Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Muhafazakarlık Yükselirken
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1
  • 2

BAŞLIK: Muhafazakarlık Yükselirken

Muhafazakarlık Yükselirken 27 Şub 2008 14:15 #256

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Güçlü'nün Muhafazakarlık Yükselirken (2) yazısındaki yorumlarla başlayan tartışma:

Sevgili Ayşe,

Bu konuda benim konumum şudur (Anti-Emperyalizm Hala Kullanışlı bir Kavram mıdır? adlı yazımda da belirttim): Başörtüşü gibi konular içinde bulunduğumuz konjuktur itibari ile sosyalist tartışmanın başlığı olamaz. Bu bir aktüel politika meselesidir ve sosyalizm aktüel politikaya kendini hapsedemez. Doğası itibariyle futuristık bir projedir ve insanların günlük hayatlarında kot pantolon mu kumaş pantalon mu giyecekleri ile ya da başlarına ne takacakları ile ilgilenmez. Bunlar sosyalist arayışının önüne koyacağı sournsallar olmamalıdır. Sosyalizm tanımı gereği en mutlak demokrasidir ve insanların bireysel tercihleri ile ilgilenmez..Üretim süreçlerinin maddi dinamiklerinin demokratizasyonu ve paylaşımın adil olması ile ilgilenir.

Oysa Türkiye'de insanlığın onca devasa problemleri çözülmüş de bir tek başörtü problemi kalmış gibi herkes bu tür konularda laf ediyor..Yani reel sosyalizmin aydınlanmacı, modernist gelişim modeli çöktü, yeni zamanlarda sosyalizm kapitalizme karşı nasıl alternatif bir üretim/paylaşım modeli sunuyor, küresel ısınmayla ilgili felaket senrayolarının gölgesinde, sürdürülebilir bir toplumsal hayat konusunda ne düşünüyor vs.vs gibi asli sosyalis tartışma başlıkları dururken, millet işi gücü bırakmış kızların başlarına ne takacakları ile ilgileniyor..

Önümüze gelen sorunların ne kadar önemli olduğuna biz karar veremeyiz.Bu topraklarda bu konu önemlidir..İstesen de istemesen de muhatap olacaksın. Benim demek istediğim bu tür konular hakkında teorik analiz yapılamayacağı, en doğru konumun bulunmayacağıdır..Bireysel bir konumlanıştır, evrensel sosyalist teori ile ilişkilendirilemez. Kızların başlarına türban takıp takmadıkları beni zerre kadar ilgilendirmiyor..Kim nasıl istiyorsa öyle giyinsin..Daha faza birşey söylenebilir mi?

Ben sosyalistlerin kendi yapacakları işleri güçleri yokmuş gibi dincilerin peşine takılıp, onların mücadelesine destek vermeyi bir demokrasi mücadelesi gibi görmelerine bozuluyorum.
Bu kendi gündemini yaratamayıp, birilerinin oluşturduğu gündemim peşine takılmak ve pasif politika yapmaktır..

Ha bunun yanında hiçbir önem atfetmeden kendi bireysel görüşümü ifade ederim ama bu görüşe taraftar toplamaya ya da benzer görüşlerdeki insanlarla, hadi bu konudaki tavrımızı eksen alarak yeni bir hareket olalım demem..Sadece bireysel bir seçimdir..Bireysel olarak da ben, hiçbir dinsel eksenli mücadeleye güvenmem, bunun bir demokrasi mücadelesi olduğuna inanmam.
Kendi ellerimle, kendi emeğimle ilk fırsatta beni ezecek bir anlayışa da destek olmam..Demokrasi mücadelesinin onca başka başlığı çözüldü de bir bu mu kaldı.?

Yine fazla önem atfetmeden de, "mahalle baskısı" denen durumun bir Türkiye gerçeği olduğuna yürekten inanırım..Bugün Kayseri'de içki içmek ya da satmak resmi olarak yasak değildir ama hadi iç bakalım içebiliyorsan..

Başörtüsü serbest olduğunda da başörtüsü takmayan kızların üniversitelere, en azından belli yerlerdeki üniversitelere giremeyeceğinden adım gibi eminim..Kimse el ele tutuşamayacak, kimse ramazanda kamusal alanlarda yemek yiyemeyecektir..

Yani sorun isteyenlerin başörtüsü takma özgürlüğü değil, başını açanların özgürlüdür..Eğer başını açanların da özgürlüğünü koryabileceğimizden emin olabilseydik, başörtüsü takanların özgürlüğünü de koruyabilirdik..Ama bunun asla böyle çalışmayacağını göremek için mevcut duruma bakmak bile yeterli..Bırakalım anadolu şehirlerini bugun büyük şehirlerde bile ramazanda içki içmek, başı açık dolaşmak taciz edilmek için yeterlidir..Hadi yalnız yaşayan bir kadın gitsin Sultanbeyli'de, Fatih'de, Üsküdar'da ev kiralamaya, hele hele evine sevgilisini getirmeye kalksın bakalım neler oluyor..

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 27 Şub 2008 15:56 #260

  • Ayse S
Selam Onder,

Tabi ki basortusu sosyalist tartismanin basligi ya da "sosyalist arayis"in bir sorunsali degil. K.Irak'a kara harekati oyle mi peki, ya da Kurtlerin kimlik talepleri? Bu konularin hicbirine iliskin sosyalist politikanin sozu olmayacak mi?

Sosyalizm aktuel politikaya kendini hapsedemez diyorsun, eyvallah peki aktuel politikanin disinda kalir mi? Tavirsız, tutumsuz? Sosyalist politikanin, siradan ortalama insanlarin (kadinlarin) gundelik yasamlarini bir bicimde etkileyen bir aktuel politika konusuna iliskin sozu/tavri olmamasi anlamli mi?

Kimin ne giyecegi bireysel bir konumlanistir, evrensel sosyalist teori ile iliskilendirilemez yazmissin ama sorun zaten kadinlarin giyimlerinin su an laikci-ulusalci egemenler tarafindan bireysel bir tercih olarak gorulmeyip egitim hakkindan yararlanmanin kriteri olarak belirlenmesi. Ayrica zaten basortusu konusunda sosyalist teori gelistirmeye gerek yok ki. Sosyalizm mutlak demokrasiyse ve her turlu ayrimciliga karsi oldugu gibi, cinsiyet ayrimciligina da karsiysa, tek olmasi gereken sosyalistlerin belli bir bicimde giyinmeyi secmis kadinlarin kamusal alanda varoluslarinin engellenmesindeki antidemokratiklige ve - bu engellenme sadece kadinlara yonelik oldugu icin - cinsiyet ayrimciligina karsi yuksek sesle karsi cikmalari.

Ben Guclu'nun Muhafazakarlik Yukselirken (2) baslikli yazisinin yorum kisminda sunu sormustum: "liberal ve solcularin radikal İslamcilarin taleplerini desteklemelerine karsiyim" derken kastettigin kadinlarin basortusuyle universiteye girme ve kamuda calisma talebi mi? Yazindan bunu anliyorum. Bence bu talebi radikal İslamcilarin/dincilerin - adi her neyse - talebi diye kategorilestirmek cok gercekci degil. Oyle olsaydi basi ortulu kadinlarin hepsi radikal İslamci/dinci olurdu ki boyle degil. Birak onu, basini ortenlerin hepsi ayni dindarlik derecesine bile sahip degil.

Demokrasi mucadelesinin onca basligi arasinda bir bu mu kaldi diyorsun. Ama sen bunu sosyalist bir erkek olarak soyluyorsun. Ben sosyalist bir kadin olarak bunu onemli bir sorun olarak goruyorum.

Bir de basortulu kadinlarin universiteye girmesiyle sanki ulkeye seriat gelecek gibi davraniliyor. Basortulu kadinlar mi universitede oruc tutmayanlari dovuyor, icki yasagini basortulu belediye baskanlari mi uyguluyor? Kayseri'de icki icmek/satmakta yasanan sorun basortulu kadinlarin universiteye girmesiyle mi artacak? Senin ifadenle ilk firsatta seni/beni ezecek olanlar zaten siyasetci, esnaf, doktor, avukat vb. olarak etrafimizda. Basortulu kadinlari eve tiktigimizda daha mi az muhafazakar bir toplumda yasiyor olacagiz?

Ayrica, basini ortenlerin ozgurlugunu savununca basini acanlarin ozgurlugunu korumaktan otomatikman nasil uzaklasiyoruz ki? Yani bu ikisi nasil birbirine bagli? Basini orten kadinlarin basini ortmeyenlere bir baskisi yok. Biz kadin orgutlerinde, hayatin icinde vb. birlikte calisiyor ve dayanisiyoruz. Baskiyi yapanlar erkekler. Onlar da zaten ya laikci-ulusalci cephede "ac" baskisi yapiyor, ya dinci cephede "kapa" baskisi. Sol, erkeklerin kadinlara yonelik bu baskilarina karsi nasil bir tavir alacak, bu onemli.

Muhafazakarlasmayla, dinci orgutlenmelerle mucadelenin basortulu kadinlarla mucadeleye indirgenmemesi gerekiyor (laikci-ulusalci cephe tam da bunu yapiyor). Ve tabi siradan insanlari tarikat/cemaatlere iten yoksulluk ve toplumsal cozulmeyle mucadele icin din-disi temelleri olan, bir arada yasamaya dayali bir ahlak ve dayanisma agi yaratmak.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 27 Şub 2008 16:38 #261

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Sevgili Ayse,

Dunyada cok ciddi bir kadın sorunu olduğunu elbette biliyorum..Kadın vücudunun bir meta olarak kullanılması, sömürülmesi engellenmedikce insanlık özgürleşemez.

Lakin buna rağmen şahsen ben toplumsal olayların, erkek/kadın ayrımı üzerinden analiz edilmesini doğru bulmuyorum. Bu feminizmin çok haklı mücadelesini yanlış saiklerle sürdürmek anlamına gelir..Kadın ezilmesi, biyolojik olarak kadın ve erkek diye farklı iki cins olmasından değil, özel mülkiyet gibi toplumsal bir durumdan kaynaklanıyor..Eğer oyle olmasaydı, insanlık tarihinde babaerkil toplumlarından önce anaerkil toplumlar olmazdı..Demek ki cinsiyet ayrımcılığı biyolojik değik sosyolojik kokenli..
"Sosyalis Erkek olarak sen"
,
Muhafazakarlasmayla, dinci orgutlenmelerle mucadelenin basortulu kadinlarla mucadeleye indirgenmemesi gerekiyor


Basini orten kadinlarin basini ortmeyenlere bir baskisi yok. Biz kadin orgutlerinde, hayatin icinde vb. birlikte calisiyor ve dayanisiyoruz. Baskiyi yapanlar erkekler. Onlar da zaten ya laikci-ulusalci cephede "ac" baskisi yapiyor, ya dinci cephede "kapa" baskisi. Sol, erkeklerin kadinlara yonelik bu baskilarina karsi nasil bir tavir alacak, bu onemli.



gibi ifadeler kullanman şahsen bende bütün çelişkiyi biyolojik cinsiyetler olarak kadın erkek arasındaki çelişkiye indirgediğin izlenimi verdi..Bu eğilimin uç noktada sosyalizmin ortodoks stalinist versiyonu gibi son derece sekter bir feminizm anlayışına varcagını düşünüyorum..Yani potansiyel olarak bütün erkekler kötüdür, ve kadınlar da ne yaparsa yapsın iyidir gibi..Senin yaklaşımın bu demiyorum, ama bu tür bir feminizm algılayışı olduğunu da biliyoruz..

Ancak sen bile yazında adeta islam adına yapılan bütün mevcut kısıtlamalardan islamcı erkekler sorumluymuş, başörtüsü takan kadınların sorunla hiç alakası yok gibi ele alıyorsun konuyu ki, bence hiç de nesnel bir yaklaşım değil.Bunlar içice geçmiş son derece grifit toplumsal dinamikler..Kusura bakma ama bütün müsibetlerin nedeni olarak erkekleri görmek bana pek makul gelmiyor..

Simdi sorularına cevap vereyim:

Sosyalizm aktuel politikaya kendini hapsedemez diyorsun, eyvallah peki aktuel politikanin disinda kalir mi? Tavirsız, tutumsuz?


Elbette kalamaz, ama kendini butunuyle aktuel politikayla sınırlayamaz. Bir kere aktuel politika yapabilmek için toplumsal gucun olması gerekir..Toplumsal gucun yoksa, olayların akısına zaten etkin olmayacaksa, bu konularda soz soylemek bana anlamsız gelıyor..Turkiye'nın AB politikasını etkileyecek gucumuz var mı? Yok..Ehh niye butun zamanımızı enerjimizi bu gibi konulara ayırıyoruz..Solcular mevcut güçleri ile orantılı ve çözebilecekleri sorunlara ele atmalı..Bu anlamda mesala en büyük sorun, solun yeniden bir araya gelmesidir, bir toplumsal kimlik olarak ortaya çıkmasıdır..Bu tür devasa asli meseleler dururken, akışına zaten etkimiz olmayacak konuların kuyruguna takılmak solu sadece büyüklere kendini kanıtlamaya çalışan çocuk durumuna düşürür.

Ayrica, basini ortenlerin ozgurlugunu savununca basini acanlarin ozgurlugunu korumaktan otomatikman nasil uzaklasiyoruz ki? Yani bu ikisi nasil birbirine bagli?


Bu soruya aslında cevap verdiğimi düşünüyorum..Doğrudan başörtüsü bunları yapmaz elbette..Bu ülkenin içinde gireceği iklimle atmosferler ilişkili..Toplumsal alan fiziksel bilimlerin alanı gibi değildir..Fizikte formuller vardır, neyi yaparsan ne sonuc alacağını kestirirsin..Ama toplumsalın alanı kontrol edilemeyen milyonlarca dinamiğin ice ice gecmesi dir..Kelebek etkisi..Başörtüsünün yaygınlaşması ülkede dinsel buyruklarla belirlnen bir günlük hayatı, muhafazakar bir atmosferi yaratacaktır..Her gecen gun adım adım dinsel talepler, laik alana doğru genişleyecektir..Netekim olduğu gibi birileri, otobüslerin namaz molası vermesini talep edecektir, reklamlarda bikinili kadın resimleri konmasın denecektir, is saatleri namaz vakitlerine göre ayarlansın denecektir, acil erkek hastalara boş olmasına rağmen kadın doktorların bakmama "hakkı" belirecektir vs.vs..Netekim bunların hepsi yaşanıyor..

Diyelim ki bütün bunların hiçbiri olmadı..Ben niye kendi sorunlarım dururken, kendi zamanım kısıtlıyken, hayal ettikleri toplum bana son derece uzak olan bir kesimin taleplerine hizmet edeyim ki? Eger bu insanlar gercekten demokrat ise, başortusunu savundukları gibi mini eteği de savunurlar, ramazanda lokantaların kapalı olmasına itiraz ederler..

Sonucta bu bir tercih ve oncelik meselesi..Zamanı oldugunu dusunen varsa, tabii kendisi bilir..Ama ben basortusu için kılımı bile kıpırdatmam,,Vicdanım da gayet temiz olur..Küresel ısınma, insanlığın sürdürülebilir bir uretim yapısı kurması, adil bölüşüm, eğitim hakkı, temel ihtiyaçların herkes için ücretsiz sağlanması vs.vs gibi bence cok daha onemli ve 3 tane yasam da sursem yetmeyecek kadar onemli konular varken basortusune 5-6 yuzyıl yaşasam da sıra gelmez benım icin..

Bir feminist olarak, kadını en cok sınırlayan ve hatta asagilayan bir ideolojiye sempati ile bakmanı da garipsedigimi soylemeliyim..
Son Düzenleme: 27 Şub 2008 16:49 Düzenleyen onder.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 13:00 #264

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Merhaba,

Ikinize de cok yakin dusunmuyorum ama Ayse'ye daha uzagim. Onder'in ikinci mesajinin son kismina aynen katiliyorum. Islamci kadinlarin okullara baslarini orterek girebilmek icin verdikleri mucadele ile, sosyalistlerin surdurdukleri/surdurduklerini varsaydiklari ozgurluk mucadelesi arasinda cok problemli ve zor bir iliski kurulabilir. Bunun baslica nedenleri var.

Ilki, aynen Onder'in de belirttigi gibi, neden boyle bir sey icin gucumuzu harcayalim ki? Sosyalistlerin her turlu hak talebini desteklemek gibi bir mecburiyetleri var mi? Bir tur "civil rights movement" midir sosyalist hareket? Bence degildir. Ayrica ben su ana kadar hic ama hicbir Islamci kadin ya da erkekten kendileri gibi olmayanlarin haklari icin bir sey dediklerini duymadim. Gecen hafta yayinlanan bildirinin yeterliligine ise hic inanmiyorum ve "su ana kadar nerdeydiniz?" diye soruyorum. Bu kadar yildir mucadele veren Aleviler, Kurtler ve emekciler yanlarinda ne zaman bir Islamci gorduler? Bu soruyu sormak mesru hakkimizdir.

Ortunme meselesi tek basina bir din/inanc meselesi de degil ayrica. Bu insanlarin azimsanmayacak bir kisminin cesitli cemaatlerle iliskisi var yani hic olmadigi kadar orgutluler, bize gore cok ama cok organiziler. Mensup olduklari cemaatin etki alaninin genisletmek icin her turlu yolu da denerler. Bunlar onyargi degil, bir suredir yakindan gozlem yapma sansina sahibim. Bu kadincagizlarla, mensup olduklari cemaatlere yonelik elestirel ve hatta bir yikici tavir gelistirmeleri icin iliski kurulabilir. Bu da son derece devrimci bir etkinlik olacaktir. Cemaatler son derece erkek egemen, otoriter, hiyerarsik ve ozellikleri kadinlari aracsallastiran yapilar. Kadinlarin da ekstradan ezilmesi ve baski gormesi soz konusu. Bu yapilara bir sosyalist olarak riza gosterecek miyiz?

Gelelim Ayse'nin her turlu basortulu kadinin ayni olmadigi seklindeki itirazina. Valla ben bunu bilemem acikcasi. Baslarini orterek sadece bir giyinme sekli olusturmuyorlar, karsi cinsle de dogrudan dogruya aralarina asilmasi guc engeller cikariyorlar. Zaten amaclanan da bu degil mi ortunme ile? Yanlis anlasilmak istemem, Kemalist-laikler gibi, ortunenlerin varligina karsi degilim. Esimin basortulu bir cocukluk arkadasi var ve "ailecek" de gorusuyoruz; dostluklarindan da mutluyum, hatta o kadar normal duzeyde bir arkadaslik iliskimiz var ki bana sanki basortuluymus gibi gelmiyor. Anlatmak istedigim bireysel duzeyde iliski kurmanin bu konuda cok da aciklayici olmadigi. Tabi ayrica bu kadinlarin ortunmelerinden rahatsizsak, onlari ortunmemek konusunda ikna etmemiz gerekiyor. Bu da cook uzun sureli bir toplumsal ozgurlesim mucadelesinin parcasi. Din gibi kokeni yuzlerce yillik inanc sistemlerine dayanan bir ideoloji ile dunyevi araclarla basetmek kolay degil.

Aslinda ana sorun sosyalist mucadele ile kimlik ve hak mucadelesi arasindaki iliskinin nasil olacagi. Bu da ayri bir baslikta tartisilmayi hak ediyor.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 14:42 #265

  • Ayse S
Selam Onder,

"Ben toplumsal olayların, erkek/kadın ayrımı üzerinden analiz edilmesini doğru bulmuyorum." diyorsun ama bu ayrim var zaten. Yani biz cinsiyetci bir toplumda yasiyoruz. Bu, sinifli bir toplumda "sinif ayrimi uzerinden analizi dogru bulmuyorum" demek gibi bir sey. Turkiye'de cagdaslik ve gericiligin kadinlarin nerelerini ne kadar orttukleri/ortmedikleri uzerinden tartisilmasi zaten bizatihi cinsiyetci bir durum.

"Kadın ezilmesi, biyolojik olarak kadın ve erkek diye farklı iki cins olmasından değil, özel mülkiyet gibi toplumsal bir durumdan kaynaklanıyor.." diyorsun. Ozel mulkiyetten kaynaklaniyor sadece diyemem cunku boyle olsa ozel mulkiyetin ortadan kalkmasiyla cinsiyetciligin/cinsiyet hiyerarsisinin bitecegini dusunmek gerekir ki boyle olacagini sanmiyorum.

Cinsiyet ayrimciligi tabi ki biyolojik degil sosyolojik kokenli. Kadin ve erkek olarak dogustan gelen tek farkliligimiz cinsel organlarimizin yapisiyken, buyudukce kadinlar duygusal, zayif, aptal vb. erkekler guclu, akilli, mantikli vb.ye donusuyor; kadinlar ev islerine, erkekler disari islerine ve toplumun her alaninda karar mekanizmalarinda yer almaya yonlendiriliyor. Kadin ve erkegin biyolojik temelli ve degismez olan tek ozellikleri cinsel organlarinin yapisi olduguna gore, senin dusundugun gibi "potansiyel olarak bütün erkekler kötüdür, ve kadınlar da ne yaparsa yapsın iyidir gibi.." bir sey soylemem mumkun degil. Soylemiyorum da.

Ancak yasam deneyimim, toplumsal konumum vb. bakimindan sosyalist bir kadin olarak sosyalist bir erkek olan senden farkli bir bakis acim, farkli sorunsallarim, farkli politika ve eylem onceliklerim olabilir. Ornegin cocuk bakimi toplumsal olarak bana yikilmissa, sendika toplantilarina katilmam icin cocuk odasi ihtiyacimin karsilanmasi gerekir. Benim icin oncelikli bir seydir bu. Ya da sevgilimden/kocamdan siddet goruyorsam, parti yoneticisi beni taciz ediyorsa, kadina yonelik siddetle mucadele yine benim icin bir onceliktir. Toplumdaki cinsiyetcilik/cinsiyetci hiyerarsi, solcu ya da sagci sana bir erkek olarak sana bazi ayricaliklar saglarken (dezavantajlari da var tabi - aileyi gecindirme, surekli "guclu" gorunme baskisi vb.) beni eziyor ve somuruyorsa cinsiyetcilikle mucadele de benim onceliklerim arasindadir.

Ben basortulu kadinlarin universiteye ortuleriyle gitmeleri taleplerine karsi gelisen "seriat gelecek" yaygaralarini bu cinsiyetciligin bir parcasi olarak goruyorum. Zira, bu yaygarada dini gericilikle mucadelenin tek yolu basortulu kadinlarin kamusal alandan dislanmasi gibi sunuluyor. Ustelik basortulu kadinlarin sahip olduklari varsayilan ideolojiye sahip adamlar ellerini kollarini sallayarak toplumun her alaninda yer alabilirken. Bu benim icin ortulu ve ortusuz kadinlara yonelik cinsiyetci ayrimciligin bir uzantisi.

Mevcut İslamci kisitlamalardan sadece erkekler sorumlu demiyorum. (Aslinda bu kisitlamalardan sadece "radikal İslamci" dedigimiz adamlar da sorumlu denemez. Bu kitleye genel olarak "muhafazakarlar" dersek, aralarinda ulkuculer de var.) Sadece son gunlerde kopan yaygaranin sadece basortulu kadinlarin universiteye gitme talepleriyle ilgili olduguna dikkat cekiyorum. Tarikatler, cemaatler bu ulkede 20 kusur senedir guclu, etki alanlarini da gittikce genistletiyorlar. Ama su an kopan tum bu gurultu (gurultuyu cikaranlar arasinda sosyalistler de var) basortulu kadinlarin universiteye gitme talepleri uzerine. Oysa biz dini gericiliklebasortulu kadinlari eve hapsederek zaten mucadele edemeyiz. Basortusu yasagi konusunda tavirsiz/tutumsuz kaldigimizda yasagi desteklemis ve kadinlarin universitede, siyasette, kamu kurumlarinda (hizmet veren olarak) varolmasini belli bir sekilde giyinmeme kosuluna baglamis oluyoruz. Ustelik, icki yasagi koyan, tarikat-cemaat lideri olan vb. erkekler zaten ortalikta. (Bu yasaklari koyanlar o anlamda kadinlar degil, cunku biz ayni dusuncede olan kadinlari - baslari ortuluyse - zaten siyasete sokmuyoruz. Yani kadinlar daha iyi olduklari icin falan degil.)

"Bir kere aktuel politika yapabilmek için toplumsal gucun olması gerekir..Toplumsal gucun yoksa, olayların akısına zaten etkin olmayacaksa, bu konularda soz soylemek bana anlamsız gelıyor..Turkiye'nın AB politikasını etkileyecek gucumuz var mı? Yok..Ehh niye butun zamanımızı enerjimizi bu gibi konulara ayırıyoruz..Solcular mevcut güçleri ile orantılı ve çözebilecekleri sorunlara ele atmalı..Bu anlamda mesala en büyük sorun, solun yeniden bir araya gelmesidir, bir toplumsal kimlik olarak ortaya çıkmasıdır.."

diyorsun.

Buna katilmiyorum. Bence solun ulke siyasetinin gundeminde olan - o gundem baskalarinca olusturulmus olsa da - soyleyecek bir sozu olmali. Bu gundemin kuyruguna takilmak seklinde olmak zorunda degil. Ayrica boyle kategorik olarak bunlari ayirmana gerek yok ki. Solun Turkiye'nin AB politikasina iliskin bir tutum gelistirip bunu ortaya koymasi, toplumsal bir kimlik olarak ortaya cikmasini engellemez. Aksine, tam da insanlarin gundemlerinde olan ve gundelik hayatlarini etkileyen konularda (AB'nin tarim politikasini vb. dusun) solun sozu olması - varolan siyasete alternatif bir sozu - etki alanini yaymasini ve guclenmesini saglar.


"Başörtüsünün yaygınlaşması ülkede dinsel buyruklarla belirlnen bir günlük hayatı, muhafazakar bir atmosferi yaratacaktır..Her gecen gun adım adım dinsel talepler, laik alana doğru genişleyecektir.."
"Kelebek etkisi" yaratacaktir diyorsun.

Olabilir tabi, bu durum ulkenin iklimini etkileyebilir. Basortusu yasagi da benzer bir etki yapabilir yalniz. Belki de yapti bile zaten. AKP'ye giden oylarin bir kisminin basortusu yasagini kaldiracaklar umuduyla olmadigini soyleyebilir misin? Zaten aslinda basortusu yasaginin kalkmasini mevzi savasinin kilit noktasi, bir cesit esik haline getiren sey laikcilerle dinciler arasindaki kutuplasma degil mi? Ornegin bu konu ilk ortaya ciktiginda sosyalistler "basortusu yasagi sacmaliktir, bu yasak kalksin, ayrica ozgurlukcu bir laiklik gelsin" deseydik zaten basortusu iki taraf icin de bir sembol haline gelmeyecek, su an varolan toplumsal kutuplasma da yaratilmamis olacakti belki.

Bir de basortusuyle universiteye girme tek basina dinsel bir talep degil ki. Bir kadinin istedigi kiyafetle universiteye gitme ozgurlugune dair bir talep. Yani ornegin seriat mahkemesinde yargilanma, karsi cinsten hastayi muayene etmeme, otobuste namaz kilma molasi isteme gibi bir istek degil. Bunlar ayri bir kategori cunku bu toplumda bir arada yasayan dindar, ateist, Musluman, Yahudi, Hiristiyan vb. herkesi ilgilendiriyor. Ama basortusuyle universiteye girme ya da kamuda calisma talebi, basini ortmeyen biri olarak benim yasam bicimimi, hukuk sisteminin/saglik hizmetlerinin yapisini falan degistirecek/etkileyecek bir talep degil. Bu yuzden bunu diger taleplerden ayirt etmek gerekiyor.

Ayrica sunu da belirteyim. Basortulu kadinlarin universiteye girmesi halen yasak (bazi universiteler yasagi surdurdugu icin soyluyorum) ama erkek calisanlar icin kamu kurumlarinda mescitler var, Ramazanda kamu kurumlarinin yemekhaneleri kapaniyor, Cuma gunleri daha 12 olmadan kamu kurumlarinda burolar bosaliyor. Ankara metrosunun Kizilay istasyonunun halini biliyorsundur - mescite sigamayanlar gelen geceni engelleyecek sekilde ortalikta namaz kiliyor. Yani basortulu kadinlarin, ortulerni cikararak universiteye, siyasete, calisma hayatina girmeye zorlanmalariyla ya da eve tikilmalariyla bu durum degismeyecek.

Bir de bu bahsettigin dinsel talepler arasina "reklamlarda bikinili kadin resimleri konmamasi" talebini saymissin. Valla o benim de talebim. Bunu isteme saiklerimiz dindarlarinkiyle farkli evet ama ben dinin kadinlari ortmesiyle, kapitalizmin soymasi arasinda bir fark goremiyorum. Oysa Turkiye'de yine o carpik "cagdaslik" anlayisiyla reklamlarda kadin bedeninin cinsel nesnelestirilmesi dogal ve mesru, dindarlarin kadinlari kapatmasi sorun olarak goruluyor. Ikisi de kadinlarin bedenleri uzerinde kontrol ve denetim kuran pratikler. Ikisiyle de mucadele etmek gerekir.

"Ben niye kendi sorunlarım dururken, kendi zamanım kısıtlıyken, hayal ettikleri toplum bana son derece uzak olan bir kesimin taleplerine hizmet edeyim ki?" diyorsun. Burada da sosyalist bir kadin olarak senden farkli dusunuyorum demistim zaten. Benim icin ortulu ve ortusuz kadinlarin yasam deneyimlerinin kisitlanmasi, farkli ama ilintili bicimlerde cinsiyet ayrimciligina maruz kalmalari oncelikli bir sorun. Basortulu kadinlarin universiteye girmesi siyasal İslamcilarin da talebi diye, ben kendi durdugum yerden bu talebi destekleyemez miyim? Bu benim icin onlarin taleplerine hizmet etmek degil, inandigim ve dusundugum bicimde davranmak.

"Eger bu insanlar gercekten demokrat ise, başortusunu savundukları gibi mini eteği de savunurlar, ramazanda lokantaların kapalı olmasına itiraz ederler.." diyorsun. Mesele onlarin ne kadar demokrat olduklari meselesi degil, benim ne kadar demokrat oldugum meselesi. Basortulu kadinlarin universiteye girme hakkini da, Ramazanda lokantalarin acik olmasini da savunmamiz mumkun.

"Bir feminist olarak, kadını en cok sınırlayan ve hatta asagilayan bir ideolojiye sempati ile bakmanı da garipsedigimi soylemeliyim.." diyorsun. Bu da iste dini gericilikle mucadeleyi basortusu ve basortulu kadinlarla mucadeleye indirgemenin bir ornegi. Basortulu kadinlarin kamusal yasamin her alaninda istedikleri gibi giyinerek yer almalarini savunmak, siyasal İslami savunmak, bu ideolojiye sempatiyle bakmak niye olsun yahu? Basortulu kadinlarin hepsi ayni derecede dindar ya da siyasal İslamci da degil zaten.

İslamin kadinlarin ortunmesini ongoren yorumlarini elestiririm, siyasal İslamla mucadele ederim ama dindarligi nedeniyle ortunmeyi secmis kadinlarin kamusal alandan dislanmasina da karsi cikarim - en cok da oruc tutan, namaz kilan (yani Sunni Musluman dindarligin geregi oldugunu dusundugu seyleri yerine getiren) adamlara karsi boyle bir kisitlama olmadigi icin.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 15:11 #266

  • Ayse S
Selam Guclu,

Mesajinda yazdigin bircok konuya son gonderdigim mesajda deginiyorum aslinda. Ama birkac sey soyleyeyim.

Sosyalistler elbette her turlu hak talebini desteklemek mecburiyetinde degil. Hangi hak talebini destekleyecegimize kim karar veriyor bilmiyorum ama herhalde kadinlarin hak taleplerini destekler di mi sosyalistler? Ben sosyalist bir kadin olarak basortulu kadinlarin universiteye ortuleriyle girme taleplerine bir kadin talebi olarak bakiyorum. Neden boyle baktigimi diger mesajlarda acikladim zaten.


"Baslarini orterek sadece bir giyinme sekli olusturmuyorlar, karsi cinsle de dogrudan dogruya aralarina asilmasi guc engeller cikariyorlar. Zaten amaclanan da bu degil mi ortunme ile?"
diyorsun. Nasil yani? Bas ortme karsi cinsle iliskide bir engel teskil ediyorsa, dekolte, mini etek falan da boyle bir iliskiyi kolaylastiracak bir sey mi? Bir kadinin nasil giyindigi, onun evlilik oncesi iliski, cinsellik, vb. uzerine ne dusundugunu dogrudan belirlemiyor ki. Basini orten kadinlar icinde sevgilisi olanlar, evlenmeden once seks yapanlar vb. var. Basini ortmeyen kadinlar arasinda da bekaretini cani pahasina koruyanlar, karsi cinsten bucak bucak kacanlar var.

"Tabi ayrica bu kadinlarin ortunmelerinden rahatsizsak, onlari ortunmemek konusunda ikna etmemiz gerekiyor. Bu da cook uzun sureli bir toplumsal ozgurlesim mucadelesinin parcasi." diyorsun. Valla ben rahatsiz degilim ortunmelerinden. Ama su iki seyden rahatsizim: kadinlarin nasil giyineceklerinin din ya da piyasa tarafindan dikte edilmesinden ve giyimleri uzerinden kadinlarin cinsellik, karsi cinsle iliskiler, namus vb. gibi ozel alana dair konulara ve siyasi goruslerine dair cikarimlar yapilmasindan.

Ayrica "ortunmemek icin birini ikna etme" gibi bir sorunsal tuhafima gidiyor. Dini gericiligi tartisirken birini "namaz kilmamaya, oruc tutmamaya ikna etmek"ten bahsetmiyoruz. Dini gericilikle mucadele hep kadinlarin ortunmesi uzerinden tartisiliyor. Ortunun atilmasiyla toplumsal ozgurlesmenin (kadin ozgurlesmesinin) bir tutulmasi da benim icin cok anlamli degil. Sitedeki baska bir yazinda degindigin Kemalist "cagdaslasma" projesinin bize sattigi bir yanilgi bu. "Cagdas kadin Batili kadin gibi giyinir." (Ama mesela ayni kadin, kadin orgutu kuramaz, kurarsa siyasette barindirilmaz. Cumhuriyetin ilk yillarinda kadin haklari savunucusu Nezihe Muhiddin'e boyle yapilmisti.)

Bir de bir yerde cemaat mensubu kadinlardan "kadincagiz" diye bahsettigini fark ettim. Yani bilincalti okuma seyi gibi olmasin da, bu da sanki "ortunen, dindar kadinlarin hepsi ezilmis ve bizim tarafimizdan ozgurlestirilene kadar da oyle kalacaklar" temelli bir dusuncenin urunu gibi. Cemaat mensubu adamlardan "bu adamcagizlar" diye bahseder misin/miyiz?

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 16:08 #267

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Merhaba Ayse,

Aslinda benim yaklaşımımı Güçlü'nün sorusu çok güzel özetliyor

Sosyalistlerin her turlu hak talebini desteklemek gibi bir mecburiyetleri var mi? Bir tur "civil rights movement" midir sosyalist hareket?


Ben buna şunu da ekleyeyim; sözkonusu olan sadece kadınların talebini desteklemek değil. Eminim çok ters gelecek ama ben "eşcinsellerin", "alevilerin", "kürtlerin", "ermenilerin" taleplerinin de "desteklenmesi" gerektiğini düşünmüyorum..Desteklemek demeyelim de, burnun sokulması diyelim..Bütün bunlar başlı başına ayrı sorunsallardır ve ancakkendi muhattapları tarafından verilir, hepsinde söz sahibi olmaya çalışmak oldukça yapmacık ve eski "büyük anlatı" sosyalistliğinin bir devamı bence...Stalin'in hala yaptığı konuşmalarda, nasıl film öekilmesi gerektiğinden, traktörlerin nasıl tamiredilmesi gerektiğine kadar her konuda "halkı eğitici konuşmalar" yaparmış..Bu da ona bezniyor..Ben bir kadın, alevi, kürt ya da ermeni değilim, neler yaşadıklarını, neler hissetiklerini anlayabilecek kadar süpermen de değilim..Her problemi olana yardıma koşmak için en yakın telefon kulubesine gidip süpermen haline gelemem..

Ben, bu topraklarda kökü ve herhani bir etnik/dinsel kimliğe aidiyeti olmayan, göçmen, yalnız, metropollerde kaybolmuş, sürdürmek olduğu yaşamı benimseyemeyen günlük hayatını katlanılabilir hale getirmeye çalışan orta yaşlı bir halis mulis proleter bir aileden gelme orta sınıf bir erkeğim. Benim kimliğim bu..Nasıl bir eşcinsel kendi varoluşunun problemlerin çözmeye çalışırsa ben de ancak son derece yaygın olmasına rağmen diğerleri gibi adı konmamış kendi "kimliğimin" mücadelesini verebilirim ancak...Kendimin olmayan sorunlara sahip çıkarak sahte bir aktivist pozu takınamam..Çünkü asla bilemem diğer kimliklerin kendilerine has problemlerini..Ben nerden bileyim bir eşcinsel ne yaşar ne hisseder..Kimse onun probleminin kendisinden daha iyi bilemez..Ve kimse de onun mücadelesini kendisinden iyi veremez..Ben kendi problemimi kapitalist üretim sürecine bağlıyorum..Ama belki bir eşcinsel, kürt, ermeni, alevi ya da kadın kendi problemini doğrudan kapitalizmle ilintilendirmiyordur. Yok ilintiledirmelisin diyemem..Belki üretim tarzı olarak kapitalizmle hiçbir çelişkisi yoktur, belki bazı kürtler gibi bağımsız bir başka kapitalist ülke isteniyordur, eşcinseller belki sadece kimliklerinin kabul edilmesini istiyordur vs.vs..Kapitalizmle ilişkilendirilmeyen hiçbir sorun benim ilgi alanıma girmiyor

Ben kendi öz problemim için mücadele ederken, yanımda olan insanın cinsiyetine, etnik kimliğine, neye inandığına ya da cinselliğini nasıl yaşadığına bakmam..İlgilendirmez beni..Benim mücadelemin ölçütleri bunlar değildir..Ben karşımdaki isanın, kapitalizmin insanlığı yokettiğine inanıp inanmadığına ve bu tarihsel misyonunu tamamlamış üretim tarzının aşılması gerektiğine inanıp inanmadığına bakarım..Bu perspektif içinde diğer kimlik hareketleri ile bir kesişim noktamız varsa ortak hareket ederiz..Eğer yoksa mesala ABD'nin kuklası olacak yeni bir bağımsız kürt devleti fikrini iye destekleyeyim? Her problemi olanın imdadına koşacak olursak kendi koca gündemi olan sosyalizmi, Saros'vari bir haklar ve özürlükler misyonerliğine indirgemiş oluruz..Eskiden olduğu gibi Sosyalizm bütün toplumsal sorunları kapsamına alma iddiasında olamaz..Toplum o kadar basit değil artık.

Hiçbir aklı başında sosyalistin başörtülü diye bir kadına ya da namaz kılıyor diye bir erkeğe önyargılı yaklaşacağına inanmıyorum..Her ne kadar katolik bir sosyalistin olabilceğine ihtimal vermeme karşın, sosyalist bir müsluman tasavvur edemesem de, önyargılı da değilim..Eğer anti-kapitalist ise başımızın üstünde yeri var..

Benim anlatmaya çalıştığım sosyalist mücadelenin kendi çok yüklü gündemi olduğudur. Ama post-modern zamanlarla birlikte sosyalistler işi gücü bıraktı kimlik hareketlerinin figuranı haline geldi.Zaten 3-5 insanız, bizim desteğimize ihtiyaçları mı var? Bütün iktidar yapıları ellerinde, sınırsız bir sermaye kontrollerinde, muazzam bir medya/iletişim ağına sahipler, eeh arkalarında da bizimkiyle kıyaslanmayacak bir halk desteği var..Bütün bunlar ortadayken biz niye kendi kendimize gelin güvey oluyoruz?..Tamam bireysel demokrat duruş gereği destek vermek lazım belki..Ama ben bireysel demokratik tutarlılığımı koruyacağım diye, her anti-demokratik uygulamaya karşı çıkacaksam, her baskı odağını karşıma alacaksam, sıradan bir insan olarak adım atamaz hale gelirim, meslekten aktivist olmam gerekir..Türban konusu mesala, Tarlabaşında, Dolapdere'de rezil koşullarda yaşayan afrikalı göçmenlerin sorunlarından niye daha öncelikli olsun..Eeh peki ben Nijeryalı göçmenlerin sorunlarını da mı sahipleneyim? Ya da her yıl yüzlercesi ege'de telef olan mültecilerin problemleriyle de mi ilgileneyim, insan kaçakçılığına karşı da mı örgütleneyim, ya da doğu avrupları kadınların seks kölesi olarak çalıştırılmasına müdahale mi edeyim ? Karşısında mücadele edecek kötülük arıyorsan çevrene şöyle bir baktığında onlarcasını görürsün..Bunların öncelik sıralamasını kim yapacak? Bunların hepsine sahiplenmeye kalkmak gerçekçi değil ve af buyur bence hoş da değil..Bence bu bir totalitarizmdir, toplumun tüm sorunlarından kendini sorumlu hissetmektir..İnsanlığın önünde duran sorunlar karşısında, bu kadar büyük bir desteğe sahip türbanlıların sorununu sahiplenmek, özür dilerim ama bence büyük bir tutarsızlık ve gerçek mazlumlara haksızlık..Bu insanlar mazlum falan değil..Toplum hayatında rahatsız edildikleri, taciz edileceklri hiçbir mekan yoktur, ellerini kollarını sallaya sallaya Nişantaşı, Şişli, Bebek gibi semtlerde bil dolaşırlar..İstila etmedikleri bir tek ünversite kaldı, onu da fetetmeye çaışıyorlar..Bugün türbanlı bir kadın, ülkenin her köşesinde hiç rahatsız edilmeden dolaşır..Ama mini etekli bir kadının, ya da onu bırak sadece başı açık bir kadının kendinin rahat hissedebileceği mekanlar pekazdır..Kusura bakma ama onların bu rahatsızlığına da senin iddia edeceğini sandığım gibi sadece erkekler neden olmaz.Yalnız bir kadın muhafazakar bir semte yerleşsin, ilk taciz türbanlı kadınlardan gelecektir..Kendilerine tanınmayan bir hakkı başklarında görmeye katlanamayacklardır..

Sevgili Ayşe kusura bakma ama feminizmin son derece radikal br versiyonunu savnuyorsun gibi geliyor bana..Ve bu radikalizm de, maalesef bence son derece ters sonuçlara varmana neden oluyor..

Yani biz cinsiyetci bir toplumda yasiyoruz. Bu, sinifli bir toplumda "sinif ayrimi uzerinden analizi dogru bulmuyorum" demek gibi bir sey. Turkiye'de cagdaslik ve gericiligin kadinlarin nerelerini ne kadar orttukleri/ortmedikleri uzerinden tartisilmasi zaten bizatihi cinsiyetci bir durum.


Bu pasajında olduğu gibi, cinsiyet farklılığını, sınıfsal farklılıkla aynı kefeye koymak gibi son derece yanlış, asla kabul edilemez bir radikalliğe yükselttin..Feminizmin bu türü bana hiç sıcak gelmiyor..Sınıf mücadelesinin sona hedefi sınıfları ortadan kadırmaktır..Cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadelenin amacı cinsiyetleri ortadan kaldırmak mı? Bu "I shot Andy Warhol" diye bir film vardı..Ondaki feminizme benzedi..

Sınıfsal mücadelenin tarihine saygı göstermek lazım biraz..Bu savaşta kadın erkek milyonlaca insan işkenceleden geçirildi, büyük acılar çekerek öldürüldü, soykırım düzeyinde toplu katliamlar yapıldı vs.vs..Tamam kadınlar da eziliyor ama kitlesel bir kadın katliamı, sırf kadın olunduğu için kadına sistematik polis işkencesi gibi şeyler ben duymadım..kadınların ezilmesini, muhafazakar kadınların türban takamamasını sınıf mücadelesi ile eşitmek bence çok ciddi bir haksızlıktır..

Laclau'nun deyimiyle kadın ve erkeğin varoluşları celişiktir. Ama antagonistik değildir..Sınıfların bir birine karşı durumu ise antagonistiktir.

Son olarak, türbanlıların senin önceliğin arasında olmasına değil benim itirazım..Bunu evrensel bir statüye çıkarmana itiraz ediyorum..Tamam senin bireysel tercihindir, bize saygı duymktan başka birşey düşmez. Ama olay bu boyutu aşıp, türbanlılara destek vermeyi her sosyalistin boynun borcuymuş gibi lanse edersen itirazımı dillendiririm.

Türban benim için yerel bir sorundur..Maduru olanların da bizim mütevazı olanaklarımızla kıyaslanayacak kadar çok kaynakları vardır..Buyursunlar versinler mücadelelerini laiklere karşı..Ama bence sosyalistler bu kendisine dışsal mücadelede taraf olamaz, bu kendi gündemini kaybetmek demektir..Son 20 yılda olan da bu..Bu yüzden bugün ülkede bir sosyalist hareketin varlığından bahsedemiyoruz.

Sevgiler..
Son Düzenleme: 28 Şub 2008 16:33 Düzenleyen onder.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 16:09 #268

  • guclu
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Hatip
  • Gönderiler: 345
  • Karma: 7
Merhaba Ayse,

Cok acik bir gercek var, ortunmenin butun anlami dinsel inanca dayali. Dinsel inanclarinin bunu emrediyor ve buna uygun yasamak icin de ortunuyorlar. Inandiklari yasamin olagan uygulamalarinda karsi cinsle temasi minimuma indiren, mumkunse ayni odada kapali kalmamayi gerektiren bir teamul bu. Her gun goruyorum cunku, haklarinda onyargidan da oteye fikir sahibi oldugum iddiasindayim. Negatif bir duygu ve dusuncem yok onlar hakkinda, herhangi bir dusmanligim da bulunmuyor. Sadece kendilerini cendereye soktuklarini, zaten erkek egemen olan hayati daha da zorlastirdiklarini dusunuyorum. Iclerinde cok tutucular oldugu gibi, "light" olanlar, neredeyse basi acik gibi yasayanlar da vardir, tahmin edebiliyorum.

Bas ortme karsi cinsle iliskide bir engel teskil ediyorsa, dekolte, mini etek falan da boyle bir iliskiyi kolaylastiracak bir sey mi?


Inan boyle bir sey dusunmedim mesajimi yazarken. Zaten kastettigim de cinsellik degildi, herhangi bir sosyal iliskiydi, mesele el sikmak, ayni odada kisa sureligine de olsa yalniz kalmak; basortulu ve el sikmayan azimsanmayacak sayida kadin gordum. Bundan sakiniyorlardi ozellikle. Benim acimdan cinsellik icermeyen bu turden "beraberlikler" onlar acisindan o turden algilanabiliyor sanirim. Benzer sekilde, feminist olarak sen de bu turden bir duyarliliga sahipsin gordugum kadariyla. Anliyorum ama kastim bu degildi.


"Tabi ayrica bu kadinlarin ortunmelerinden rahatsizsak, onlari ortunmemek konusunda ikna etmemiz gerekiyor. Bu da cook uzun sureli bir toplumsal ozgurlesim mucadelesinin parcasi." diyorsun. Valla ben rahatsiz degilim ortunmelerinden. Ama su iki seyden rahatsizim: kadinlarin nasil giyineceklerinin din ya da piyasa tarafindan dikte edilmesinden ve giyimleri uzerinden kadinlarin cinsellik, karsi cinsle iliskiler, namus vb. gibi ozel alana dair konulara ve siyasi goruslerine dair cikarimlar yapilmasindan.
"

Ne kadar haddimdir bilmem ama ben genel olarak bu turden bir ortunmeden rahatsizim. Rahatsiz olmam, elime yetki gecse bu insanlarin giyim tarzlarini zorla degistiririm demek degil. Sadece bundan degil bir dolu baska seyden de rahatsizim hayat ve dunya hakkinda. Zaten bu rahatsizliklarim nedeniyle solcuyum diyebilirim. Eger toplumu, insanlari bu halleriyle oldugu gibi kabul ediyorsak, ne isimiz var sosyalizmle, feminizmle falan.

"Kadincagiz" sozunu neden olumsuz buldugunu anlamadim bu arada. Bu ifadeyi kadin/erkek herkes icin kullanirim. Ayrica "ozgurlestiricilik" gibi yuce bir misyonla doanandigim inancinda hicbir zaman olmadim.

Bence sorun cok karmasik. Din, modernizm, sosyal siniflar, gelenekler ve daha bir dolu yapiyi kesen bir tarafi var. Sadece kadin haklari meselesine indirgenemeyecegi gibi, "sosyalizmi kurunca bundan da kurtulacagiz" denemez.

Son soz olarak da, bence feminist duyarlilik insani belli bir oranda "soylem polisi" yapiyor. Alinmazsan paylasayim istedim.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 16:17 #269

  • Ayse S
Selam Guclu,

"Soylem polisligi"nden ziyade dilin gercekligi kuran, yeniden ureten yanina dikkat cekmek diyelim.

Cvp:Muhafazakarlık Yükselirken 28 Şub 2008 16:48 #270

  • Ayse S
Selam Onder,

"Ben bir kadın, alevi, kürt ya da ermeni değilim, neler yaşadıklarını, neler hissetiklerini anlayabilecek kadar süpermen de değilim..Her problemi olana yardıma koşmak için en yakın telefon kulubesine gidip süpermen haline gelemem..Ben, bu topraklarda kökü ve herhani bir etnik/dinsel kimliğe aidiyeti olmayan, göçmen, yalnız, metropollerde kaybolmuş, sürdürmek olduğu yaşamı benimseyemeyen günlük hayatını katlanılabilir hale getirmeye çalışan orta yaşlı bir erkeğim...Ben kendi öz problemim için mücadele ederken, yanımda olan insanın cinsiyetine, etnik kimliğine, neye inandığına ya da cinselliğini nasıl yaşadığına bakmam..Benim mücadelemin ölçütleri bunlar değildir..Ben bir insan, kapitalizmin insanlığı yokettiğine inanıp inanmadığına ve bu tarihsel misyonunu tamamlamış üretim tarzının aşılması gerektiğine inanıp inanmadığına bakarım.." ...


Bu yukardaki alinti cok aciklayici aslinda. Tartismanin basina donersek, sen durdugun yerden (orta yasli, etnik/dinsel kimligi aidiyeti olmayan vb.." bir erkek olarak sosyalist politikanin onceliklerini kendine gore belirliyorsun. Senin icin sorun sadece sinifli bir toplum. Sosyalist bir kadin olarak benim icin sorun toplumun hem sinifli, hem cinsiyetci olmasi. Sosyalist Kurt/Cerkez/Ermeni vb. bir escinsel icin, sorun toplumun hem sinifli, hem cinsiyetci, hem irkci olmasi. Yani biz bu toplumda ayni bicimde ve duzeylerde ezilmiyoruz. Ben tam da kadin oldugum icin basortusu konusuna boyle bakiyorum. (Baska sosyalist kadinlar baska sekillerde bakiyor olabilirler tabi.) Ha bunun disinda, senin Kurt olmayan, heteroseksuel bir erkek olarak escinseller, Kurtler, kadinlar vb. adina konusmani beklemiyorum ama kapitalizmin bizi nasil farkli bicimlerde ezdigine iliskin bir farkindaligin olmasini da beklerim dogrusu.

Sorun bence suradan kaynaklaniyor: senin heteroseksuel beyaz vb. bir erkek olarak kendi konumundan yola cikarak seninkinden farkli cinsel/etnik vb kimlikleri olan sosyalistlere de "birakin kimlik islerini, sosyalist mucadelenin tek gundemi vardir" diyor gibi olman. Mesela diyorsun ki;

"Benim anlatmaya çalıştığım sosyalist mücadelenin kendi çok yüklü gündemi olduğudur...Eeh peki ben Nijeryalı göçmenlerin sorunlarını da mı sahipleneyim? Ya da her yıl yüzlercesi ege'de telef olan mültecilerin problemleriyle de mi ilgileneyim, insan kaçakçılığına karşı da mı örgütleneyim, ya da doğu avrupları kadınların seks kölesi olarak çalıştırılmasına müdahale mi edeyim ?"

Nijeryali gocmen bir sosyalistsen ya da sadece gocmen olma potansiyeli olan Nijeryali bir sosyalistsen/seks kolesi olarak calistirilan sosyalist bir kadinsan ya da her an seks kolesi olarak calismaya zorlanabilecek sosyalist bir kadinsan (potansiyel olarak tum kadinlar oyleyiz - simdi isten cikicam, disarisi karanlik, adamin biri beni arabayla kacirip zorla seks kolesi olarak calistirabilir) iste o zaman "sosyalist mucadelenin kendi gundemi cok yuklu" demezsin. Zaten senin sosyalist mucadelenin bir parcasini bunlar da olusturur. Zira kapitalizm seni o tanimladigin "etnik/dinsel kimlik aidiyeti olmayan orta yasli erkek"ten farkli bicimlerde eziyordur.

"Sınıfsal mücadelenin tarihine saygı göstermek lazım biraz..Bu savaşta kadın erkek milyonlaca insan işkenceleden geçirildi, büyük acılar çekerek öldürüldü, soykırım düzeyinde toplu katliamlar yapıldı vs.vs..Tamam kadınlar da eziliyor ama kitlesel bir kadın katliamı, sırf kadın olunduğu için kadına sistematik polis işkencesi gibi şeyler ben duymadım..kadınların ezilmesini, muhafazakar kadınların türban takamamasını sınıf mücadelesi ile eşitmek bence çok ciddi bir haksızlıktır.."

diyorsun.

Sinif mucadelesine saygi gosterme meselesinde soylemek istedigini biraz sert ifade etmissin. Ama ayar vermeye calistigini dusunup alinmadim. Ote yandan, kadina yonelik cinsiyetci siddet sistematik bir siddet. Dunyada su an varolan insan haklari ihlallerinin en yaygini ve dunya uzerindeki tum toplumlarda neredeyse evrensel denebilecek nitelikler gosteriyor. Bu ayri bir konu, ancak ben zaten cinsiyet ayrimciligina karsi mucadeleyle sinif mucadelesini esitlemedim. Sadece bir karsilastirma yaptim. Soylemek istedigimi soyle ifade edeyim o zaman:

"Ben toplumsal olayların, erkek/kadın ayrımı üzerinden analiz edilmesini doğru bulmuyorum." diyorsun ama bu ayrim var zaten. Yani biz cinsiyetci bir toplumda yasiyoruz. Bu, irk ayrimciligi olan bir toplumda "irk ayrimi uzerinden analizi dogru bulmuyorum" demek gibi bir sey.
  • Sayfa:
  • 1
  • 2
Sayfa oluşturulma süresi: 0.56 saniye
Top Posters Posts
onder 1144
AliOsman 522
Murat 415
guclu 345
emrahpolat 315
hasever 290
fetekos 89
mehmet özgür 68
Murattı 49
pia 44