Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Murat Belge Röportajı
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi

BAŞLIK: Murat Belge Röportajı

Murat Belge Röportajı 03 Haz 2008 10:43 #561

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
  • www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=51379


  • Ben Murat Belge'den nefret edenlerden değilim..Gerçi öğrencilik yıllarında Yalçın Küçük etkisiyle "sivil toplumcu" diye ederdim..

    Önemli bir entellektüeldir; ve düşünen, kafa yoran, anlamaya çalışan insanların o kadar da çok çıkmadığı bir ülkede şöyledir, böyledir diye nefret edilecek biri değil bence.

    Ancak bir takım tutarsızlıkları olduğunu düşünüyorum; anti-militaristliği ve sivil toplumculuğu o kadar ileri götürüyor ki, sırf düşmanın düşmanı dostumdur mantığıyla, AKP gibi son derece gerici bir partiyi bile destekler konuma düşüyor. AKP'den resmen bir demokrasi havarisi yaratıyor..Bence bir zorlama..

    Bir de madem Radikal'de bu anlattığınız şeylerden rahatsız oluyordunuz da, niye bunca süre yazmaya devam ettiniz.? Bu soru sorulmuş ama cevap son derece yetersiz. Bu konumdaki bir insanın kendini geçindirememesi diye birşey sözkonusu olabilir mi? Hani ağzının içine bakan douyurlması gereken koca bir ailesi olsa empati gösterebiliriz..ama Radikal son zamanda böyle olmadı ki..Yayın politikası her zaman böyleydi..Benim aklıma fazla para göz çıkarmaz olasılığından başka birşey gelmiyor..

    Ah bir de AKP'nin din tarafından düzenlenen bir kamusal hayat istemediğinden nasıl emin olduğunu açıklasa ya?

    Cvp:Murat Belge Röportajı 03 Haz 2008 12:32 #566

    • AliOsman
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Hatip
    • Gönderiler: 522
    • Karma: 7
    Ben Ömer Laçiner hariç, bu taifeden biraz sıkıldığımı itiraf edeyim. Zekaları, birikimleri için söylenecek bir şey yok ama özellikle Murat Belge'nin sol da durduğu konusunda ciddi şüphelerim var. Bu adamlara sorulması gereken soru net aslında : Anti-kapitalist misin değil misin ? Murat Belge'nin bu soruya vereceği cevap bence 'evet' değildir. Bu guruba kısmen Ahmet İnsel'i de dahil ediyorum. 'Sol' ama ne kadar anti-kapitalist bilemiyorum.

    Cvp:Murat Belge Röportajı 03 Haz 2008 15:53 #569

    • onder
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Yönetici
    • Gönderiler: 1144
    • Karma: 8
    Anti-kapitalist olduklarını beyan ederler mi bilemiyorum..Gerçi Belge bizatihi bu röportajında komunist olduğunu beyan ediyor..Bence inanmak durumundayız..Başka ne olasılık olabilir ki? Hani ülkede komunizm çok güçlü olsa, komunistim diyerek bir truva atı olarak gerçek komunistlerin aklını çelmeye çalıştığını belki iddia edebiliriz. Gerçekten çok ama çok az insan böyle bir üç kağıda tenezül edecek kadar aşağılık olabilir..Böyle birşeyi niye yapsın ki, maddi çıkarlar yüzünden mi? Eeh bu adam istese onbinlerce dolar maaş alan TV anchorman'leri, köse yazarları gibi olamaz mı? Sahip olduğu birikimlerle bu adam bir Mehmet Barlas, Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök gibi olamaz mı? Bugün açık açık ben liberalim dese ne kaybeder? Bence kaybetmez, tam aksine bütün kapılar açılır..

    Aslında bu adamların anti-kapitalist olmayışı türünden ben de anti-kapitalist değilim..Yani pratik açıdan hemen şimdi yapılabilecekler açısından..Pratik acil ihtiyaç olarak önümüzde duran bence anti-kapitalist mücadele değildir. Kendi yaşamımız süresince de olabileceğine pek ihtimal veremiyorum.Şöyle bir düşün, biz anti-kapitalistiz de ne oluyor? Kaçımız ev, aile, kariyer,sevgili, maddi geçim sorunlarından başımızı kaldırıp da "anti-kapitalist" mücadele veriyoruz..Bak şu sitenin hiçbir ciddi yükümlülük talep etmeyen son derece mütevazi çabasına dahi insanların kaçı, kendi bireysel sorunlarından başını kaldırıp da günde topu topu bir 5dk'sını ayırabiliyor? Ama lafa geldiğinde mangalda kül bırakmayıp "anti-kapitalist" olabiliyoruz..O yüzden ben kendi varoluşum küçük-burjuva hesaplarla örülmüşken, başkalarını anti-kapitalist olmamakla eleştiremiyorum.

    Ha bu kimseye yönelik bir suçlama değil..Maalesef durum bu..Hepimiz bu "suça" ortağız..Zaten anti-kapitalist mücadele vermenin maddi koşulları oluşmuş değil, hem dünyada hem Türkiye'de.Bizler ancak gerçek anlamda anti-kapitalist mücadelenin verilebileceği zemini gelecek kuşaklar için hazırlayabiliriz..Şu an ülkenin gündeminde olan konuların yüzeyselliğine bakarsak aradaki açıklık ortaya çıkar..İnsanlığın bütün sorunları bitmiş de bir tek türban sorunu kalmış gibi gündemi belirliyor, hatta solcuların gündemini bile..

    O yüzden bu adamların kısa/orta vadeli mücadeleye yönelik söylediklerine önem vermek gerektiğini düşünüyorum ben, eleştirelliği kaybetmeden tabii..Zira gerçekten anti-kapitalist mücadeleye zemin hazırlayacak konuları gündeme getiriyorlar..Ahmet İnsel "sol kendini iktisadi alana hapsetmekten kendini kurtarmalıdır" diyor ki, benim için sadece bu saptama bile onu sevmem için yeterlidir..Son derece doğru bir saptamadır, bugünkü solun en temel problemini kesin bir şekilde formüle ediyor..Ve dikkat edersen, böyle bir saptamayı bir liberal asla ve asla telaffuz edemez. Zira onlar herşeyin ama herşeyin iktisadi süreçlerin gereklerine boyun eğmesini talep eder.."Aman Sosyal hakları arttırmayın ekonomi çöker", "aman AKP'yi kapamayın sermaye kaçar" ..Onlar için toplumun bütün sorunları ekonominin gereklerine göre ele alınmalıdır..Hal böyleyken birinin çıkıp da iktisadi aklın ötesinde düşünmek gerekir demesi bence çok önemli bir göstergedir, insanın niyetini anlamak açısından..
    Son Düzenleme: 03 Haz 2008 16:33 Düzenleyen onder.

    Cvp:Murat Belge Röportajı 03 Haz 2008 17:32 #572

    • AliOsman
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Hatip
    • Gönderiler: 522
    • Karma: 7
    Önder, söylediğim gibi bu kişilerin zeka ve birikimlerine söyleyeceğim hiçbir şey yok. Ama ben kimseye sen soyalist misin, komünist misin diye sormuyorum. Olmayabilirler... Olmak zorunda da değiller. Ama beraber yürüyeceksek, anti-kapitalist olması şart. Ve bu konu hakkında her hangi bir şüphe duymamalıyım. Eğer özledikleri dünya, bu dünyanın makyajlı hali ise aynı yere bakmıyoruz, dertlerimiz ortak değil demektir. Okumaya çalışan bir insan olarak, Murat Belge ve benzer düşünürlerin anti-kapitalist özelliklerinin daha sık hem kendilerine hem de bizlere hatırlatmaları gerekir, diye düşünüyorum.
    Ahmet İnsel'in durumu biraz daha farklı... Sol adına gayret sarfeden, dertleri olan ve bunu paylaşan birisi... Lakin bir tarafı ile bakıldığında aristokrasi ve cumhuriyet aydınlanmacılığı gibi tarzları var. Teorik olarak değil bu benzerlik, halktan uzak ve biraz da yukarıdan bakan, hafif elitist .... Şehirli olmak ile burjuva olmak arasında gidip gelen bir şeyler işte... Buna rağmen Ahmet İnsel'i severek okurum... Keza çok da iyi bir insan olduğunu biliyorum.

    Cvp:Murat Belge Röportajı 03 Haz 2008 18:04 #574

    • onder
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Yönetici
    • Gönderiler: 1144
    • Karma: 8
    Kendine sosyalist diyenlerin ulusalcı olduğu ve anti-emperyalizm populistliği ile anti-kapitalistliğin unutulduğu bir ortamda kaygılarını kesinlikle paylaşıyorum..Şu politik ortamda koministliğin de, sosyalistliğin de herhangi somut bir gönderimi bence kalamdı. O yüzden anti-kapitalistliğin temel belirleyici olması gerektiği fikrine yüzde yüz katılıyorum..

    Ama ben Belge'nin bu dünyanın makyajlı halini istediğini hiç sanmıyorum..Bizdeki gibi yozlaşmış ulusalcı versiyonuna göre değil, klasik/evrensel anlamına göre komunist olduğuna inanıyorum..Ama reel politik açısından bence bazen saçmalıyor -AKP konusunda olduğu gib-, bu da bence militarizme duyduğu hınçtan kaynaklanıyor..

    Benim bu tür yazarlar hakkında söylemek istediğim şu; kendimizle kıyaslıyorum. Şu 3 kuruşluk lükslerimize, boktan ayrıcalıklarımıza bile dört elle sarılabiliyor, onları kaybetmekten korkuyoruz değil mi? Şu kölelikten pek bir farkı olmayan kariyerlerimizi politikanın çok daha önüne koyabiliyoruz değil mi? Ama lafta anti-kapitalistiz..

    Şimdi bir de bu adamların yerine koyalım kendimizi..Bizimkilerle kıyaslanamayacak kadar büyük olanakları var bu adamların..İsteseler taşın altına ellerini hiç sokmadan, kanal kanal dolaşıp liberalizm satarak krallar gibi yaşarlar..Ama hala kendi bildikleri doğruları savunuyorlar..Murat Belge uluslararası her ermeni konferasına katılıyor, tarihimiz sorgulamalıyız diyor..Daha birkaç ay önce, "bir dine ihtiyaç duysaydım İslamı değil, Hristiyanlığı seçerdim" diye bir beyanat verdi..Boy boy gazetelerde çıktı..Bunu demek cesaret ister..Bilgi Üniversitesinde kendisinden bir kaç ay ders aldım..Abartmıyorum, bir silahı kapıp gelen bir serseri adamı oracıkta çok kolay öldürebilir. sıfır güvenlik, sıfır kontrol..Türkiye koşullarında adam resmen heran öldürülme riskiyle yaşıyor..

    Kendi doğrularını çekinmeden dile getiriyor; populist olmuyor. Öyle olsaydı diğer "komunistler" gibi ermeni sorununu anlamaya çalışmayıp, yok böyle birşey deyip geçerdi..Bizim klasik solcu teorisyenlerin hepsi aslında çok daha populist. Anti-emperyalist olursan, ulusalcı görünürsen daha çok prim topluyorsun..En azından birilerine yaranabiliyorsun..Yalçın Küçük de olduğu gibi..Bakıyorsun çok daha radikal, çok daha agresif..Nihat Genç gibi son derece sıradan bir adam bile daha çok popüler oluyor..Oysa Belge ne liberallere ne solculara yaranabiliyor..

    İnsel'in aydınlanmacılığı konusunda ise bir fikrim yok doğrusu..1-2 makalesi dışında bir eserini okumadım..ama şahsen ben en azından bu topraklarda aydınlanmacılığa soğuk bakmıyorum..AKP'yi düşünürsek, Türk aydınlanmasının hala sonuçlanmadığını görürüz bence..

    Cvp:Murat Belge Röportajı 26 Tem 2008 20:14 #614

    bence sorun 90ların sonunda ufak ufak başlıyor. özellikle sosyalizm, türkiye ve gelecek kitabından sonra gittikçe, daha sonradan kendisinin ifade edeceği gibi, siyasal liberalizm ve hatta kimi yönleriyle ekonomik liberalizme doğru bir çizgi değişikliği izlenebilir. (liberal düşünce topluluğu ile yakın bir yayınevi olan liberte'den derleme kitabı çıkmıştı yanlış hatırlamıyorsam.) aynı dönem anladığım kadarıyla sosyalist hareketin kendisiyle de fiziken mesafenin açılıp, uluslarası sivil toplum ile yakınlaşma başlıyor.
    kendisi bence şu an somut durumuyla, türkiye'de daha önce rastlanmayan haliyle, gerçekten liberal bir pozisyondan fikir üretiyor. vaktinde cogito dergisinde çıkan bir röportajında da sosyalist olduğunu ifade etmiş ama bunu daha çok ütopik sosyalistlere benzer tarzda anladığını ifade etmişti. faşizme bakışı da klasik liberal bakışla çok içiçe. gramsci döneminin croce'si de faşizmi hep kapitalist devletin arkaik unsurlarının iktidara gelmesi benzeri, sapma bir rejim tipi olarak dikkate alıyordu. "bugünün" ürettiği değil, eskinin bugüne el koyması olarak faşizmi düşünmek; aslında murat belge'nin de son dönem faşizm analizleri düşünülünce çok benzer değil mi? ha keza bilcümle sol-liberalde de... kemalistler arkaik, yeni dünyanın şartlarına uyum sağlayamıyorlar v.s... bunun çok daha soluk kopyası oral çalışlar da filan görülebilir.
    ama murat belge üzerinden gidersek, asıl dikkat çeken konu; son 15 senedir marksist külliyatta olup bitenden ve hatta bunun türkiye'deki yansımalarından pek haberdar gözükmemesi. zaten verdiği ürünlere bakılınca açık seçik anlaşılıyor, ilgi alanının nereden nereye evrildiği... (sendika.org'da bence isabetli bir şekilde bunu belirtiyor metin özuğurlu)

    oysa kendisi bir zamanlar tam da böyle bir pozisyon içerisinde gramsci'yi farklı okumuş, althusser'i ve o okulu türkiye'ye tanıtmıştı. ve anladığım kadarıyla da en son oralarda kalmış. zira türkiye'de althusser yeni çevrilir ve okunurken 80lerde, yurtdışında çoktan aşılmış, başka mecralara geçilmişti.
    kendi spekülatif yorumumla kapatayım, althusseryen okulun "kavram" merkezli yapısı, liberalizmin toplumsal güç ilişkilerini yoksayan soyut mantığıyla uyuşabilen bir içeriğe sahip. dünya'da bir çok althuseryenin başına gelen murat belge'nin de başına geliyor aslında. zira toplumsal güç ilişkileri ve aslında bunun kapitalizm altındaki adı olan sınıf mücadelesi kavramı, teorik alet kutunuzdan bir kere eksilince bu tür geçişler yaşamamak gayet mümkün.
    tesev'in başkanı can paker de bir röportajında bunu kendi diliyle ifade etmişti aslında, marksizmden liberalizme geçiş "determinizm"i ortadan kaldırınca çok kolaydır diye...

    herkese selamlar...

    Cvp:Murat Belge Röportajı 27 Tem 2008 09:52 #618

    • onder
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Yönetici
    • Gönderiler: 1144
    • Karma: 8
    "althusseryen okulun "kavram" merkezli yapısı" derken neyi kasettiğini biraz açabilir misin? Althusser ikinci kaynaklar üzerinden referanslarla biliyorum ancak.

    Aslında ben liberalizmi kafadan redetmiyorum. Galiba biraz II.Enternasyonal'in konumuna yakın duruyorum. Ama elimde değil, Türkiye gibi kapitalist gelişim çizgisine çok geç girmiş ve köklü bir toplumsal mücadeleler geleneği olmayan (öyle mi acaba?) bir ülkede sosyalizmin önünün ancak köylülüğün altedilmesi ile olabileceğine inanıyorum. Salt üretim ilişkişleri anlamında değil, zaten bu yol kapalı gibi, bu saatten sonra "ağır sanayii hamlesi" yapacak durumumuz yok herhalde. Zaten bu mesele benim gördüğüm kadarıyla sosyalizm içinde çıkmaza girdiğimiz ana başlıklardan biri. Yani klasik teori daha doğrusu bir hayli mekanik versiyonu zihinsel dönüşümün üretim süreçlerinden alınan rolle belirlendiğini söyler. Leninizm bu mekanik varyanta, "bilinç taşıma" nosyonu ile "alternatif üretti". Ve benim bildiği yegane alternatif de hala bu..ancak bu bile bilincin taşınabilirliğini olanaklı hale getiren bir potansiyeli gerektirir: yani taşınan bilinci özümseme potansiyelini, yani işçi olmayı. Şimdiki durumda bunun "bile" pek bir şansı yok zira Narodnik Rus köylülüğü ile İslamcı Türk köylülüğü arasında çok fark var.

    Liberalizme dönersek, Türkiye'de sosyalist hareketin de önünü açacak bir liberalizme kısa vadede bence ihtiyaç vardır. Taraf ile farkım AKP'in asla ve asla kendilerinin savunuculuğunu yaptiği tarzdan liberal bir dönüşümün öznesi olamayacaği. Olacağını iddia ediyordan bunu Altan'ın edebi köşe yazıları ile gösteremezsin. Akademik çalışmalar ortaya çıkarman gerekir.

    Bir de en ifrit olduğum şeylerde biri, 3-5 sene içinde İslamı seçmen tabanın resmen iteleye iteleye 47%'miş gibi gösterilmesi..Bence yok böyle birşey. Bu %47'in içinde siyasi islamla ilgisi olmayan, yani ona yönelik taleplerle değil, bariz iktisadi taleplerle verilmiş oylar var. Adamlar adeta ilk esinti ile toplumun sanki %47'si islamcı olmuş gibi sineye çektiler ve onun üzerinden muhafazakarlık ile uzlaşma "teori"si yapıyorlar. Ülkenin kendi dinamikleri bence bu kadar muazzam bir islamcı kesim üretemez. Dış aktörlerin etkisi burda hissediliyor. Sanki ABD zorla kendi iradesine rağmen Türkiye'yi "ılımlı islam" çizgisine çekmeye çalışıyor. Benim gördüğüm en büyük tehlike bu. Türkiye halkının sınıf bilinci olmadığı için, inanılmaz savruluşlar yaşayabiliyor, akıllara ziyan bir şekilde pozisyon değiştirebiliyor. Politik tavrını sınıfsal ideolojik belirlenimler değil, konjukturel tepkisellikler belirliyor.

    Hatırlayalım, Apo yakalanıyor, bunu duyuran Koalisyon'nun en zayıf ortağı olarak Ecevit yapıyor, bir sonraki seçimlerde DSP ve MHP en güçlü iki parti olarak çıkıyor. 2001 krizi patlıyor, bir önceki krizin en büyük partisi 2%'ye düşüveriyor. Tarihte bunun bildiğiniz ikinci bir örneği var mı? Şahsen benim aklıma gelmiyor..

    Geçen Yıldırım Türker Cüneyt özdemir'in Bodrum'dan bir gözlemini alaycı bir dille aktarıyordu. Cüneyt, bir balıkçının nolur noolmaz diyerekten Atatürk posterini kaldırdığını anlatıyormuş. Yıldırım bununla alay ediyordu. Ben duyunca dehşete kapıldım. Türkiye insanını bence çok iyi özetliyor. Bizim halkımız gibi sınıfsal bilinci gelişmemiş halklar ekinler gibi rüzgarın yönünde eğilir. Eğer dış güçler de uzun vadede Türkiye'ye ılımlı islam modelini biçtilerse bunun göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşmesi mümkündür..

    Murat Belge'nin sorunu bence "sol adına" liberalizm için kimi destekleyeceğini bilmemesi. Bu halk militarizme karşı ancak dindarlara oy verir, dolayısıyla militarist statükoya karşı liberalizmi ancak onlar savunabilir gibi bir mantık yürütüyor..bence yanlış..YDH hareketi benzeri birşey şu konjuktürde çıksa bence başarılı olurdu. Ama bana öyle geliyor ki küresel güçlerin bizzat kendisi Türkiye'nin evrensel anlamda bir liberalizme geçisini istemiyorlar (ha bu arada hemen belirteyim ben iktisadi değil siyasi bir liberalizmden bahsediyorum). ABD'in kendisi için çok önemli olan İslam/Ortadoğu coğrafyasında örneğin Fransa gibi güçlü bir liberal devletin isteyebileceği en son şey olduğuna inanıyorum. İktisadi bunalım içindeki AB'de üretici değil tüketici bir Türkiye ister herhalde.

    Neyse bu kadar spekulasyon yeter. Sonuç olarak artık kimse Murat Belge'nin sosyalist politika tarafında olduğunu iddia edemez galiba.

    O değil de Ümit Kıvanç, Cemil Ertem gibi insanların da koroya katılmış olması üzdü beni

    Cvp:Murat Belge Röportajı 27 Tem 2008 12:05 #619

    onder yazan:
    "althusseryen okulun "kavram" merkezli yapısı" derken neyi kasettiğini biraz açabilir misin? Althusser ikinci kaynaklar üzerinden referanslarla biliyorum ancak.

    aslında şuydu demeye çalıştığım, althusser "özeleştiri öğeleri" kitabında, daha önceki eserlerinde "sınıf mücadelesi"ne çok az yer verdiğini ifade eder. yani gündelik, somut hayatın güç ilişkilerine duyarsız kalan, "üretim tarzı", "üretim ilişkileri" v.b. kavramları mümkün mertebe netleştirmek derdi baskın gelmiştir. bu soyutlama mantığının daha sonra da devam ettiği üzerine spekülatif laftı benimki. şimdi üretim tarzı'nın yerine, liberal demokrasi, normalleşme v.b. gibi kavramlar yer değiştirdi sadece.



    Aslında ben liberalizmi kafadan redetmiyorum. Galiba biraz II.Enternasyonal'in konumuna yakın duruyorum. Ama elimde değil, Türkiye gibi kapitalist gelişim çizgisine çok geç girmiş ve köklü bir toplumsal mücadeleler geleneği olmayan (öyle mi acaba?) bir ülkede sosyalizmin önünün ancak köylülüğün altedilmesi ile olabileceğine inanıyorum. Salt üretim ilişkişleri anlamında değil, zaten bu yol kapalı gibi, bu saatten sonra "ağır sanayii hamlesi" yapacak durumumuz yok herhalde. Zaten bu mesele benim gördüğüm kadarıyla sosyalizm içinde çıkmaza girdiğimiz ana başlıklardan biri. Yani klasik teori daha doğrusu bir hayli mekanik versiyonu zihinsel dönüşümün üretim süreçlerinden alınan rolle belirlendiğini söyler. Leninizm bu mekanik varyanta, "bilinç taşıma" nosyonu ile "alternatif üretti". Ve benim bildiği yegane alternatif de hala bu..ancak bu bile bilincin taşınabilirliğini olanaklı hale getiren bir potansiyeli gerektirir: yani taşınan bilinci özümseme potansiyelini, yani işçi olmayı. Şimdiki durumda bunun "bile" pek bir şansı yok zira Narodnik Rus köylülüğü ile İslamcı Türk köylülüğü arasında çok fark var.

    aslında dünyadaki politik mücadelelere bakınca tam da söylediğine aksi yönde, köylü veya daha doğrusu belki de, tarım kökenli hareketlerin acaip bir hareketlilik gösterdiği. dünyanın bildiğim haliyle işçileri arasında olmayan enternasyonal, tarım kökenli harektler arasında mevcut (via campesina) brezilya topraksız kır işçileri hareketi, uzak asya'daki çeşitli hareketler, jose boveler filan... bizim köylülüğümüzün de bu kadar dünya dışı olduğunu düşünmüyorum. ödp insiyatifiyle uğraşılan tarım sendikaları var, ne kadar başarılı olurlar bilemiyorum. bir de sonuçta en fazla 30 sene önce bu köylüler toprak işgal ediyor, devrimcileri saklıyordu (ihbar ettiği gibi). bence mücadele tarihimizi halen daha çok iyi bilmediğimzden, bize devlet geleneği, doğu toplumu gibi nosyonlar gerçek görünebiliyor. en özgürlükçü yayınevlerinin yayınladığı tarih kitapları bile, yazılı tarihten dolayısıyla egemenler arası tarihten bahsediyor. dolayısıyla okuduğumuz da karşımıza çıkan genellikle merkez - çevre ikilemini zihinlerde üretecek bir bürokrat - taşra çekişmesi. oysa yazılı olmayan bir şekilde insanların da tarihlerince mevcut bir mücadele birikiminin olduğunu düşünüyorum, yeni yeni keşfedilecek belki de.

    Murat Belge'nin sorunu bence "sol adına" liberalizm için kimi destekleyeceğini bilmemesi. Bu halk militarizme karşı ancak dindarlara oy verir, dolayısıyla militarist statükoya karşı liberalizmi ancak onlar savunabilir gibi bir mantık yürütüyor..bence yanlış..YDH hareketi benzeri birşey şu konjuktürde çıksa bence başarılı olurdu. Ama bana öyle geliyor ki küresel güçlerin bizzat kendisi Türkiye'nin evrensel anlamda bir liberalizme geçisini istemiyorlar (ha bu arada hemen belirteyim ben iktisadi değil siyasi bir liberalizmden bahsediyorum). ABD'in kendisi için çok önemli olan İslam/Ortadoğu coğrafyasında örneğin Fransa gibi güçlü bir liberal devletin isteyebileceği en son şey olduğuna inanıyorum. İktisadi bunalım içindeki AB'de üretici değil tüketici bir Türkiye ister herhalde.



    bence ydh yine çıksa çok başarılı olmaz, zira soy liberal bir anlayışın popülerleşmesi ancak akp tarzı "bizim mahalleden çıkma badem bıyıklılarla" olur, tamamen kozmopolit bir elit takımının seçmen nezdinde bir çekim kuvveti yaratmayan saflığında değil.
    türkiye taşra burjuvazisinin liberalizminin canlı örneği doğrudan akp'de cisimleşmiyor mu? gittikçe bir iktidar teknolojisi haline gelmiş bir islam anlayışı (sadaka, zekat, vakıflar/belediyeler üzerinden aynı yardımlar)... yani islamcılık onlar için kimlik değil (en azından bizim böyle görmememiz gerek bence), ezilenleri/emekçileri mücadeleden alı koyan, onları ehlileştiren bir içerikte, işlevde okumak gerekiyor bence. birikim çevresinin de türkiye (otantik) burjuvazisinin demokratik devrimi diye anlatmaya çalıştığı galiba bu.
    ve en nihayetinde evrensel standartlarda bir liberalizmde, çoğunlukla liberalizm hedeflenerek değil; bir denge noktası sonra mümkün olduğunu unutursak bence murat belge'nin yürüttüğü varsayıma yakınlaşırız. herkes kendi mücadelesini verirken, solculara/sosyalistlere düşen ehveni şerin peşinde koşturmak, asker olmak. oysa tam da tersine bir durumda, liberal demokratik düzen en basitiyle mümkün olabilir. latin ülkelerinde çatır çatır fabrika işgallerinin olduğu, neo liberalizme karşı savaşıldığı, solun kendi adaylarını çıkardığı (lula'nın ilk defa aday olup, seçilemediği dönem), tarım örgütlerinin kurulduğu bir dönemin sonunda tasfiye edildi militarizm.
    bizde ise tam tersine neo korporatist iki bloktan birini seçmemiz isteniyor.
    Son Düzenleme: 27 Tem 2008 12:10 Düzenleyen mehmet özgür.

    Cvp:Murat Belge Röportajı 27 Tem 2008 20:26 #620

    • onder
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Yönetici
    • Gönderiler: 1144
    • Karma: 8
    yani islamcılık onlar için kimlik değil (en azından bizim böyle görmememiz gerek bence), ezilenleri/emekçileri mücadeleden alı koyan, onları ehlileştiren bir içerikte, işlevde okumak gerekiyor bence.


    Kesinlikle...Yüzde yüz katılıyorum..Bugün karşı karşıya kaldığımız muhafazakarlaşma, anadolu kültürünün bir kendi ortaya koyması, bir kimlik hareketi vs değil..Bir yerlerde ben de benzer bir saptamayı fethullahçılar için yapmıştım. Bu hareket salt dinsel ya da salt bir iktisadi çıkar birliği değili..Bu ikisinin bir diyalektik birliği..Benzer bir durum Tapınak Şovalyeleri için sanırım çok daha rahat söylenebilir..Bunlar çok erken bir tarihte avrupanın feodal krallarına kredi açan bankaların ilk nüvesi olarak çıkmış..Böyle bir iktisadi çıkar birliği salt alış veriş, sıradan ticari faaliyetler ile kurulamazdı..Ya da tersi olarak dinsel bir "kimlik"/cemaat bu kadar güçlü olarak sadece tasavvuf faaliyetleri ile kurulamazdı..

    YDH konusundaki çözümlemelerine ise kısmen katılıyorum..Benim iddiam biraz yarım kaldı..Elitizm, seçkincilik konusunda haklısın..Ama benim kastettiğim YDH'in birebir klonu olacak bir yapı değildi..Daha ziyade Özal'ın Dört eğilimi birleştiren bir merkez partisi perspektifinin, daha farklı bir kombinasyonla hayata geçirilmesi idi..Halkın muhafazakar değerlerini okşayan ama onun tek insiyatif alıcı olmasına izin vermeyen bir yapı..Yani baş aktörün evrensel bir liberalizmi forse ettiği, diğerlerinin ana eksene eklemlendiği bir yapı. Bu bana çok imkansız görünmüyor..Daha önce de dediğim gibi 47% "islamcı" oy bir şişirmedir..Senin çok güzel bir ifadeyle "iktidar teknolojisi" diye belirttiğin bir "mühendislik" çalışmasının ürünüdür. Bir tasarım sözkonusudur..Yeşil kuşak, BOP gibi şeylere bu teknolojik yaklaşım daha çok uyuyor..Zaten ben de bu yüzden, aynı malzemenin farklı bir mğhendislik tasarımına konu olabileceğine inanıyorum...

    latin ülkelerinde çatır çatır fabrika işgallerinin olduğu, neo liberalizme karşı savaşıldığı, solun kendi adaylarını çıkardığı (lula'nın ilk defa aday olup, seçilemediği dönem), tarım örgütlerinin kurulduğu bir dönemin sonunda tasfiye edildi militarizm


    fikrine ise ilkesel olarak katılıyorum ama latin amerika ile türkiye arasındaki radikal muhalefet gelenekler açısından düzey farkı türkiye özelinde pratik olarak da katılmamı engelliyor..Bu konuda biraz karamsarım..Türkiye'de merkezdeki sol hareketin müzmin bir zayıflığı ve gericliği sözkonusu, o yüzden sosyalist solun reel politik alanında çok etkili olabilmesi için vaktin henüz erken olduğunu düşünüyorum..Kanımca sosyalist sol yıllardır boşladığı bir toparlanma, netleşme, kadrolaşma, liberal bulaşıklıktan kurtulma sürecinden geçmeli öncelikle..Bunun göreceli olarak çok kısa bir sürede olacağını düşünüyorum..Sağolsun Taraf istemeden bu toparlanmaya biraz katkıda bulundu gibi geliyor bana..Taraf olmasaydı sosyalist solun içindeki liberal unsurlar "özgürlükçü sol" olarak algılanmaya devam edecekti..

    aslında dünyadaki politik mücadelelere bakınca tam da söylediğine aksi yönde, köylü veya daha doğrusu belki de, tarım kökenli hareketlerin acaip bir hareketlilik gösterdiği. dünyanın bildiğim haliyle işçileri arasında olmayan enternasyonal, tarım kökenli harektler arasında mevcut (via campesina) brezilya topraksız kır işçileri hareketi, uzak asya'daki çeşitli hareketler, jose boveler filan...


    Bu konuda haklı olabilirsin..Özellikle küresel ısınma dolayısıyla nitelikli tarım arazilerinin azalması tarım kikenli hareketleri dünyanın merkezine daha da koyacak gibi görünüyor...Mücadele tarihimizi çok iyi bilmediğimiz de doğru..özellikle benim çok eksiğim var bu konuda..Alternatif okumalar yapılabilir..Gelirse aklımıza iyi kitaplar, bunları paylaşalım..

    Cvp:Murat Belge Röportajı 05 Ağu 2008 13:35 #635

    • guclu
    • ÇEVRİMDIŞI
    • Hatip
    • Gönderiler: 345
    • Karma: 7
    Murat Belge'nin zihin dunyasini anlamaniz icin Cengiz Candar'in esinin kendisiyle yaptigi roportaj kitabini okumanizi oneririm. Kitapta cok dikkat cekecek bir bicimde Reel Sosyalizmin cokmesinden duyulan sevinc belirtiliyor. Hatta Berlin Duvari yikilmaya baslayinca cok buyuk bir coskuya kapilmis Belge, bunu da saklamiyor. Eski Dogu Bloku kendi icinden bir emekci hareketiyle donusse ve bundan bir sevinc duyulsa anlarim ama kapitalizmin butun karanligiyla dunya uzerine cokmesinden baska bir anlam tasimayan 189-90 surecinin, bir sosyalisti mutlu etmesi cok anlamsiz.

    Kitapta Belge, Helsinki Yurttaslar Dernegi ve uyesi oldugu benzer orgutlerin aleni olarak ABD tarafindan yonlendirildiginden de ustu kapali soz ediyor. Bundan da herhangi bir rahatsizligi yok.

    Benim icin Belge de Laciner de Birikim de bitmistir. Yaklasik bir senedir boyle dusunuyorum. Sonunda bilincli bir cabayla Solun belli kesimlerini dumura ugratmayi basardilar. Sadece Tanil Bora'yi ayri tutuyorum iclerinde. Gerisinin gozumde bir itibarlari yok.
    Sayfa oluşturulma süresi: 0.44 saniye
    Top Posters Posts
    onder 1144
    AliOsman 522
    Murat 415
    guclu 345
    emrahpolat 315
    hasever 290
    fetekos 89
    mehmet özgür 68
    Murattı 49
    pia 44