e-HayalET Blog Sayfaları
Herkes kendi payına düşen utancı yaşasın istiyorum!
Teşekkür
Mam Hasan
Sol Farkı Eymir - Mogan Gölleri
İki Bina
Korkarım o binaları yıkacaklar. Bunu binalar da biliyor. Omuz omuza duruşları ondan olsa gerek.
Paul Auster’a Mektup
Biz sizin Mister President’in “kola”yı hangi eliye açtığını bile biliriz. Ne talih ki siz bizim başbakanımızın hiçbir şeyini bilmek zorunda değilsiniz. Bilmiyorsunuz da. Yardımcı olacağız.
Sayın Altan ne zaman anladınız (mı)?
Taş, kafa kırar dediğimiz zaman “hayır, kırmaz” diyordunuz; çünkü o taş henüz kafanıza gelmemişti; kaldı ki, size göre biz başımızı taşa atıyorduk. Bu yüzden “yetmez ama evet diyordunuz.” Zaten sizler için, size zarar vermemiş her şey bizlerin abartısı, çamur atmasıydı.
Kar topu
Baharın ucu iyiden iyiye görünmüş, güneş Berojları (Kürtçe’de güneye bakan yamaçlara verilan ad) neredeyse kardan temizlemişti. Arkadaşımla, bahçelerin üst tarafında, eskiden “gom” olarak kullanıldığını tahmin ettiğimiz bir yıkıntının çevresinde Pizîlaq (Newroz çiçeği) arıyorduk.
Web 3.0 hemen şimdi!
Bu web işi, webali boynumuza, biraz da röntgenciliğimizin ürünü. Malum, bu işlerin, yani röntgenciliğin devletler katında çok koska isimleri olsa da -istihbarat diyen de var, anayasayı koruma kollama diyen de- öz itibarıyla özeti, “komşu kızını zapt eyle / bizim oğlan Cemali.” Her neyse... Yine sizi temin ederim, sadece geyik yapmayacağım; zaten o kadar kabiliyetli değilim.
Büyükler için La Fontaine
Nereden geldiği belli olmayan hüznün içinde, parasız yatılıda geçen talebeliğini; burs almasa, mümkün değil gidemeyeceği dersane günlerini, memlekette standara bağlanmış yoksulluklarını düşünüyordu. Geçmiş, yamalı elbiseden farkısızdı. Neyse ki çalışkandı. Çalışkan ve gerçekçi. Memleketin en iyi üniversitesinin en iyi bölümünü kazandığında, şuncacık olsun sevinmemiş, ailesinin onu oraya hangi parayla göndereceğini düşünmeye başlamıştı.
