Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Zeitgeist Movement (Zamanın Ruhu Belgeseli)
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Zeitgeist Movement (Zamanın Ruhu Belgeseli)

Zeitgeist Movement (Zamanın Ruhu Belgeseli) 15 Haz 2009 03:54 #2139

  • pia
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Amatör
  • Gönderiler: 44
  • Karma: 2
Herkese Merhaba


Bir arkadaşımın tavsiyesi ile izlemiş olduğum "Zamanın Ruhu" (Zeitgeist) adlı bir belgesel sayesinde zaten bildiğimiz, tahmin ettiğimiz ancak detaylarına hakim olmadığımız süreçleri birbir görüyoruz.


Belgesel birkaç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde parasal sistemin nasıl kurulduğunu görüyoruz. En basit bir para kuramını adeta bir ilkokul çağındaki çocuğa anlatır gibi basit bir önerme ile anlatmaya başlıyor belgesel. "Bitmek tükenmek bilmeyen ekonomik terimler ve göz korkutucu matematik, insanların ekonomiyi anlama çabasından caydırır, aslında insanlığın katlanmak zorunda kaldığı en felç edici yapıyı gizlemek üzere tasarlanmıştır" diye başlıyor. Ardından arka plandaki etkileyici ve insanın beynine işleyen müzik ve görüntüler eşliği ile ekranda Goethe'nin bir sözü beliriyor. ""KİMSE ÖZGÜR OLDUĞUNA İNANAN BİRİNDEN DAHA İYİ KÖLE OLAMAZ"... Beynimde yankılandı adeta bu söz. Herşeyi özetleyen ne kadar da önemli bir tespit. Özgürlük, her konuda özgürlük diyerek iktidara gelen ve varlığını devam ettiren liberallerin bizlere bir yalama şekeri gibi sunduğu özgürlük.


FED'in birkaç özel şirketin hakimiyetinden olan bir kurum olduğunu, Kısmı Rezerv Sistemi ile nasıl para yaratılmadan borç yaratıldığını,enflasyonun aslında toplumun üzerinde yaratılan bir vergiden başka bir şey olmadığını basit grafiklerle anlatıyor.


Sonraki bölümde bir ekonomik tetikçinin itiraflarında tarihsel süreçte arka planda neler yaşandığını anlıyoruz...
Paranın nasıl bir silah olduğunu hemn görsel olarak hem de kavramsal olarak görüyor, örneklerle anlıyorsunuz. İran'ın başına geçen demokrat Mussadik'in ABD tarafından yozlaştırılması amacı ile gönderilen ekonomik tetikçiler karşısında dimdik durması, yozlaşma tekliflerine verdiği olumsuz tepkiler sonrasında CIA ajanlarınca nasıl devrildiğini ve yerine petrol konusunda sorun çıkarmayacak bir İran Şahı'nın başa getirilişinin fotoğraflarla anlatılmasına tanık oluyorsunuz.Yine aynı şekilde ajanlara direnen liderlerin (Ekvator'da Jaime Roldos gibi) suikaste uğrayarak bir kazada öldürülüyor.


Ardından yozlaşma kavramının bir analizine tanık oluyorsunuz ve öğrendikleriniz karşısında dehşete düşmekten kendinizi alamıyorsunuz. Belgeselde "eğer bir şirket daha az para harcamak için nehire zehirli atık bırakırsa buna herkes bozuk davranış der, ancak büyük bir marketin bir kasabada mağaza açarak diğer küçük işletmelerin kapanmasına yol açması yada bir işyerine makine alınması sonucunda işçinin yaptığı işi yapacak olmasından dolayı o işçinin işten çıkarılmasının acımasız ve yanlış bir davranış olduğunu görmezsiniz,aslında bu üç davranışın sebebi de aynırdır, kar etmektir" diyor.


Günümümüz imparatorluğunun "şirketokrasi" olduğunu, doğrudan satın alarak yada medyayı satın alarak nasıl sisteme hükmettiğini söylüyor. Hükümet ve şirketlerin asla gözönünde buluşmadığını, aslında hükümetin hayali olduğunu,inanılmaz boyutta gizli ilişkilerin yaşandığını anlatıyor ekonomik tetikçi.Hepsinin tek bir amacı vardır, toplum ve çevre için neye mal olursa olsun daha çok kar etmek.Bu şirketrosinin süslenmiş adının "Küreselleşme" olduğu gerçeği bir tokat gibi yüzünüze çarpıyor.FED, kendi halkını sürekli borç, faiz ve enflasyonla köleliğe mahkum etmekle kalmıyor,Dünya Bankası ve IMF gibi yan kuruluşları da bunu küresel boyutta yapıyor. Ekonomik tetikçi ardından formüllerini anlatmaya başlıyor ve nasıl ülkeleri bölerek ve borç batağına sokarak ve en önemlisi (bu kısım beni etkiledi) ülke liderini yozlaştırarak kendilerine bağımlı hale getirdiklerini, ardından yapısal iyileşme formüllerini sunarak , mesela devalüasyon ile ülkenin parasının değerini düşürüp, ardından ürününün değerini düşürerek yaşaması için gereken doğal kaynaklarını ve bu kaynakların üretilmesi için gereken paranın yönetimini nasıl ele geçirdiklerini itiraf ediyor.


Eşitsizliğin artması ile toplumda daha fazla umutsuzluğa kapılan insanların çıkması, çatışmanın artması ve bu düzenin sistemle çatışan insanları nasıl yeni bir yaşam tarzı yaratmaya zorladığı, bunun da "teröristler" doğurduğu anlatılıyor. El Kaide adında bir İslam Ordusunun ve terör örgütünün aslında olmadığını, tüm istihbaratçıların bunu bildiğini ama toplumu buna inandırmak için bir propaganda yapıldığını eski bir istihbaratçının ağzından dinliyorsunuz.

Belgeseli izlerken içinizden diyorsunuz ki, bunlar az çok tahmin ettiğimiz şeyler, çözüm olarak neyi sunacak bu belgesel, bunları bize neden anlatıyor, bizi neden mutsuz ediyor gerçekleri göstererek derken belgeselin neye hizmet ettiğini anlamak için sürekli merak edip duruyorsunuz ve işte çözümleme kısmına yavaş yavaş yaklaşırken arada konuşma yapan bir dededen "Venüs Projesi"ni yani "Kaynak Tabanlı Ekonomi" kavramını duyuyorsunuz. Proje özünde teknolojiyi bir çözüm olarak sunuyor. Eğer insanın yaşam kalitesini artıran, insanı özgürleştiren şey teknoloji ise dünya kaynaklarını akıllıca kullanmamız gerkiyor diyor. Bir "Nasıl yani?" diyorsunuz kendi kendize, gittikçe merak ediyorsunuz çözümü.Otomasyon ve makineler gerliştirilirse, insan işgücüne ihtiyaç kalmazsa, iş bulmak gibi bir sorun kalmaz diyor ve siz iyice meraklanıp yattığınız yerden kalkarak pür dikkat kendinizi veriyorsunuz anlatılanlara..."Para kazanmaya gerek kalmayacak" diyor, "hiçbirşeyin fiyat etiketi olmasın ve bunları bulmak için iş bulmak zorunda kalmayalım". "Hadi canım sen de masal anlatma" diyorsunuz içinizden ama bir yandan da içinizde bir umut beliriyor geleceğe dair..


Venüs Projesi tüm bunları sağlayabilecek kaynak ve teknolojimiz olduğunu iddia ediyor.Projenin amacı günümüz bilgileri ile güncellenmiş farklı bir sistemin tanımlanmasıymış.Parasal Tabanlı Ekonomi ile Kaynak Tabanlı Ekonomi arasındaki farka değiniyor, Kaynak Tabanlı Ekonomi'nin insanların refahı ile ilgilendiğini,parasal sistemde ise insanın hep ikincil olduğu anlatılıyor.Üretime ait herşey ne kadar kazandırdığıdır parasal ekonomide. Kaynak Tabanlı Ekonomi özetle teknolojinin kullanılarak bolluk yaratmasını, çevrenin korunmasını ve alternatif çevre ile uyumlu enerji kaynaklarından bahsediyor.

Enerji yaratmada fosil yakıtlarını kullanmak zorunda olmadığımızı, alternatif enerji formlarının olduğunu,sistemin bize dayattığı enerji kaynaklarını kullanmaya mecbur olmadığımızı, kendimizi bol ve yenilenebilir enerji kaynakları içinde bulabileceğimizi anlatıyor.Güneş ve rüzgar enerjisinin gerçek potansiyeli ile bilgilerin vurgulanmadığı ve gel-git ile dalga enerjilerinden ise nerdeyse hiç bahsedilmediğini anlatırken en çarpıcı kısma geliyor, bu sistemde birçok mesleğe ihtiyaç olmayacağını söylüyor - mesela reklamcılar, mesela bankacılar, para yönetimi ile ilgili düzenleyici kurumlar vb.- (Bir bankacı olarak Venüs Projesi'nde bir başka iş bulmam gerekecek sanırım )


Ve belgeselin sonunda madde madde öğütlerle karşılaşıyorsunuz..


1. Bankacılık sisteminin sahtekarlığını ortaya çıkarın (ben de bir sahtekarım :() Citibank, JP Morgan ve Bank Of America gibi kurumları boykot edin.Bu bankalarda kredi kartınız yada hesabınız var ise iptal edin, paranızı başka bankaya yatırın
Onlar için çalışıyorsanız işi bırakın.Bu hareket özel bankacılık karteli ardındaki FED'in gücünü azaltacaktır.
2. TV haberlerini kapatın, internetten bağımsız haber sitelerinden haber okumaya gayrt edin
3.Kendinizin yada ailenizden birinin askere gitmesine izin vermeyin
4.Enerji şirketlerini desteklemeyin (ben değil ama bankam destekliyor)
5. Politik düzeni reddedin, demokrasi aldatmacısı zekamıza hakarettir,parasal sistem içinde asla demokrasi olmamıştır, olmyacaktır.
6.Harekete katılın, "thezeitgeistmovement.com'a girin, gerçek devrim, bilinçte olan devrimdir...


TOGETHER WE STAND,DIVIDED WE FALL!

Cvp:Zeitgeist Movement (Zamanın Ruhu Belgeseli) 15 Haz 2009 07:19 #2140

  • onder
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Yönetici
  • Gönderiler: 1144
  • Karma: 8
Sevgili Serpil,

Sanırım Zeitgeist sadece ortalama bir amerikalı için "yeni" şeyler söylüyor.

Normal seviyede dünyada olup bitenleri takip eden, bir iki muhalif film seyreden (Örneğin Costa Gavras'ın "Kayıp"ı, ya da Nick Nolte'un oynadığı "Ateş Altında" gibiler), 3-5 politik kitap okuyan biri için yeni şeyler sunmuyor pek.

Ben Zeitgeist'ın gündeme getirdiklerinden ziyade böylesine bir internet fenomeni olmasına şaşırıyorum.

Tabii ne kadar bildik şeyler olsa da bunların böyle bir bağımsız yapım ile gündeme getirilmiş olması iyi. Ancak "çözüm" niyetine sunulanlar çok zayıf, ingilizcede "wishful thinking" denen şeyin ötesine pek geçmiyor. Yani palyatif bir takım önerilerin ötesine geçmiyor.

Sanırım yine Zeitgeist'ta geçiyordu; mevcut tarım üretimi ile değil 6 milyara insana, sanırım 10 milyara insana 2000 kilo kalorilik bir beslenme sağlamak mümkün. Ama kapitalizm koşullarında bu olmaz. Böylesine irrasyonel bir sistem bu.

Sistem içinde kalarak, yani kapitalist model içinde kalarak, yani mevcut sınıf eşitsizliği devam ettirilerek Venüs Projesinin uygulanması mümkün değil. Hoş bir ütopyadan ileri gidemez.


Bu konuyu daha önce kısaca tartımıştık. Şurda bulabilirsin;

  • www.e-hayalet.net/index.php?option=com_c...ldiri&Itemid=656
    • Sayfa:
    • 1
    Sayfa oluşturulma süresi: 0.30 saniye
    Top Posters Posts
    onder 1144
    AliOsman 522
    Murat 415
    guclu 345
    emrahpolat 315
    hasever 290
    fetekos 89
    mehmet özgür 68
    Murattı 49
    pia 44