iddia edenlere, Turkiye'deki emegin durumuna yonelik istatistiklere bakmalarini
soylemekten baska birseye gerek yok..( Sadece bir ornek;ODTU'den bir ogretim
gorevlisi Murat Guvenc'in calismasina gore, Istanbul'da calisan
nufusun-mudurler,muhendisler dahil- sadece 15%'inin duzenli bir isi varmis ).
Hadi diyelim Marx'taki haliyle klasik proleterya hala var ve onun sinif
bilincini olusturan ortak yasama ve uretme dinamikleri cekirdek haliyle aynen
yururlukte..Peki bu temel cekirdek'e kitle kulturunun hic etkisi olmadi mi?
Zira 19.yuzyilda ne TV vardi, ne Internet vardi, ne de telefon, radyo..Yani
birakilsa bir sinif bilinci olusturacak ortak uretim ve yasam sureclerinin
"dogal", "saf" dinamikleri, kitle-kulturu ve populer kultur ile dagitilmiyor
mu? Goruyoruz ki, Marx'in proleterya'yi oncu sinif olarak one surmesine neden
olan dinamikler kiriliyor, parcalaniyor..Ortak sinif bilincinin olusumuna
dissal ogeler mudahale ediyor..Yani baska toplumsal kimlikler cikmamis bile
olsa, proleteryayi bilincli bir sinif yapan surecler artik 19.yuzyildaki gibi
katiksiz degil, disaridan bozuluyor..Proleterya ideolojisinin yerine kitle
kulturu surekli burjuva ideolojisi pompaliyor..

Kaldi ki, kitle kulturunun bu "bozucu" etkileri olmasa bile, Negri'nin
gosterdigi gibi Marx'in klasik arti-deger uretim sureclerine uymayan emek
bicimleri turemistir..Negri yazilimcilari ornek veriyor..Ya da entellektuel
meta ureticileri dedikleri kimlikleri..Alalim bir yazilimciyi..Bu adamlarin
duzenli 8 saatlik calisma gunleri yoktur..Oysa arti-deger analizi icin sabit
bir calisma gunu varsayilir ki, arti emek zamanindan bahsetmek mumkun olsun..Ya
da baska cok iyi bir ornek..Reklamcilari ya da biz de artik sektor haline gelen
dizi senaryo yaziciligini dusunelim..Bu adamlarin uretimi belli sinirlar
icindeki calisma gununde olmaz..Asansorde yatakda, alisveriste ureticiye esin
gelebilir..Simdi bu adam ne zaman uretmistir, arti-emegine nasil el
konmustur?..
Sonra, bu tur emek bicimlerinin sinif bilinci olusturmalarina neden olacak bir
ortak calisma ve yasama pratikleri yoktur..Yalniz calisirlar, cikarlari en
azinan "gorunurde" ortak degildir..Ornekler cogaltilabilir..Ama sanirim artik
herkesin kabul etmesi gerekir ki, yasadigimiz toplumda uretim surecleri ve
dolayisiyla sinifi bilinci olusturan surecler cok catallanmis ve
farklilasmistir. Hatta bugunun toplumunda "uretim surecinde" olmayan -sinif
denemese bile- muhalif akimlar/kimlikler olusmustur ki, hic de azimsanacak gibi
degildir etkileri..Yani post-modern dunyanin celiskileri uretim surecinde cok
cogaldigi ve farklilastigi gibi, uretim sureclerinin disina da tasmistir..

Sonuc olarak hepsinin farkli dinamikleri, farkli kimlik olusturma surecleri
olan bu buyuk cesitliligin unsurlarini tek bir proleterya kategorisi altinda
toplamak mumkun degildir..Bu, proleteryanin Marx'da devrimci ozne olarak cikis
sureclerini anlamamaktir bence..Marx'ta proleterya sadece bir kavram
degildir..Arkasinda kendi icinde tutarli ve kendi dunyasiyla uyumlu devasa
teorik bir yapi vardir..O teorik yapinini oncullerini, cikis kosullarini
gozardi ederek, sadece bos bir gosteren olarak kavramin kendisini almak dogru
bir operasyon degildir..Arkadaki butun bir yapi toplumsal surec degismisken
kavramin sadece kendisini korumak cok yanlis bir metodolojidir. Eger kavramin
icerigi degismisse kavramin kendisini de degistirmek gerekir..

Bugunun toplumsal siniflari 19.yuzyil Ingiltere'sinde oldugu gibi
kitle-kulturunun/populer kulturun, bozucu etkilerinden bagisik, yalitik olarak
sadece kendi gibileriyle "birarada" yasayan ve ureten bireylerden
olusmamaktadir. Dolayisiyla homojen bir sinif bilincine gondermede bulunan
"prolterya" taniminin gecerliligi kalmamistir..Daha dogrusu toplumun butun
devrimci tabakalarini kapsayacak anlamda kalmamistir..Ha elbette "uretim
araclarina sahip olmayan" butun emek turlerinin "son tahlilde" cikarlari
ortaktir..Ama ben bu yaklasimi bir adim daha oteye goturerek sunu da ayni
gecerlilikte soyleyebilirim..Kapitalizm aslinda yine "son tahlilde"
burjuvalarin cikarlarina bile terstir..Sermaye sahiplerini dahi makinelestiren
insanliktan cikaran bir canavardir..Bu sistem uzerinde yasadigimiz gezegeni
yasanmaz hale getirmekte, toplumun her dokusunda sadece korku
uretmektedir..Gittikce yoksullasan kitleler artik herseyi yapmayi goze alacak
kadar caresizlesmektedir..Artan sehir suclari, siddet, kin, nefret hickimse
icin guvenli olmayan bir dunya yaratmakta..Yani demek istedigim uretim
araclarina sahip olmayan butun emek turlerinin "son tahlilde" cikarlarinin
ortak olmasi,butun bunlari tek bir proleterya kavrami altinda toplamayi mesru
kilmiyor..Zira bu genis "proleter" tanimini mesru kilacak "son tahlilde ortak"
cikar mantigi, zorunlu cikarimi olarak, burjuvaziyi de proleter tanimina sokmak
gibi abes bir sonucu dogurur..Proleter tanimi uretim surecleri icinde
oynadiklari rol ve gunluk yasam tarzlari "HOMOJEN" bir bireyler cogullugunu
varsayar..Bunlarin uzak ve yakin cikarlari ortaktir..Ama bugunku toplumda yakin
ve uzak cikarlari bu denli ortak bir bireyler butunu olarak tek bir siniftan
bahsetmek mumkun degildir..Bizzat Marx'in proleter tanimini hatirlayalim:
"Proleter prangalarindan baska kaybedecek seyi olmayan" kisidir..Ama bu gerekli
olsa da yeterli neden degildir..Her kaybedecek hicbirseyi olmayan insan
proleter olamaz..Proleter ayni zamanda uretim surecindeki rolu nedeniyle
kendindeki yaratici guclerin farkinda da olan bireydir..(Buna karsit olarak
lumpen proleterya nosyonunu hatirlayalim )..Bugun hem prangalarindan baska
kaybedecek birseyi olmayan, hem de kendindeki yaratici gucun farkinda olan
insanlari ara da bulasin..

Sonuc olarak proleterya, cok spesifik bir icerigi olan ozgul bir kavramdir. Her
durumda her kimlik tipine uygulanabilecek bir "joker" degildir..

O yuzden kendi cagimizin toplumsal kimliklerine, emek tiplerine spesifik
gonderimleri olan yeni nosyonlara/kavramlara ihtiyacimiz vardir..Bunu yapmazsak
kendi ozgul dinamikleri olan pekcok farkli emekci sinifini tek bir kategori
altinda toplamak gibi bir yanilgiya duseriz..

Ama biz gene asil meselemize, yani solun makul ayrim cizgilerinin nasil olmasi
gerektigine donelim;

Bu aciklamalarimdan sonra sanirim neden benim 4'lu siniflandirmamda 1. ve 4.
okullarin, yani ortodoks marxismin "butun turleriyle", yeni
marxismim/post-marxismin uzlasmaz celiskilerle ayrildigini, bu ikisinin
paradigmatik olarak birbirinden koptugunu dusundugum acik olmalidir..Bir
Trockist ve Stalinist bile ayni yapi icinde birarada olabilir..Ama ortodoks
marxist'le, post-marxist olamaz..


BIYO-IKTIDAR?

Sevgili Umut,maalesef su pasajini da cok sorunlu buluyorum:

*************
Erkin,tüm yaşam alanlarını kapsaması,merkezi erki yadsımamız anlamına
gelmemeli.Eskinin disiplin toplumlarından,bio politik erke bir geçiş süreci
yaşanıyor.Artık sömürü ve baskı,merkezin dışına taşmış,tüm yaşam alanlarında
bizleri kuşatmış durumda.Tabiki bu durumda,bizde bu erkler karşısında,kendi erk
odaklarımızı şimdiden oluşturmalıyız.Ancak yinede ,tüm bu erk odaklarını
toparlıyacak,koordine edecek bir merkezi erke her zaman burjuvazinin
gereksinmesi var.Bu nedenlede bizlerin,sonuçtaki hedefi,bu merkezi erk
olmalı.Merkezi erki yok sayarak,buradan yola çıkıp devrimi yadsıyamayız
**************

100% katildigim "Eskinin disiplin toplumlarından,bio politik erke bir geçiş
süreci yaşanıyor.Artık sömürü ve baskı,merkezin dışına taşmış,tüm yaşam
alanlarında bizleri kuşatmış durumda" seklindeki saptamana ragmen neden sorunlu
buluyorum? (Bu saptamaya birebir imzami atarim ) Iki nedenle..

1.Merkezi Iktidar kanimca sonuc degildir, nedendir..Yani senin terimlerinle
soylersek, merkezi erk var diye biyo-politik erk yerlesmemistir, tam aksine
burjuvaji biyo-politik erkini kurabildigi icin merkezi iktidarini da
kurabilmistir..Biyo-politik erk olmadan merkezi erk'in yasayamayacagi, en yogun
polisiye onlemlerle dahi yasayamayacagini kaniti sovyetlerin yikilisi degil
midir? Sovyetler gunluk hayat icinde kendi biyo-politik erkini olusturamadigi
icin merkezi erki de yasatamadilar..Sonuc: asli hedef merkezi erki ele gecirmek
degil, gundelik biyo-politik erki ele gecirmektir..Burjuvazini serpildigi
donemleri dusunelim: Kapitalizm dogus surecinde merkezi erk'e sahip miydi?
Degil..Baska bir sinif merkezi erk'i elinde tutuyordu..Burjuva biyo-politik erk
iliskileri gundelik hayatta yerlesti ve merkezi erk rahatca teslim alindi..Oyle
degil mi?

2. Yukardaki ilk karsi cikis noktasinda sirf anlasabilmek icin senin analiz
yontemlerin uzerinden gittim..Ama aslinda bu analizin temel onculune de karsi
cikiyorum..Sen "(..) biz de bu erkler karşısında,kendi erk odaklarımızı
şimdiden oluşturmalıyız" diyorsun..Ben buna katilamam..Cunku ben sorunu, bir
erk odagina karsi , baska bir erk odagi kurmak olarak gormuyorum..Bence mesele
hem merkezi erk'i hem biyo-politik erk iliskilerini "gecersiz
kilmaktir"..Gundelik Biyo-politik erk'i temel olarak gordugum icin de asli
mucadelenin biyo-politik erk'i gecersiz kilmak oldugunu dusunuyorum, alternatif
bir biyo-politik erk kurmayi degil..Mesala biyo-politik erk'in kuruldugu en
onemli alanlardan biri de cinsiyet erk'idir..Eeh simdi biz erkegin kadin
uzerindeki erk'ine alternatfi olarak kadin'in erkek uzerindeki erk'ini mi
savunacagiz..Elbette hayir degil mi? Oyleyse mesele erk iliskilerini elimine
etmeye calismaktir.."Iyi" Erk yoktur..

"YENI MARXISM" GERCEKTEN YENI MI

Sevgili Umut, benim 4.okul diye belirttigim "yeni marxism"in yeni olmadigini
iddia etmissin:

******************
Behsettiğin okulu,yeni marksizm olarak nitelerken,bence bir yanılgı
içersindesin.Belirttiğin okulunda,tarihsel süreç içersinde dayandığı bir
gelenek var.Bu anlamda yeni değil.Tabiki,Kautsky den bahsediyorum
**************

Vallah biz ogrenciyken kargadan baska kus, Lenin'den baska teorisyen,
Materyalistlerden baska felsefeci tanimadigimiz icin Kautsky'i hic
okumadim..Okusam da Lenin uzerinden olmustur..Ordan da aklimda hicbisi kalmadi
Kautsky'e yonelik..Meshur ultra-emperyalizm tezi disinda..
O yuzden benim yeni dedigim 4.okul post-marxism kautsky'e ne kadar yakin
birsey diyemem..Ama hic sanmiyorum yakin oldugunu..Cunku Kautsky de sonucta
post-modern durumu dogrudan deneyimlemis bir dusunur degil..Cagimizin
diamiklerini ongormus olmasi mumkun degil..O yuzden benim 4.okul dedigim seye
ciddi bir haksizlik yapiyorsun..

Ben bu okulu betimlerken kafamda Negri,Laclau,Badiou, Deleuze, Zizek,
Foucault,Derrida (genel olarak post-yapisalcilar ) gibi dusunurler
vardi..Bunlarin eserlerinde ise Kautsky'e hemen hicbir gonderi
yoktur..Hayatlarini teorisyenlige vermis bu gibi adamlarin Kautsky'den haberdar
olmamalari mumkun degil..Eger ondan etkilenmis olsalardi bunu saklama geregi
duymazlardi..Zira bu adamlar kendi etkilenimlerini acik acik ortaya
koyarlar..Ornegin Negri Deleuze'cu ve Spinoza'cidir..Deleuze Nietzsche'ci ve
Spinoza'cidir..Zizek Hegel'ci ve Lacan'cidir..Laclau Gramsci'dir vs..

Yani is o kadar Kautsky'e indirgenecek kadar basit degil..Kautsky sadece
ortodoks marxistler arasinda "dusman oteki" rolunu ustlenmesi anlaminda
"onemli" bir dusunurdur..Ortodokslar haricinde esamesi okunmayan, yine
ortodokslar olmasa unutulup gidecek son derece onemsiz bir dusunurdur
felsefe/politika tarihinde..Sadece ortodokslar "kendi teorilerinin dogrulugunu
gostermek" icin "Kautsky'nin yanlisliligini kullandiklari" icin hala
hatirlanmaktadir..Kautsky'nin ultra-emperyalizm dedigi sureci Marx'in kendisi
bile sermayenin kacinilmaz bir sureci olarak ongormustu sanirim..O yuzden oyle
cok da ozgun birsey degil..Ama post-marxistlerin sorguladiklari sey hem cok
cesitli hem de cok daha derin..

Trajik bir sekilde ortodoks marxism acizliginden dolayi, artan kursellesme ve
post-modern sureclere karsi savunma gelistirebilmek, "gunesin altinda yeni
birsey olmadigini" KANITLAYABILMEK ve o bildik dunyalarinda yasamaya devam
edebilmek icin simdilerde ozellikle Kautsky'i gundeme getiriyorlar ve onu yeni
teorisyenlerin tezlerini onlardan daha once sunmus ve Lenin tarafindan agzinin
payi verilmis biri gibi sunuyorlar....Oysa "kotu adam" olarak Kautsky
post-marxism'le ozdeslestirelemeyecek kadar zayif kalan bir teorisyen..Arada
daglar var..Kautsky uzerinden post-marxist dusunurleri "curutmek" koylu
kurnazligi ya da engizisyonun cadi avi turunden bisi oluyor.."Ha iste bu da
Kautsky cocugu" mantigi..Keske o kadar basit olsa hersey..

Kaldi ki post-marxism'i olusturan tezler sadece kuresellesme surecleriyle
sinirli da degil..Post-marxism butun bir ortodoks marxist teorik catiyi
sorgularlar..Diyalektik'i, bilginin uretim sureclerini, dogru/yanlis, iyi/kotu
gibi ikili dusunme sureclerini vs.vs. sorgularlar..Yani marxism'in sadece
politik tezlerini degil, butun felsefi cikis noktalarini
sorunsallastirirlar..Kautsky bu gibi seyleri dert etmis ve analiz etmis
olmaktan cok uzak bir dusunurdur..Liboslarin Marx icin dedikleri seyin tam
olarak uygulanabilecegi biridir: "19.yuzyilda yasamis siradan bir dusunur"

Neyse keseyim artik..

Uzunluk icin tekrar ozur..

saygilar..

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 04:59 #93

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Yazar: Umut İleri


Sevgili Önder

Epeyce uzun yazmışsın.Aslında yazdıklarının tümüne yanıt vermeyi isterdim.Ancak,gurup katılımcılarının,sabırlarını da daha fazla zorlamak istemiyorum.Bence yapılması gerekli bir tatışma.Keşke,bu konu üzerinde,burada geniş katılımlı bir tatışma yapabilsek.

Senin sınıflandırmana karşı çıkma nedenim;birinci okul kapsamında tanımladığın kesimler arasında çok temel olmazsa olmazların olması.

Örneğin bu gurupta yer verdiğin,ulusal kalkınmacı bir sosyalizm anlayışını savunan,sosyalizmi ulus devlet merkezli gören,emperyalizmi bir dışsal olgu olarak görerek,pankartlarında AB emperyalizmdir diyebilen,emperyalizmi dışarda arayıp,kendi egemenine karşı çıkmadan,emperyalizme karşı olunamıyacağının bilincine varamayan kesimlerle, kapitalizme karşı olunamadan emperyalizme karşı olunamıyacağını söyliyen,emperyalizmin artık içselleştiğini savunarak,onu içerde gören kesimler arasında nasıl bir birliktelik sağlanabilir.

Sermayenin birlik eğilimine karşın ,ulus devletlerin her zaman bu birlik eğilimine ayak bağı olduğu,sermaye bünyesinde bu çelişkiyi yaşarken,ibrenin birlik yönünde,ulus devletleri tasfiye edici bir sürece yöneldiği gözlemlenmektedir.Şimdi bu sürecin nesnelliğini yadsıyarak,bu sürece,ulus devletleri merkeze koyarak direnen ve tarihsel olarak geri bir konuma süreklenenlerle,nasıl ben aynı sınıf içersinde,aynı okul içersinde olabilirim!

Bu farklılık,yaşanan her olayda kendini göstermektedir.İşte Küreselleşme,işte Kıbrıs,işte AB.

Yazında birinci okulun özelliklerinden bahsederken,"Bu okulun temel hedefi, emperyalist zinciri en zayıf halkasindan koparacak bir "ulusal" sosyalist devrimdir."diyerek,ulus devlet merkezli bir sosyalizm anlayışını yadsıyan, kesimleride,bu gurup içersinde göstererek,karşı oldukları bir tezi,hedefleriymiş gibi gösteriyorsun.

Yine takıldığım bir nokta,seninde içinde bulunduğun dördüncü okulu yeni marksistler olarak tanımlaman.Sevgili Önder,Marksizmin olmazsa olmazlarını yadsıyarak,kendinizi nasıl marksist olarak görebilirsiniz.Yanlış anlama,tabiki Marksizm kimsenin tekelinde değil.

"Ama bu okullar gene de marxist orijinlidir ve anti-kapitalisttir..Cunku sinifsal analizi terketmezler, kapitalizmin reformunu degil, asilmasini hedeflerler.."

Böyle diyorsun ve bir noktayı atlıyorsun.Sınıfsal analiz,sınıfların varlığı,Marksa özgü bir şey değil.Ve Marks mektubunda bunu çok net ifade etmiş.

Bak sevgili dostum Marks ne demiş,bir mektubunda "Benim yeni olarak yaptığım şuydu: 1) Sınıfların varlığının yanlızca üretimin gelişmesinin belirli tarihsel evreleriyle bağlı olduğunu 2)Sınıf savaşımının ister istemez PROLETERYANIN DİKTATÖRLÜÄžÜNE vardığını (Buradan yola çıkarak lenin,sınıf mücadelesini kabul etmenin Marksist olmak için yeterli olmadığını,bunu proleterya diktatörlüğüne genişletebilenlerin Marksist olabileceğini söyler)

3)Bu diktatörlüğün,bütün sınıfların kaldırılmasına ve sınıfsız topluma geçişten öteye gitmediğini göstermektir."

Görüldüğü gibi,sınıfların varlığını,onların mücadelesini kabul etmek,gerek Marksa gerekse Lenine göre,Marksist olabilmek için yeterli olmuyor.Kapitalizme karşı olmak da,Marksist olmanın kıstası değil.Marksist olmayan,pek çok kapitalizm karşıtı gurup var.

PD yi,Devrimi,Diyalektiği yadsıyarak,nasıl Marksist olunabiliyor.Kendinizi,hangi temel özelliğinizle Marksist görebiliyorsunuz?

Biraz da kültür konusuna değineceğim.Ben burada,yeni bir işçi sınıfı kültüründen bahsetmiyorum.Benim bahsettiğim,kollektif aklın taşıyıcılığını yapacak tek sınıfın çağımızda TOPLUMSAL PROLETERYA olduğudur.
Marksizme göre insanın en temel,en belirleyici ilişkisi,onun maddi yaşamla girdiği ilişkidir.Maddi yaşamla girdiği bu ilişkide,onu biçimlendirirken edindiği tüm bilgi,deneyim ve birikimi ben insanlığın kollektif aklı olarak tanımlıyorum.Artık kollektif aklın taşıyıcılığını burjuvazi yapamaz diyorum.Çürümüş,asalaklaşmış bir sınıfın bu aklın taşıyıcılığını yapması olanaksızdır.Temeli kara dayalı bir sistem,kar yolları tıkandıkça,daha bir saldırganlaşır,daha bir azgınlaşır.Karını yükseltebilmek adına,geçmişte kendinin taşıyıcılığını yaptığı her şeye ,amansızca saldırır,kırar,yıkar.Doğanın acımasızca tahribi,bu saldırganlığın bir sonucudur.

O nedenle şunu rahatlıkla söyliyebiliyoruz.Marksın çok önceden ortaya koyduğu,insanlığın geleceği ile ilgili YA SOSYALİZM YA BARBARLIK ikilemine,insanlık bugün her zamankinden çok yakınlaşmıştır.

İşte bu nedenle Toplumsal Proleterya,kollektif aklın taşıyıcılığını yapacak,çağımızdaki tek sınıftır.

Erk meselesine gelince ; Sanırım burada bir yanlış anlaşılma var.Benim bahsettiğim erk odakları,işçi sınıfının öz örgütleri.Yani tüm yaşam alanlarında,burjuvazinin oluşturduğu erk lere karşın,sınıfın kendi erkini şimdiden oluşturması.Bu öz örgütler,aynı zamanda geleceğin erk aygıtının da yapı taşları,embiriyoları.İşte sınıf mücadelesinin gerçekliğinin somutlandığı yerler buralar.Sınıf adına,bir gurubun,bir partinin,bir avuç öncünün değil,gerçekten sınıfın kendini yönetmesinin ,tek koşulu bu!

Dünya komünist partisinin önderliğinde,üretim alanlarından başlıyarak,tüm yaşam alanlarına dağılan,farklı ülkelerde,o ülkelerin yerellikleri nedeniyle farklı biçimler alabilecek olan sınıfın bu öz örgütlerinin,bu erk odaklarının ,şimdiden yaratılması kaçınılmazdır.

Her toplumsal formasyon,bir öncesinin bağrında doğar ve gelişir.Sosyalizmin de maddi öncülleri,kapitalizmin bağrında gelişmektedir.Gelişen bu toplumsal devrimin önünü açabilmenin tek koşulu,merkezi erkin ele geçirilerek,burjuvazinin ekonomik ve siyasi olarak mülksüzleştirilmesidir.Kar amacıyla üretilen toplumsal değerin,insan yararı temelinde üretilebilmesi ve üretimin buna göre tüm dünyada planlanabilmesi.Üretilen bu değerin paylaşımınında,üretimin toplumsal karekteriyle uyumlu biçimde dağıtımı.İşte sevgili dostum,ÇOK ÇOK KABACA SOSYALİZM bana göre bu!

Sevgili dostum! Kautskyi,yeni Marksistler,dikkate değer bulurlar bulmazlar,bu onların sorunu.Benim ortaya koymak istediğim,temeldeki hareket noktasının aynı olması,çakışması.

Sevgili Önder,senin yazının uzunluğundan şikayet ettim,ancak bende sanırım uzun yazdım.Yazının uzunluğundan ve bu nedenle ortaya çıkan dağınıklıktan hem senden hemde katılımcılardan özür dilerim.Uzun ve dağınık bir yazının insanları nasıl sıktığını bilirim.Ama konunun geneli,ister istemez ,bu olumsuzlukları beraberinde getiriyor.

SAYGILARIMLA

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 05:00 #94

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
İzber Barın


Merhabalar,

Bu uzun yazilarin cok hosuma gittigini, ufkumu
genislettigimi, merakla bekledigimi belirtmek
istiyorum. Eminim bir cok kisi de boyle dusunuyordur.
O yuzden bu ve bu tur tastirmalarin yerinin tam da
burasi oldugunu belirtmek isterim.

Anlamadigim icin sormak istiyorum:
"kollektif aklın taşıyıcılığını yapacak tek sınıfın
çağımızda TOPLUMSAL PROLETERYA olduğudur" Buradaki
toplumsal proleterya tam olarak kimleri kapsamakta?

Izber B.

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 05:01 #95

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Umut İleri


Merhaba Sn Barın
Elimden geldiğince sorunuzu yanıtlamaya çalışacağım.Bir kere Toplumsal Proleterya kavramını ekonomik anlamda kullanmıyorum.Benim kullandığım anlamı tamamen politik.Bir anlamda yaşanan yabancılaşmaya vurgu yapan bir kavram.Çok kabaca tanımlarsak,yabancılaşmanın aşılması anlamında gerekli bir özne.Tüm yaşamımıza yayılan sermayenin yeniden üretilmesi,yaşamımızı kendine göre biçimlendiriyor..Bu yeni yaşam tarzı,aslında tüm toplumun ,sermayenin yeniden üretilebilmesi için dönüştüğü bir fabrika.Bu fabrikada,bu üretimde yer alan herkes,toplumsal proleterya kavramı içersinde.Sermaye yeniden üretilirken,tüm bu kesimleri yabancılaşma içersine alır.Bu yabancılaşmayı kıracak özne ise,bu yabancılaşmanın etkisi altında olan toplum kesimleridir.İşte Toplumsal Proleterya bu kesimleri kapsar.Bu tanımı yaparken,üretim sürecindeki yeri ve üretim araçları karşısındaki konumu anlamında,sınıfın ekonomik tanımını yadsıdığım düşünülmesin.

SAYGILARIMLA

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 05:03 #96

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Sevgili Umut,

Maalesef cevabin biraz hayal kirikligina ugratti beni..Ilk cevabini tekrar
etmissin gibi geldi..Yeni tezler ileri surmeni bekliyordum ama olmadi..Ama seni
de anliyorum aslinda..Bu tur konulari kisa yazarak tartismak mumkun degil.Uzun
yazinca da bu kadar buyuk bir listede rahatsizlik verme stresi yasiyor
insan..Ama dogrusu bu stresten de gina geldi..Butun kalabalik listelerde bu
boyle..Insanlar listelere uye oluyor ama hic katilmiyorlar..Birileri zorla mi
uye yapiyor acaba..Eger insan katilmayacaksa niye uye olur? Neyse kimseye stem
ediyor olmayalim,herkesin tercihi kendine..Ama hicolmazsa bu tur konulari
tartismak isteyen insanlar stres yasamasin..Kimseyi zorla
okutturmuyoruz..Yazisma zincirinin subject bolumunde icerik hakkinda ipucu
veriyoruz..Ilgilenmeyen okumaz..Gereksiz mesajlari silmek "kulfeti" de boyle
buyuk bir listeye uye olmanin kacinilmaz sonucudur..Hickimse boyle bir listede
sadece kendini ilgilendiren mesajlari bekleyemez sanirim..Neyse konuya donelim,
senin mesajinin arasina yazacagim..Bazilari bu usluptan rahatsiz oluyor ama
boyle yaparak daha kisa tutmayi umuyorum..

*******
> Senin sınıflandırmana karşı çıkma nedenim;birinci okul kapsamında
> tanımladığın kesimler arasında çok temel olmazsa olmazların olması.
********

Sevgili Umut, sanirim yine derdimi anlatamamisim..Bu yazisma zincirinin cikis
noktasini kaciriyorsun.. Yukarda belirttigin gibi 1.okul icinde birbirine taban
tabana zit hareketler oldugunu bilmemem mumkun mu? Trockistlerle Stalinistler
ornegini verdim..Daha uc bir ornek olabilir mi? Arkasinda uluslararasi kanli
bir tarihi catisma olan iki hareket bunlar..Bu "olmazsa olmazlar"daki ayrimin
farkindayim..Ama bu yazisma zincirinin basligina bak: Orhan Karaca arkadas
baslatti bunu..Ne dedi? ODP solun butun renklerinin toplandigi adres olmali
dedi, ODP'nin gerilemesini baslangictaki birlik perspektifini kaybetmesine
bagladi..Ben ne dedim?; "Hayir ODP'nin gerilemesinin nedeni birbiriyle
uzlasmasi, beraber hareket etmesi mumkun olmayan hareketleri, sekilsel bir
cokseslilik/ozgurlukculuk adina birlestirmeye calismasiydi" dedim..Bu tavir
herkese yaranmak, herkese mavi boncuk dagitma adina ODP'yi bir "HAVET"ci parti
yapti dedim..Boylece de kimseye yaranamadi..Kendi "yeni tarzini" ortaya
koyamadi.Yeni bir perspektif olusturamadi..Yani senin yukaridaki saptamandan
farkli birsey soylemiyorum..Orhan arkadasin herkesi bir cati altinda toplama
talebini "torpuleyerek" (tanim hosgorulsun lutfen) daha makul cizgilerle bir
"birlik" diyorum..Sen de beni bir derece torpuleyerek, benim tanimladigim
duzeyde de birlik olamaz diyorsun..Itirazim yok..Itiraf etmek gerekirse 1.okul
yani ortodoks marxism sozkonusu oldugunda bunlar arasinda birlik olup
olmayacagi beni hic de ilgilendirmiyor..Benim iddiam sadece suydu: Begensek de
begenmesek de toplumun sinifsal/ekonomik/kulturel/bilgisel yapisinda inanilmaz
altust oluslar yasadik..Butun insanlik tarihinde birkac yuzyilda bir olan bir
tarihsel kirilma noktasindan gectik..Ortacag'in bitip yenicag'in baslamasi
turunden bir cagin kapanip digerinin acildigi bir donem bu..Bu acilan yeni
donemde de artik gozlerin kapanamayacagi oranda, bildigimiz sekliyle sosyalist
sol inanilmaz geriledi ve kan kaybetti..Boyle bir gerileme doneminde solun
ayrimlari degil ortak noktalari one cikarmasi gerekir..Asgari mustereklerle
yetinmek gerekir..Neo-Liberalizm yukseliyor, kitleler tarafindan
benimseniyor..Boyle bir donemde kir gerillasi mi sehir gerillasi mi turu
ayrimlarla bolunmenin, ayri hareketler olmanin anlami yoktur..Ama sadece isci
sinifli/proleterya eksenli ortodoks hareketlerle, toplumsal faillerin cokluguna
dayanan post-modern/post-marxist cizgilerin birlikteligi de hedeflenemez..Solda
birlik zorunludur..1960'lar, 70'lerdeki gibi yukselen bir sol yoktur..O yuzden
temel koklerdeki ayrim disinda ince/detay ayrimlari surdurmek
gereksizdir..1.okul icinde ise icinde bulundugumuz post-modern durumunda
surdurulecek kadar kokensel ayrimlar yoktur..Bu okul icindeki tum hareketler
farkli tonlarla olsa da ML tezlere 100% baglidir..Sorgulamazlar..Aradaki ayrim
sadece yorum farkidir..Bu yorum farklari da "iyi niyetle" asilir..Ama tarihinde
birbirinin tarftarlarini oldurebilen bu hareketlerin birlesebilmesi turkiye'de
hala mumkun degildir..Zaten cok da ilgilendigim bir konu degil..Bu tartismada
benim butun derdim ODP'dir.ODP'nin aldigi konumdur..Yoksa 10'larca yillik
turkiye solunun "akil hocaligini" yapmak degil.."ODP'nin politikasi soyle
soyle olmalidir" da demiyorum..Sadece bir sempatizan olarak teorik tutarliligi
olan, bulunacagi kulvari kesin bir dille secmis bir ODP talep ediyorum..Bu
ister ortodoks sol olsun ister post-marxism olsun..Yeter ki ODP'nin nerde
durdugunu bilelim..Havet'ci pozisyon, AB orneginde de goruldugu gibi kimseye,
yaranamiyor. Oysa sosyalist sol icinde AB'ye net bir sekilde evet diyen tek
parti olma firsati degerlendirilebilirdi..

********************
> Örneğin bu gurupta yer verdiğin,ulusal kalkınmacı bir sosyalizm anlayışını
> savunan,sosyalizmi ulus devlet merkezli gören,emperyalizmi bir dışsal olgu
> olarak görerek,pankartlarında AB emperyalizmdir diyebilen,emperyalizmi
> dışarda arayıp,kendi egemenine karşı çıkmadan,emperyalizme karşı
> olunamıyacağının bilincine varamayan kesimlerle, kapitalizme karşı olunamadan
> emperyalizme karşı olunamıyacağını söyliyen,emperyalizmin artık
> içselleştiğini savunarak,onu içerde gören kesimler arasında nasıl bir
> birliktelik sağlanabilir.
**************************


Ben burda bahsettigin ayrimi da yaptim zaten. IP gibi emperyalizmi dissal bir
olgu gibi goren hareketleri 1.okula dahil etmedim..IP en azindan teoride ML bir
partidir..Bu gibilere 2.okul dedim..

3.okul olarak da sosyal-demokrasi dedim..

*****************
> Sermayenin birlik eğilimine karşın ,ulus devletlerin her zaman bu birlik
> eğilimine ayak bağı olduğu,sermaye bünyesinde bu çelişkiyi yaşarken,ibrenin
> birlik yönünde,ulus devletleri tasfiye edici bir sürece yöneldiği
> gözlemlenmektedir.Şimdi bu sürecin nesnelliğini yadsıyarak,bu sürece,ulus
> devletleri merkeze koyarak direnen ve tarihsel olarak geri bir konuma
> süreklenenlerle,nasıl ben aynı sınıf içersinde,aynı okul içersinde
> olabilirim!
********************


Burdaki gozlemlere 100% katiliyorum..Proleterya diktatorlugunu de bu
saptamalara ekleyebilen bir anlayis bence gayet de guzel ortodoks marxism
icinde toparlayici bir perspektif olabilir..Bahsettigin ayrim bence 1.okul
icinde ayri hareketler olmayi gerektirecek temel bir ayrim degildir, PD tezi
gibi kokensel/teorik bir ayrim degildir..Sonucta ozu itibariyle ortodoks
marxism, 1.okul, enternasyonalisttir. Ulus-devleti savunmak bugun ortodoks sol
icin de mumkun degildir. Kendi dogasiyla celismis olur..Dolayisla senin sonuna
kadar katildigim tezlerin 1.okulu bolen bir cizgi degildir..Turkiyede AB
konusunda, bu ozsel ML enternasyonalist perspektif gozden kaciriliyor..Ben bunu
turkiye ortodoks marxisminin kendi tezlerini bile bilmemesine
bagliyorum..1.okul yani klasik ML enternasyonalisttir..AB'ye karsi cikanlar
Lenin'in devrimin butun avrupaya oncelikle de Almanya'ya yayilmasini nasil dort
gozle bekledigini unutuyorlar..Bir devrim durumunda istenen gelisme devrimci
durum yokken rededilemez..Neyse yukarda bahsettigin saptamalar benim 1.okul
tanimima gayet guzel girer..Bu kanimca temel ayrim degildir..Ancak Proleterya
Diktatorlugunu redetmek temel ayrimdir..Cunku butun bir politika hattinizi
cizer..Bence Proleterya Diktatorlugunu "olmazsa olmaz" olarak ele almak asil
ayrim cizgisidir..Senin yukarida bahsettigin turden ayrimlar marxist bir
partide olmasi gereken yorum/analiz farklaridir..Devrim yapan Bolsevikler her
konuda tamamen ayni dusunen insanlar miydi? Yuzlerce yorum farki vardi..Sol
Kanat-Merkez-Sag Kanat ayrimi devrimden sonra bile devam etti..AB-Emperyalizm
konusunda farkli yorum getirmek apayri bir hareket olmak icin gerekli ve yeter
kosul degildir..Ama PD konusunda ayrisiyorsan artik bambaska bir siyasi
cizgisin demektir..


**************
> Yazında birinci okulun özelliklerinden bahsederken,"Bu okulun temel hedefi,
> emperyalist zinciri en zayıf halkasindan koparacak bir "ulusal" sosyalist
> devrimdir."diyerek,ulus devlet merkezli bir sosyalizm anlayışını yadsıyan,
> kesimleride,bu gurup içersinde göstererek,karşı oldukları bir
> tezi,hedefleriymiş gibi gösteriyorsun.
****************


Bu elestirin hakli. Kabul ediyorum..Galiba dunya devrimi/surekli devrim
tezlerinin takipcileriyle, Stalinist "tek ulkede sosyalizm" savunucularini
birarada dusunmemek gerekiyor..Dedigin gibi bu ayrim da butun bir politik
mucadele hattini degistiriyor..Oyleyse 1A ve 1B diye iki alt ortodoks marxist
okul tanimlayabiliriz..(Ama sonucta ikisi de PD'ci )

YENI MARXISM

*********************************
> Yine takıldığım bir nokta,seninde içinde bulunduğun dördüncü okulu yeni
> marksistler olarak tanımlaman.Sevgili Önder,Marksizmin olmazsa olmazlarını
> yadsıyarak,kendinizi nasıl marksist olarak görebilirsiniz.Yanlış
> anlama,tabiki Marksizm kimsenin tekelinde değil.
>
> "Ama bu okullar gene de marxist orijinlidir ve anti-kapitalisttir..Cunku
> sinifsal analizi terketmezler, kapitalizmin reformunu degil, asilmasini
> hedeflerler.."
> Böyle diyorsun ve bir noktayı atlıyorsun.Sınıfsal analiz,sınıfların
> varlığı,Marksa özgü bir şey değil.Ve Marks mektubunda bunu çok net ifade
> etmiş.

(ve konunun devami olan pasajlar)
**************************


Iste bu mesajinda benim icin en onemli nokta..Tek kurtarici Proleterya'yi
redederek neden hala marxist olabiliyoruz? Aciklayayim:

Herseyden once kendimizi hala marxist olarak gormemiz 4.okulun -post-marxism-
sadece sinifsal cozumlemeyi terk etmemesi ya da anti-kapitalist olmasi
degildir. Bu ikisini yalnizca ortodoks marxism'in 4.okulun temsilcisi olan
dusunurleri "burjuva teorisyenleri", "neo-liberal" falan olarak gormelerine bir
"ilk" tepkidir. Amacim "hayir bu adamlar kapitalizme karsidir ve toplumu
burjuva ekonomi-politigi ile degil sinifsal yontemle analiz ederler" diyerek,
cepheden gelen ilk saldiriya cevap vermekti..Peki sadec bunlar degilse ne?

Marxism'in ozunu tek bir cumleye sigdirmak mumkun olabilseydi onu 11.tezle
ozetleyebilirdik..11.tez sadece basit bir saptama degildir, o kaderini ele alan
bir toplumun "IRADESINI" dile getirir..: "Simdiye kadar ki tum filozoflar
dunyayi yorumlamakla yetindiler.Asli olan onu degistirmektir"

Ha sen yine "toplumu daha once de degistirmek" isteyenler oldu diyebilirsin.
Ozgurlesme hareketleri Spartakus'e kadar gidebilir..Ama Marx'tan once hickimse
degistirecegi toplumun isleyis yasalarini "bilimsel"/"yontemsel" olarak analiz
edip, "donusturme" projesini teorik bir zemin uzerine oturtmaya calismadi..Marx
icinde bulundugu kapitalist toplumu anlamaya calisti ve onu asmak icin neler
yapilabileceginin bir programini cikardi. Ben 4.okulun iste bu toplumu
donusturmenin ilk yontemsel programini devam ettirme iradesini gostermesi
nedeniyle marxist oldugunu hicbir kuskuya sahip olmaksizin ileri
suruyorum..Hatta bir adim daha ileri gideyim, Marx'in projesinin gercek anlamda
tek izleyicisinin 4.okul oldugunu iddia ediyorum..Bugun Marx'in baslattigi
sureci "devam ettiren" tek okul 4.okuldur, yani post-marxismdir..1.okul ise
Marx'in teorik yapisi uzerine tek bir tugla koyamamistir. Marx'in teorisinin
ilk ciktigi sekliyle mukemmel oldugunu savunur, hicbir eklemeye/degisiklige
gerek olmadigini dusunur..

Ama bu tavir Marx'a sadik kalmak degil en buyuk ihanettir..Birakalim sosyal
bilimleri, doga bilimlerinin teorik catisi bile surekli ama surekli
degisir..Newton yasalarinin butun evrende gecerli oldugu varsayiliyordu..Uzaya
cikinca calismadigi goruldu..Oklid geometrisi heryerde gecerli saniliyordu ama
"iki noktadan sadece bir dogrunun degil pekcok dogrunun da gecebilecegi"
goruldu..vs.vs..Bilimsel catilar boyle ilerler..Yeni bilim insanlari bir
oncekileri degistirir ama "fizik" bilimi hep baki kalir..Sadece dinlerde
teorinin son ve mukemmel hali "yukaridan vahiyle" iner. Ve bir kez indikten
sonra Tanri kelamindan sual olmaz..Ama Marxism bir dinsel anlati degildir. O
bir toplumsal analiz yonteminin adidir. Her yontem gibi "gelisime" aciktir, en
temel onculleri bile "yanlislanmaya" aciktir..Hatta kimi "bilim felsefesi"
teorisyenleri yanlislanabilir olmayan "teorik" yapilarin bilimsel olamayacagini
iddia eder..

Burjuva toplumsal teorileri kapitalizmin "mutlak"/"evrensel" oldugunu, asla
asilamayacagini iddia eder. Butun gelisimin ancak kapitalist toplum sinirlari
icinde olacagini savunur..Marxism ise toplumlarin surekli donustugunu, bu
donusum yasalarinin anlasilabilecegini ve daha adil bir duzenin toplumlarin
iradi cabasiyla kurulabilecegini kabul eder, bunun yontemini gelistirir..Bu
ozelligi itibariyle Marxism insanlik tarihinde tektir ve "asla"
asilamaz..Marxism'in temel RUH'u budur, proleterya diktatorlugu degil..Marxism
toplumu yontemsel olarak donusturebilme olanaklarini arama IRADESIDIR..Ve bu
anlamda 4.okul, post-marxism, sapina kadar marxisttir ve yeni'dir. Cunku
19.yuzyilda sinirli bir omur surmus, FANI bir INSAN olarak Marx'in 21. yuzyil
toplumunun ozgunluklerini goremeyecegini bilir ve teoriyi toplumun Marx'in
analiz etme sansi olmadigi yonlerini Marx'in kaldigi yerden devam ederek
gelistirir..Bu anlamda asagidaki pasaja bakalim: Korotonomedya grubuna
aktarilan, Otonom dergisini 8. sayisinda cikmis olan (sanirim) Selen Gobelez
imzali, "EMPERYALİZM BİR DEVLET TEORİSİDİR" adli makaleden:

****************
"Marx, 1859’da ekonomi politiğin eleştirisini kaleme alırken, düşüncesindeki
mimariyi şöyle özetliyordu: “Burjuva iktisat sistemini şu sırayla inceliyorum:
sermaye, toprak mülkiyeti, ücretli emek, devlet, dış ticaret, dünya pazarı. İlk
üç başlık altında modern burjuva toplumun bölündüğü üç büyük sınıfın iktisadi
varlık koşullarını inceliyorum; öteki üç başlığın birbirleriyle bağıntısı
besbellidir.”1 Bu altı başlıktan üçü kaleme alındı. Diğer üçü ise Marx
tarafından yazılamadı. Düşünsel mimari tamamlanamadı ve eksik bırakıldı. 19.
yüzyıl sonlarına doğru olgunlaşan, 20. yüzyıl başlarında teorileştirilmek için
kaleme alınan emperyalizm tartışmaları, Marx’ın önüne koyduğu fakat ömrünün
yetmemesinden dolayı düşünsel mimarisinin eksik kalan alanına müdahaleleri de
içermektedir.
*********


Selen arkadas sayesinde omru yetseydi Marx'in teorik catisini nasil
kurguladigini gosteriyor..Simdi dusunelim: Yasadigi donemde dahi kapitalist
toplumu analiz etmek icin yapmayi planladigi 3 tane daha arastirma vardi. Omru
yetmedi yapamadi..Sonucta bir ilah degil, hepimizi gibi fani bir varlik..Daha
19.yuzyilda bizzat Marx'in kendisi yapilacak pekcok seyin oldugunu goruyor..Bir
de 21.yuzyila kadar yasadigini dusunelim..Teorik catisini orda birakir miydi?
Donup bazi seyleri yeniden gozden gecirmez miydi? 19.yuzyilda olmayip
21.yuzyilda merkezi oneme sahip pekcok toplumsal fenomen ortaya cikti..TV'yi,
Internet'i gecen mesajimda belirttim..Selen'in aktardigi devlet teorisini
dusunelim..Iki yuzyil arasinda ne kadar fark var: 19.yuzyilda "ulus-devlet"
yeni yeni kuruluyor..Devlet formu yeni ortaya cikiyor..21.yuzyilda ise
"ulus-devlet"in cozulmesini tartisiyoruz..Bu iki cok farkli yuzyili ayni
teorilerle aciklayabilmek mumkun mu? Bunu iddia etmek Marx'a ihanettir..

Marx'in projesini Marx'in bilimsel elestiri yontemiyle devam ettiren tek okul
4.okuldur..Marx'in yarim biraktigi isi tamamlamasi anlaminda yenidir, onun
toplumu donusturme iradesini devam ettirmesi anlaminda da takipcisidir..


PRLETERYA
*********************
> > Biraz da kültür konusuna değineceğim.Ben burada,yeni bir işçi sınıfı
> kültüründen bahsetmiyorum.Benim bahsettiğim,kollektif aklın taşıyıcılığını
> yapacak tek sınıfın çağımızda TOPLUMSAL PROLETERYA olduğudur.
> Marksizme göre insanın en temel,en belirleyici ilişkisi,onun maddi yaşamla
> girdiği ilişkidir.Maddi yaşamla girdiği bu ilişkide,onu biçimlendirirken
> edindiği tüm bilgi,deneyim ve birikimi ben insanlığın kollektif aklı olarak
> tanımlıyorum.Artık kollektif aklın taşıyıcılığını burjuvazi yapamaz
> diyorum.Çürümüş,asalaklaşmış bir sınıfın bu aklın taşıyıcılığını yapması
> olanaksızdır.Temeli kara dayalı bir sistem,kar yolları tıkandıkça,daha bir
> saldırganlaşır,daha bir azgınlaşır.Karını yükseltebilmek adına,geçmişte
> kendinin taşıyıcılığını yaptığı her şeye ,amansızca
> saldırır,kırar,yıkar.Doğanın acımasızca tahribi,bu saldırganlığın bir
> sonucudur.
*************************


Bu konuda onceki mesajimda cok detayli yazdim..Tekrara gerek yok..Lakin onca
yazdiklarima cevap olarak "Artık kollektif aklın taşıyıcılığını burjuvazi
yapamaz diyorum.Çürümüş,asalaklaşmış bir sınıfın bu aklın taşıyıcılığını
yapması olanaksızdır." gibi bir saptamanin gelmesi de uzuyor
insani..Burjuvazinin kollektif aklin tasiyicisi oldugunu kim soyledi.?
Proleterya toplumun oncu sinifi olamaz derken, ona alternatif olarak
"burjuvazi" cikarmis degiliz..Basitce sunu iddia ettim: Toplum sadece Burjuvazi
ve proleterya'dan olusmaz..Burjuvaziyle karsi karsiya gelen "baska pekcok"
toplumsal sinif daha vardir. Burjuvazi mi proleterya mi ikilemine girmemizi
gerektirecek sekilde iki renkli degildir toplum..Proleterya burjuvazinin
somurdugu baska pekcok siniftan bir tanesidir. Uretim surecleri icinde aldigi
rol,yasam tarzi, kulturu, tercihleri proleterya'dan bambaska olan onlarca
farkli toplumsal sinif vardir..Bunca farkli sinif tek bir proleterya kategorisi
altinda toplanamaz..Bir muhendisin tepkileri, yasam tarzi isci'ninkinden cok
farklidir. Tek bir proleterya kategorisi bu iki farkli karakteri kapsayamaz..

****************************
> O nedenle şunu rahatlıkla söyliyebiliyoruz.Marksın çok önceden ortaya
> koyduğu,insanlığın geleceği ile ilgili YA SOSYALİZM YA BARBARLIK
> ikilemine,insanlık bugün her zamankinden çok yakınlaşmıştır.
************************


Marx ideoloji etkisindeki insanlari "bilmiyorlar ama yapiyorlar" diye
betimler..Zizek de "Biliyorlar ama yine de yapiyorlar" diyor..Yani sosyalizm
gelmezse barbarlik gelecegini bilseler de insanlar sosyalizmi tercih
etmeyebiliyorlar..Barbarliga kendilerini hazirlayabiliyorlar..Artan siddet
olgusunda oldugu gibi..

****************
> İşte bu nedenle Toplumsal Proleterya,kollektif aklın taşıyıcılığını
> yapacak,çağımızdaki tek sınıftır.
******************


Bu cagdas toplumun olasi potansiyel baska muhalefet odaklarini gozden
kacirmaktir..Sokaktakileri, issizleri (artik kronik bir kimlik kazandi), ev
kadinlarini, muhendisleri, doktorlari, avukatlari, gocmenleri (bu da standart
bir kimlik oldu ), akademisyenleri vs.vs. ne yapacagiz? Onlardan adam olmaz mi
diyecegiz? Bunca farkli kimligi "tek bir proleter" tanimina mi sokusturacagiz..

Sen ulus-devlet ekseni etrafinda dusunen bir adamla nasil beraber hareket
ederim diye soruyorsun..Eger bu bu kadar zor ise, toplumdan beklentileri
birbirinden cok farkli olabilen muhendis, issiz, ev kadini tek bir proleter
kimligi altinda nasil beraber hareket etsin? Sen kendisi de sosyalist olan
biriyle beraber hareket edemiyorsun, bu cok farkli kimlikler nasil hareket
etsin?

Neyse baska konular da var da daha fazla uzatmayayim..Nasilsa onceki mesajimda
soyleceklerimi soyledim..Sen onlarin uzerine fazla yeni birsey de eklememissin
zaten..

Devam etmek dilegiyle..

Re:Nasıl Bir ÖP'ye İhtiyaç Var 24 Oca 2008 05:05 #97

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Umut İleri


Sevgili Önder
Yanıtımın seni hayal kırıklığına uğratması beni üzdü.Beni üzen bir diğer noktada,düşüncelerimi yeterince ifade edemeyişim.Çok önemli bazı konuları,ne yazık ki,yeterince açık anlatamamışım.Bazı konular,tarafınca yanlış anlaşılmış.
Bir konuda haklısın.Gerçekten de,PD,DEVRİM gibi temel konular, sol içinde çok temel aykırılıkları ortaya çıkaran konular.Öyleki,Marksist sol ile diğerini ancak bu temel kıstaslar çerçevesinde ayırd edebiliyoruz.
11 tez çok önemli bir yapıt.Özelliklede 11 ci tez,Marksizmin özü.Marksizmi,akademik çevrelerin,elinden kurtaran,onu sokakla buluşturan bir tez."Dünyayı anlamak yetmez,önemli olan onu değiştirmektir." Marksizm,salt dünyayı anlamamızı sağlamaz,marksizm aynı zamanda,onu nasıl değiştireceğimizinde yolunu gösterir bize.
Şu dünyayı nasıl değiştireceğinizi,(Devrimi yadsıyarak),bize anlatsanız?Kapitalizmi tüm dünya üzerinden nasıl kaldıracaksınız?Yoksa bu ortadan kalkış,kendiliğinden mi olacak?
Kapitalizmin ekonomik yasalarının işleyişi,sınıf mücadelesinin dışında var olamaz.Sınıf mücadelesi yoksa,kapitalizm de yoktur.
İznin olursa,bu konuda bir alıntıda,Yusuf Zamir in "Ya Sosyalizm Ya Barbarlık" adlı kitabından,ben yapacağım.
"Şimdiye kadar söylediklerimiz,üretici güçleri ülkesel mekanlara hapsetme anlamı taşıyan ulusalcı stratejilerin hayalle iştigal olduğunu,sermayenin sadece ülkesel bazda boğuşarak yenilemiyeceğini,üretimin küreselleşmesi ilerledikçe kapitalizme karşı savaşımın nesnel koşullarının dahada güçlendiğini,yeni duruma uygun küresl bir strateji geliştirilmesi gerektiğini anlatır.Üretimin küreselleşmesinin nesnel devrimci açınımlarına aklı basmayıpda ,söylenenlerden,üretimin küreselleşmesinin bugün aldığı toplumsal biçim olan kapitalizmi kendi haline bırakma gibi bir sonuç çıkarmak,kapitalizmin işleyişini,toplum yasalarının işleyişini hiç anlamamaktır.....Sınıflı toplumda toplumsal yasaların işleyişi,farklı ekonomik çıkarlarla harekete geçen toplumsal güçlerin varlığını ve biribirileriyle çatışma halinde olduğunu önvarsayar.Bu çatışmanın dışında toplumsal yasa olmaz.Toplumsal yasalar,ancak sınıf savaşımının içinden geçerek hükmünü icra edebilir.Sınıf savaşımı,ancak kendisinin aracılığıyla gerçekleşebilen toplumsal yasaların işleyişlerini,onları ortadan kaldırmadan,gerçek anlamda etkiler.
Demek ki,kapitalizmin ekonomik yasalarının işleyişinin,sınıf savaşımının dışında bir gerçekleşme alanı yoktur.Kapitalizm varsa,sınıf savaşımı alanında vardır.Sınıf savaşımının dışında ve ötesinde,kapitalizm yoktur.Kapitalizm her zaman ve her yerde,sınıf savaşımıyla mutlaka müdahale edilmekte olan kapitalizmdir.İşçi sınıfı açısından sorun,kendi sınıf savaşımına,mevcut koşulları dönüştürücü yönde,savaşımı içsel hedeflerine doğru geliştirici yönde,bilimsel derinlik kazandırmaktadır."
Demek ki sihirli sözcük "sınıf savaşımı" .Bir savaş olduğuna göre ve bu savaş sınıflar arasında olduğuna göre,Ya Sosyalizm,Ya Barbarlık ikileminden birinin ön plana çıkmasınıda sağlıyan,bu sınıflardan birinin diğerini ortadan kaldırarak,aynı zamanda kendisininde ortadan kalkmasıdır.
Gelelim Toplumsal Proleterya kavramına! Bu kavramı yanlış anladığını söylememe gerek var mı? Sn Barına verdiğim yanıtı okuduysan,orada bu kavramın kimleri kapsadığını ortaya koydum.
"Bu cagdas toplumun olasi potansiyel baska muhalefet odaklarini gozden
kacirmaktir..Sokaktakileri, issizleri (artik kronik bir kimlik kazandi), ev
kadinlarini, muhendisleri, doktorlari, avukatlari, gocmenleri (bu da standart
bir kimlik oldu ), akademisyenleri vs.vs. ne yapacagiz? Onlardan adam olmaz mi
diyecegiz? Bunca farkli kimligi "tek bir proleter" tanimina mi sokusturacagiz.."
Senin yukarda,ne olacakları ile ilgili endişelendiğin tüm bu kesimlerin hepsi,toplumsal proleteryanın kapsamı içersindedir.Kapitalizmin yabancılaşması altındaki tüm bu kesimler,sermayenin yeniden üretimi sürecinde,üretimin öznesi olan bu kesimler Toplumsal Proleteryadır.
SAYGILARIMLA
Son Düzenleme: 24 Oca 2008 05:05 Düzenleyen onder.

Devrim ve Proleterya (Umut'a) 24 Oca 2008 05:06 #98

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Sevgili Umut,

Ben hicbir sekilde "Devrim'e karsiyim" ya da "Devrim olmasin" demiyorum. Sadece
suanki dunya konjukturunde sosyalist sol politika yapmak icin bir devrim
projeksiyonuna gerek yok diyorum. Her kusagin gucu dahilinde olan belli bir
politik program vardir. Hicbir insanin hayat suresi toplumun devrimci
donusumunun butun evrelerini iceremez..Toplumlarin evrimi insanlarin evriminden
cok daha yavastir..Yasadigimiz tarih suanda hayatta olan bizim kusaklar icin
cok daha baska politik programlar ortaya koymaktir..

Yaptigin alintida olsun onceki yazdiklarin olsun, senin de tek bir ulkede
yapilacak "devrim"in yasamayacagini, bir dunya devrimleri zinciri ya da uretim
altyapisi, bilim teknik kapasitesi cok yuksek bir sosyalist kampi
gerektirdigini dusundugunu gosteriyor. Bu baglamda, batinin onemli ulkelerinin
en azindan bir kismini da kapsamayan enternasyonal bir hareket olmadan 3.dunya
ulkelerinde yapilacak bir devrim izole edilir ve bogulur..

Sovyet deneyimi maalesef insanlik icin cok buyuk bir hayal kirikligi
olmustur..Sovyet kampi bilim-teknik, uretim kapasitesi, insan ve doga
kaynaklari acisindan muazzam bir avantaja sahipti..Buna ragmen devrim
yasamadi..Sen simdi koylu bir toplumdan uzaya ilk cikan bir toplum yaratan
ruslarin basarisini, ayni paradigma (yani sosyalist modernlesme) icinde kalarak
tekrar edebilecek bir ulus taniyor musun? Mesala biz Turkiye halklari aynisini
basarabiliriz diyebilir misin? Ya da 5-10 tane ortadogulu halk biraraya gelse
yapabilir mi? Bu hic makul gorunuyor mu? Hadi diyelim Sovyet basarisi tekrar
edildi, despot bir yonetim kurmadan devrimi yasatabilir misin? Goruldu ruslar
bile basaramadi bu isi (ustelik despot olmalarina ragmen)..Kaldi ki Sovyet
zamaninda dunya halklari enformatik acidan olsun, pazar acisindan olsun,
sermaye hareketleri acisindan olsun bu kadar entegre de degildi..Yani ruslarin
devrim yaptigi kosullar, "tek ulkede devrim"in yasamasi icin simdiye kiyasla
cok daha uygun bir dunyanin kosullariydi..Kapitalizmi erk acisindan yenmek de
yetmiyor..En buyuk zorluk kapitalizmi kultur alaninda yenebilmektir..Gunluk
hayatin her dakikasinda inanilmaz yogun bir tuketim/rekabet/kendi bacagindan
asilma/siddet/cinsellik somurusu pompaliyor..Buna karsin sen "zayiflik"/"kendi
sorumluluklarindan kacmak"/"gercekci olmamak" gibi aligilanan
dayanisma/paylasim/empati/mutevazi'lik vs. gibi "yuce" degerlerin savunusu
yapmak zorundasin..Ustelik boyle bir kulturu yayabilecegin kanallarin son
derece ciliz..

Boylesi bir dunyada "Ben devrim yapacagim" demek, su yasadigimiz ana, gunluk
hayata yonelik ne gibi SOMUT bir politik program ongoruyor? Bana bunu biraz
tarif edebilir misin? Eger amacin devrim yapmak ise, bunun icin SIMDI ne yapman
gerekiyor? Buna ortodoks-Leninist cevabi biliyorum; Bir defa profesyonel,
militarist, yeralti militanlar orgutu kurman gerekir..Bu orgut erk odaklarina
sizacak, yeterince guc topladigi zaman da iktidari ele gecirecek..Ortodoks ML
Devrim perspektifi biraz vulgarize ederek asagi yukari boyle birseydir. Bu
artik imkansiz, hayalperest bir maceracilik falandir demiyorum..Sistemin
kendisinin polis/askeri gucu de kriz yasayabilir, toplumu kontrol edemedigi bir
donem yasayabilir..Adli suclari, sokak cetelerini, kapkaccilari bile kontrol
edemiyor..Guclu bir devrimci kadro'yu da kontrolden kacirmasi
mumkundur..Iktidari alabilir, devlet yonetimini ele gecirebilirsin..Ama boyle
bir "devrim"in yasama sansi nedir? Sen de kabul ediyorsun ki, kapitalizmin
iktidari sadece devlet iktidari ile kurulmuyor..Erk'in toplumun butun
dokularina yayildigini kabul ediyorsun..Eger bu saptama dogru ise, toplumun
ezici bir cogunlugu tarafindan desteklenmeyen, oncu kadrolarla bir saray
darbesi seklinde yasanan devrimin yasama sansi var mi? Sen devlet iktidarini
ele gecirdiginde kapitalist kampin yogun bir ideolojik/kulturel/askeri
mudahalelerine maruz kalacaksin..Insanlar bir kultur olarak, yeni bir uygarlik
tarzi olarak sosyalizmi icsellestirmedikleri surece, devrim-karsi devrim
kutuplarinda Sisyphos gibi gidip gelirsin..Demek ki ne zaman olacagi
ongorulemeyecek bir devrim icin SIMDI yapacaklarimizi kacirmanin bir anlami
yok. Gelecekte bir zamanda olabilecek bir devrimin altyapisi olacak kulturel
donusumleri, paylasimci/dayanismaci/mutevazi/tuketimci olmayan/doga-insan
dengesini kurabilmis bir uygarlik tarzinin nuvelerinin olusabilecegi yasam
alanlarini kurmak durumundasin..Kapitalizmin yaninda sosyalist bir kulturun
yeserebilecegi iliskileri kurmak gerekir. Bu kapitalizmi olumlamak anlamina
gelmez..

Ozetlemek gerekirse ben bir Devrim ongorusunu dislamiyorum..Sadece hem
ulkemizde hem dunyada kalici toplumsal donusum olmasi anlaminda bir dunya
devrimine cok ama cok uzagiz diyorum..Insanlik ulus-devlet merkezli modernist
kapitalizm asamasindan cikmaktadir. Post-modernizm evresine girmis ya da
girmektedir. Birinci raund olan modernizm-aydinlanma cag'inda kapitalist
modernlesmeye karsi verdigimiz sosyalist-modernlesme alternatifi yenildi. Artik
post-modern cagdayiz. Bu geciste kapitalizm yapisal donusumunu az cok
tamamladi. Buna karsilik sosyalist alternatifimiz hala "modernizm" paradigmasi
icinde takildi kaldi. Kapitalizmin yapabildigi gibi yapisal donusumunu
basaramadi..Bu da yasamakta oldugumuz solun krizini gundeme
getirdi..Ulus-devletlerin sonumlemeye girdigi bir donemde, isci sinifinin maddi
gucune dayanarak, ulus-devlet iktidarini ele gecirmeye yonelik bir "devrimci"
orgutlenme, isci sinifi partisi perspektifi toplumun birakalim ezici
cogunlugunu, sadece salt cogunlugunu bile kapsayamiyor..Klasik ML tezlerdeki
Devrim ve PD perspektifi, guclu merkezi bir ulus-devleti ve burjuvazi-isci
sinifi-koyluluk seklindeki uc'lu bir sinifsal yapiyi varsayar..Bugun koyluluk
gittikce sonumleniyor, butun kirsal sermaye tarafindan isgal ediliyor..Isci
sinifi yegane emekci sinif olmaktan uzaklasiyor..Hizmet sektoru, maddi olmayan
emek, evsizler, issizler, gocmenler politik sahneye cikiyor..Marx'in ve
Lenin'in zamaninda olmayan sekilde, uretim altyapisinin kulturel ustyapiyi
belirleme sureci tersine cevriliyor..Artik kulturel ust yapi yeni tuketim
urunlerinin ne olacagini belirliyor..Uygarligin tarzi populer kultur tarafindan
belirleniyor vs.vs..Kisaca Devrim ve PD tezlerinin gundeme geldigi dunyadan cok
daha farkli bir dunyada yasiyoruz..Boyle bir dunya'da Devrime giden surecin
dinamikleri inanilmaz cogalmis, karmasiklasmis ve cok daha degiskenli hale
gelmistir.

PROLETERYA KONUSU

Bu konuda cok yazdim ama maalesef hala argumanlarima yeterince cevap
veremedigini dusunuyorum..

Once su noktayi acik edelim, ben de ogrenmek icin gundeme getiriyorum.

Proleterya ESITTIR sanayi ISCI SINIFI mi degil mi?

Bu soruyu bu listede pekcok kez dile getirdim ama hicbir tatmin edici yanit
alamadim.

Ben kendi okumalarima dayanarak buyuk bir oranda ikna olarak soyluyorum ki,
proleterya esittir isci sinifi. Daha once belirttim Marx'in Kapital'inde bu cok
net bir sekilde gorulur..Sozunu ettigim ve cok gec bir tarihte yayinlanan bir
elyazmasinda Marx "uretken" ve "uretken olmayan" emek ayrimi yapar..Beyaz
yakalilar "proleter" tanimi icine girmez. Klasik Marxismde "lumpen proleterya"
kategorisi vardir. Duzenli isi olmayan dolayisiyla sinifi bilinci
gelistiremeyen bu kitle asagilanir ve sinif analizinden cikarilir. Devrim
perspektifinde, oncu sinif rolunde "lumpen proleterya"ya yer yoktur..Bu sinif
"norm disi" sayilir..Oysa bugun anormal olan "norm" olmustur. Lumpen proleterya
kalici bir kategori olarak toplumdaki yerini almistir ve ozellikle bizim
ulkemizde klasik proleterya'dan cok ama cok daha kalabalik bir
kategoridir..Isportacilar, degnekciler, asgari ucretliler, kucuk esnaf vs. vs.
Marx'in arti-deger analizini dolayisiyla devrimci sinif ozelligini
uygulayabilecegin bir kategori degildir. Lumpen proleterya'nin sinif bilinci
gelistirebilecegi "sosyal"/toplumsal bir yasami yoktur..Kalici sinif iliskileri
ve kulturu gelistiremez.

Arti maddi olmayan emek, muhendisler, teknisyenler, kalifiye isciler, hizmet
sektoru calisanlari da proleterya'dan cok ama cok daha farkli bir sosyal yasam
surerler..

Marx eserinin hicbir yerinde bir muhendisin entellektuel uretiminin arti-deger
analizini yapmaz. Arti-deger analizi sabit bir isgununu ongerektirir..Yani
iscinin sinirlari belli bir isgunu olacak ki, somurunun nasil ortaya ciktigi
analiz edilebilsin..Sabit isgunu olacak ki, kapitalist karsiligini vermeden bu
isgununu surekli uzatmaya calisacak ve boylece azalan karlar egilimini telafi
etmeye calisacak..Kar orani azaldikca kapitalist ayni sabit isgunu icinde birim
emegin uretkenligini arttiracak..Ama uretkenligi arttirmak fabrika olcegini
arttirmak demektir. Artan fabrika olcegi de mutlak sayisi anlaminda artan isci
sinifi demektir. Iste proleter sayisini arttirmak zorunda olmasi nedeniyledir
ki kapitalist "kendi mezarini kazar". Kendi sonunu hazirlayacak mezar
kazicisini, yani isci sinifini surekli cogaltir..Iste boylece Marx'in butun bir
Devrim perspektifi soyut bir kategori olan arti-deger analizine dayanir. Eger
bir toplumsal ozne cikmissa ve bu toplumsal ozne Marx'in arti deger analizini
yapabilecegi sabit isgunu icinde calismiyorsa, uretimi butun gune yayiliyorsa,
butun bir cogalan proleter perspketifine dayanan devrim ongorusu gozden
gecirilmek zorundadir.

Ortodoks Marxistler once Marx'in ongordugu gibi proleteryanin/isci sinifinin
sayisinin toplumun ezici cogunlugu olacak sekilde artmadigini kabul etmemeye,
isci sinifinin buyumeye devam ettigini iddia etmeye calistilar..Ama simdi butun
istatistiki veriler isci sinifinin toplumun en baskin sinifi olmadigini, isci
sinifina nazaran, muhendis, lumpen proleterya, hizmet sektoru calisanlarinin
cok daha arttigini itiraza yer vermeyecek sekilde kanitlayinca bu stratejiden
vazgectiler..Simdi de proleterya uretim araclarina sahip olmayan butun calisan
kesimdir seklinde bir stratejiye gectiler. Bu son bir kac yilda gundeme gelmis
bir stratejidir..Aramizda 70'leri yasamiz abi'lerimiz var..Soralim bakalim o
zamanlar proleterya denince isci sinifindan baska kesimler anlasiliyor muydu?
Unlu Taksim 1 Mayis gosterilerinde Ataturk Kultur Merkezi duvarina asilan
zincirlerini kiran dev tulumlu Isci posteri, proleterya'dan ne anlasildigini
gostermiyor mu? Orda tiner ceken bir lumpen proleterya, cizim yapan bir
muhendis, orgu oren bir ev kadini yoktur..Kasli, tulumlu bir sanayi iscisi
resmedilir..Sosyalizmin sembolu orak ve cekictir...Yani kol emekcisi isci ve
koylu..Sen istesen de istemesen de, 200 yillik klasik sosyalist teorinin oncu
sinifi sadece ve sadece "kol emekcisi" sanayi isci sinifidir..Butun bir koca
teori sanayi isci sinifina dayanir..(Bu yuzden isci kafasi kucuk,
kollari/kaslari buyuk olarak resmedilir )..Bu oyle Marx'in keyfi secimi
degildir..Butun bir kapitalizm analizinin yani devasa "Das Kapital"in
analizlerinin zorunlu olarak, "bilimsel" olarak "dayattigi" bir secimdir.

Dolayisiyla senin herkesi "proleterya" icine sokma iddian, klasik marxism'in
cikis oncullerine dayanmiyor..19.yuzyilda sanayi isci sinifi, kitlesel olarak
baskin yegane calisan kesimdi..Ama 21.yuzyilda, calisma kosullari 19.yuzyil
sanayi isci sinifindan radikal bicimde farkli baska siniflar vardir. ve
bunlarin sinif kimlikleri ve bilincleri isci'den farklidir..Bunlar baska bir
siniftir..Sen toplumun sinifsal analizinden vazgecilmemesini istiyorsun ama
bizzat kendin sinifsal analizden kaciyorsun..

Ben sinifsal analiz bitmistir demiyorum..Toplumun sinifsal yapisi cok
farklilasmis ve komplekslesmistir diyorum..Eger sinifsal tahlil diyorsak,
muhendisleri-ogretmenleri-avukatlari (kisaca kafa emekcilerini ) ve klasik
proleterya'yi ayri siniflar olarak almak durumundayiz..Cunku bunlarin butun
sinifsal tepkileri radikal bicimde farklidir.,,

Nasil burjuva'nin, "toplumsal siniflar yoktur..Vatandas vardir" demesi bir
indirgemecilik ise, "farkli emekci siniflar yoktur, tek bir proleter vardir"
demek de bir indirgemeciliktir..Ayni mentaliteye tekabul eder iki tavir da..O
mentalite de "vatandas" ya da "proleter" gibi mega kavramlarla, butun
farkliliklari tek bir kimlik altinda toplamaya calismaktir..


proleterya'nin tanimi butun toplumu kapsayacak sekilde genisletince teori'de
revizyona gerek kalmayacaktir..Cunku Marx proleterya ve isci sinifini es
anlamli olarak kullanmisti..Isci sinifi icin artik calismayan bir teori, isci
sinifi yerine proleterya'yi koyunca calisacak saniliyor..Boyle yaparak ancak
kendimizi kandirmis oluruz, toplumda ne kadar farkli kimlikler, farkli sinifsal
karakterler oldugunu unuturuz..

Ben bir muhendis'im..12 yildir calisiyorum..Hickimse bana bir muhendisin
kisiligi ile kol gucuyle calisan iscinin kisiliginin ayni olduguna
inandiramaz..Kendim yasayarak goruyorum..Muhendisler arasinda vahsi bir rekabet
vardir. Birbirlerini sevmezler..Cikarlari ortusmez..Bir sinif bilincine bir
isci gibi sahip degillerdir..Bir muhendis'in ust duzey bir yonetici olma sansi
cok yuksektir..Sinif bile atlayabilir..Bir kol emekcisine bu yol kesinlikle
kapalidir..Kisaca bir muhendis ve bir isci bambaska dunyalarin insanlaridir.
Ikisi ayni proleter kimligiyle tanimlanabilir demek ciddiye alinamayacak kadar
yersiz bir iddiadir.

Marx zamaninda muhendisin ihmal edilmesini anlayabilirim..Sonucta kucucuk bir
azinlik idi..Ihmal edilebilirdi..Ama bugun calisma hayati istatistiklerine
bakalim, klasik isci kadar muhendis oldugunu gorebilecegimizi saniyorum..

Bugun Marx'in zamanina gore muhendisler cok daha iyi anlamak, analiz etmek ve
ona gore politika gelistirmek zorunda oldugumuz en az isci sinifi kadar onemli
bir siniftir.

Bu simdiye kadar yapilmis birsey degildir..Butun teorimiz ve orgutlenme
perspektifimiz isci sinifi analizine dayanir. Eger proleterya muhendisi de
kapsar dersek, fabrikada kol emegiyle calisan isci sinifina dayanan bir
teoriyi, calisma kosullari cok daha farkli bamabaska bir kimlige uygulamak gibi
vahim bir hata yapmis oluruz..Cok basit bir sekilde elmayla armudu birbirine
karistirmaktir bu..Kurtler "dag turkleridir" demek kadar indirgemeci bir
yaklasimdir bu..

Neyse keseyim..Tekrara dusmeyelim..

Svegiyle..Gorusmek uzere..
Sayfa oluşturulma süresi: 1.32 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44