Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu

Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu 20 Kas 2009 18:10 #2724

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Birgün'de Melih Pekdemir Kemalizm hakkında bir yazı kaleme almış. Gördüğüm kadarıyla Birgün Kemalizm hakkında bir yazıdizisi hazırlamış. Sözkonusu yazı da sanıyorum bu bağlamda yazılmış:

KEMALİZM, ANTİ-KEMALİZM VE HATTA ANTİ-ANTİ-KEMALİZM…

Yazı, sosyalist perspektifin Kemalizme yaklaşımının ana çatısını ortaya koyuyor. Metnin ana gövdesini ne yazık ki çoğumuzun paylaştığı tespitler oluşturuyor. Dört gözle, somut olarak, yani güncel politik tavır olarak ne yapmamız gerektiği konusunda saptamalar var mı diye okudum ama maalesef bu açıdan genel ilkelerin yinelenmesinden öte birşey bulamadım.

Ancak yine de Melih Abi, Kemalizme karşı demokrasi/çok seslilik/kimlik vs gibi kolayca istenilen her yöne hegemonize edilebilecek kavramların, çalışanlara/ezilenlere karşı nasıl yeni bir statüko yaratılması için kullanıldığını, anti-Kemalizmin nasıl yeni bir ideolojik hegemonya kurmanin "modus operandi"si haline getirildiğini ele alan ender yazılardan birini kaleme almış;

Anti-Kemalizm günümüzde moda oldu. Çünkü anti-Kemalizm şimdi muktedirdir, saldırgan güçtür. “Kemalizm” ise artık savunma pozisyonunda; bu haliyle, yani artık sadece bir “anti-anti-Kemalizm” olabildiğinden, orijinal Kemalizm’le alakası azalmıştır dahi denebilir


Ergenekonculuk ile birlikte, Kemalistlik suçlaması, bir zamanlar her muhalife yöneltilen “komünist” suçlamasının yerini aldı bile!


ABD ve AB… Daha Refah Partisi döneminde, örneğin Amerikalı ideolog B. Lewis Kemalizm’in miadının dolduğunu, ılımlı İslam’ın tercih edilmesini söylememiş miydi? Zaman ve Taraf gazetesi filan aslında sadece bu sözleri tekrarlayıp duruyorlar. ABD’nin gerekçeleri malum, çok yazdık çizdik. Burada konuyla doğrudan bağlantısı bakımından, liberallerin ve cemaatçilerin dertlerini hatırlayalım yeter:
Bu kesimler kendi toplum mühendisliği tarzlarına rakip gördükleri için Kemalizm’e şiddetle itiraz ediyorlar


Bu sitede ben de, Melih Abinin yukarıdaki gözlemlerine benzer sebeblerden dolayı, moda anti-kemalizme karşı çıkmak gerektiğini dile getiren pekçok yazı yazdım. Kemalizme yaklaşıma farklı sosyalist tavır alışlar ne kadar farklı olursa olsun, ortada sanırım her sosyalist için bariz olan bir olgu var: Bugün karşı karşıya olduğumuz moda anti-kemalizm ve kemalistlere karşı sürdürülen cadı avı, ezilenlerin özgürleşmesi yönünde sürdürülen bir kampanya değildir. Bu, yeni bir iktidar formunun oluşturulmasından başka birşey değildir. Bu yeni iktidar formunun da ezilenler açısından Kemalist iktidardan daha ileri olduğu söylenemez. Bunun en bariz kanıtıolarak da, sözkonusu anti-kemalist kampanyanın, bir taban hareketi olarak değil bir toplum mühendisliği operasyonu olarak çıkması gösterilebilir.

Buraya kadar Melih Abiye, anti-kemalist kampanyaya karşı pekçoklarının ortamın gazıyla ihmal ettikleri, sosyalistlerin göstermesi gereken ihtiyatlı yaklaşımı sergilemesi açısından katılıyorum. Sosyalistler, elbette her modernist ideolojiyi olduğu gibi Kemalizmi de eleştirir, zira sosyalizm modernizmin ötesine geçer. Ancak bu, nerden gelirse gelsin, kimin projesi olursa olsun Kemalizme yönelik her türlü taarruza koşulsuz destek vereceği anlamına gelmez;

Özgürlükçü devrimciler, elbette Kemalist değildirler; ama Cumhuriyetin ve mesela laikliğin kazanılmış bir mevzi olduğunun da pekâlâ bilincindedirler, elbette bunu aşmak gayretindedirler. Bunun yerine, özgürlüğe ve sekülerliğe kast eden Cemaat kuvvetlerinin tepeden yönettiği bir rejimi savunmak akıllarının ucundan bile geçmez.


İşin analiz boyutunda Melih Abiye sonuna kadar katılıyorum. Ancak ne yapılmalı sorusuyla kendini dayatan işin pratik boyutunda tatmin edici fikirler bulamadım. İşin bu boyutunda sösyledikleri maalesef çok genel kalıyor;

Sosyalistlere göre en vazgeçilmez eksen nedir? Özgürlüktür ve eşitliktir!


Buna itiraz etmek mümkün mü? değil. Peki ama "özgürlük" ve "eşitlik" ekseninden vazgeçmemek sıradan bireyler olarak bizim yaşamlarımızda ne gibi somut bir izdüşüme sahiptir? Ne gibi bir günlük hayat praksisi ortaya koyar, ne gibi kurucu birliktelikler öngörür, günlük hayat içinde mümkün olduğunca çok yeni ilişkiler kurmak açısından ne gibi bir program öngörür.

Haksızlık etmeyeyim, bir gazete yazısı içinde böylesi devasa soruları ele almak mümkün değil. Zaten bu sorulara cevap bulunabilse, sol içinde bulunduğu duraklama döneminden çıkar.

Ancak neden kendine sosyalist diyen herkesin katıldığı en temel genel doğruları yineleyip durmanın ötesine geçip, kemalizmi yerinden ederek, kürsel sermayenin ihtiyaçlarına göre yeni bir statüko kurulması kampanyasına karşı somut kurucu praksisler üzerine odaklanmıyoruz?
Son Düzenleme: 20 Kas 2009 18:16 Düzenleyen onder.

Cvp:Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu 20 Kas 2009 21:31 #2725

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
Nasıl ki CHP, sosyaldemokrasinin statikocu, baskıcı, tek sesli, milliyetçi, iç daraltıcı, mide bulandırıcı garip, ucube halini temsil ediyorsa; yazıda bahsi geçen Kemalistler de benzer şekilde ucubeleşmişler, özünde zaten varolan merkeziyetçi, baskıcı yapısını 'sınıf atlatıp' kendi halkına komplolar kurma, gizli darbe planları yapma, kargaşa yaratmayı günlük doğal işleri haline getirmişlerdir. İktidar ( karar alma-aldırtma anlamında) şu ya da bu şekilde kendilerindeyken, toplumu özgürleştirici, ekonomiyi güçlendirici kararlar almak yerine, malumunuz işler ile meşgul olduklarından, bunları yapma işi maalesef şu anki iktidara kalmıştır. O da kendince, kendine çizilen yol haritası çerçevesinde bu işe soyunmuş, önemli-tarihi işler yapma arifesine gelmiş bulunmaktadır.

Şu anki Kemalist güçlerin ve odakların 1925-35 yılları arasındaki ilerici-devrimci dönem ile uzaktan yakından ilgileri yoktur. Kemalizm ismi arkasına sığınan, iktidarı dolaylı da olsa elinde tutmaya çalışan oligarşik bir yapıdan başka bir şey değildir. AKP'ye karşı Kemalizme kendimizi yakın hissetmek ise bence denize düşenin yılana sarılamasından başka bir şey değildir.

Cvp:Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu 20 Kas 2009 21:55 #2726

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Kusura bakma Ali Osman bu konuda seninle radikal biçimde farklı düşünüyoruz.

Mevcut iktidarın toplumu özgürleştiric, ekonomiyi güçlendirici işler yaptığına bir milyon yıl daha yaşasam, 2-3 iskenderiye kitaplığı dolusu kitap okusam benim inanmam mümkün değil. Çünkü böylesi devasa misyonları yapmaları doğalarına aykırıdır.

Toplumu özgürleştirebileceklerini iddıasının üzerinde şöyle bir durmak bile gereksiz. Olacak iş değil bu.

Ekonomiyi güçlendirmeye gelelim; en büyük göz boyama burda yaşanıyor asıl.

Bugün dünyada rekabet öyle bir düzeye gelmiş durumdaki, büyük bir ekonomik güç olmanın artık tek bir koşulu var; teknoloji üretmek, zihinlerin bilimsel tarafsızlığı ve sorgulama yetisini yerleştirmek. Sınırsız ölçüde açık, önyargısız, herşeyi sorgulayabilen kuşaklar yetiştirmektir. Çin, Hindistan gibi dini dogmaların zihinleri kötürüm etmediği ülkelerle yarışabilecek, bilimsel bir toplum yaratmak dinsel hareketlerin harcı değildir.

Reform ve Rönesans devrimleriyle dinsel boyunduruktan kurtulan Batı karşısında, Osmanlı nasıl son 4-5 yüzyılda nasıl rekabet edemediyse bundan sonra da edemez. 4-5 yüzyılda yapılamayan atılımın bundan sonra yapılacağını iddia etmek nasıl mümkün bilemiyorum doğrusu.

Nasıl ki CHP, sosyaldemokrasinin statikocu, baskıcı, tek sesli, milliyetçi, iç daraltıcı, mide bulandırıcı garip, ucube halini temsil ediyorsa; yazıda bahsi geçen Kemalistler de benzer şekilde ucubeleşmişler


Burda maşallah sözlükteki bütün olumsuz kavramları CHP'ye yakıştırmayı başarmıssın. Ne eksik kaldı acaba.

Bu yaklaşım büyük bir haksızlıktır. 50 yıldır iktidara gelememiş bir parti bütün bu köütülükleri nasıl yapabilmiş hayret.

İşin bir başka tuhaf yanı da, bugün AKP'nin yaptıklarını 1990'larda SHP HEP'i meclise sokarak yapmaya kalktığında kıyametler kopmuş, ve sosyal-demokratlar da belini bir daha doğrultamamıştı.

Senin özgürlük havarisi AKP kadrolarının yaptıkları, kolayca unutulup hepsinden bir özgürlük savaşcısı yaratılırken, CHP'li biri bir pot kırdığında hemen ipi çekilmeye kalkılıyor.

Cemil Çicek daha birkaç ay önce "Kürtler Ermeni sınırına dayandı" demedi mi? Onur Öymen'e karşı başlatılan kampanyanın benzeri yürütüldü mü? Ki bu aynı şahıs 80'lerde de flört eden gençler için fahişe demiş biridir. Şimdi "toplumu özgürleştirecek" kadroda yer alıyor.

Sonra Başbakan "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" dediğinde bu kadar kıyamet kopmuş muydu?


Neyse..Ben zihni dini dogmalarla kurulu bir hareketin ancak şekilsel, formel bir özgürleşme sunacağına inanıyorum. Formel "özgürlükleri" veriyorlar ama toplumun bağrında son derece otoriter, tek boyutlu, toleranssız bir kültürü yavaş yavaş yerleştiriyorlar..Asıl iktidarın bu olduğunu çok iyi biliyorlar..
Son Düzenleme: 20 Kas 2009 21:58 Düzenleyen onder.

Cvp:Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu 21 Kas 2009 08:48 #2727

  • AliOsman
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 522
  • Karma: 7
Evet senin de dediğin gibi konu ile ilgili farklı düşünüyoruz. Fakat farkı yaratan şeylerden bir tanesinin de benim AKP ile ilgili düşüncelerimi iyi ifade edememiş olmamdan kaynaklı olduğunu sanıyorum. Öncelikle söylememem gerekli ki AKP'yi özgürlük havarisi olarak görmüyorum. Misyonu ve vizyonu ABD tarafından çizilmiş bir partidir : Ulus-Devlet anlayışı yıkılacak, yerine muhafazakar-dindar-demokrat bir yapı oluşturulacak ! Bu yol haritası elbette kulağa hoş gelmiyor. Lakin tersinden bakıldığında varolan statükoyu savunmak ya da onu kendine yakın hissmetmek de bir o kadar sakıncalı diye düşünüyorum. Öncelikle şunu net bir şekilde koymak lazım : Varolan Kemailst kadroların, 1925-35 anlayışıyla neredeyse hiçbir ilgisi kalmamıştır. Bu anlamda bu kadrolara gereğinden fazla anlam yüklemek de doğru değildir.

Yıkılma ihtimali yüsek Ulus-Devlet kavramı arkasından gelecek olan yeni hayatta solun nasıl bir konumlanacağı, ne tür yeni argümanlar ile cebelleşeceği bence bizi ziyadesi ile ilgilendirmekte. Özelde Cemil Çiçek, genelde AKP anlayışının perde arkasının ne olacağı konusunda hem fikiriz. Ama şöyle ya da böyle Ermeni ve Kürt açılımları, içerik ve teknik anlamda itirazlarım olmasına karşın, direk karşı durulacak bir şey olarak görmediğim gibi karşı duran solcuların da İran paranoyası sebebiyle objektif değerlendirme yapamadıkları fikrindeyim.
Son Düzenleme: 21 Kas 2009 08:49 Düzenleyen AliOsman.

Cvp:Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu 21 Kas 2009 11:36 #2728

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Ali Osman,

Haklisin; farklılığın bir kısmı da yanlış anlamalardan kaynaklanıyor. Senin tarafında gördüğüm yanlış anlamaları da şöyle sıralayayım;

1. STATÜKO'yu DESTEKLEMEK DEĞİL SÖZKONUSU OLAN

Bu konu benim ve tahmin ediyorum benzer konumdakilerinin en çok müzdarip olduğu yanlış anlama bu. Toplumdaki muhafazakarlaşmaya karşı çıkmak, Atatürkçü statükoyu desteklemek, İran korkusuyla evheni şerden medet ummak değildir. Diyorlar ki, eskiden komunizm öcüsüyle toplumu manipule ediyorlardı, şimdi de İrtica öcüsüyle ediyorlar. Bunu derken asıl manipülasyonu, Kemalizm öcüsüyle toplumun muhazakarlaştırılmasını gözardı ediyorlar.

Bununla bağlantılı olarak şu görüşümü de iletmek isterim; toplumlardaki statükoların öyle Kemalizmin iktidarda olduğu kadar kısa bir sürede kurulabildiğine inanmıyorum. Statüko yapıları daha doğrusu iktidar yapıları çok daha uzun sürelerde kurulur. Bir iktidar formu, devlet aygıtını 50-60 yıl elinde tuttu diye yeni bir statüko oluşturmaz gibi geliyor bana. Asıl statüko, toplumun bağrında yüzlerce yıl içinde kurulur. Bu açıdan ben, Türkiye'de bir statüko varsa bunun Kemalist değil çok daha fazla muhafazakar statüko olduğuna inanıyorum. Bu coğrafyadaki en güçlü iktidar yapısı muhafazakar kültürdür. Bu tarz toplumun bağrındaki asıl iktidarın ne kadar güçlü , buna karşın biçimsel devlet iktidarının aslında ne kadar cılız olduğunu Sovyetlerin nerdeyse kimsenin burnu kanamadan yıkılmış olmasında görmedik mi? Nerdeyse bir sabah kalktık, "Komunist" parti kadrolarını oligarklar, mafya babaları olarak gördük. Şimdi bugünden geriye bakıp, 1980'lerin sonlarındaki Sovyet Komunist partisinin liderlerini değerlendirmeye kalksak Komunist diyebilir miyiz? Sovyetler, devrim ertesinde toplumdaki asıl statükoyu/iktidarı değiştirmeyi başaramadılar, sadece devlet aygıtını ele geçirdiler ve o aygıtın başına da eski statükodan gelen güç sahiplerinin sızmasını engelleyemediler. Sovyetlerde halk/sınıf belki aslında hiçbir zaman iktidara gelemedi ve bu yüzden olsa gerek utanç verici bir şekilde milyonlarca insanın hayatı pahasına alınan iktidar nerdeyse altın tepside gerisin geri verildi. Sınıf iktidarda olsaydı, onca zorlukla alınan iktidar bu kadar kolay verilir miydi? Türkiye'de Kemalizmin başına gelen de bence çok benzer birşey.

2. DEMOKRATİK AÇILIM, ÖZGÜRLÜK ALANLARIN GENİŞLETİLMESİ TEPEDEN Mİ OLUR

Senin de dahil olduğunu düşündüğüm solun önemli bir kısmı, AKP'in özgürlük alanlarını genişletme yönündeki yasal düzenlemelerine çok fazla anlam yüklüyor. Ancak ben bu özgürlüklerin ne kadar içselleştirildiğiyle, ne düzeyde yaşayan bir kültür haline getirildiğiyle daha ilgiliyim. Kendi günlük hayat ilişkilerime, günlük olaylara baktığımda da toplumda özgürlük algılayışının, demokratikleşmenin içselleştirildiğini, bir toplumsal kültür haline getirildiğini hissedemiyorum. AB uyum çerçevesinde bilmem kaç nolu bir yasanın çıkarılmış olması çok fazla bir anlam ifade etmiyor.

Kürt Açılımına bakalım. Yasal düzenlemeler yapılması noktasına gelinmiş olunması, bu meselenin sıradan insanların ilişkileri açısından daha iyi bir düzeye geldiğini gösterir mi? Şahsen ben asıl çözümden çok daha fazla uzaklaşılmış olduğuna inanıyorum, zira taraflar arasındaki nefret hiç olmadığı kadar artmış, kılıçlar çok daha keskinleştirilmiş gibi görünüyor. İki taraftan Sıradan insanların birarada yaşaması çok daha zorlaşmış görünüyor.

Aynı soruyu muhafazakarla ilişkiler açısından da soralım; yapılan açılımlar, muhafazakarların kendilerden olmayanlarla birarada, farklılıklara saygı çerçevesinde yaşama iradelerinin arttığını gösteriyor mu? Birey olarak ben hissedemiyorum. Son zamanlarda yapılan araştırmalar/anketler de, tahamülsüzlüğün, farklı olandan kuşkunun çok daha arttığını gösteriyor. Müslüman olmayan komşu istememe vs gibi sonuçlar vermiş olan şu anketlerden bahsediyorum.

Toplumun bağrındaki bu asli dönüşümleri geçelim, biçimsel yasal düzenlemeler açısından da AKP daha özgür, daha demokratik, daha bilimsel bir toplum yaratma yönünde bir niyeti olduğunu gösteriyor gibi gelmiyor bana. Önemsiz olduğu için değil ama ermeni, kürt vs gibi konulardaki açılımlar bir toplumu dönüştüren asıl devrim niteliğindeki açılımlar mıdır? Ermeni Soykırımını diyelim ki tanıdılar, diyelim ki Kürtlere özerklik bile verildi. Bunlar şu toplumun kronikleşmiş hangi problemlerini çözecek? İşsizliğe mi çare olacak, eğitim evrensel standartlara mi yükselecek, daha bilimsel bir toplum mu yaratacak? Post-modern liberallerin kimlik politikları dışında, AKP hangi uzun vadeli kalıcı çözümler üretmiş? Diyanetin 4-5 bakanlığınkine denk bütçesini azaltıp, kaynakları eğitime, bilime mi ayırmış? İmam-hatiplilere her yolu açmaya çalışmak kadar, açıkta atama bekleyen 300 bin öğretmene ,iş yaratacak yeni okullar açmaya mı çalışmış?

Neyse şu görüşümle bitireyim; Bu ülkede o kadar baskı altında kaldik ki, üzerinde durulmaması gereken ufacık açılımlar bile devrim niteliğinde görülüyor. AKP, benim için, 60 yıldır bu ülkeyi bilfiil yönetmiş ve ülke bugün hangi durumdaysa onu bizzat yaratmış olan DP-AP-DYP-ANAP kadrolarının, farklı bir dünya konjüktürüne göre yeniden karılmış yeni bir kombinasyonunda daha öte birşey değildir. Küresel güç odaklarının yeni ihtiyaçlarına göre yeni bir makyaj yapılmış eski bildik kadroların CHP karşısında statüko karşıtı bir yapı gibi sunulması benim anlayabileceğim birşey değil. 1950'den itibaren Ecevit'in kısa süreli hükümetleri ve SHP koalisyonları dışında nerdeyse devlet yönetiminde nerdeyse hiç yeralmamış CHP bu kadar öcü haline getirilip, "statüko"nun yegane sorumlusu gibi gösterilirken, yıllardır bifiil şu ya da bu sağ parti içinde devlet yönetiminde olmuş, statükoyu bizzat yaratmış olanların, küresel sermayenin yeni ihtiyaçlarına göre yeni bir misyon yüklenmiş eski bildik kadroların CHP'ye karşı yenilikçi olarak gösterilmesinin bu kadar başarılı olması karşısında isyan etmemek mümkün değil.
Son Düzenleme: 21 Kas 2009 16:23 Düzenleyen onder.

Cvp:Melih Pekdemir'den Kemalizm Yorumu 23 Kas 2009 15:01 #2729

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Melih Pekdemir'in şu yazısına da dikkat çekmeliyim:

HEM ÇATIŞIYORLAR HEM DE MÜTTEFİKLER...

Özellikle şu pasaja dikkat:

Günümüzde, kendisini hâlâ mağdur gösterebilen muktedir zihniyet, kendisine bir şeytan yaratmış, sürekli onu taşlıyor. “Şeytan kimdir?” diye soranlara “Kemalizm’dir” diye cevap veriyor. Öte yandan, paradoksal şekilde yine günümüzde kendisini hâlâ muktedir sanan “mağrur” zihniyet ise, kendisine kurumsal bir nitelik vehmetmeyi sürdürüyor. “Devlet nedir?” diye soranlara “Devlet benim!” edasıyla hâlâ “Devlet Kemalist’tir” cevabını verebiliyor... Oysa farkında değiller… Müesses nizamdan hızla uzaklaştırılıyorlar, bu hegemonyada artık sadece itilafçı bir çizgiye oturtulmuş, yani neo-liberalizme bel bağlamış Atatürkçü Düşünce Sisteminden söz etmeye tahammül var.
(Dolayısıyla bugün tutarlı bir Kemalizm eleştirisi, Kemalizm’i ve Kemalistleri siyasi İslam ve liberalizm zeminlerinden eleştirenlerin eleştirisiyle birlikte yapılabilir! Eleştirinin eleştirisi sayesinde…)


Bu pasajda kimi şaşkın sosyalistlerin kolayca gözünden kaçabilecek çok ama çok önemli saptamalar var;

1. Bu ülkede gerçek iktidar sahipleri Kemalistler değil kendini hala mağdur göstermeyi başaran muhafazakar zihniyettir.


2. Sosyalistler açısından direk/tek yönlü bir Kemalizm eleştirisi iktidar bloğunun ideolisini yeniden üretmekten başka işe yaramaz. Sosyalist perspektiften "tutarlı bir Kemalizm eleştirisi" ancak "eleştirinin eleştirisi" şeklinde olabilir. Hegel'den beri Marxist kuramın yöntemi budur; "olumsuzlamanın olumsuzlaması".

3. Kemalizmin bir türüyle siyasal islam, neo-liberalizm temelinde bir itilaf içindedir artık.
Son Düzenleme: 23 Kas 2009 15:02 Düzenleyen onder.
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.38 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44