|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
AB sorunsalinda Post-Marxism mi Post-Anarsizm mi?
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
|
BAŞLIK: AB sorunsalinda Post-Marxism mi Post-Anarsizm mi?
AB sorunsalinda Post-Marxism mi Post-Anarsizm mi? 09 Eyl 2008 17:45 #734
|
OzgurlukcuSol'da yazdigim bir yazi..
10 Kasım 2004 *************** Post oneki bizim sol camia da hos karsilanmaz..Niteledigi her klasik kavrami sulandirdigi izlenimi verir..Ama basitce gramatik bir onek degil midir? Sadece niteledigi kavrami koruyarak-asma manasi tasir..Yani Post-marxism , anti-marxism degildir. Post-marxism, marxism'in temel argumanlarindan esinlenerek yeni bir tur marxism anlamina gelmez mi? Iste ben de Sn.Erkiner'le olan tartismamizda bu konuya deginmek istiyor, ve sol icin yeni stratejinin post-anarsizm mi post-marxism mi olmasi gerektigine kendimce yanit vermek istiyorum. Bu konuyu dusunmeme AB ekseninde yaptigimiz tartisma neden olsa da dun aldigim post-anarsist dergi "Siyahi"nin de katkisi var biraz. Modernist cagda sahne almis olan kadim anarsizm - marxism rekabeti, post-modernist cagda da her iki tarafin adlarina post onekini alarak devam ediyor. Lakin anarsizm ile marxism arasindaki temel ayrisma ekseni post'lu versiyolarinda da devam ediyor. Ve maalesef kabul etmek zorundayiz ki sovyetlerin yikilmasiyla anarsizm 1-0 one gecti ve "post"lu donemde dersini daha iyi calisiyor izlenimi verirken, marxism hala yenilgiyi kabul etmeye pek yanasmiyor..En azindan kendi ulkemizde, acilan yeni cag'da alternatif marxist projeler dusunmek yerine, "gunesin altinda degisen birsey yok" mentalitesi devam ediyor. Bu tutuculuk yuzunden anarsizm farki aciyor ve cagdas dusunurleri kendi tarihlerine bir el cabukluguyla ozumsemeye calisiyorlar. Saul Newman gibi dusunurlerin onculugunde post-yapisalciligin onemli adamlarini "post-anarsist" olarak vaftiz etmeye calisiyorlar. Oysa post-yapisalci dusunurlerin nerdeyse tamami komunist/marxist bir gecmise sahiptir. Ama maalesef ortodoks marxism post-yapisalci dusunurleri post-modernizm belasini basimiza sardiklarini dusunurek dislamaya devam ediyor. Oysa bu adamlar artik pek fazla tartismaya gerek duymadan kabul etmeye basladigimiz pekcok ilkeyi gundemem tasiyan insanlardi. Marxism'deki totaliter yonu aciga cikarmaya ve ondan kurtulma iradesini baslattilar..Bu adamlari marxism'e ozumsemeden yeni bir cikis bulmamiz zor gorunuyor. Hem Saul Newman gibi Cagdas akademisyenler uzerinden Post-Anarsizm, hem de Negri-Zizek-Laclau-Badiou gibi dusunurler uzerinden post-marxizm, Deleuze-Foucault-Derrida-Lacan gibi post-yapisalci kaynaklardan esin aliyorlar. Peki bu ayni kaynaklardan esinlenen iki rakip akim arasindaki temel fark nedir? Benim gorebildigim kadariyla 19.yuzyildan beri marxismle-anarsizmi ayiran temel fark post'lu donemde de biraz felsefi bir dile kaymis da olsa aynen devam ediyor. Neydi klasik anarsizmle klasik marxism arsindaki fark: Anarsistler hemen simdi iktidarin her turune karsi cikarken marxistler iktidari nihai olarak ortadan kaldirmak icin iktidari bir donem ele gecirme gerekliligini savunurdu. Biraz vulgarize ederek soylersek, anarsitler komunist topluma hemen simdi tum iktidar yapilarina karsi cikarak varilabilecegini savunurken, marxsitler sinfli bir toplum olmaya devam eden sosyalizm ara donemini ongoruyordu. Bence iste bu temel ayrim cizgisi post metamorfozuna ugramis olarak hala devam ediyor. .Iktidara karsi alinan tavir farkiyla beliren Bu ayni kadim ayrim, "post"lu donemde tikel-evrensel zitliginda yeniden ortaya cikiyor. Ayni zitlik olumsallik-determinizm ayrimiyla da gosterilebilir. Post-yapisalciligin "Fark" ,"cokluk" gibi temel nosyonlarini post-anarsizm kendi iktidar karsiti teorisine daha yakin goruyor. Lakin post-anarsit anti-evrenselci yaklasim post-yapisalci tezleri her turlu kitlesel hareketi onleyen butun evrensellikleri dislayan bir post-modern kaos haline getiriyor. Iste klasik marxistlere itici gelen negatif post-modernizm izlenimi de boyle ortaya cikiyor. Eger hicbir tikel/lokal harekette evrensellestirici bir boyut aramayacaksak, butun tikel hareketlere kendi otonomlugunu taniyacaksak, binlerce farkli kimlik hareketini, ortak dusmana karsi bir evrensel ilke etrafinda nasil senkronize edecegiz? Post-anarsistler, post-yapisalci dusunurlerin tezlerini kendi kadim iktidar karsiti klasik yaklasimlarina daha yakin durdugunu dusunurken, Negri-Badiou-Zizek gibi marxistler post-yapisalciligin "farklilik" tezlerinin, anlamsiz bir post-modern amorfluga teslim etmeden, yeni bir evresnel ilke olusturulmasinda kullanilabilecegini de gosteriyorlar. Dolayisiyla kuresel bir ozgurlesme icin, ortodoks marxistlerden ayrilarak, , siyah-beyaz sinif cozumlemelerini yadsiyip farkli kimliklerin ortak bir proje etrafinda biraraya gelebilmelerinin yollari uzerinde dusunuyorlar. Kabul etmek gerekir ki eger toplum mutlak bir olumsallik alani ise, hicbir kitlesel ozgurlesme projesi hayata gecirilemez. Toplumun arka planinda isleyen "en azindan bicimsel olan" evrensel bir boyut bulunmak zorundadir. Bu illa ki farkli kimliklerin tek bir evrensel ilke totaliterligi altinda asimile edilmesi anlamina gelmez. Deleuze'un rhizome'u cok anarsist gibi gorunsede son tahlilde aslinda bir evrensel zemin uzerinde yukselmek zorundadir. Cilek rhizomu'nun hicbir hiyerarsik yogunlugu, tek bir govdesi olmamasina, yatay olarak buyumesine ragmen son tahlilde cilek rhizomunun yayildigi bir evrensel duzlemden yani cilek tarlasindan bahsetmek mumkundur. AB'ye evet/hayir ikilemini de iste post-anarsizm/post-marxism kutuplulugunda okumak mumkundur. Kanimca AB'ye hayir diyen bir konum eger "ulusalci" degilse ancak post-anarsist olabilir. Oysa AB'yi rhizome'un yayildigi bir cilek tarlasi olarak goren post-marxism AB'ye evet der. Post-anarsitler icin AB projesi bir mega-iktidar projesi olarak gorulebilir. Zaten temel karsi cikislarda bu vurguyu gormek mumkun. Oysa post-marxist bir konum icin AB, cok farkli kimlikleri biraraya getirebilecek evrensel bir zemindir. Havet'ci konumu ise, elestirel bir tutum takinmaya calisirken, ortodoks marxism'i farkinda olmadan yineleyen ve bocalamaya devam eden "bilimsel marxism"e havale edebiliriz. ODP layikiyla bu araf pozisyonunu dolduruyor. Roller ve aktorler netlesiyor yani. O yuzden aslinds sevinmek lazim..Lakin maalesef henuz post-marxism ulkemizde saglam bir sekilde oturmuyor, henuz kurumsallasamadi. Beklemeye devam.. Saygilar.. |
|
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.29 saniye
