İktidar sahiplerinin ezilenlerin acılarına karşı duyarlı olmalarını beklemek komunistlere değil "Güzel Ruhlara" yakışır. Ama insan komunist de olsa, yönetici sınıfların zikrlerini fikirlerine bu kadar aleni uyarlamaları karşısında şaşırmaktan kendini alamıyor. Buyrun RTE ne buyurmuş; "Maden kazaları mesleğin kaderidir."
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/14794328.asp?gid=373
RTE, lafını esirgememe yönünde yarattığı imajla popüler oldu. Davos'taki çıkışı vs üzerinde siyasi karizmasını yarattı. Ancak işte böyle durumlarda o aynı "karizma", mentalitesinin sınıfsal belirlenimini ifşa yönünde de işliyor. Aslında bu açıdan RTE gibiler, bu "samimi" lafları sayesinde halkın sistemin işleyişini anlamalarını sağlama, uyanma gibi etkiler yaratabilecekleri için, komunistler tarafından solcu gibi görünen sinsi liboşlardan daha çok sevilmelidir. Zaten RTE de bizler tarafından ancak bu anlamda sevilebilir herhalde.
Olayın bu pragmatik/marjinal faydasını geçer ve septomatik yönüne bakarsak ne görürürüz? Toplumu yönetebilmeme, baskı altında tutabilme yeteneği gittkçe zayıflayan, daha doğrusu zayıflayacak olan Burjuvaji'nin dinin "afyon" işlevine vurguyu gittikçe arttırıyor olduğunu değil mi? RTE'nin argümanlarına bakın; "Kadere inanmayan adamın ne söylediğimi anlayabilecek kapasitede olduğu düşünülemez".
Önceleri bizim şaşkın solcuları da kendi ideolojilerine hegemonize eden "Türban" mağduriyeti ile çıktılar. Olay basit bir kültürel/kimlik siyaseti boyutuna indirgendi. Toplumsal üretim süreçleri ile değil, haklar, özgürlükler bağlamıyla sınırlıydı söylemleri. RTE'nin bu beyanı ile, kültürel bir hak talebinden, dinsel argümanlarla toplumun üretim ilişkilerinin örgütlenişi hakkında pozisyon almaya bir geçişi görüyoruz.
Ölmek işçilerin kaderidir, 30 yaşına bile gelmemiş çocuğumun Genel Müdür olması, gemi sahibi olması da benim. İşte o anlamak için büyük derinlik gerektiren kader algılayışının meali budur.
Türban'a özgürlük talebinden buralara, yani kapitalist sistemin dinsel argümanlarla savunuluşuna geçileceğini görmek için Siyasal Bilimler uzmanı olmaya gerek yoktu aslında..Ama zihinsel yapısı, aktüel olanın ötesine geçemeyen bizim entelijyamız sadece şimdinin koordinatları içinde düşünür. Halkımızla barışık olmalıyız popülizmine kapılarak, dinsel ideolojilerin tarih boyunca sistemin bekası için çalıştığı kadim gerçeğini unutuverir.
RTE'de CHP'ye karşı özgürlükçü bir yön bulanlara, güçlü esen çağın dinci, mistik Zeitgeist'in rüzgarlarına kapılıp Komunizmin İslamla flörtünü savunanlara ithaf olunur..