Eline sağlık Hasan.
e-HayalET Blog Sayfaları
Biz sizin Mister President’in “kola”yı hangi eliye açtığını bile biliriz. Ne talih ki siz bizim başbakanımızın hiçbir şeyini bilmek zorunda değilsiniz. Bilmiyorsunuz da. Yardımcı olacağız.
Paul Auster’a Mektup

Sayın Auster
Başbakanımıza verdiğiniz yanıtı ellerimizi ovarak okuduk; okurken içinde sadist rengi de barındıran bir zevk almadığımızı yazsak, cümlenin tamamını yazmamış oluruz.
Mektubumuz kısa olsun diye uğraşacağız. Malum, yazıyı keşfeden coğrafyadan olduğumuz halda, yazmayı geç fark ettiğimizden, söyleyeceklerimiz birikmiş durumda. Bazen, bir harfi tanımlayabilmek için, ne yazık ki, alfabeyi tekrarlamak zaruriyet oluyor.
Sayın Auster,
Biz sizin Mister President’in “kola”yı hangi eliye açtığını bile biliriz. Ne talih ki siz bizim başbakanımızın hiçbir şeyini bilmek zorunda değilsiniz. Bilmiyorsunuz da. Yardımcı olacağız. Basın, başbakanımızın size verdiği yanıtın satır aralarını deşifre etmedi; belki de edemedi, o konuda da yardımcı olacağız.
Sayın Auster,
Başbakanımız size yanıtla aynen şöyle söyledi: "Hapiste yatan gazeteciler yüzünden Türkiye'ye gelmiyormuş, Çin'e de gitmiyormuş. Aman! Biz sana çok muhtacız sanki. Gelsen ne olur gelmesen ne olur? Kılıçdaroğlu da bu adama sahip çıkıyor. 'Onun gördüğünü bazıları görmüyor' diyor. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş. Bu yazar ...” Buradaki en önemli “şey,” başbakanımızın “hayır, içerde gazeteci yok!” dememiş olması değil; hatta size, “biz sana çok muhtacız sanki” kabalığını göstermiş olması da değil. Burada gözden kaçan en önemli husus, başbakanımız sizin bir “yazar” olduğunuzu biliyor olmasıdır. Bizce bu, size söylemiş olduğu bütün kırıcı sözleri affettirecek kadar önemli.
Çıtayı niye mi çok alçağa koyuyoruz?
Sayın Auster,
Bir önceki Mister President’inizden şahit oldunuz. Kapitalist sistem, her türlü kurumlaşmayı sağladığı için, artık, yönetici olarak en az bilenleri tercih ediyor; zira sistem çalışıyor, “fanteziye” gerek yok. Fakat bizde durum sizinkiyle aynı değil. Bizde, başından beri, dış kapının dış mandalı makbul sayıldığından, bilene hiç ihtiyaç duyulmadı. Biliyoruz ilginizi çekecek, kısaca açıklamaya çalışacağız. “Dış kapının dış mandalı” Türkçe’nin en güzel deyimlerindendir. Kapı mandalı normalde içte olur ve içeriyi dışarıya karşı koruyan “ilkel” bir kilit sistemidir. Bizde durum tersine, arasıra yağlanan dış kapının dış mandalı, içeriyi dışarıya açmak için vardır. Şimdilerde mandal olarak kim kullanılıyor derseniz? Malum; tümünü yazmayalım.
Sayın Auster,
Sadist rengi de barındıran zevkimize gelince.
Başbakanımızın bütün sorumluluğu bize ait değil. Biz ne kadar çırpınsak da, okyanus üzerinden gelen rüzgarlara karşı koymakta hayli zorlanıyoruz; zira oradaki meltem, bizim buraya geldiğinde kasırga şiddetine ulaşmış oluyor. Siz orada meseleyi kaynağında hallederseniz, inanın, burada çok rahat ve mutlu oluruz.
Sayın Auster,
Sağımız bizde yıllarca “dış mihrak” aradı; alınmadık. Yine dilimizin güzel bir deyimiyle, “kişi, alemi kendi gibi beller,” dedik; geçtik. Fakat, işbu mektupla ilk kez, dış mihrak özlemimizi dile getiriyoruz. Orada, memleketiniz ABD’de, bütün arkadaşlarınızla birlikte, en kısa zamanda dış mandalımızı sökmenizi bekliyoruz. Siz dışı halledin, iç bize ait; ona gücümüz yeter.
Mutlu olun.
Hasever
Zürich, 2 Şubat 2012
-
2012-02-03 09:59:00 |Administrator| AliOsman
Önder'in FB'deki yorumunu destekliyorum :"Zizek iyi adamdır da local mevzularda çuvallar";. Benzer bir şekilde zaman zaman dışarıdan muhtemelen iyi niyetli yorumlarla karşılaşıyoruz. Lakin memlekete yabancı olmaktan kaynaklı yapılan yorumlarda kopuk oluyor.
Al sana iş hayatından bir örnek : Az önce Türkiye dahil tüm Avrupa'dan sorumlu İngiliz Pazarlama Müdürü ile telefonda konuştuk. Yoğun kar muhabbeti yaptık. Türkiye'den sorumlu adam, Türkiye'ye kar yağdığını bilmiyordum dedi. Yeri geliyor aynı adam bu pazarı senden daha iyi biliyormuş gibi, tüm uyarılarına rağmen, memleketle ilgili stratejiler geliştiriyor. Sonra da hedeflenenin altında kalıyoruz. Eleman dese ki "Ali ben İstanbul'a kar yağdığını bilmiyordum" tamam yenilir yutulur bir tarafı var. Türkiye diyor... Doğu Anadolu kışından bahsettim. Adam şaşkına uğradı. Zaten bu Avrupa, özellikle de Amerika orta sınıfı genel olarak birçok şeye şaşırır." I don't believe, oh my god, really" ; ifadelerini çıokca kullanmalarının altında aslında bu etnosentrik cehalet yattığını düşünüyorum.
-
2012-02-03 10:49:48 |SAdministrator| hasever - İncecikten...
Alim, adama "bak türküsü bilen var" diyeydin yA. Gerçi tercümesi nasıl olur bilmiyorum ama, bir yolunu bulurdun herhal

"İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye"
-
2012-02-04 16:36:49 |SAdministrator| hasever - Bu da Kemal Kılıçdaroğlu'nun mektubu
“Sayın Auster,
Bu mektubu, sizi, ilgi duyduğunuz ve eserlerinizin birçok kişi tarafından okunduğu, takdir edildiği Türkiye’ye davet etmek için yazıyorum.
Türkiye Başbakanı’nın son açıklamaları toplumuzun zihniyetini yansıtmamaktadır. Türkiye’nin entelektüel ve edebi derinlik ve birikimi o bakış açısını çok aşar. Halkımız hayatın her alanında, herkes için ifade özgürlüğüne değer verir ve buna derinden bağlıdır. Sansür Anayasamız tarafından yasaklanmıştır. Biz Türkiye’de demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne bağlıyız ve önceliğimiz ifade özgürlüğü ile basın üzerindeki bütün kısıtlamaları kaldırmaktır.
Sizin duruşunuz entelektüeller, yazarlar ve gazetecilerle her yerde dayanışma içinde olduğunuzu göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye’yi ziyaretiniz buradaki özgürlük sevdalıları için büyük bir önem taşımaktadır. Bu, hapisteki çok sayıdaki gazetecinin serbest kalmaları yolundaki mücadelemiz açısından özellikle önemlidir.
Bu itibarla, sizin için uygun en erken zamanda gözlemlerinizi ilk elden yapmak üzere sizi Türkiye’ye davet etmek benim için ayrıcalıklı bir memnuniyet sebebidir. Bu arada, ifade ve basın özgürlüğünün, bunun ne anlama geldiğini takdir eden bizler tarafından sonuna kadar kararlılıkla savunulacağından emin olabilirsiniz.”
Kemal Kılıçdaroğlu
