Türkiye'nin istikameti belli oldu. İki haber;
1. "Türk Arapsız Yaşayamaz"
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14990933.asp?gid=373
"Arabın, Türk hem sağ gözüdür, hem sağ koludur": Mehmet Akif'ten alıntılayan RTE.
2. AB'ye giremedik ama ODB'ye (Orta Doğu Birliği) giriyoruz, kurucu üyesiyiz hatta.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14990938.asp?gid=373
Aslında çok şey söylerim de, kızgınlığımdan uzatmak istemiyorum. Geçen Hasan'ın Türkiyeli sağcılar için söylediğini Türkiye solcuları için de söylemek lazım diyerek bağlıyorum.
Türkiye sağcıları hiçolmazsa politikayı biliyorlar, nasıl takiye yapılacağını da. Türkiye solcusunun ise onun bunun kuyruğuna takılıp, halka şirin görünmeye çalışmaktan başka bildiği hiçbirşey yok.
Bildik İslamcı hareketin kostüm değiştirip AB'yi yanlısıymış gibi görünerek, merkezin oylarını nasıl hanelerine yazdırdıklarını bile göremedi bizim solcular ve "dürüst", tarihsel kökenlerine sahip çıkan liberaller..
Gerekli populist hegemonya, sistem için "siyaseten doğru" söylemlerle böylece kurulduktan sonra, asıl el böyle açılır işte..Hakikaten takdir etmek lazım, adamlar bu işi bizden çok daha iyi biliyorlar..
Türkiye tipik bir Orta Doğu ülkesi yapıldığında hesap sormak için o safdil demokrasi havarilerini, sözde liberalleri ve AB karşıtı sözde solcuları nerde bulacağız bakalım..Hiçbirşeyi değil de, önümüzdeki seçimi de AKP kazanırsa artık kaçınılmaz olacak sonuç, yani Orta Doğululaşmamız tamamlandığında AB karşıtı, İslamo-Sosyalist perspektifler geliştirmeye çalışan solcuların söyleyecek ne lafı olacak onu merak ediyorum.
Yanlış anlaşılmasın, AB'yi sorgusuz sualsiz yücelttiğimden değil..En kötü durumda bunun politik bir havuç olarak kullanılmasından bahsediyorum, Sinema diliyle söylersek, AB'nin bir McGuffin olarak kullanılmasından. AKP, AB sürecini mükemmel bir şekilde bir McGuffin olarak kullandı, Avrupa'yı bir Hristiyan kulubü olarak görüp aslında nefret ediyor olmalarına rağmen..Solcular ne yaptı; fakir ama onurlu, dürüst anadolu delikanlısı romantizmi ile "Ne AB, Ne ABD Tam Bağımsız Türkiye" gibi sloganları öne çıkardı ve o hep şirin görünmeye çalıştıkları halkın "makul" orta sınıfları tarafından, eski kafalı, marjinal, hayalperest tipler gibi algılanmanın ötesine geçemediler.
Böylece 10-15 yıl öncesine kadar gerçek toplumsal tabanları %10-15 hadi bilemedin %20'yi geçmeyecek dinci kitle, koca Türkiye'yi aldı götürdü kendi istediği yere doğru, yavaş yavaş..Hadi dön dönebilirsen uçurumun kenarından..Bu gidişat nasıl öngörülmedi, nasıl karşı hamleler yapılamadı aklım havsalam almıyor..
En çok anlamadığım ise şu; şimdi muhafazakar taban pastası birden çok büyük görünmeye başlayınca, halkımızın değerlerine saygılı olmalıyız vs mantığıyla Yeşil Bir Soyalizm türü popülizmler gündeme gelmeye başladı ya, demek ki sol populist politikaları ilkesel olarak redetmiyor..Peki öyleyse AKP'yi topu topu %20-25 bir tabanla, %47'lere çıkartan, ve böylece bütün ülkenin belki önümüzdeki yüzyıldaki bütün bir seyrini belirleyecek kudrete ulaştıran AB populizmi niye dışlandı? AB, üzerinde yapılabilecek çok uzun tartışmalar bir yana, AKP gibi kadim bir anti-modern, anti-aydınlanmacı gücün kucağına bu kadar kolay bırakılacak bir konu muydu? Onu alıp kullanarak, nasıl asıl gerçek ellerini açmaya cüret eder hale geldiklerini görüyoruz..Hani AB'in ideallerini, ütopyasını vs geçtim, en sığ, en içten pazarlıklı, en takiyeci politik bir mantıkla düşünecek olsak bile, Sol niye benzerini yapmayı düşünmedi, böylesine "siyaseten doğru" taktik politikalar geliştirmeye uygun bir konu karşısında kafayı kuma gömmekten veya toptan reddiyeden daha kötü bir yaklaşım olabilir miydi?
Sadece şu soruyu sormak isterim; AKP, AB sürecine RP gibi toptan karşı çıkıyor görüntüsü verse, şimdi açık açık dillendirmeye başladıkları yaklaşımlarını ifşa etmiş olsalardı %47'e hiç ulaşabilirler miydi?
Önümüzdeki seçimleri de bunlar kazanırsa, bence Fukuyama'nın Berlin Duvarı'nın yıkılması üzerine söylediği o "Tarihin Sonunun" gelmiş olması tezi Türkiye için geçerli olacaktır. O seçim sabahı Türkiye için post-modern bir ortaçağ'ın miladı olacaktır, bir daha birkaç yüzyıl bu topraklarda sol adına en küçük bir kıpırdanma olmaz..Ha yoksulluk artacakaktır, çelişkiler keskinleşecektir vs..Ama biliyoruz ki, Ortadoğu'da koşullar ne olursa olsun, anti-kapitalist bir başkaldırma olmaz, sadece Yahudi düşmanlığı ya da mezhep farklılıkları ile belirlenen dinsel çatışmalar olur ancak..
O seçim sabahı Andre Gorz'tan uyarlayarak, kendi ülkemiz için "Elveda Proleterya" diyebiliriz..Tam zamanında vatan değiştiriyorum galiba..