|
|
Makale » Guncel
Ekleyen: Önder Kurt
Şubat 13, 2010 Tıklar: 73  0
Türban meselesi solun bir türünün de desteğiyle adeta yegane mağduriyet konusu haline getirilirken, bu ülkenin geleneksel normları dışında bir hayat sürmek isteyenlere uygulanan kadim muhafazakar despotluk hakkında o malum liboş çığırtkanlardan nedense benzer bir demokratik duyarlılığı göremiyoruz. Hiç olmazsa bu sayede farklı kimliklerin birarada yaşayabilmesi taleplerinin ne kadar ikiyüzlü olduğunu anlayabiliyoruz. Çok ilginç bir şekilde, "Yala Ama Yutma" adlı oyuna karşı Vakit'in klasik hedef gösterme operasyonu sonucu uygulanan baskı ve gelen faşist tehditler, Başbakanın eşinin GATA'ya alınmaması kadar medyada yer bulamadı.
|
73 |
 |
|
10.0 (1) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Ocak 27, 2010 Tıklar: 110  1
Deniz Baykal, geçenlerde ard arda gelen darbe planı iddialarını Aşk-ı Memnu dizisine benzetti. "Her hafta seyirciyi merak içinde bırakan yeni bir senaryo sunuluyor" dedi. Yaşananlarla, sinema arasında analoji kurma patentini Sn.Baykal'a kaptırmış olduk ama yine de analojinin henüz işlenmemiş bir başka türünü kullanabiliriz; McGuffin.
|
110 |
 |
|
10.0 (1) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Ocak 08, 2010 Tıklar: 303  0
Alan Sokal Olayını duymayan kalmamışdır herhalde ama yine de hatırlatalım; Princeton, Harward gibi üniversitelerden mezun hem matematik hem fizik profesörü bir adam "post-modern kültürel çalışmalar" konusunda yayın yapan "Social text" adlı bir dergiye tamamen zırvalıklarla dolu bir makale yolluyor ve dergi de yayınlıyor. Adam daha sonra çıkıp "o makalede ben hiçbirşey anlatmadım, tamamen zırvalıktı hepsi" diyor. Olayda aslında çok büyük skandal boyutunda birşey yok. Böyle bir CV'ye sahip adamı hangi editör denetleme ihtiyacı içinde olur ki? Peki öyleyse Türkiye'de hemen hergün bir benzerinin yaşanıyor olmasına rağmen, bizim ortodokslar niye sadece bu olaya sazan gibi atladılar ?
|
303 |
 |
|
1.0 (1) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Ocak 08, 2010 Tıklar: 236  0
"Sosyalistler halkımızın dinine, değerlerine vs saygılı olmalı, onlarla iletişim kurabilmek için empati göstermeli" vs yollu, şu içinde bulunduğumuz zamanların ruhuna uygun, muhafazakarlarla iletişim talebi içinde olan arkadaşlara sormak lazım; Komünistler dünyanın neresinde, hangi dönemde, bu meseleye gelene kadar zaten daha başka binlerce konuda olabildiğince eleştirdiğimiz, Pol Pot, Stalin vs gibi ucubeler ve Reel soyalist kimi uygulamalar dışında, insanları inanışlarına, kültürel/etnik vs kimliklerine göre değerlendirmiş ve gerektiğinde bu kimliklerin şu ya da bu olmasına göre şu ya da bu grupla iletişimini/etkileşimini koparmıştır?
|
236 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Guncel
Ekleyen: Önder Kurt
Ocak 03, 2010 Tıklar: 196  0
Yaratilan "cemiyet skandalları" tiplerinin bir ülkenin içinde bulunduğu genel ruh halinin göstergeleri arasında yeraldığını düşünüyorum. Bunların en bilinen tipi malum besinci siınıf şarkıcı, manken, aktör adaylarının isimlerini duyurmak için daha ünlü biriyle bir seks skandalı yaratmasıdır. Ancak anlaşılan sadece magazin dünyasında duyulmuyor skandala ihtiyaç. ABD'de soğuk savaş ortamının popüler anti-komunizm havası, mantık sınırlarının ötesine geçen ucubik McCarthy'ciliği doğurmuştu.
|
196 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Aralık 13, 2009 Tıklar: 452  0
Güncel meselelerin ötesinde, sosyalist solun özüne, temel kavrayışının, etiğinin, estetiğin vb ne olması gerektiğine yönelik yazan, en azından benim bildiğim birkaç yazardan biri olduğu için, yine Metin Çulhaoğlu'nun düşünceleriyle polemiğe girmek kaçınılmaz oldu bir kez daha. Ne yapalım, aktüel politikanın laf kalabalığı dışında, solun asli önemdeki yapısal meseleleri üzerine düşünen pek fazla yazar yok. Bu sefer ele alacağım siteye de aktardığımız yazısı, "Sinemaseverleri Kızdırma Pahasına" başlığını taşıyor.
|
452 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Aralık 01, 2009 Tıklar: 191  0
Metin Çulhaoğlu'nun yazılarını genelde çok beğendiğimi siteyi takip edenler arkadaşlar bilir. Her yazısını beğenmek durumunda değiliz. Bu sefer de son derece "talihsiz" bulduğum bir yazısını alalım.
|
191 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Kasım 21, 2009 Tıklar: 282  0
Homer'in aynı adlı destanında Odise'nin, Truva zaferinden sonra eve dönüş yolunda atlatmak zorunda olduğu engellerden biri de, her iki yakasını Skila ve Karibdis adlı canavarların tuttuğu dar bir boğazdan geçmektir. Boğaz o kadar dardır ki, Skila'nın menzilinden çıkılmaya çalışıldığında Karibdis'in menziline girilir. Dolayısıyla akınıtının yönüne göre dönüşümlü olarak ikisine karşı da mücadeleye hazır olmak durumundadır. Bu efsanevi boğazdan çıkış yolu budur, Karibdis'i ihmal edip Skila'ya odaklanmak yetmez.Bu ünlü mit, batılı zihinlerde o kadar yer etmiştir ki, "between Scylla and Charybdis" şeklinde bir deyim haline bile gelmiştir. Kemalizm ile muhafazakarlar arasında kalan Türkiye sosyalistlerinin durumu da Skila ve Karibdis arasında kalan Odise'nin durumuna benziyor.
|
282 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Kasım 02, 2009 Tıklar: 392  0
İsmet'in “Ne olacak bu dünyanın hali?” (Gecikmis Bir "Siyaset Meydani" Kritigi) başlıklı yazısına Ali Osman'ın yaptığı bir yorum üzerine bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum. Türkiye solundaki egemen, ilkesel olarak haklı ama çarpık sonuçlara vardırılan bir refleksini; abartılmış "pratik"çiliğini, "somut"çuluğunu eleştirmek istiyorum bu yazıda.
|
392 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Eylül 02, 2009 Tıklar: 313  0
Türkiye solunun karşı karşıya olduğu açmazları, bir de başlıktaki bu ayrımla kendimce yorumlamak istiyorum. Temel iddiam şu olacak: Türkiye solu "kurucu" değil, "icracı" politikaları uygulamaya çalışmaktadır, ve bence temel sorunun -yani toplumsal bir güç haline gelinemeyişinin- temel kaynaklarından biri de budur.
|
313 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Teori » Politik-Teori
Ekleyen: Önder Kurt
Ağustos 29, 2009 Tıklar: 57  0
Ali Şimşek, Türkiyeli sosyalistin bilinen stereotipinin dışına çıkan biri izlenimi veriyor. Klasik marxist külliyatın dışında da okumalar yaptığı yazılarından anlaşılıyor. Ancak bu tür alternatif okumaları, yeni bir sosyalist perspektif oluşturmaya yönelik değil de, daha ziyade "Bak gördünüz mü, bütün bu moda yazarlar gelip geçiciydi. Muzaffer neo-liberalizmin sözcüleriydi. Neo-liberalizmin çöküşüyle beraber bunlara da artık gerek kalmadı, bildiğimiz yöntemlere artık dönme zamanı gelmiştir" gibi sol bir wishful thinking'i rasyonalize etmek için yapıyor olmalı.
|
57 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Teori » Politik-Teori
Ekleyen: Önder Kurt
Ağustos 28, 2009 Tıklar: 58  0
Fikret Başkaya'nın "Reel Atatürkçülük" yazısındaki, kendimce gördüğüm sayısız çarpıtmalara, tutarsızlıklara cevap vermek için bir yorum yazacaktım ama yorum sınırlarının ötesine geçeceği anlaşılınca, ayrı bir yazı olarak dile getirmeye çalıştım. Başkaya'da kendimce gördüğüm tutarsızlıkları, ideolojilerin yapılanmasına dair derinlemesine bir kavrayıştan yoksun olması etrafında kümelenince, yazının konusu da kendiliğinden belirmiş oldu.Zaten ideoloji konusunda bir yazı yazmayı planlıyordum. Başkaya'nın yazısının vesile olması, iyi mi oldu, kötü mü oldu bilemiyorum. Zira İdeolojilerin yapılanması üzerine yazmak, bırakın tek bir makaleye, bir kitaba bile sığmaz. Koca bir külliyat vardır bu konuda. Hatta mesala biraz abartarak Zizek'in bütün teorik faaliyetinin bile ideolojilerin yapılanması üzerine kurulduğu bile söylenebilir. Böylesine kapsamlı bir konuyu, Başkaya'nın yazısı etrafında ele almak, dikkati dağitabileceği için iyi sonuç vermeyebilir, zira yazısında karşı çıkılacak o kadar çok bariz nokta var ki..Ancak idealojilerin nasıl kavranMAMAsı grektiği üzerine bir "case study" de olabilir.
|
58 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Ağustos 28, 2009 Tıklar: 118  0
Bu yazının başlığı, "Tipik Bir Militan Olarak Sosyalist Felsefe Okumalı Mıdır?" da olabilirdi. Zira Türkiye sosyalist solunda kemalizmle olan hesaplaşmanın hep politik okumalardan kaynaklanan argümantasyonlara dayandığını düşünüyorum. Ortaya çıkmış olması gerek; "Felsefi Düşünme" ve "Politik Düşünme" arasında bir ayrım yapıyorum. Şimdi bu ayrımın bana göründüğü şekliyle temel özelliklerini dile getirmeye çalışacağım;
|
118 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Temmuz 11, 2009 Tıklar: 94  0
Leman'ın çok iyi bir tiplemesi vardı eskiden; Üstat/Şair/Yazar Ercüment Menemen. Turgut Özal ve ailesine derme çatma, sonunu getiremediği uzun cümlelerden kurulu methiyeler düzerdi. O dönemki Leman, Türkiye'de faaliyete sokulan beyin iğfal şebekesinin sahne alışını çok iyi ortaya koymuştu bu karakter sayesinde. Tabii bunun bir de ekurisi vardı: Mustafa Kamil Zorti. Süreç Tamamlanmışa benziyor: Ercüment Menemen edebiyat alanında faaliyet gösteriyordu. Şimdi artık, iktisat, tarih, marxism gibi başka alanlarda da Ercüment Menemen'ler işbaşında. Ben de bu büyük "üstat"lardan birine bir tribute yazı kaleme almak istedim:
|
94 |
 |
|
0.0 (0) |
|
|
|
Makale » Politika
Ekleyen: Önder Kurt
Temmuz 05, 2009 Tıklar: 135  0
2 Temmuz'da merakla baktım; farklılıklara saygı, hoşgörü, kültürel çeşitlilik gibi post-modern jargonları kullananlar tek bir laf edecek mi diye. Bu taleplerinin salt ideolojik hegemonya kurmaya yönelik söylemsel bir operasyonun öğeleri değil, gerçekten samimi talepler olduklarını gösterecek yorumlar yapılır mı diye soruyordum kendime. Ama nafile; anlaşılan sistemin iktidardaki efendileri kadar, yeni bir statüko için rakip efendilere hizmet edenler de kendi ideolojik hegemonyaları altına almaya çalıştıkları kesimlerin -özellikle bu topraklarda çok geçerli- bir özelliğine bel bağlıyorlardı: hafıza-ı beşer nisyanla maluldur. "Eğitimsiz, cahil bırakılmış geniş halk kitleleri kadar, aydınların, solcuların hazfızası da nisyandan maluldur nasıl olsa". İşte bel bağlanan hesap bu. Oysa öylesine geçiştirilecek bir olay mıdır Sivas'ta yaşanan trajedi? Bu anlamda o katliamda kaybettiklerimizi anmak için yapılan eylemlerdeki bir pankart çok anlamlı; "Unutmadık, Unutturmayacağız!". Bu iddiaya, karşı karşıya bulunduğumuz ideolojik saldırı karşısında inadına inadına dört elle sarılmamız gerekiyor.
|
135 |
 |
|
0.0 (0) |
|