HayalET Blog
Eduardo Galeano insanlık için eski benim için yeni bir kıymet. Daha önce, onun "Kucaklaşmanın Kitabı"ndan muhtelif alıntılar yapmış idim. Geçenlerde futbolla ilgili bir kitabını okudum: Gölgede ve Güneşte Futbol. Latin Amerika futbolu soslu dünya kupaları özeti... Her dünya kupası yılına ilişkin çeşitli notlar aktarırken, her dört yılda bir şunu tekrarlıyor sektirmeden: "Miami'deki güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre Fidel Catro'nun devrilmesi her an gerçekleşebilirdi."
Eskiden, Gerçekten-Varolan Sosyalizm zamanında rejim muhalifleri arasında onların protestolarının boşunalığını gösteren bir fıkra oldukça popülerdi. Moğollar tarafından işgale uğrayan 15. yüzyıl Rusya'sında bir çiftçi ve karısı tozlu bir köy yolunda yürürler; atlı bir Moğol savaşçı yanlarında durur ve çifçiye karısına tecavüz edeceğini söyler; ardından ekler:
Bu reklam gibi olan başlıktan sonra, sanırım dayanamayıp bu yazıyı okursunuz. Durun durun hemen bırakmayın, bu sadece bir reklam değil, birazdan okuyacağınız üzre,ucundan da olsa gerçek olan bir durum.
Bu hafta anlatacağım bölge Arjantin’in Misiones eyaleti. Misiones Arjantin’in kuzey batı ucunda, Uruguay, Paraguay ve Brezilya’yla komşu olduğu alan. Bu bölgede ırmaklar bir doğal sınır olarak bu ülkeleri bir birinden ayırıyorlar.
Bizim bu bölgede ilk konakladığımız yer ise Posadas oldu. Öğlen üzeri ulaştığımızda hava sıcaklığı epey yüksekti. Misiones’in baskenti olan Posadas’ta sokaklarda in cin top oynuyordu. Nitekim küçük bir turdan sonra bizde kaldığımız otele sığınmak zorunda kaldık. Bizim içinde zorunlu siesta başlamış oldu. Ancak saat 5’e doğru dışarı çıktığımızda sokaklar hareketlenmişti ve dükkanlar açılmaya başlamıştı. Bu arada bir tesadüf eseri, belki de Posadas’ta ilgi çekebilecek nadir hadiselerden birine şahit olduk. O gün meğer ordu günüymüş. Bir takım askerler ve polisler oluşturdukları üç bandoyla meydanın farklı köşelerinde halka konser verdiler. Kimisi klasik müzik örnekleri çalarken kimisi de o ciddi kıyafetlerin altında salsa vb. dans müzikleri icrá ediyorlardı. Ama nedense üç beş kişi dışında pek kimse dans etmeye tevessül etmedi. Askerlerin bir kısmı ise Napolyon dönemindeki Fransız askerlerininkine benzer kıyafetlerle donatılmışlardı ama başlarındaki şapkada takılı bir tüy fazlalarıyla.
Misiones adi üzerinde,tarihte Cizvit misyonerlerinin etkinlik bölgesi olmuş. Burada, 1600’lerde başlayan Cizvit tarikatının çalışmaları, Guarani yerlilerinin ‘medeniyet’le tanıştırılmasını sağlamış. O dönemde bir tür ütopya olarak tasarlanan yerleşim yerleri bu gün harabe halinde. Biz, bunlardan şimdilerde en büyügü sayılabilecek ikisini ziyaret ettik. İlki Parana Irmağı’yla bölünen Arjantin-Paraguay sınırının diğer tarafında. Bunun için iki ülkeyı ayıran uzunca bir köprüyü kullanarak diğer tarafa ulaşıyorsunuz. Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra Tirinidad misyonuna vardık. Yol üzerinde göze çarpan villalar var. Bunlar son yıllarda özellikle İsviçre, Almanya ve Japonyadan buraya göçen insanlara aitmiş. Toprak ucuz ve cok verimliymiş ,bu insanlarda sanırım şimdilerde kendi ülkelerinde bulamadıkları zenginliği ve rahatı burada bulmuş gibiler.
Misyon, merkezinde kilise olan,etrafında taşlardan yapılmış yerleşim yerleri, oyun sahası, okul, tarım alanları vb bir küçük çaplı topluluğun ihtiyacını karşılayacak tarzda tasarlanmış. Mimaride daha önce sazdan klübelerde yaşayan yerlilere Avrupa tecrübesi taşınmış. Bunun yanı sıra tek eşli evlilik, Hıristiyanlık (bu biraz kolay olmuş çünkü Guaraniler de tek tanrı inancına sahipmiş), eğitim gibi şeylerle bir tür toplumsal ‘düzen’ getirmişler. Ayrıca insan eti yemeyi ortadan kaldırmışlar. Bütün bunları her hangi bir zor kullanma aracılığıyla değil, misyonda yaşamanın avantajını göstererek sağlamışlar. Cizvitler özellikle örgütlenme konusunda sanırım yetenekliymiş. Öncelikle yörenin dili ve kültürünü ögrenmeyi kendilerine bir iş edinerek, yerli topluluğunu başlangıçta köklü degişikliklere zorlamaksızın onların komünal hayatlarına birazda kendilerini uydurarak kısa zamanda güçlenmisler. Bu bölgede yasaklanana kadar 30 misyon oluşturuyorlar. Zamanla bu misyonlarda yaşayan yerlilerin sayısıda 150 bini buluyor. Bu tabi zamanin İspanya krallığını ve papalığı endişelendiriyor. 1773’te Papa 14. Clementhus Cizvit tarikatını yasaklar ve misyonlara Fransisken din adamları gönderilir. Bu yeni gelenlerin baskıcı katı uygulamaları karşısında Guaraniler çareyi misyonları terketmekte bulur. Daha sonra ise misyon mekanları önce hazine arayanlar tarafından, akabinde de, Paraguay, Arjantin ve Brezilya arasında uzun süren savaşlarda yıkıma uğrar. Şimdi ise yeni yeni restore edilmeye çalışılıyor.
İkinci misyon ziyaretimizde Posadas-İguazu yolu üzerinde bulunan San İgnacio’ya oldu. Bu misyonda benzer bir yapıya sahip. Sadece farklı olarak, daha şehir içinde ve geniş bir alana yayılmış. Her iki misyonun bu gün bulundugu bölgede halen yerliler yaşıyor. Fakat zamanında ataları ‘medeniyet’le tanıştırılan bu insanlar yoksulluk ve sefalet içinde. Bu gün karınlarını doyurmak için ya ‘medeniyet’in cöplerini karıştırıyorlar ya da bulabildikleri döküntü bile sayılamayacak şeyleri turistlere satmaya çalışıyorlar...
Neyse gene laf uzadı,diğer ülkelerin ucunu anlatma işi haftaya kaldı. Haftaya İguazu’da görüşmek üzere...