Özelden tartıştığımız metnin açmazını bence çok iyi özetlemişsin..Benim de derdim çok benzer birşeydi.
Özelde tartıştığımız metnin en büyük açmazı da doğru söylemesi ve doğru söylemesine karşın bu doğruluğa uygun bir aygıt/yapı/hareket oluşturabilecek zihni donanıma sahip olmaması
Sadece şöyle bir fark var aramızda; zihinsel donanımı çok abartmamak, ulvi ulaşılmaz bir yere koymamak lazım. Yani mesala Taraf tayfasının zihni donanımı çok mu sağlam; elbette değil. Ama kabul etmek lazım ki belli bir ideolojik eklemleme, hegemoni kurmada bir hayli başarılı oldular. Özgürlükçü Sol cenahta bayağı etkili oldular.
Ulus Baker'im Kimlik Politikaları Dönemine girdik yazısından bir alıntı:
Ama bilmezler ki bunalım esas buradadır: bize bir kimlik sorunumuz olduğunu söyleyenlerin yarattığı bir bunalımdır bu. Kimsenin kimlik filan aradığı yoktur, varolduğunca yaşamak, yemek içmek, çalışmak, spor yapmak, müzik dinlemek istiyordur. Buna 17. yüzyıl düşünürleri insanın "doğal hali" derlerdi.
Bu pasajı çok seviyorum ben. Olayın özü bu kadar sade ve bu kadar etkileyici başka türlü konamazdı..Nedir bunun bende yaptığı çağrışım; Politika işte bu doğal durumu dumura uğratan gelişmelere karşı koymak, gerçekçi, ana yönelik talepler yükseltmek durumundadır..
Soyut bir devrim çağrısının ajitatif bir propaganda olmanın ötesinde bir izdüşümü yoktur; kitleleri böyle bir çağrı mobize etmez. Devrim yeniden çağrısıyla AKP'in hemen etmizide kemiğimizde hissettiğimiz günlük hayata yönelik müdahalelerine karşı muhalefet örgütleyemez.
Devrim olmaz da mesala "Birama dokunma" kampanyası olur..Nasıl Taraf muhfazakarlık güzellemesi yapıyorsa sen de günlük ana yönelik uygulamaları ile kendisi gibi olmayanlara yaşam hakkı tanımayan somut uygulamalarını deşifre edersin..
"Devrime hadi" çağrısı ancak tamamlanmış, zaten oluşmuş bir toplumsal faile gönderme yapar ama atıyorum "Birama Dokunma" çağrısı çok daha büyük bir toplumsal karşılık bulur..