Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

"Türk Arap'sız Yaşayamaz"
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1
  • 2

BAŞLIK: "Türk Arap'sız Yaşayamaz"

"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 11 Haz 2010 05:43 #2896

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Türkiye'nin istikameti belli oldu. İki haber;

1. "Türk Arapsız Yaşayamaz"

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14990933.asp?gid=373

"Arabın, Türk hem sağ gözüdür, hem sağ koludur": Mehmet Akif'ten alıntılayan RTE.

2. AB'ye giremedik ama ODB'ye (Orta Doğu Birliği) giriyoruz, kurucu üyesiyiz hatta.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14990938.asp?gid=373

Aslında çok şey söylerim de, kızgınlığımdan uzatmak istemiyorum. Geçen Hasan'ın Türkiyeli sağcılar için söylediğini Türkiye solcuları için de söylemek lazım diyerek bağlıyorum.

Türkiye sağcıları hiçolmazsa politikayı biliyorlar, nasıl takiye yapılacağını da. Türkiye solcusunun ise onun bunun kuyruğuna takılıp, halka şirin görünmeye çalışmaktan başka bildiği hiçbirşey yok.

Bildik İslamcı hareketin kostüm değiştirip AB'yi yanlısıymış gibi görünerek, merkezin oylarını nasıl hanelerine yazdırdıklarını bile göremedi bizim solcular ve "dürüst", tarihsel kökenlerine sahip çıkan liberaller..

Gerekli populist hegemonya, sistem için "siyaseten doğru" söylemlerle böylece kurulduktan sonra, asıl el böyle açılır işte..Hakikaten takdir etmek lazım, adamlar bu işi bizden çok daha iyi biliyorlar..

Türkiye tipik bir Orta Doğu ülkesi yapıldığında hesap sormak için o safdil demokrasi havarilerini, sözde liberalleri ve AB karşıtı sözde solcuları nerde bulacağız bakalım..Hiçbirşeyi değil de, önümüzdeki seçimi de AKP kazanırsa artık kaçınılmaz olacak sonuç, yani Orta Doğululaşmamız tamamlandığında AB karşıtı, İslamo-Sosyalist perspektifler geliştirmeye çalışan solcuların söyleyecek ne lafı olacak onu merak ediyorum.

Yanlış anlaşılmasın, AB'yi sorgusuz sualsiz yücelttiğimden değil..En kötü durumda bunun politik bir havuç olarak kullanılmasından bahsediyorum, Sinema diliyle söylersek, AB'nin bir McGuffin olarak kullanılmasından. AKP, AB sürecini mükemmel bir şekilde bir McGuffin olarak kullandı, Avrupa'yı bir Hristiyan kulubü olarak görüp aslında nefret ediyor olmalarına rağmen..Solcular ne yaptı; fakir ama onurlu, dürüst anadolu delikanlısı romantizmi ile "Ne AB, Ne ABD Tam Bağımsız Türkiye" gibi sloganları öne çıkardı ve o hep şirin görünmeye çalıştıkları halkın "makul" orta sınıfları tarafından, eski kafalı, marjinal, hayalperest tipler gibi algılanmanın ötesine geçemediler.

Böylece 10-15 yıl öncesine kadar gerçek toplumsal tabanları %10-15 hadi bilemedin %20'yi geçmeyecek dinci kitle, koca Türkiye'yi aldı götürdü kendi istediği yere doğru, yavaş yavaş..Hadi dön dönebilirsen uçurumun kenarından..Bu gidişat nasıl öngörülmedi, nasıl karşı hamleler yapılamadı aklım havsalam almıyor..

En çok anlamadığım ise şu; şimdi muhafazakar taban pastası birden çok büyük görünmeye başlayınca, halkımızın değerlerine saygılı olmalıyız vs mantığıyla Yeşil Bir Soyalizm türü popülizmler gündeme gelmeye başladı ya, demek ki sol populist politikaları ilkesel olarak redetmiyor..Peki öyleyse AKP'yi topu topu %20-25 bir tabanla, %47'lere çıkartan, ve böylece bütün ülkenin belki önümüzdeki yüzyıldaki bütün bir seyrini belirleyecek kudrete ulaştıran AB populizmi niye dışlandı? AB, üzerinde yapılabilecek çok uzun tartışmalar bir yana, AKP gibi kadim bir anti-modern, anti-aydınlanmacı gücün kucağına bu kadar kolay bırakılacak bir konu muydu? Onu alıp kullanarak, nasıl asıl gerçek ellerini açmaya cüret eder hale geldiklerini görüyoruz..Hani AB'in ideallerini, ütopyasını vs geçtim, en sığ, en içten pazarlıklı, en takiyeci politik bir mantıkla düşünecek olsak bile, Sol niye benzerini yapmayı düşünmedi, böylesine "siyaseten doğru" taktik politikalar geliştirmeye uygun bir konu karşısında kafayı kuma gömmekten veya toptan reddiyeden daha kötü bir yaklaşım olabilir miydi?

Sadece şu soruyu sormak isterim; AKP, AB sürecine RP gibi toptan karşı çıkıyor görüntüsü verse, şimdi açık açık dillendirmeye başladıkları yaklaşımlarını ifşa etmiş olsalardı %47'e hiç ulaşabilirler miydi?

Önümüzdeki seçimleri de bunlar kazanırsa, bence Fukuyama'nın Berlin Duvarı'nın yıkılması üzerine söylediği o "Tarihin Sonunun" gelmiş olması tezi Türkiye için geçerli olacaktır. O seçim sabahı Türkiye için post-modern bir ortaçağ'ın miladı olacaktır, bir daha birkaç yüzyıl bu topraklarda sol adına en küçük bir kıpırdanma olmaz..Ha yoksulluk artacakaktır, çelişkiler keskinleşecektir vs..Ama biliyoruz ki, Ortadoğu'da koşullar ne olursa olsun, anti-kapitalist bir başkaldırma olmaz, sadece Yahudi düşmanlığı ya da mezhep farklılıkları ile belirlenen dinsel çatışmalar olur ancak..

O seçim sabahı Andre Gorz'tan uyarlayarak, kendi ülkemiz için "Elveda Proleterya" diyebiliriz..Tam zamanında vatan değiştiriyorum galiba..
Son Düzenleme: 11 Haz 2010 05:59 Düzenleyen onder.

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 11 Haz 2010 10:53 #2897

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Önder,

Alıntıladığın haber ve yorumları ben de görmüş ama tıklamamıştım (hala tıklamadım). Kim ne demiş, ne demek istemiş pek ilgilendirmedi beni. Bu "Arap" meselesi, bana sorarsan, sanıldığından da derin bir meseledir. Kemalist Devrimden, Osmanlı devletine ve hatta Selçukluya kadar gider. Ben, Arapça ve Farsça bilmememizin en büyük entelektüel eksikliklerimizden olduğuna inanlardanım. Bilmeyince ne mi oluyor, en küçüğü, Gazze'yi kaptırdığımız gibi koca bir Mezopotamya ve çevresini islam siyasasına kaptırmış oluyoruz.İzzet-İkram'da vurgulamay çalıştığım "emek hırsızlığı" meselesini Faik Bulut bütün çıplaklığıyla anlatmış (Vatan gazetesinin kendisiyle yaptığı röportajda)

Önder,

Yine de beni esas etkileyen, Hayalet için söylediğin sözler oldu. Yaz sonu veda eder demişsin ya, mesaiye başlamadan okudum, ve bir hayli üzüldüm. Bütün özetimiz bu Önder, en iyi projemiz bile "ortalama piyasa sorunlarına" kurban oluyor. 5 yıldır neredeyse tek başına oteki.ch'yı ayakta tutmaya çalışıyorum (duasız ve parasız); yıllık gideri düşük, sistem de göreceli küçük olduğundan geriye klavye, zaman ve emek kalıyor; onlar da var. Demiştin ya edebiyat bizim tek katığımızdır zira sermaye gerektrimez diye,çok doğru. Ve fakat biz bu İnternet işini de kotaramazsak ne olacak halimiz

Yalçın Hoca, "ihtilal dediğin, üç kişiyle yapılır" der, üç kişi varız diye düşünüyorum, ha bu sayı 30 olur, 300 olur, 3000 olur, öper başımıza koruz. Sana daha evvel demiştim, Hayalet'in aylık gideri yüksek, bir şekilde makul bir düzeye indirirsek neden devam etmesin. Hep dediğim gibi; bir solcunun parasızlıktan başka sorunu yoktur ve İnternet bunu aşmamıza bir fırsat veriyor...

Sevgiyle

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 11 Haz 2010 16:22 #2898

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Hasan,

Doğrusu hem Arap konusunda hem de e-hayalet'i kapayıp kapamama konusunda benim kafam bir hayli karışık.

Arap meselesinden başlarsak; konun belirttiğin gibi çok derin olduğundan hiç şüphe yok. Dillerini daha iyi bilerek ya da kültürlerine daha yakın olarak o coğrafyayı, İslamcı siyasete kaptırmamış olabilir miydik? Açıkcası bana pek mümkün görünmüyor. İstersen önyargı de, İslam coğrafyasında Sol'un yeşermesi bana ontolojik olarak mümkün görünmüyor, yani eşyanın tabiatına aykırı gibi geliyor. Hatta birgün bütün kültürler arka arkaya sol ütopyaya yüzlerini çevirmeye başlasa bile, buna katılmayacak tek kültürün İslam kültürü olduğunu düşünüyorum. Ne bileyim, İslam'ın değişmesi mümkün görünmeyen sert çekirdeğinin tek bir örneğini vermek yeter; insan nüfusunun yarısının, kadınların, mutlak bir gözetim altında tutulması gereken, üzerinde sert bir iktidar kurulmazsa her türlü musibetin kaynağı olarak algıanmasının değişmesi mümkün mü? Daha ilk düzeyde, devasa bir iktidar yapısıyla karşı karşıya geliveriyorsun..Ataerkilliğin toplumun adeta genetiğine yerleştiğini düşünürsen, kadını nerdeyse insan altı düzeyde gören bir anlayışın kadim ataerkillikle nerdeyse doğal bir süreç olarak eklemlenmesi de çok kolay oluyor.

E-hayalet'e gelirsek; sadece para meselesi yok aslında. e-hayalet orda durdukça çekimine kapılmaktan kendimi alamıyorum. Bu da muazzam bir meşguliyet doğuruyor..Kendimi hala öğrenci gibi hissetmeme yolaçıyor. Ama malum hayat bir kampüs değil..Keşke olsaydı..

Nicelik, benim bulunduğum oluşumları değerlendirmede hiçbir zaman kriter olmadı. Malum; başka bir toplumsalığı kurgulamaya çalışmanın kendisinin bir hayli marjinal bir faaliyet. Hayatın "gerçekleri" ile hergün yüzleşmek zorunda kalınca, bu faaliyetin çocukca/naif görünmeye başlamaması için her an bir iç mücadele vermek gerekiyor, ki bu da nerdeyse İngilizce'de "Biblical Proportions" dedikeri düzeyde büyük bir iç hesaplaşma demek..Fani sıradan bireyler olarak katlanmak zor; hayatı es geçiyor olma, treni kaçırıyor olma paranoyaları çöküyor..İnsan kendini saftirik bir enayi gibi hissediyor bir süre sonra. Neyse saçmalıyorum galiba..

Neyse bakalım..Siteyi mevcut haliyle daha ucuz bir yere taşımak çok zahmetli bir iş..Gözümde büyüyor doğrusu..Bir kere siteyi, yeni, ucuz server'de çalışabilmesi için bir hayli temizlemek, sadeleştirmek gerekiyor ki başlı başına bir iş; günler alır..Mevcut haliyle ucuz serveler için ağır siklet kaçar gibime geliyor, çok daha yavaşlayabilir. Sonra Joomla altyapısını yeni server'de kurmak, import/export etme vs.vs çok iş anlayacağın..

Belki e-hayalet.net adresini senin oteki.ch'ye forwardlarız, bundan sonrakı yazışmaları da orda yaparız? Ne dersin?

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 12 Haz 2010 22:36 #2899

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Sevgili Önder,

Seni biraz dinlendirsek iyi olacak galiba... Kötü günler için zulada tuttuğum iki inernet sitesi var. Eğer birgün Hayalet'i yönlendirmek gerekirse, ki umarım zorunda kalmayız, onlardan birine yönlendirmemiz daha isabetli olur sanırım. oteki.ch Hayalet için yerel kalır. solbellek.org veya solsola.org isminden birini kullanbiliriz. Şu anda ikisi de aynı yere bağlı. Gönlüm Hayalet'i bu haliyle korumaktan yana zira çok emek verilmiş ve o emekten yararlanması gereken bir sürü insan var. Diyorum ki ben joomla'yı benim serverda bir deniyeyim, bakarsın taşıyabiliriz.

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 13 Haz 2010 17:17 #2900

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Hasan Merhaba,

Hocam olay yorulmakla pek alakalı değil aslında, daha çok bağımlılık gibi birşey.
Okduğun her kitap, haber, seyrettiğin her film, başından geçen her ilginç anektod, tanık olduğun bir durum vs hakkında hemen "hadi bunu sitede paylaşayım, bakalım benzerleri aynı şey hakkında ne düşünüyormuş" beklentisine giriyorsun.

İşin patalojik yönü, sanki ortada gerçekten bir paylaşım varmış yanılsamasına girmek..Aslında ortada bir paylaşım ve etkileşim falan yok, birkaç kişi kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz aslında.

Bu gibi, klasik sol pratik anlayışının dışına çıkan şeyler deneyip kayaya tosladığında solun yenilgisinin aslında görünenden de ne kadar daha derin olduğu anlaşılıyor; sol birkaç kuşağı kaybetti. İnternetin olanaklarını kullanamıyor olmamız da bunun bir göstergesi sanıyorum. İnternet programcılığında canavar gibi olan gençlerin hiçbiri demek ki sola yakın durmuyor, demek ki sol postmodern zamanları hi-tech gençlerine hitap edemedi. Bu işin teknik yönü; bir de iletişim alanında ortaya çıkan yeni paradigmaya adapte olamama yanı var. Facebook'un, Eksi sözlüğün, Wikipedia'nın muazzam başarıları, yeni bir iletişim paradigmasının göstergeleriydi..Sol bunu da kavrayamadı, klasik yazar-okur tabanlı modele takıldı..Sonuçta çağın değişen trendlerine adapte olamayıp, yeni kuşaklarla bağ kuramamış bir sol duruyor karşımızda..En genci aşağı yukarı bizim yaşlarımızda olanlar. Dolayısıyla sol, yeni zamanların iletişim ve etkileşim modelleri karşısında yaşlılığın bir sonucu olarak bir hayli muhafazakar kalmış durumda. İşin karamsarlık yaratan boyutu bu; sol yaşlandı, sol teknik beceriler edinemedi, postmodern zamanlarda gereken çevikliğe ulaşamadı, hantal kaldı..Bu yüzden ufukta da pek bir ışık görünmüyor..

Neyse..Belki sadece bireysel bir karamsarlık anı sözkonusu benim için..

Eğer Joomla'yı senin server'de çalıştırabilirsen devam edelim..İşin maddi yükü olmayacağı için, bir köşede dursun deriz..Belki internette gezinen birilerinin yolu ara sıra düşer..Ancak mevcut server'e ayda $60 vermek artık zor..Beraber yola çıktığımız insanlar dönüşümlü olarak masrafları karşıladığından kimse için pek bir yük olmuyordu. 1-1.5 yılda sıra geliyordu..Ama görünen o ki tek sponsor ben kaldım..Ya da 2-3 arkadaş daha..ama dönüşüm peryodu kısalacağı için, kimsenin pek gönüllü olacağını sanmıyorum her 6-9 ayda bir 3 aylık ödenti olarak $180 vermek için..

Umarım Joomla'yı senin serverde kurmayı başarırsın..Eğer yardım gerekirse bana yazabilirsin..İnşallah çalışır..Dediğin gibi çok emek verdik..Ben de kapanmasını istemem aslında, e-hayalet bağımlılığını da bastırmaya çalışırım artık..

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 13 Haz 2010 18:21 #2901

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Önder,

Benim server: www.dynamic-net.ch/index.php

Listede Joomla'da var; yani çalışıyor. Sorun taşımamız olabilir ve özellikle de türkçe karakterler. Ama sadece Hayalet için bir paket alsam bile yıllık 90 Isviçrre Frankı, bir ömür tutabilirim yani... Sen Joomlanın yeni versiyonu diyordun, umarım çıkmıştır...

Not; Databank ve FTP toplam ne büyüklükte?

Selam
Son Düzenleme: 13 Haz 2010 18:24 Düzenleyen hasever.

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 13 Haz 2010 18:50 #2902

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Selam Hasan,

Taşımak işin en kolay kısmı. Bir tane backup/clone programımız var. Burdan backup'ı alıyorsun, yeni serverde extract ediyorsun sadece..Tek tuşluk iş nerdeyse.

Beni kaygılandıran bazı programların çalışamayacak olması. Malum Joomla açık lisans, GPL. Dolayısıyla açık koda göre yazılmıs her program sorunsuz çalışır. Ancak bizim sitede, açık kodla değil, encrypt edilmiş kodlarla yazılmış ücretli programlar var. Kitap/film/müzik tanıtım bölümü, Profil sayfası/aktivite beslemesi (son aktiviti) vs..Bu tür ücretli programların ektsradan istediği yetkiler oluyor; geçen de dediğim gibi klasör hiyerarşisinide serverın Joomla'ya ayrılan ana klasörünün daha üstünde bir yerlere de yazma yetkisi istiyor..Shared server'larda server administrayonu verilmiyor, servis sağlayıcı da güvenlik açısından Joomla'nın üstündeki yerler yazma ve execute yetkisi vermek istemiyor..Senin shared service yıllık 90 frank ise, belki dedicated server'ı da ucuzdur..Soyle en ucuzundan Decicated server da kiralıyorlardır belki..Bir soruşturma imkanın olur mu?

Joomla'nın yeni versiyonu 1.6'nın Beta2 versiyonu çıktı..Beta2 yeterince güvenilirdir, stable versiyonu beklemeye gerek yok..

Bizim database yanlış hatırlamıyorsam 20Mb civarı..Türm siteyi backup'lamaya kalktığında tar dosyasının ebatı 7-8Gb oluyor. Dolayısıyla sanıyorum normal durumda sitenin tamamı 10-12Gb yer kaplıyor.

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 13 Haz 2010 18:55 #2903

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Bak bizi kaldıracak kada, mevcut konfigurasyonumuza benzer bir dedicated server buldum senin servis sağlayıcı da;

http://www.dynamic-net.ch/vserver/p_vergleich.php

Biri aylık 79 frank, diğeri 99 frank.

Bu frank kaç dolar yapıyor ki?

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 13 Haz 2010 19:10 #2904

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Düzeltme;

10-12 Gb dediydim ama yanılmışım..Az önce kontrol panelinden gerçek değeri okudum: 28Gb

benim sandığımdan bile büyükmüş..28Gb yer kaplayacak ne yaptık ki, hayret..tabii cok fazla resim, grafik dosyası vas var..


Gördüğün gibi siteyi ucuz bir alana taşımak için bir hayli temizlik yapmamız gerekiyor..

fotograf yarısması bölümünü, sinema/kitap/müzik tanıtım kısmını elemek gerekecek..zira en çok grafik dosyası bu bölümlerde yer alıyor..

Dolayısıyla siteyi bütün resim dosyalarından arındırıp, sadece yazı/forum/blog haline getirmek ve çok az resim kullanmak gerekiyor..

ama bence hiçyoktan iyidir...tamamen kapamaktansa sadece yazıları tasırız..zaten film tanıtımları, fotograf/albüm bölümü vs hiç kullanılmıyor..

Cvp:"Türk Arap'sız Yaşayamaz" 14 Haz 2010 06:11 #2905

  • hasever
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 290
  • Karma: 10
Önder,

Dediğin gibi grafik ağırlıklı bölümleri çıkarırız, böylece Server sorunu da kalmaz. Kullandığım siteler de bu şekilde yayın yapıyor ve hızda bir sorun görünmüyor. Aylık 100$ lık bir üyelik de pahalı bence, hem "non-profit" mantığına da ters; gelir yok, abonelik yok dolayısıyla gideri en aza indirmek lazım. Dediğin gibi Yazı-Forum-Blog bölümünü alırsak, 10GBlık bir paket yeterli olur sanırım; Yıllık gideri 100 CHF yani 88$ (1$=1.14CHF)

Ne dersin?
  • Sayfa:
  • 1
  • 2
Sayfa oluşturulma süresi: 0.43 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44