|
Hoş geldiniz,
Ziyaretçi
|
Ahh HUZUR Vahh HUZUR Sen ney missin sen?
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
|
BAŞLIK: Ahh HUZUR Vahh HUZUR Sen ney missin sen?
Ahh HUZUR Vahh HUZUR Sen ney missin sen? 22 Oca 2008 07:10 #71
|
Listeden (Özgürlükçü Sol) hep bu 'anlamsız' tartismanin bitirilmesi gerektigi yonunde mesajlar gelince ve 'konu' hakkinda yazan arkadaslar da hemen alelacele müdahale ederek 'tatsiz' konudan bir an once kurtulma ve hemen eski saglıkl 'normal'
iletisime donme ihtiyacı icinde gorununce ben de daha fazla yazmamam gerektiğini dusunmustum. Ancak Yeter Sahin'inin mesajı gelince benim gibi dusunen en azindan birinin daha oldugunu gorup 'yara'yı daha da kasimaya, karar verdim.. 5-6 aydir bu listeye uyeyim ve itiraf etmeliyim ki ilk heyacandan sonra sadece mesaj başlıklarını okur oldum..İlginç gibi görunen mesajlari açtım..Çünkü biliyorsunuz bu listeye gelen mesajların ezici bir çoğunluğu, -duyuru, basın açıklaması, eylem haberleri gibi-, Turk sol'unun bıktırıcı bir sıradanlığa bürünmuş olan 'rituellerinin' sanal ortamda devam ettirilmesine hizmet ediyor gibi gorunuyor sadece. Elbette bu tur mesajların da çok onemli bir işlevi vardır. Ancak bu tarz, eğer egemen ve hatta yegane 'sol' iletişim tarzı haline gelir ve bu standardı aşan her provakatif tartışmadan kacarsak kafalarımız kuma gomulu, klasik rituellerimizin dayanılmaz hafifliği, hos bir 'sorumluluğunu yerine getirmiş olmanın' esritici katarsisi icinde 'muhalif, muhalif' yaşar gideriz. Ancak butun marazlar da arka planda da için için gelişir durur.. Benim tezim şu: Solcusu ve sağcısı ile bu ülke insanları için en ulvi deger 'HUZUR' dur..O yüzden bu ülkede bu kadar çok 'HUZUR' apartmanı var. O yüzden bu ülkede mülki erkan'ın en büyük sorumluluk olarak kavradığı sey 'Vatandaşın HUZURU'dur. O yüzden bu ülkede dinsel güdümlü isyanların dışında bir toplumsal mücadeleler tarihi yoktur.. Gelir dağılımı en bozuk ülkelerden biri olmasına rağmen kuzu kuzu yaşar gider insanlar, yeter ki huzurları bozulmasın. Çok yoğun sosyo-ekonomik/kulturel dinamikler yaşanırken, onları evrensel anlamda gerektiği gibi analiz edip dünya sol literatürüne kazandirabilecek global sol entellektüeller çıkmaz. Sağcısı Allah'ında ve gunluk küçük ticari işlerinde bulur huzuru. Solcusu da 'bir günlük varoluş estetigi' haline gelmis 'solcu rituelleri'nde bulur onu. İnsanları fazla düşünmek zorunda bırakmayan, ancak 'monoton bir hayat sürüyor olmanın' dehşetinden de uzak tutacak bir günlük hayat pratiklerine ihtiyaç duyulur.'Hayatin zorunlu görevlerini' yerine getirdikten sonra, şöyle fazla yormayacak, fazla zaman almayacak bir 'pratiğe' ihtiyaç duyulur.Hayat sadece 'sosyalist mücadele' degil ki.İşi var, gücü var, sorumlulukları var.Şöyle tam türk işi 250gr'lık bir muhalif pratik lazım bize.Böyle insanı strese sokacak cinsten olmasin, 'huzur'umuzu kaçırmasın. Bu son derece insani ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Herkes günlük varoluşunun üzerinde kurabileceği bir 'pratikler' bütününe gereksinim duyar. Dolayısıyla bunda eleştirilecek bir yan yok..Kimisi sağlıklı-yaşam koşusu yapar, kimisi balık tutar vb.vb. Sonuçta yaşamak zorundayiz..Ancak sorunsallastirilmasi gereken bu 'rahatlatici' 'sol politik' gunluk hayat pratiklerimizin, butun bir dusunsel yapimiz haline getirilip getirilmedigidir.. Ne demek istedigimi soyle bir ornekle aciklayayim: ( Biraz uzun olacak affiniza siginiyorum ) Bir arkadasim 'Imparatorluk' kitabi uzerine tartismalarin yapildigi Bianet'in tartisma kosesinde yayinlanmis bir yaziyi gonderdi bana..Kendisi ortodoks bir marxisttir..Tahmin edilecegi uzere de sozkonusu yazi 'imparatorlugu' yerin dibine gecirmeye calisan bir yazi. Ben bu yazida, amaci iyi niyetle teorik olarak katilmadigi bir metni elestirmeye girismis olan birinin yapamayacagi- yapmamasi gereken iki cok bariz hatayi yakaladim. 'Yazar' arkadasimiz, Derrida'nin 'Marx'in Hayaletleri' adli eserinin turkcede 2002 yilinda basilmis olmasini, kitabin o tarihte yazilmis oldugunu varsaymanin yeterli bir kaniti olarak kabul edip bir 'uslamlamaya' gitmis. Tez su: Bu adamlar yillarca atip tuttular, Marx'tan ve Komunizmden tek bir kelime olsun bahsetmediler simdi bir komunizm tehlikesi kalmadigi bir zamanda, 2002 yilinda, zevahiri kurtarmak icin komunizmden bahsediyorlar. Oysa sozkonusu kitap Derrida tarafindan 1994 yilinda yayinlaniyor. ( Burda bile nasil kendimizi evrenin merkezinde gordugumuzun bir ipucu yok mu? Dunya'nin baska hangi kosesinde konser vermek icin Mozart'in Turkiye'ye gelmesi beklenir?..Bereket ki yazar arkadasimiz 1996'da yayinlanan Spinoza'nin Etika'si uzerine 'guncel' bir yorum yapmaya kalkmamis )Yazim ve basim sureclerini de dikkate alirsaniz kitap muhtemelen tam da komunizm'in 'cokmesinin' ertesinde yaziliyor. Yani Derrida yazar arkdasimizin tezinin tam tersine, herkesin komunizmi lanetledigi bir donemde cikip komunizmi konusuyor. Yazar arkadasimiz boyle bir gafla yetinmeyip kitabin basligindakiki 'hayalet' kelimesi uzerine cetrefilli bir 'materyalist' retorik gelistiriyor. Yok efendim hayalet-hortlak uzerinden komunizm konusulur muymus falan..Oysa vatandas farkinda bile degil ki o basliktaki hayalet, Marx'in o unlu, avrupanin uzerinde dolastigini soyledigi komunizmin hayaletidir. Yani literal anlaminda kullanilmis bir kelime degil, bizzat Marx'in basvurdugu bir metafordur. Vatandas bundan bir koylu kurnazligiyla bir saldiri stratejisi cikariyor.. Simdi buraya kadar ilginc olan birsey yok..Bu ulkede dusunsel faaliyetin buyuk bir bolumunun sahsi 'kani'larla, kisir bir ideolojik bakis acisiyla yapildigi dusunulurse sasilacak hicbir taraf yok..Boyle bir ortamda, butun bir 'uslamlama' kronolojik bir carpitmaya dayanmis, butun bir saldiri retorigi bir metaforun ilk anlamiyla algilanmasi uzerine kurulmus falan filan bunlara kimse aldirmaz..Zaten yaziyi bana gonderen arkadasim da tam da bunu yapiyordu..Iste ilginc olan bu..Yukardaki bariz hatalari soyleyince verdigi cevap su: 'ONEMLİ OLAN 'IMPRATORLUK' GIBI POST-MODERN BIR METNIN SIYASETEN MAHKUM EDILMESIDIR'. Bu yazi da onu gayet guzel yapiyormus.. Iste benim uzerinde durmak istedigim nokta bu..Marxsizmin bilimsel oldugundan dem vururuz ama bilimsel yontemin 'objetiflik ve tarafsizlik' gibi en onemli ilkelerini 'siyaseten' dogruysa carpitmalara feda edebiliriz.. Yani ne idugu belirsiz bir siyaset icin o meshur 'koylu kurnazligi'mizi yapmanin bir sakincasi yoktur..Bunu 'huzur' nosyonuyla baglamak istiyorum; Biz de siradisi kitaplar neden hemen acil bir nefret uyandirir? Burdan ikinci tezim geliyor: Teorik olarak yanlis oldugunun dusunulmesinden daha cok 'HUZUR'umuzu bozdugu icin nefret uyandirir. Bianet'in 'Imparatorluk' tartisma kosesine lutfen bir goz atin, her cenahtan kisiler vermis veristirmis, nerdeyse bir Allah'in kulu cikip da 'ya su kitabi bu kadar kolay harcamayin, oyle kolay yutulur bir metin degil, bir miktar felsefe tarihi bilmek lazim, Spinoza bilmek, Deleuze-Foucault falan bilmek lazim..Hemen defterini durmeyelim yaziktir, gunahtir' turunden tek bir sey yazmamis. Ekolojistleri, feministleri, ortodoks solculari hepsi kendi penceresinden bu 'HUZUR' bozucu metni gundemden dusurme derdine dusmus.. NEDEN? Cunku bu ulkede cok saglam bir 'gunluk politik pratikler' dengesi kurulmustur.. Her anlayisin yeri ve 'otekine' karsi konumu belirlenmistir ve bu belirlenmis yapi icinde herkes kendi 'rolunu' husu icinde oynamaktadir. Herkes kendi konumundan 'dusmanlarini' da cok iyi tanidigi icin, gunluk politik replikler sorunsuzca/sonsuzca tirat edilir durur. Bu dengedeki oyun icine katilan her yeni metin bir tasniften gecirilir ve ilgili oyuncuya forward edilir..Ama o da ne?Ortaya ne idugu belirsiz bir metin cikiyor..Hicbir oyuncunun karakterine uymuyor..Cevreci desen degil, feminist degil, ortodoks hic degil, eeh hakkini vermek lazim liberal da degil..'Nerde bu devlet nerde bu millet' tiiz vurun su 'vatandasin huzurunu kaciran' gavurun kellesini.. Ornek verdigim arkadasim cogumuz gibi calisan bir insan..10-12 saatini sisteme satmak zorunda..Kendine kaliyor 3-4 saat bos bir zaman..Once calismak zorunda olmak rasyonalize edilecek..Ama sisteme kuyrugu kaptirmis olmamak icin de 'politik calisma' yapilacak..Eeh kaynaklarin bu kadar kisitli oldugu bir durumda nasil edecek de bu isi layikiyla yapacak..'Imparatorluk' gibi metinleri 'bilimsel' olarak mahkum etmeye kalksa biraz ozveride bulunmasi gerekecek..Bir miktar felsefe ogrenecek..Ama onu yaparsa baska seylerden odun verecek..Cunku felsefe herzaman biraz yalitim demektir..'Parti'ye biraz daha az gidecek, ajandadaki bir sonraki eylem icin 'politik calismalar'i ihmal etmesi gerekecek, kisacasi 'HUZUR'u kacacak ..Dolayisiyla, yalnizca kendi ideolojisine degil butun bir 'politik roller' dengesine heretik bir metin, bilimsel olmak yerine 'siyaseten mahkum' edilecektir..Boylece 'HUZUR' korunacaktir, rasyonalize edilmis bir varolus da sorunsuzca devam edecektir.. Simdi su Nuray denen sahsiyetin durumunu bir dusunelim, arkasinda yatan bir suru psikolojik nedeni bir an icin unutalim..Baska bir neden olamaz mi? Bu vatandasin muhtemel hayati algilayisi nasildir? Mumkun oldugu kadar az sayida ve sabit toplumsal kimlikler vardir. Yani 'biz ve onlar' mantigi..Yani bildigimiz standard fasist mantik..Baska versiyonlari-Bush : 'Ya bize destek veren ulkesinizi ya terore destek veren ulke', MHP: 'Ya sev ya terket', Islamcilar : 'Mumin , kafir', Ortodokslar ' Burjuva-proleter'.. Bu arkadas'in dusunsel evreni toplumsal kimliklerin en az sayida tutulmasi uzerine dayaniyor.. Sadece 3'e kadar sayabiliyor..1-Biz, 2-Onlar, 3-Ne idugu belirsiz olanlar yani daha teknik olursak 1-proleterya 2-Burjuva 3-Kucuk-burjuva. (Bu 3 yuzer-gosterge farkli kesimler tarafindan farkli sekilde doldurulur. Yesiller, 1-Dogayi koruyanlar 2- Dogayi somurenler 3-farkinda olmayanlar.. Feministler: 1-Kadinlar 2- Erkekler 3-Efemininler ve bilincsiz kadinlar vb.vb.).. Escinsellerden nefret etmesinin arkasinda ben sadece cinsel nevrotik nedenlerin oldugunu sanmiyorum..Ben burda da 'HUZUR'un bozulmasindan duyulan tiksintiyi goruyorum..Dikkat ederseniz sonradan escinsellere aslinda karsi olmadigini, kendi baslarina kapali kapilar arkasinda ne bok yerlerse yesinler umrunda olmadigini, ama escinselligin militanligini yapmalarina karsi oldugunu soylemeye basladi..Bu itirafin satir aralarini nasil okuyabiliriz? Bence sunu demek istiyor: 'Toplumsal bir fail olarak orgutlu bir sekilde politik arenaya cikmasinlar yeter ki. Ben onlari kendi ozgun ve benim havsalamin alamayacagi talepleriyle toplumsalin alanina cikmasini istemiyorum. Cunku bu durumda benim patetik ideolojimin boktanligi ortaya cikacak ve benim 'HUZUR'um kacacak..Simdi tatli tatli rantini yedigim 'yoksullari, emekcileri dusunen fedakar bir devrimci oncu rolu'mu, toplumsal olarak gordugum kisligimin onayini ve kabulunu kaybedecegim. Yeni politik durumda ayni rantlari tekrar yiyebilmek icin cok fazla basmayan kucuk beyincigimi zorlamam gerekecek, bu da sonuc vermeyecegi icin kimse beni onemsemeyecek, butun bir varolusumun zemini ayaklarim altinda kayip gidecek'. Iste bu korkunun temeli ve genel toplumsal bir pataloji olarak politik arenada kapladigi yerdir bizlerin kafa yormasi gereken..Bu yuzden degil midir ki, burjuva-proleter sablonuna uymayan her oznellik kucuk-burjuva denen bir 'yuzer-gosterge' altinda toplanmaktadir, devrim projesinde ihmal edilebilir bir katman olarak... O kucuk-burjuva toplumun nerdeyse tamamini kapsayacak gelmesine ragmen..Sadece birkac buyuk sermaye ve salt kendileri ve birkac sanayi iscisinden olusan 'proleterya' ile toplumsali analizi etmedeki israrlari yine bu 'HUZUR'u koruma durtusu degil midir? Toplumsalin karmasikligini anlamak icin yontemlerini gelistirmek yerine, kendi husu verici dusunsel evrenlerini korumak ve o evrende yeri olmayanlari 'sapkin' olarak gorup kufur etmek, yoketmeyi istemek daha kolay degil mi? Yani butun olay zaten kucuk olan 'muhalif politika' pastasindaki payimi kucultup rating'imi dusururler telasi degil mi ? Ustune ustluk bir de 'Yahu ben basit burjuva-proleter sablonuyla toplumsali anlayip gerektigi gibi politika uretemedigim icin butun hareketim 'sen-ben-bizim oglan' kitleselligine indirgendi, ki onu bile adam gibi yonetemiyorum, bir de basima yeni toplumsal failler cikarma simdi.. Ben nasil bunca farkli toplumsal faili genel bir ozgurluk projesi etrafinda toplarim? ' seklinde bir korku yok mu? Bu adamlarin mantigi bu..Ancak bu listede bu musibetin hemen gundemden dusurulmesi icin duyulan istekle, bizler de, yani bu patolojik bir bireye tepki duyan insanlar da ayni mantigin tuzagina dusmuyor muyuz? Yani 'aman HUZURUMUZ kacmasin' mantigina..Peki bu patolojik bireye duydugumuz 'tepkilerle' bizler de 'ozgurlukcu, cogulcu, katilimci' duzgun bireyler olmanin 'HUZUR'una kaptir miyoruz kendimizi? 'Ayol ne sapik insanlar var, bu cagda escinsellige karsi cikiyor' turunden bir romantizmle bir vicdan temizleme operasyonundan sonra, yine eski HUZURlu sicak kosemize cekil miyoruz? Hele bir de bu patalojik bireye agzinin payi verilip susturulduktan sonra? Boyle siradisi konular belirince ayibimizin ortaya cikmasindan duyulan telasla hemen hali altina supurme operasyonuna giriyoruz..'Aman aman hemen kapayalim daha da vahimlesmesin', 'yok bisi yok , aynen devam'.. Bu Nuray denen sahsiyetin patalojik ve siradisi, istatistiksel olarak ihmal edilebilir oldugunu mu dusunuyorsunuz? Hayir bence hic degil..Bu profil turk solunun kesinlikle azinlik olmayan bir bilesenidir..Stalin'in turk solunun onemli bir kesimi tarafindan hala dunya sosyalizminin idollerinden biri olarak kavranmasini bir tarafa birakiyorum, kendi yakin cevremden bir ornekle 'Birak ideolojik olarak savunmayi, ben Cavusesku tarzi bir yonetim icin savasirim bile' turu laflar eden insanlar da hic az degil.. Dunyanin herhangi bir yerinde egemenler bir an dalgaya gelip uyuyabilirler..Aslina bakarsaniz devrim dedigimiz tarihteki tum olaylarda oldugu gibi.. Klasik marxist anlamda bu dunyada teoriye uygun bir proleter devrim oldu mu hic? Kisiliksiz bir Car ve yonetimi bir katakulliye geliyor, muhalif gucler arasinda uzun sure esamesi bile okunmayan bolsevikler iktidari tereyagindan kil ceker gibi aliyorlar.. ABD'nin, sonraki yillarda burnun dibinde kendisi icin buyuk bir sorun kaynagi olan Kuba'nin lideri Fidel'in devrim cikartmasini Florida'dan 3-4m'lik bir tekne ve 5-10 gerilla ile yaparken de uyumus oldugunu ogrendim gecen bir belgeselde..Pol Pot gibi bir adam da alabildi iktidari..Iran'da sah ve komunistler akillarindan bile gecirmemislerdi herhalde mollalarin iktidara gelecegini..Peki 1930'larin basinda almanlar sapik bir manyagin butun gucu ele gecirebilecegini dusunmusler miydi? Peki Bosna'da uzun yillar yana yana yasamis insanlar, hemen yani baslarindaki mulayim komsularinin kendilerini diri diri kesebilecek bir canavar olduguna inanirlar miydi? Kendi politikalarinin ve ideolojilerinin bir urunu olarak imkansiz gorunse de, bizdeki sosyalist postundaki fasitler de bir gun amerika ve bizim egemenler ayni anda dalgaya gelip uyurlarsa iktidara gelmeleri hic mi muhtemel degil? Boyle adamlarin yonetecegi bir ulkenin nasil olabilcegini gormek icin muhakkak ki yasayarak mi tecrube etmemiz gerekiyor? Boyle bir felaket sonucunda sosyalizme verilecek zarari telafi etmek icin kac yuzyil gerekir? Su anda bir sosyalizme rus toplumundan daha uzak bir baska toplum var mi? Sonuc olarak ben bu patalojik sahsin yaptigi cirkinligi ortbas etmeyi degil gidebildigimiz kadar ustune gitmeyi, klasik tabiriyle onu yoksayarak sivirsinekleri oldurmek gibi bir cozume gitmektense batakligi bulup kurutmak icin caba gostermeliyiz diyorum. Ortaya cikan bu durumu da yogun bir ic hesaplasmanin baslatilmasi icin cok degerli bir firsat olarak degerlendirmeliyiz. Bu durum tek tek sahislarla aciklanabilecek ihmal edilebilir bir bireysel hastalik vakasi midir? Yoksa etnik-kulturel bir fenomen midir? Yoksa ortodoks algilanisi itibariyle marxist ideoloji kacinilmaz olarak boyle bireyler yaratabilmekte midir? Gunluk politika yapma pratiklerimiz ve rituellerimiz bizi sabit ve basit verilerle dusunmeye zorluyor olabilir mi? Bu sahsin escinsellikte yaptigi indirgemeyi biz daha humanist olabilse de, baska bir duzlemde yapiyor olamaz miyiz? Bu tur sahislarin sadece basit bir listenin gundeminden degil, butun ulkenin sosyalist sol gundeminden ebediyen dusurmenin pratikleri nelerdir? Bunlari 1500 kisilik bir listede degil, butun ulkede desifre etmek ve sosyalizm kavramini kirletmelerini onlemek icin ne yapabiliriz? Her ne kadar onlardan farkli dusunuyor olsak da, pratik duzlemde onlarla ayni eylem paradigmasi/rituelleri /formlari icinde kalarak turlerinin devamina bizler de katkida bulunuyor olamaz miyiz? Standard eylem anlayisiyla, guncelin kuyruguna takilarak, gundem yaratamayip, olusan gundemin palyacosu kalarak onlarla kendi silahlariyla karsi durmaya calismiyor muyuz? Kendi pozitif pratiklerimizi bulup cikarmak icin yaraticiligimizi nasil gelistirebiliriz? Her yil toplu sozlesme ya da bir baska nedenle hafif hafif kiprasan ha uyandi ha uyanacak diye yillardir bekledigimiz sanli 'proleterya' butun umutlarimizi baglayip, uyanmayinca da kuserek ne kadar yol alabiliriz? Bunlarin da otesinde altili ganyan oynar gibi her secimde ayri bir partiye teveccuh gosteren muhterem halkimiz bir sonraki ayakta bize oynarsa bu teveccuhe layik olabilecek birikimiz ve kadrolarimiz ne kadar hazir? Neyse sorular sonsuzca uzatilabilir..Ben kisaca bu sorulara cevap bulmak ve yenilerini sormak icin bu fasizan cikisi bir 'uyari' olarak alalim ve sarsilalim diyorum.. Ortbas edip unutup gider, huzurlu gunluk hayatimiza geri donersek hicbir ders cikaramayiz diye dusunuyorum.. Ben bu listenin kurulus amacini hala tam olarak kavrayamadigim icini boyle uzun bir yazi yazmaya curet edebildim..Ancak bu tur yazilar kisileri rahatsiz ediyorsa susmasini bilirim tabii ki.. Saygilar ve hurmetler.. |
|
Son Düzenleme: 22 Oca 2008 17:09 Düzenleyen onder.
|
Re:Ahh HUZUR Vahh HUZUR Sen ney missin sen? 22 Oca 2008 07:11 #72
|
odk <odk@...> wrote: > sevgili ozgurlukcu vede solcu arkadaslar , sizin baska isiniz yokmu > allahaskina. Bu sacma sapan tartismalar yerine enerjinizi ODP nin yeniden > yapilanmasi ve GUNLUK BIR gazetenin en kisa zamanda cikmasina harcayin. daha > hayirli olur.. Bir onceki HUZUR uzerine olan yazimi okuyan arkadaslara: Benim yazimda bahsettigim, HUZUR arayisina bundan daha cuk oturan bir ornek olabilir mi? ODK arkadasimiz, sosyalist 'pratik' sorununa super pratik bir cozum bulmus. Tam da benim tahlil etmeye calistigim durtulerle...Klasik 'sosyalist mucadele' perspektifinde bir 'dolu' isler vardir, bir de 'bos' isler. Bildik jargona gelmeyen konular bos'tur. Yasanmakta olan konjoktur tarafindan dayatilan bir 'acil' devrimci gorevler vardir her zaman...Bunlarin disinda kalan her konu, abesle istigaldir. Hadi bakalim biri ciksin da 'korfez savasi' esnasinda, savas karsitligi gibi, zaten kimsenin karsi bir kutupta yer almadigi bir konuda da olsa, guncelin en acil kalemi disinda birseyi gundeme getirmeye kalksin..Beykoz sise cam fabrikasi iscilerine destek vermekten daha acil bir pratik olabilir miydi o gunlerde? Ya da YOK'un kurulus yildonumude YOK'u protesto etmek disinda? Bunlar sosyalist ajandanin icinde yer alan bildik/tanidik fixed menu'lerdir. Yillardir tekrar edilmesinden dolayi artik uzerinde uzmanlasilmistir. Onlarca yildir ayni formatta tekrarlaniyor olmasina ragmen, hitap ettigi toplumsal faile ulasamayip kitlesellesemiyorsa bu dogrulugundan sual olunmaz format'in yanlisligini degil, toplumsal fail'in yeterince olgunlasmadigini gosterir..Bizim yapmamiz gereken bunlarin anlasilacagi gune kadar onlari tekrar etmemizdir...Cikarilan gunluk gazetede, sosyalist ajandada yer alan tarihler tek tek takip edilecek, gunun anlam ve onemini belirten yazilar yer alacak, ulkedeki fabrikalar soyle bir taranacak o gun hangisinde bir eylem varsa, ordaki iscilere 'destek' verilecek , hasb-el kader olusan , Bergama, Baz istasyonlari gibi halkin rahatsiz oldugu baska problemli alanlarda da temsilci bulundurulacak..Boyle bir mucadele algilayisi icinde, zaman zaman yeniden yapilanma ihtiyaclari dogabilir de tabii, o durumda da bir iki il/ilce orgutu yonetimi degistirilerek 'yeniden yapilanacak' ve kalinan yerden devam edilecektir.. Bu yeniden yapilanmalar sonrasinda isler yine iyi gitmezse, sorun 'bos' islerle ugrasan, enerjilerini ilgisiz konulara ayiran insanlarda aranacaktir.. Aman hoca HUZURa dokunma boyle iyiyiz, yuvarlanip gidiyoruz iste..Isten donup bir iki el bricimizi/tavlamizi atiyor, gunluk toplantilari yapiyoz, aidatlarimizi topluyoz, altilimizi yapiyoruz, aksam da bir iki tekimizi atarken gundemi masaya yatiriyoruz..Yorma bizi simdi.. |
|
Son Düzenleme: 22 Oca 2008 07:13 Düzenleyen onder.
|
|
Sayfa oluşturulma süresi: 0.37 saniye
