PKK'nın şehir örgütlenmesi (KCK) oldukları gerekçesi ile seçilmiş Kürt politikacılara karşı yoğun gözaltılar başlatıldı. PKK'yı ve türevlerini politika dışı bırakmak (tasfiye) niyetiyle yapılmış olan bu göaltılar ile AKP Hükümeti iyiden iyiye kendini, çözüm bahşeden, lutufda bulunan; karşıt olabilecek hiçbir düşünceyi, hiçbir tarihi ve demografik gerçekleri ciddiye almadan, çözümü tek başına yapma kararlılığında olduğunu gösterdi.
Bu 'kararlılık' operasyonları , RTE'nin ABD ziyareti neticesinde, hemen toplantı sonrası, Obama ile beraber, PKK'nın ortak düşman ilan edilmesi ile ayyuka ulaştı. Bu hoyratça ve alçakça yapılan gözaltılar ile konuşan-konuşmak isteyen Kürt muhattaplarını da diskalifiye etmiş oluyorlar. Bu ziyadesi ile tehlikeli durum. 'Kürtler ile Türkler arasında içsavaş çıkmaz' efsanesini çöpe attıracak kadar bile tehlikeli.
Devlet aklının yitimi olduğu teşhisinin ardından küfürlü ifadeler kullanan Diyabakır Belediye Başkanın durumundan da, her ne kadar söyleyene değil söyletene bak denilse de , akıl kayıbının aslında her iki taraf için de geçerli olduğunu anlaşılıyor. Bu durum da yukarıda altını çizmeye çalıştığım sorununun, aslında bir yıl öncesine göre nasıl farklı bir yapıya dönüştüğünün de en iyi göstergelerinden birisi olduğunu düşünüyorum.