açıkçası şu yazı hakkında ne desem bilemedim, yani derinliğinden değil; ama bu kadar sallapati olması, bu kadar genelgeçer argümanalar üretmesi... bir de senelerce başka kesimleri eleştirirken kullandıkları "yangın var" telaşını bir solcu olarak tekrar üretmesi. mgk merkezli yönetim tarzının tam da insanları korkular üzerinden yönettiğini söylemiyorlar mıydı?
faşizm tanımından kapitalizme dair herşeyi çıkarıp, olayı politik yerellik bağlamında almak, poulantzas'dan akılda kalmış ekonomik, politik, ideolojik düzey sınıf mücadelesi kavramı... çok içim karardı. üzüldüm gelinen noktaya. bir de sonda atılan belaltı yumruk hiç yakışmadı.
----
“Birbirlerini yesinler†ve “Biz onların dışında, üçüncü bir varlığız†gibi kelimelerle formüllenen anlayıştan söz ediyordum. Klasik bir örnekle başlayayım: Stalin Komintern’e sosyal-demokratların aslında sosyal-faşist olduklarına, dolayısıyla “ikisine birden†vurulması (ya da “birbirlerini yesinlerâ€) yolunda talimat verdi. Bu da, doğal olarak, Almanya’da Nazizm’e karşı mücadeleyi zayıflattı (daha önce “cephe†politikaları uygulanıyordu); bir süre sonra da Stalin, Almanya, İtalya ve Japonya ile anlaşma imzaladı. Hitler’in buna uyacağına güveniyordu, ama o da öyle çıkmadı. Gerisi malûm.
Türkiye’de durum aynı değil elbette, çünkü hiçbir zaman iki toplumun tarihi aynı değildir; olamaz. Ama, sonunda anlamlı bir “dünya tarihiâ€nden söz etmemize imkân veren birçok kısmî benzeşme de vardır.
Örneğin Türkiye’de Komünistler “Sosyal-demokrasi ile ittifak yapalım†dediklerinde, kimi bulacaklar? İçinde Rosa’nın, Liebknecht’in muadillerinin bulunduğu bir parti mi? Bizim koşullarımızda bir “demokratik cephe†kurulacak olsa, kimler olur bunun bileşenleri?
Her toplum, tarihinin her anında, kendi veri tabanından hareketle evrilir. Toplum içindeki varlıklar, hareketler, partiler, ideolojiler de öyle. Bolşevikler Bolşevik olarak doğmadılar; ama hem koşulları gereği, hem de kendi seçmelerinin sonucu, oraya evrildiler, öyle oldular. O seçmelerinin arasında “tarafsız kalmak†diye bir şey pek yoktu. Bolşevik politik pratiğini, kusursuz, eksiksiz bulduğum için söylemiyorum bunları. Öyle değildi. Ama sonuçta anlamlı ve çok önemli bir siyasî deneyimdir.
Dünyanın her yerinde sınıf mücadelesi var: ekonomik, politik, ideolojik düzeylerde. Her yerde toplumsal değişim var. Ama her yerde “devrim†yok. Neden? İrade eksikliğinden mi? Aslında o bile koşulların ürettiği bir sonuç. ABD’de otururken, “Haydi, arkadaşlar, Bolşevik tipi örgütlenmeye girelim†derseniz, sizi izleyen fazla insan çıkmıyor.
Ama mücadele durmuyor. Ve her mücadele içinde yapacak bir şey vardır. Bunun doğrultusu da bellidir: kitleleri siyasete katmak ve kendi kaderleri hakkında karar sahibi olmalarına mümkün olduğu kadar fazla imkân yaratmak. Bu genel hedefe engel olan yapıları temizlemek, etkisiz kılmak. Bunları yaptığınızda ille “devrim olur†demiyorum elbette, ama “devrim yaklaşır†(tabii bunu da insanların ellerine tüfek alıp bir iktidar devirmeleri anlamında söylemiyorum; insanların geçirdiği dönüşümün çapı ve niteliğine bağlı bir şey olarak görüyorum bunu). Çünkü insanların eylemli olması, otoriteye karşı bağımsız olması, toplumun demokratik ve katılımcı ilkeler içinde hareket etmesi, eğer ortada ne dediğini ve ne yaptığını bilen bir sosyalist hareket varsa, zaten onun istediği şeydir.
Bir sosyalistin, “Ben X’le ittifak yapamam, çünkü o yeterince ‘demokratik’ değil†demesi de absürd bir şeydir. Çünkü sosyalist zaten en olgun demokrasinin sosyalizmde mümkün olduğuna inanır. Bu doğruysa, kiminle ittifak yapıyor olursa olsun, mantıken, kendisi kadar “demokrat†olmayan biriyle aynı yolda gidiyordur. Ve aynı yolda gidiyor olmak, ona “sen yeterince demokrat değilsin. Ama, olmalısın. Şu tavrını şu şekilde değiştirmelisin†demeye engel değildir. Her ittifak aynı zamanda bir mücadeledir.
Ama benim, sözgelişi, AKP’ye dönüp “DTP’yi kapatma girişimine ses etmemiştin. Bunun yanlış olduğunu şimdi anlıyor musun?†diyebilmem için, şu ortamda, “birbirlerini yesinlerâ€den başka bir söylemle ortaya çıkmam gerekir.
Tabii, ileride Ergenekon’la “dostluk anlaşması†imzalamayı tasarlıyorsam (verdiğim ilk örnekte olduğu gibi) ve zaten böyle bir şeyi midemin kaldırabildiği bir yapıdaysam, o zaman iş başka. O zaman olur.